Anahtar kelimeler: Euro Vadeli Mevduata Bankalarınca Taşıma Den Olmamak Devamına İnkar Devlet

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İstanbul 20. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI
: ████████ Esas- ████████ KararTARİH
: █████/2023DAVA
: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)KARAR TARİHİ
: █████/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine, ....İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile yapılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptaline, icra takibinin 5.030,46 euro asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarınca bir yıllık vadeli euro mevduata uygulanan en yüksek faizi ile devamına ve %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin, davalı ile arasındaki ticari ilişki kapsamında değişik zamanlarda taşıma işleri yaptığını, farklı zamanlarda gerçekleştirilen bu taşımalara uygun olarak faturalar düzenlendiğini, müvekkilinin gerçekleştirmiş olduğu bu taşımalara istinaden son olarak, ... numaralı 02.10.2020 tarihli 3.500,00 euro bedelli, ... numaralı 05.10.2020 tarihli 1.100,00 euro bedelli, ... numaralı 05.10.2020 tarihli 4.900,00 euro bedelli ve ... numaralı 08.10.2020 tarihli 100,00 euro bedelli faturaları düzenlediğini, müvekkili tarafından gerçekleştirilen taşımalara ilişkin olarak söz konusu faturaların düzenlenmesinden sonra davalı tarafından, 23.10.2020 tarihinde, 3.800,00 euro ve 04.12.2020 tarihinde 15.919,54 euro olmak üzere bir kısım ödemeler yapıldığını, ancak davalı tarafından yapılan işbu ödemeler düşüldükten sonra cari hesapta kalan 5.030,46 euro alacağın müvekkiline ödenmediğini, müvekkilinin bahse konu cari hesap alacağının tahsili amacıyla, ....İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafından işbu icra takibinde borca ve faize itiraz edildiğinden, takibin durdurulmasına karar verildiğini, ancak davalının itirazının iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalı tarafından, icra takibine konu borca itiraz edilmiş ise de, cari hesap ekstresi, Bs formu ve mutabakat formundan anlaşıldığı üzere müvekkilinin davalıdan 5.030,46 euro alacaklı durumda olduğunu, sunulan hamule senetleri ile faturalardan anlaşıldığı üzere, müvekkilinin üstlendiği tüm taşıma işlerini gerçekleştirdiğini ve işbu sözleşmelere uygun olarak düzenlediği faturaları davalıya gönderdiğini, nitekim, davalı tarafından söz konusu faturaların gönderilmesine müteakip bir kısım ödemeler yapıldığını, kaldı ki, müvekkili tarafından davalıya gönderilen 2020 yılı Ekim ayı Bs mutabakat formunun da davalı tarafından onaylandığını, davalının söz konusu Bs mutabakat formunu onaylamakla müvekkiline olan borcunu açıkça kabul ettiğini, müvekkili ile davalı arasındaki cari hesap dökümü incelendiğinde de, müvekkilinin davaya konu faturalar sebebiyle, davalıdan 5.030,46 euro alacaklı olduğunun görüldüğünü, davaya konu alacak yabancı para alacağı olup, yabancı para alacaklarına işletilmesi gereken faizin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 4/a maddesine göre belirlenmesi gerektiğini, buna göre dava konusu alacak bakımından işletilmesi gereken faiz oranının da devlet bankalarınca euro para biriminde bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranı olacağını, somut olayda alacak likit olduğundan, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, zira müvekkilinin taşımayı hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirdiğini, bu kapsamda tüm yükümlülüklerini ifa etmiş olup, faturalarda yer alan ücrete hak kazandığını, davalının müvekkiline borçlu olduğunu onayladığı Bs formuyla da kabul ettiğini, dolayısıyla alacağın likit olduğunu, bu sebeple asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ettiklerini, borçlu tarafından ....İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve icra takibinin 5.030,46 Euro asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarınca bir yıllık vadeli Euro mevduata uygulanan en yüksek faizi ile devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; .... A.Ş ile ...Anonim Şirketi arasındaki ticari ilişki gereği, davacının, müvekkili şirkete nakliye hizmeti verdiğini, davacı tarafın, işbu haksız icra takibini açmakta ve müvekkil şirketin kendisine borçlu olduğunu iddia ettiği somut olay kapsamında bütün vak'aları ortaya koymadığını, müvekkili şirkete nakliyat hizmeti veren davacının, müvekkili şirket müşterisi, dava dışı .... A.Ş.' ye teslimi yapılacak ürünleri, taşıma görevini üstlendiğini, nakliye hizmeti kapsamında kendi şoförlerini istihdam ederek nakliye hizmetini tamamen kendi araç ve personeliyle gerçekleştiren davacının; taşıma esnasında spanzet bağlamaması sebebiyle taşıma konusu emtiaların zarar görmesine sebebiyet verdiğini, şoförün spanzet bağlamaması sebebiyle emtianın hasara uğramasını takiben müşteri tarafından müvekkili şirkete hasar faturası gönderildiğini, müvekkil şirketin ise, faturada yansıtılmış olan 47.537,37 TL'yi müşterisine ödeyerek fiili taşıyıcının kusurundan kaynaklanan zararı karşıladığını, akabinde, şoförün spanzet bağlamaması sebebiyle fiili taşıyıcının kusuruyla meydana gelen 47.537,37 TL'lik hasar, müvekkili şirket tarafından müşteriye ödendiğinden, ... no'lu fatura ile fiili taşıyıcı ...'e yansıtıldığını, spanzet’in, bir yükün taşınacağı yüzeye sabitlenerek kullanılan ve yükü sabitlemek için kullanılan özel şeritler olduğunu. bu sistemin yükün üstünden geçirilerek kullanıldığını, bu sistem sayesinde oluşan gergi mekanizmasının, yüklerin bağlanarak kolayca taşınabilmesini sağladığını, lojistik sektöründe kullanım alanı yaygın ve hemen hemen her nakliye işinde yüklerin kolayca taşınabilmesi için kullanılan spanzetin, davacı personeli tarafından gerektiği şekilde kullanılmamış olması sebebiyle taşınan emtiaların hasar gördüğünü, nitekim ekspertiz raporunda da yer alan sürücü beyanıyla da açıkça tespit olunduğu üzere, yükleme, sürücü tarafından yapılmışsa da; sabitlemenin yapılmaması dolayısıyla emtia hasara uğramış olup müşterinin zarara uğradığını, işbu durumun uzman bilirkişi incelemesiyle tespit edilecek olup davacının çalışanının kusuruyla emtiaya vermiş olduğu hasardan davacının sorumlu olacağının sabit olduğunu, bu nedenle, müvekkili şirketin, müşterinin uğramış olduğu zararı karşılamasının akabinde, hasar faturasını davacı şirkete yansıttığını, hal böyle iken, emtiaya kendi kusuruyla hasar veren fiili taşıyıcı davacının, kusur esasları çerçevesinde kusuru oranında, müşterinin zararını karşılayan müvekkili şirkete ödeme yapması gerektiğini, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından, müşteriye yapılan ödeme sonrasında, emtia hasarının tamamen davacının nezdinde ve kendi kusuru sebebiyle gerçekleşmiş olduğundan, müvekkili şirketin, müşteriye ödemiş olduğu tutarı davacıya yansıttığını, hasarın, davacının kusuruyla ortaya çıktığı ve müvekkil şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığı sabit olsa dahi davacının, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde faturayı müvekkil şirkete iade ettiğini, akabinde ise haksız ve hukuka aykırı bir şekilde .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Numaralı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine başlatılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ile de ispat edileceğini ileri sürerek, davacının haksız davasının reddi ile, davacı taraf aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararında; " Davacı tarafından emtiaların taşınması sırasında emtiaların zarara uğraması nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığı ileri sürülerek cari hesap alacaklarından haksız kesinti yapılması nedeniyle taraf defterlerinde de mevcut olan alacağın tahsili için başlatılan takibin