Anahtar kelimeler: Tcankara Senediyle İpoteklerinin Eskişehir Yazildiği Bankadan Çekleri Menfi Müşteri İflas

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi █████████ Esas ████████ Karar

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVA
: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ
: █████/2015
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar iflas idaresi vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı bankadan tek bir kredi kullandıklarını, kredi dosyasına takibe konu 7 adet teminat senediyle, müşteri çekleri, taşınmaz ipoteklerinin teminat olarak verildiğini, ayrıca nakit paranın da yatırım hesabına bloke olarak teminat niteliğinde alındığını, davalının teminatlar nakde çevrilmemiş gibi 7 adet senedi icra takibine koyduğunu, kredi dosyasında teminat olarak bulunan yatırım hesabından alınan 500.000,00 TL ve takastan tahsil edilen müşteri çekleri, ipotekler paraya çevrildiğinde iki kez tahsilat yapacağını, takibe konu senetlerin boş olarak bankaya verildiğini, bankanın boş kısımlarını müvekkillerinin rızası dışında doldurarak takibe koyduğunu, müvekkillerini takibe konu kambiyo senetleri nedeniyle borçları bulunmadığını, kredi sözleşmesinden dolayı kredi borcu olduğunu, senetlerin teminat amaçlı verildiğini, takibin iptali gerektiğini, aksi kanaatte ise gerçek borcun ortaya çıkması için mahkemece harici tahsilatlar tespit edilerek bu kısımlar yönünden borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini belirterek takibin iptaline, aksi kanaat halinde haricen tahsil edilen miktarlar üzerinden fazla kısmın iptaline, %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Temlik eden davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu bonoların bedellerinin vadesinde ödenmediğini, müvekkilinin senetleri temlik cirosuyla devraldığını, müvekkilinin iyi niyetli meşru hamil olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalı banka ile müflis ... arasında █████/2010 tarihli 1.000.000,00 TL limitli, █████/2012 tarihli 2.000.000,00 TL limitli, █████/2013 tarihli 3.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, müflis ... Et ve Et Mamülleri İth. İhr. Taah. Sanayi ve Ticaret Limited şirketinin ise bu sözleşmeleri müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, müflis ... ve müflis ... Et ve Et Mamülleri İth. İhr. Taah. Sanayi ve Ticaret Limited şirketinin ayrıca davalı bankaya Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyasında takibe konu yapılan yedi adet bonoyu verdiği, ödeme yapılmaması üzerine davalı banka tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı, her ne kadar davacı taraf icra takibine konu senetlerin genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini ve sözleşmeye aykırı olarak doldurulduğunu iddia etmiş ise de; bonolardaki keşideci imzasının davacıya ait olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, 6102 Sayılı TTK'nın 778/1-f maddesinin yollaması ile 680/1. maddesi uyarınca tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bono düzenlenmesi mümkün olup, senedin tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ve teminat amaçlı verildiğini iddia eden davacının bu iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiği, ancak bonolar üzerinde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığı, banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede de kambiyo senetlerinin teminat için alındığına ilişkin belgeli bir tespitin de yapılmadığı, bonoların kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğine dair dosyada mevcut bir kısım bilirkişi raporlarına da, belgeye dayanmayıp yoruma dayalı olması nedeniyle mahkememizce itibar edilmediği, senetlerin bahsi geçen genel kredi sözleşmelerine istinaden verildiği ve senetlerin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu kanıtlamaya elverişli yazılı delil de sunulmadığı, bu haliyle bonoların kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiği hususunun davacı tarafça ispatlanamadığı gibi, davacı tarafın bonolardan kaynaklı borcunu ödediğini de usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar iflas idaresi vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu 7 senedin geçersiz olduğunu, dava konusu 7 adet senedin vade tarihi konulmaksızın bankaya teslim edildiğini, bononun zorunlu unsurlarından biri olan vade tarihinin yer almadığı senetlerin geçersiz olduğunun mevzuat gereği olup, hal böyle iken geçersiz senetler dolayısıyla yapılan takip kapsamında borcun olmadığının da açık olduğunu, teminat niteliğinde vade tarihi yazılmaksızın verilen dava konusu senetlerin banka kayıtlarıyla müflisin talebini aykırı olarak tanzim edildiğinin görüleceğini, dolayısıyla senetlerin geçerliliğinden bahsetmenin mümkün olmadığını, mahkeme aksi kanaatte ise dava konusu senetlerin zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, vadenin bononun unsurlarından olsa da aynı Kanun'un 777/2. maddesi gereğince vadesi gösterilmemiş bir bono görüldüğünde ödenmesinin şart sayıldığını, TTK'nun 778. maddesi göndermesiyle bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanun'un 704. maddesine göre ise görüldüğünde ödenecek bononun tanzim tarihinden itibaren bir yıl içinde ödenmek üzere ibrazının zorunlu olduğunu, bir başka anlatımla vade unsurunu taşımayan senedin, TTK'nun 704. maddesinde belirtildiği üzere görüldüğünde ödenecek bono olarak düzenlendiğinin kabulü gerekeceğinden, bu eksikliğin senedin bono olma vasfını etkilemeyeceğini, vadesi gösterilmemiş bononun bir yıl içinde ibraz edilmemiş olması, zamanaşımı müddeti dolmadıkça senet keşidecisini sorumluluktan kurtarmayacağını, senedin süresi içinde, yani keşide tarihinden itibaren bir yıl içinde ibraz edilmemesinin vadenin geçirilmesi hükmünde olup, bu halde rücu hakkı düşeceğinden cirantalara müracaat edilemeyeceğini, zamanaşımı süresi dolmadıkça senedi tanzim eden borçlunun (keşidecinin) sorumluluğunun devam edeceğini, senetlerin tamamının bir yıllık ibraz süresini geçirdiğini, hal böyle olunca ciranta olan ... yönünden zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, dava konusu senetler dolayısıyla müflise başkaca bir kredi kullandırılmadığını, dava konusu senetlerin bankaya, kullandırılan genel kredi sözleşmesi kapsamında teminat olarak verildiğini, dosya kapsamında tevdi edilen bilirkişilerce de banka nezdinde ve dosya içeriğinde yaptıkları inceleme ile “davaya konu senetlerde de bu şekilde ve bu amaçla alınmış olduğundan davaya konu 7 adet bono karşılığında ...'a herhangi bir kredi kullandırılmamıştır. Bu bonolar davalı banka tarafından teminat için alınmıştır.” şeklinde tespitlerde bulunduğunu, dava konusu 7 adet bono karşılığında müflisin kredi kullanmadığını, dolayısıyla teminat olarak alınan bonolara dayanak hiç bir borcun olmadığını, dava konusu 7 adet bononun teminat olarak verildiğini, bilirkişi tarafından bonoların teminat olarak verildiğinin ifade edildiğini, teminat bonoları ancak taraflar arasında yapılan sözleşmenin teminatı olarak alındığını, teminat bonolarının kanunen tek başına geçerliliği bulunmadığını, sözleşmeden bağımsız olarak icra takibine konu edilemeyeceğini, bilirkişi tarafından davaya konu 7 adet bono karşılığında müflis ...'a herhangi bir kredi kullandırılmadığı tespit edildiğine göre teminat bonolarına dayanak olarak bir sözleşme bulunmadığını, dolayısıyla teminat bonoları nedeniyle müflisin borçlu olmadığını, bilirkişi raporlarındaki çelişki giderilmeksizin mahkeme tarafından karar verildiğini, müflisin dava konusu bonolar karşılığında kredi kullanmadığını, bonoların teminat olarak alındığını, herhangi bir borç dayanağının bulunmadığının bilirkişi tarafından tespit edildiğini, aynı şekilde diğer bilirkişi raporunda müflisin davalı bankaya karşı sorumlu oldukları borç tutarının toplam 