Anahtar kelimeler: Yidk Sınai İbareli Fikri Markalarına Markalar Haklar Marka Şartı Eksiklikleri
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ██████████ sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu karara yönelik davalı itirazının ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından kısmen kabul edildiğini ve bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, oysa müvekkili markasının, toplum nezdinde bilinirliği yüksek, tanınmış bir marka olarak ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, karşılaştırılan markalar her ne kadar "..." ibaresi ile başlasa da "..." ibaresinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, buna göre "..." ibaresi ile "... ..." markaları arasında karıştırılmaya yol açacak bir benzerliğin bulunmadığını, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler incelendiğinde, müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğunun anlaşıldığını, davalı şirketin itirazına dayanak olarak sunduğu faturaların en eski tarihlisinin 2013 yılının Aralık ayına ait bulunduğunu, bu tarih öncesinde davaya konu mal ve hizmetler için herhangi bir kullanımının olmadığını, dava konusu başvurunun, müvekkilinin önceki markalarının devamı niteliği taşıdığını, davalı şirketin 35. sınıfta yaptırdığı tescillerin, müvekkilinin kullanımlarını ve marka tescillerini engelleyemeyeceğini ileri sürerek YİDK'in 2021-M-10877 sayılı kararının iptaline ve müvekkili marka tescil başvurusunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili markaları ile davacı markası arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu başvuruda yer verilen "Merve" ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetlerin tamamının, redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerle benzer olduğu, marka işaretleri arasında da işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, markalar arasında başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden karıştırılma ihtimali doğduğunu, davacının müktesep hak iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ██████████ sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusu kapsamında 03, 05, 14, 18, 24, 25, 26. sınıf mallarla 35, 42. ve 45. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davalı şirketin ██████████, ████████ 01... /001032 sayılı "..." unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddine karar verildiği, bu karara yönelik davalı şirket itirazının ise YİDK'in 2021-M-10877 sayılı kararıyla, söz konusu markalar arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle kısmen kabul edildiği, başvuru kapsamından 24, 26... . sınıflarda yer alan bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarıldığı, dava konusu başvurunun, beyaz zemin üzerine, lila renginde, küçük harflerle yazılan "..." ibaresi ile bu ibarenin üzerinde konumlandırılmış bir rüzgar gülü figüründen oluştuğu, başvuruda yer verilen figüratif unsurunun ayırt ediciliğe katkısının sınırlı olduğu, redde mesnet davalı markaları ise "..." ibaresinin yanında "..." ibaresi ve bu ibarelerin altında "... ve ... A.Ş." ibaresi ile kelime unsurlarının sol tarafında yer verilen figüratif unsurlardan meydana geldiği, söz konusu markalardaki kelime unsurları tanımlayıcı olup, ayırt ediliğe katkılarının bulunmadığı, yine bu markalardaki şekil unsuru da tali konumda bulunduğundan, redde mesnet markaların asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, dava konusu başvuruda, "..." ibaresinin öne çıkarılmadığı, bir bütün olarak "..." ibaresine yer verildiği, dosya kapsamındaki delillerden de davacının özellikle giyim malları üzerinde söz konusu ibareyi yaygın biçimde kullandığı, bu husus da, tüketicilerin başvuruyu, "..." şeklinde bir bütün olarak algılayacakları yönündeki kanaati güçlendirdiği, her ne kadar taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, bu ibarenin dava konusu başvuruda öne çıkarılmaması, bir bütün olarak "..." ibaresinin asli unsur olarak kullanılması, bunun dışında yazım şekli ya da tertip tarzı itibariyle dava konusu başvurunun, davalı markalarına yanaştırılmaması, aksine yer verilen şekil unsuru ile de markaların farklılaştırılmaya çalışıldığı, davacı markalarının kullanım yoluyla ayırt ediciliğinin artırıldığı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu başvuru ile davalı şirket markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı kanaatine varıldığı, davacı tarafça, dava konusu başvuru üzerinde kazanılmış hakkının olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetleri de kapsayan önceki tarihli markalarının, giyim sektöründe yaygın biçimde kullanıldığının ispat edildiği, buna karşılık başvuru kapsamından çıkarılan 24, 26... . sınıftaki mal ve hizmetler üzerinde ise söz konusu markanın kullanıldığının ispat edilemediği görüldüğünden, davacının müktesep hak iddiasının yerinde görülmediği, ayrıca; davacı tarafça, dava konusu başvurunun uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler bakımından tescil edilmesi talep edilmiş ise de mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmadığından ve tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararına bağlı doğal bir sonuç olduğundan, davacının bu talebinin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile YİDK'in 2021-M-10877 sayılı kararının iptaline, davacı vekilinin marka başvurusunun tescili talebinin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının ayrı ayrı reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde davalılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene davacıya yükletilmesine, 03.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!