davalının haksız itirazı ile durduğu öne sürülerek, itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Taraflar arasındaki cari hesap uyuşmazlığının Davacı şirketin taşıma sırasında zarar gören ürünlerine ürün alıcısı... şirketinin 04.09.2020 tarihinde Davalı ... şirketine 47.537,37 TL tutarında fatura düzenlediği, Davalı ... şirketinin de bu faturayı 06.01.2021 tarihli 47.537,37 TL olarak Davacı şirkete yansıtılması nedeniyle oluştuğu ve uyuşmazlığın bu zarardan davacının sorumluluğu bulunup-bulunmadığı, bulunuyor ise bunun miktarının tespiti noktasında olduğu anlaşılmıştır. Bu doğrultuda bilirkişilerden raporlar alınmış, teknik inceleme yaptırılmıştır. Taraflar arasındaki cari hesap uyuşmazlığının kur farkları ve davaya konu taşıma sırasında zarar gören ürünlerden kaynaklı düzenlenene yansıtma faturalarında oluştuğu görülmüş, Davacının bakiye navlun alacağı için fiili taşıyıcı olduğu taşımaları ifa ettiğinden bahisle 5.030,46 Euro alacaklı olduğu, bu konuda taraflar arasında ticari defterlerin de uyumlu olduğu, Davalının ise akdi taşıyıcı sıfatı ile bu miktar zarara katlandığından bahisle davacının navlun alacağını ödemekten kaçındığı, takas-mahsup amacı ile yansıtma faturası tanzim ettiği, Ancak CMR ve TTK hükümlerine göre yüklemenin davacının görevi olduğuna dair özel bir taahhüdü olmadığı sürece gönderenin sorumluluğunda olduğu, bu nedenle davacının söz konusu bağlama —sabitleme kaynaklı hasar zararından sorumlu tutulamayacağı, Davacının sorumlu olduğu kabul edilecek olursa, ancak bunun “nezaret sorumluluğu” kapsamında azami 9420 nispetinde bir sorumluluktan söz edilebileceği ve bu varsayımda davacının bakiye 4.024,37 EURO alacaklı olacağı anlaşılmıştır. Söz konusu hasarın yükleme, istifleme ve sabitleme hatasından kaynaklandığı, yükleme ve istiflemenin gönderici tarafından, sabitlemenin ise taşımacı tarafından yapıldığının ekspertiz raporunda da belirtildiği, göndericinin yükleme yaptığı durumlarda dahi taşımacının yüke nezaret sorumluluğunun bulunduğu ve yükleme ile ilgili çekincelerinin olduğu durumlarda bu durumu firma yetkililerine ve kendi firmasına bildirmesi ve CMR belgesi üzerine çekincelerini yazması gerektiği, dosyada bulunan CMR belgesine konuya yönelik şerh düşüldüğünün görülmediği, CMR Madde 9/2. “Sevk mektubunda, taşımacı tarafından beyan edilmiş çekince yok ise aksi kanıtlanmadıkça tesellümde yükün ve ambalajların iyi durumda olduğu, sayılarının, marka ve numaralarının sevk mektubunda yazılı olanlara uyduğu varsayılır.” açıklaması ile taşımacının yükü alırken varsa çekincesini bildirmek zorunda olduğu, CMR'nin 8. maddesinde, taşımacının kontrol etmekle yükümlü olduğu durumları “1. Yükü teslim aldığı sırada taşımacı şunları kontrol edecektir: a) Parça sayısı ve bunların üzerindeki marka ve numaralar bakımından sevk mektubundaki beyanların doğruluğu, b) Yükün ve bunların ambalajının görünürdeki durumu.2.Taşımacı bu maddenin 1 inci paragrafında belirtilen beyanları kontrol etmek için gerekli makul araçlardan yoksun ise, sevk mektubuna çekincesini gerekçesi ile birlikte yazacaktır. Aynı şekilde yükün ve ambalajların görünürdeki durumu ile ilgili yazacağı çekincenin gerekçelerini de belirtecektir. Çekinceler, gönderici sevk mektubunda bu çekincelere bağlı kalacağını açıkça kabul etmiş olmadıkça göndericiyi bağlayıcı olmayacaktır.” ile de kontrol etmesi gereken durumları ve kontrol esnasında görmüş olduğu çekinceleri ile birlikte bildirmesi gerektiğinin vurgulandığını, ancak taşıma belgelerinde bu çekincelerin dahi bulunmadığını, bulunsa bile yukarıda açıklanan madde uyarınca göndericinin çekinceleri açıkça kabul etmediği sürece göndericiyi bağlayıcı olmadığı, taşımacının kasıtlı bir kusurunun bulunmadığı, hasara sebep olan yüke nezaret sorumluluğunun tam olarak yerine getirilmemesi ve sabitleme hatası olduğu ve bu da ihmal olarak