3.505.711,79 TL olduğunu, bu miktarın davalı bankaya borçlu olduğu bilirkişi tarafından beyan edildiğini, her iki rapor arasında çelişki ve hukuka aykırılık bulunduğunu, zira bonoların teminat olarak verildiğini, bonoya dayanak kredi olmadığını, bonoların vade günü dahi bulunmadığını ancak çelişki ve tutarsızlık ile bilirkişi tarafından belirlenen bonolar nedeniyle müflisin borçlu olduğu yönünde tespit yapılmasının hukukla mevzuatla bağdaşır mahiyette olmadığını, banka tarafından ipotekli taşınmazlar yönünden icra takibi yapılıp yapılmadığı, taşınmazların satılıp satılmadığı hususlarında araştırma yapılmadığını, banka tarafından aynı nakdi kredi sözleşmesi kapsamında taşınmazlara ipotek konulduğunu, müflisin bir kısım taşınmazları üzerine ipotek tesis edildiğini, bu ipoteklerin nakde çevrilip çevrilmediği hususunda bir araştırma yapılmadığını, müvekkili tarafından yapılan ödeme olup olmadığının dahi incelenmediğini, dosya kapsamında farklı bilirkişiler tarafından bir kısım ödemeler yapıldığının tespit edildiğini, bu ödemelerin ne olduğu ile ilgili hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, davalı tarafından hukuka aykırı olarak tahsilde tekerrür edildiğini, genel nakdi kredi sözleşmesi kapsamında borcu görünen müvekkili yönünden ayrıca bu genel nakdi kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen senetler nedeniyle de ayrıca işlem yapıldığını, tek bir borç için iki ayrı yöntemle ödemeler talep edilmektedir ki bu hususun hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; genel kredi sözleşmesi kapsamında teminat olarak verilen senetler nedeniyle borçlu olunmadığından senetlere dayalı icra takibinin iptali, aksi halde takip öncesi ve sonrası haricen yapılan tahsilatlar icra dosyasına bildirilmediğinden ödenen kısım yönünden takibin iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Mahkemece yapılan yargılama sonunda ███████ Esas ████████ Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, davacılar iflas idaresi vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Dairemizin ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararıyla dosyanın heyetçe bakılması gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmüş, anılan karar üzerine dosya ████████ Esas sırasına kaydı yapılmıştır.
Dairemiz kaldırma kararından sonra davacı ... tarafından eksik peşin harç █████/2023 tarihinde yatırılmıştır.
Dava konusu Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı takip dosyasında davalı banka tarafından davacı borçlular aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 7 adet bonoya dayalı olarak █████/2014 tarihinde toplam 3.505.711,79 TL alacağın tahsili talebiyle icra takibi başlatılmıştır.
İcra takip dayanağı bonolarda borçlunun davacı ... ... Ltd. Şti, lehtarın ... olduğu, bonoların ayrı ayrı 500.000,00 TL bedelli bulunduğu, bonoların █████/2010 tanzim tarihli, █████/2014 vade tarihli, █████/2010 tanzim tarihli, █████/2014 vade tarihli, █████/2012 tanzim tarihli, █████/2014 vade tarihli, █████/2012 tanzim tarihli, █████/2014 vade tarihli, █████/2012 tanzim tarihli, █████/2014 vade tarihli, █████/2012 tanzim tarihli, █████/2014 vade tarihli, █████/2012 tanzim tarihli, █████/2014 vade tarihli olduğu, bonolarda lehtar cirosuyla temlik eden davalı bankanın yetkili hamil olduğu görülmüştür.
Davalıyla davacı ... arasında █████/2010 tarihli 1.000.000,00 TL limitli, █████/2012 tarihli 2.000.000,00 TL limitli, █████/2013 tarihli 3.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri imzalanmış olup, davacı şirketin sözleşmede müteselsil kefil olarak imzası yer almaktadır.
Davalı banka tarafından kredi hesabı kat edilerek █████/2014 tarihli ihtarname ile 3.574.356,84 TL alacağın 3 gün içinde ödenmesi davacılara ihtar edilmiştir.
Davacılar hakkında Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ███████ Karar sayılı kararıyla iflas kararı verilmiştir.