değerlendirilmiştir. Yaptırılan son bilirkişi incelemesine mahkememizce tam olarak tespit edilmesi gereken hususlar açıkça yazılarak talebin ne olduğu belirtilmiş ve bu doğrultu da bilirkişilerce verilen raporun denetime açık, uyuşmazlık konusuna vakıf ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla benimsenmiştir. Davacı tarafın kusuru da değerlendirilerek davanın kısmen kabulü ile alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden de %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile,''1- Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile;a) Davacı tarafın başlattığı.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yönelik borçlu davalı tarafından 4.024,37-€ (Euro) asıl alacak ve 18,36€ (Euro) işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.042,73€ (Euro) alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin belirtilen miktar yönünden asıl alacağa takip tarihinden itibaren Euro döviz cinsine kamu bankalarınca uygulanan en yüksek yıllık mevduat faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden ödenmek üzere kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,b) Hükmolunan asıl alacağın (4.024,37-EURO) takip tarihindeki karşılığı olan 35.981,07-TL'nin %20'si olan 7.196,21-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece verilen █████/2023 tarihli tashih kararı ile "Mahkememizin 31.03.2023 tarihli, ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının 1 nolu (A) bendinde yazılı ".... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas" yazılan yerin ".... İcra Müdürlüğünün ... Esas" olarak TASHİHİNE," şeklinde hüküm düzeltilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilin alacağının tahsili için davalı hakkında .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, bu icra takibine davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, tarafınca açılan itirazın iptali davasında mahkemenin, hasara sebep olan yüke nezaret sorumluluğunun tam olarak yerine getirilmediği ve sabitlemenin müvekkili tarafından yapıldığı gerekçesiyle müvekkilin ihmalinin bulunduğunu kabul ettiğini ve ihmal oranında alacaktan indirim yaparak davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, daha önce bilirkişi raporlarına itirazlarında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, müvekkilin zararın meydana gelmesinde herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı gibi, davalı tarafından başlatılan bir icra takibi, açılan bir dava, ileri sürülen bir takas def'i de bulunmadığından davalının alacaklı olduğu kabul edilse dahi bu alacağın da zamanaşımına uğrayacağından davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken, kısmen kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin yüke nezaret sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilse dahi bu sorumluluk için müvekkile %20 oranında kusur yüklenilmesinin isabetli olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının davalı şirkete nakliye hizmeti verdiğini, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı şirkete nakliyat hizmeti vermekte olan davacının, kendi kusuruyla taşıma konusu emtianın hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, davalı şirketçe müşteriye ödenen zararın kusurlu fiili taşıyıcıya fatura ettirildiğini, davacı, davalı şirket müşterisi dava dışı .... A.Ş.'ye müşteri teslimi yapılacak ürünlerin taşıma görevini üstlendiğini, nakliye hizmeti kapsamında kendi şoförlerini istihdam ederek nakliye hizmetini tamamen kendi araç ve personeliyle gerçekleştiren davacı; taşıma esnasında spanzet bağlamaması sebebiyle taşıma konusu emtiaların zarar görmesine sebebiyet verdiğini, şoförün spanzet bağlamaması sebebiyle emtianın hasara uğramasını takiben müşteri tarafından davalı şirkete hasar faturası gönderildiğini, davalı şirketin ise faturada yansıtılmış olan 47.537,37 TL'yi müşterisine ödeyerek fiili taşıyıcının kusurundan kaynaklanan zararı karşıladığını, akabinde, şoförün spanzet bağlamaması sebebiyle fiili taşıyıcının kusuruyla meydana gelen 47.537,37 TL'lik hasarın, müvekkil şirket tarafından müşteriye ödendiğinden, ... no'lu fatura ile fiili taşıyıcı ...'e yansıtıldığını, söz konusu faturalara cevap dilekçesi ekinde yer verildiğini, ekspertiz raporunda da yer alan sürücü beyanıyla da açıkça tespit olunduğu üzere yükleme sürücü tarafından yapılmışsa da sabitlemenin yapılmaması dolayısıyla emtianın hasara uğradığını, davacının bu zararın tamamından sorumlu olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının birbiriyle çelişkili olduğunu çelişkinin giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu sebeple davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İlk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan ve29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak █████/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2023 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 17.800,00-TL olmuştur. Dava değeri olarak gösterilen 5.030,46 Euro'nun dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanan TL karşılığı 52.518,00 TL olduğu, kabul edilen 4.042,73 Euro'nun dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanan TL karşılığı 42.206,10 TL olduğu, buna göre reddedilen dava değeri 987,73 Euro'nun dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanan TL karşılığı 10.311,90 TL olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından reddedilen miktar istinaf konusu edilmiş olup, ilk derece mahkemesi kararı verildiği tarih itibariyle reddedilen tutar yönünden kesin niteliktedir. Yerel mahkemece miktar itibariyle kesin nitelikteki karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamakta olup, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğu ve bu sözleşme kapsamında davacının fiili taşıma hizmetini yerine getirdiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı üzerine düşen taşıma edimini yerine getirmesine rağmen bakiye cari hesap alacağının ödenmediğini iddia etmiş, davalı ise kendisinin akdi taşıyan, davacının fiili taşıyan olduğu dava dışı müşterisi .... A.Ş.'ne ait emtianın Fransa'dan Türkiye'ye kara yolu ile taşınması sırasında emtianın davacının kusuru ile hasara uğradığını, dava dışı müşterisi tarafından kendisine düzenlenen █████/2020 tarihli ve 47.537,37 TL bedelli faturayı müşterisine ödediğini ve davacıya yansıtma faturası olarak düzenlediğini, ancak davacının bu faturaya haksız olarak itiraz ettiğini, söz konusu hasar bedelinden davacının sorumlu olduğunu, bu sebeple davacıya borçlu olmadığını savunmuştur. CMR nin 17/1. maddesi gereğince taşıyıcı, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen süre içinde uğranılan ziya, gecikme ve hasardan sorumludur. CMR'nin 17/2 maddesi uyarınca, eğer kayıp, hasar ya da gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmişse taşımacı sorumlu tutulamaz. CMR’nin 18/2 maddesi uyarınca, kayıp, hasar ve gecikmenin 17/2 maddede öngörülen nedenlerden birinden doğduğunu kanıtlamak taşımacıya aittir. CMR'nin 17/2 maddesinde, Yükün ambalajının kifayetsiz ya da ambalajsız olmasından veya araca hatalı istiflenip, sabitlenmesine bağlı tertipleme hatalarından dolayı vuku bulan hasarlardan taşıyıcının sorumlu tutulamayacağı öngörülmekle birlikte, ambalaj, yükleme, boşaltma ve istifleme gönderici ve alıcıya ait olsa bile taşıyıcının basiretli bir tacir gibi davranarak nezaret görevi ve sorumluluğu bulunmaktadır. Taşınacak emtianın ambalajsız veya ambalajının kifayetsiz olması ya da araca ve güzergaha uygun olmayan şekilde sabitlenmesi halinde taşıyıcı göndereni uyarmadan ve CMR'nin 8 ve 9. maddelerine uygun olarak taşıma senedine çekince koymadan yükü teslim alır ve yükte bu sebepten hasar meydana gelirse, öncelikle zarara