Davalı bankanın GMY kredi komitesi onay formunda nakit riskini kapsayacak miktarda davacı şirketin borçlu, davacı ...'un alacaklı, bankaya cirolu finansman senedi ve/veya bir başka bankaya ait çek alınacağı, teminata alınan çeklerin ticari ilişkiden kaynaklanan azami 9 ay vadeli gerçek müşteri çeki olacağı belirtilmiştir.
Yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan █████/2017 tarihli birinci bilirkişi raporunda, bankaca bedeli tahsil edilen çeklerin kredi hesabına kaydedilerek borç tutarından düşüldüğü, davacı ...'un bankadaki kredi hesapları ve davaya konu 7 adet senetle ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeyle bankaca bedeli tahsil edilen çeklerin kredi hesabına alacak kaydedilerek borç tutarından düşüldüğü, davaya konu 7 adet bononun karşılığında herhangi bir kredi kullandırılmadığı, bu senetlerin davalı banka tarafından teminat için alındığının saptandığı, davacıya ait mizanlarda dava konusu senetlerle ilgili bir kayda rastlanmadığı, bonoların davalı tarafından teminat için alındığı, davalıya teminat cirosuyla bonoların devredildiğinin kabulü gerektiği, davacıların bono nedeniyle borçlu olup olmadığının mahkemenin takdirinde bulunduğu tespit edilmiştir.
İtiraz üzerine bankacı bilirkişiden alınan █████/2018 havale tarihli ikinci bilirkişi raporunda, banka kayıtlarında alacak dosyası varlık yönetim şirketine satıldığından davacı ...'a ait banka kayıtlarına şubedeki sistem üzerinden ulaşılamadığı söylendiğinden kayıtlar üzerinde inceleme yapılamadığı, banka şubesinde kredi onay formlarının incelendiği, senetlerin teminat için alındığının anlaşıldığı, 7 adet bono teminat alınmak suretiyle davacıya bu teminat karşılığında kredi kullandırılmadığı, kredi dosyasıyla kredi onay formu birlikte değerlendirildiğinde takibe konu bonolar nedeniyle davacının davalıya borcu bulunmadığı, davacının borcunun gerçek müşteri çekleri veya gayri menkul ipoteği teminatı karşılığında kullandırılan krediler nedeniyle oluştuğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Bankacı, mali müşavir ve bankacı bilirkişi heyetindten alınan █████/2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacıların defterleri ve banka kayıtları üzerinde inceleme yapıldığı, senetler nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığı, genel kredi sözleşmesi nedeniyle borç bulunduğu, davacıların defterlerinde senetlere ilişkin kayıt bulunmadığı, davacılar arasında herhangi bir mal alışverişi ve borç alacak kaydının olmadığı tespit edilmiştir.
3 kişilik bankacı bilirkişi heyetinden alınan bila tarihli dördüncü bilirkişi heyeti raporunda, kredi kullanımı sırasında ve sonrasında davacının davalıya verdiği 7 adet senedin teminat senedi olma özelliği taşımadığı, ifa uğruna verilen senet özelliği taşıdığı, davacının davalıya senetlerden de kaynaklanan borcunun oluştuğu, bu borcun 3.505.711,79 TL olarak takibe konu edildiği, davalı rehinli banka bonosu varlığını nakde tahvil ederek yaptığı tahsilat ile davacının evvelce teminat olarak verdiği çeklerin tahsilinden sağladığı haricen yaptığı tahsilatları davacıya ve icra dairesine, kendisine bu yönde icra dairesince ihtarat yapılmasına rağmen bildirmeyerek davacının en azından bu miktar üzerinden menfi tespit davası açmasına yol açtığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalı bankaya verilen senetlerin boş olarak verildiğini, banka tarafından sonradan rıza hilafına doldurulduğunu, senetlerin geçersiz olduğunu, senetlere dayalı olarak başlatılan icra takibinin iptali gerektiğini, aksi kanaat halinde ise takipten önce ve sonra yapılan ödemelerin ihtara rağmen davalı tarafından icra dosyasına bildirilmediğini, ödenen kısımlar yönünden takibin iptali gerektiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında davalı banka tarafından davacılar aleyhine 7 adet bonodan kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle dava konusu icra takibi başlatıldığı, davalı banka ile davacı ... arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davacı şirketin sözleşmede müteselsil kefil olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, dava konusu icra takip dayanağı 7 adet bononun teminat bonosu olup olmadığı, teminat bonosu ise dava tarihi itibarıyla bonoların teminat vasfının devam edip etmediği, davalının dava konusu icra takibi ile tahsilini talep ettiği alacağa ilişkin herhangi bir tahsilat yapıp yapmadığı, yapmış ise miktarı, davacıların dava tarihi itibarıyla davalıya borçlu olup olmadıkları, borçlu değil iseler miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davacılar iflas idaresi vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere dava konusu icra takibiyle davalı banka tarafından davacılar aleyhine 7 adet bonodan kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle icra takibi başlatılmıştır. 7 adet bonoda davacı şirket borçlu davacı ... lehtar ciranta, davalı banka ise yetkili hamil durumundadır. Bonolar üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir ibareye yer verilmemiştir.