sebep olan hatayı taşıyıcının nezaret borcu esnasında kendi bilgisiyle fark edip edemeyeceğinin tespiti gerekir. Fark edebileceği durumlarda, hasar kifayetsiz ambalaj veya istif hatasından ya da yükün usulüne uygun bir şekilde sabitlenmemesinden kaynaklansa da zararın taşıyan ve gönderen arasında paylaştırılması ve taşıyıcıya müterafik kusur atfı gerekmektedir. Yükleme ve istif hatasının açıkça göründüğü hallerde, kusurun ağırlıklı bölümü gönderenin üzerinde bırakılır. Öte yandan ziya ve hasar halinde tazminatın hesaplanmasına ilişkin CMR'nin 23. maddesine göre; emtianın kısmen veya tamamen kaybı halinde tazminat, emtianın taşınmak üzere teslim edildiği yer ve tarihteki değerine göre hesaplanır. Ancak kısmi kayıp halinde, sorumluluk miktarının tespitinde kaybedilen kısmın ağırlığına göre taşıyıcının sorumlu olduğu miktar belirlenmelidir. Bu durumda tazminat, eksik brüt ağırılığın kilogram başına 8,33 SDR tutarını aşamaz. CMR'nin 29. maddesinde ise, "hasar taşımacının kendi kötü hareketinden veya isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurdan ileri gelmiş ise, taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünün karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden faydalanamaz" denilmek suretiyle taşımacının sınırsız sorumluluk halleri sayılmıştır. Dava konusu olayda hasara ilişkin ekspertiz raporu ve Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere yüklemenin ve istiflemenin gönderen tarafından, araç içi sabitlemesinin ise davacı fiili taşıyan sürücüsü tarafından yapıldığı hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taşımaya konu emtianın 9 palet 15 adet jeneratör motor olduğu, 7 adet motorun taşıma sırasında hasarlandığı, bu motorlardan iki adetinin büyük motor, beş adetinin küçük motor olduğu, hasarın büyük motorların kayması sonucunda yan ve önlerindeki karton kolilere çarparak onları kaydırarak birbirlerine çarptırması sonucunda meydana geldiği, küçük motorların ikişerli olarak bir palet üzerine sabitlendiği ve önce naylon torbaya konulduğu, sonra ise üstü kapalı karton koli ile ambalajlandığı, büyük ebatlı motorların ise özel ahşap platform üzerine oturtulduğu ve sabitlendiği, sonra üstüne naylon torba geçirildiği, ahşap platformların motora göre 50 cm taşarken ön ve arkası ise tam tersine ahşap platform ölçüsünde 50 cm küçük olduğundan dışarı taştığı, darbenin de taşan kısımdaki parçalardan aldığı, 5,5 ton ağırlığındaki motorların römork üzerine istifleme yapılırken alt kısmına kaydırmaz mat konulması gerektiği, bu tip ağır emtialar römork üzerine istiflendikten sonra sağa sola devrilmesini engellemek için metal halat/zincir ve kancalar ile römorka sabitlenmesi gerektiği, ayrıca ileri geri kaymasını engellemek için makinenin sağ/sol yanına ve ön/arka tarafına ahşap takozlar çakılması gerektiği ekspertiz raporunda belirtilmiştir. Taşımaya konu emtianın gönderen tarafından yüklenmesi, istiflenmesi ve bir kısmının ambalajlanmasının yeterli olmadığı gibi araç içi sabitlemesinin de yeterli olmadığı, sabitleme taşıyan tarafından yapılmış ise de yükleme, istifleme ve sabitlemenin gönderene ait olduğu ve emtiaya uygun olarak sabitleme yapılmadığı, davalı taşıyan tarafından da sabitlemenin emtiaya uygun olmadığına dair taşıma senedine çekince konulmadığı ve nezaret yükümlülüğüne aykırı davranıldığı, bu sebeple asıl kusurun gönderene verilerek taşıyana % 20 oranında kusur atfedilmesinin yerinde olduğu anlaşılmış ve davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,2-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 2.469,08 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 797,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.671,68 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 180,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,7-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.