Dosyada yer alan kredi onay formunda kredinin teminatını teşkil etmek üzere davacı şirketin borçlu, davacı ...'un alacaklı, davalı bankaya cirolu finansman senedi alınacağı açıkça yazılıdır.
Anılan onay formu karşısında dava konusu icra takip dayanağı 7 adet bononun teminat senedi olduğu banka kayıtlarıyla sabit hale gelmiştir. Bonoların teminat vasfına sahip olması davacıların bonolar nedeniyle borçlu olmadığı sonucunu doğurmayacaktır. Burada yapılması gereken iş artık bonoların teminatı olduğu genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalı bankanın dava tarihi itibarıyla bir alacağı bulunup bulunmadığı, bonoların dava tarihi itibarıyla teminat vasfının devam edip etmediğinin tespiti olacaktır. Mahkemece ise, dosyada yer alan kredi onay formu karşısında bonoların teminat senedi olduğunun açıkça ispatlandığı gözetilmeden bonoların teminat senedi olmadığı kabul edilerek hüküm kurulması yoluna gidilmiş olup, bu husus dosya içerisinde yer alan onay formlarına ilişkin yazılı delil durumuna aykırılık teşkil etmektedir.
Öte yandan, dava dilekçesinde davacı yan takip dayanağı 7 adet bononun teminat senedi olması nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti iddiasının yanı sıra mahkemece aksi kabul halinde davalının tahsil ettiği bedelleri icra dosyasına bildirmediği, icra müdürlüğünce bankaya buna ilişkin müzekkere yazılmasına rağmen cevap verilmediği ileri sürülerek ödenen kısım yönünden menfi tespit talebinde bulunulmuştur. Yargılama aşamasında alınan 4. Bilirkişi raporunda, davalı bankanın haricen tahsilat yaptığı, yapılan tahsilatları davacıya, icra daiersine kendisine bu yönde icra dairesince ihtarat yapılmasına rağmen bildirmediği tespit edilmiş ise de, raporda davalı bankanın haricen yaptığı tahsilat miktarının ne kadar olduğu, davacıların dava tarihi itibarıyla davalı bankaya borçlu olmadığı miktarın ne kadar olduğunun tespitine yer verilmemiştir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, kredi onay formları karşısında teminat senedi olduğu anlaşılan dava konusu icra takip dayanağı 7 adet bononun dava tarihi itibarıyla teminat vasfının devam edip etmediği, dava tarihi itibarıyla davalı bankanın davacılardan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağı bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, davacıların borçlu olmadığı miktar var ise miktarı, davalı bankanın haricen yaptığı tahsilat miktarının ne kadar olduğunun tespit edilmesi hususunda yargılama aşamasında rapor alınan 3 kişilik bankacı bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın reddine yönelik verilen kararda isabet görülmediğinden davacılar iflas idaresi vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR
:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacılar iflas idaresi vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE,
2-Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, davacılar iflas idaresi vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacılar iflas idaresinin yatırmış olduğu 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde davacılar iflas idaresine iadesine,
5-Davacılar iflas idaresinin istinaf aşamasında yapmış olduğu yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda dikkate alınmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacılar iflas idaresi yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!