Anahtar kelimeler: Tcankara Devren Görüştüğünü Yazildiği Başkan Katip Almak Üye İlamda Ankara

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi █████████ Esas ████████ Karar
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ21.HUKUK DAİRESİESAS NO
: █████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINAKARARBAŞKAN
: ... ...ÜYE
: ... ...ÜYE
: ... ...KATİP
: ... ...İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ
: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ Esas ███████ KararDAVA
: AlacakDAVA TARİHİ
: █████/2017KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...'yu devren satın almak için işletme sahibi olan davalı ... ile görüştüğünü, taraflar arasında işletmenin 209.000,00 TL devri konusunda anlaşma sağlandığını, davalı ...'ın işletmeyi kendisi işletmesine rağmen ruhsatının davalı ... ... adına olduğunu söylediğini, bu nedenle davanın her iki davalıya da yöneltildiğini, işletmenin müvekkili tarafından bedeli tamamen ödenerek devralındığını, devirden sonra müvekkilinin belediye ile ruhsat için yaptığı görüşmelerde işletmenin bacasının ruhsat için gerekli uygunluğa sahip olmadığını öğrendiğini, bacanın ruhsata uygun hale gelebilmesi için de dükkanda tadilat yapılması gerektiğini, bu eksikliğin işletmenin devri sırasında müvekkiline bildirilmediğini, müvekkilinin işletmeyi devraldıktan sonra işletmenin dış kısmında bulunan ve duvarlarla çevrili bahçe olarak kullanılan bölüm hakkında yıkım kararı olduğunu öğrendiğini, maldaki çok önemli bir ayıp niteliğinde olan bu durumun da devir sırasında müvekkiline bildirilmediğini belirterek müvekkilinin sözleşmeden dönmesi nedeniyle işletmenin devir bedeli olarak ödenen 209.000,00 TL'nin satış sözleşmesi tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, devir tarihinden hüküm tarihine kadar geçecek zamanda müvekkilinin işletmenin bulunduğu dükkan için ödediği (aylık 6.000,00 TL) kira bedelinin hesaplanarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında ise sadece ödediği devir bedeli olan 209.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.CEVAPDavalılara dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalılar davaya cevap vermemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; davalı yanın iş yerine ilişkin ayıbı bilmesine rağmen davacıya bilgi veremeden devrini gerçekleştirdiği, bu hali ile davalının söz konusu ayıptan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 209.000,00 TL'nin █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİDavalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin inceleme ve yargılama yapmaksızın verdiği kararının da aynı muameleyle incelenmeden reddedilerek Anayasaya ve hukuka uygun bir şekilde yargılama yapıldıktan sonra karar verilmesinin sağlanması gerektiğini, yetkisiz ve görevsiz mahkemenin yaptığı istisnai işlemler dışındaki yargılaması bağlayıcı olmadığı gibi geçersiz olup davanın dosya kapsamı incelemeksizin karara bağlandığının göstergesi olduğunu, ticaret mahkemesinin davayı TTK hükümleri ve Ticaret Hukuku örfü çerçevesinde ele alması gerektiğini, hüküm eksik incelemeyle hatta hiç incelenmeksizin kurulduğunu, işbu istinafa konu kararın, Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının ilamından kopyala yapıştır yapmak suretiyle alıntı yapamak suretiyle birebir aynı kararı vermesinin kabul edilemeyeceğini, zira ticaret mahkemesinin davayı TTK hükümleri ve Ticaret Hukuku örfü çerçevesinde ele alması gerektiğini, dosya asıl görülmesi gereken görevli mahkemesine iade olduktan sonra, tüm usuli işlemlerin HMK'ya uygun olarak tekrarlanması gerektiğini, tensip kurulması, müvekkillere tebliğ edildikten sonra cevap süresi verilmesi, ön inceleme yapılması ve deliller toplandıktan sonra hüküm kurulması gerekmekteyken hiçbir aşamanın takip edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kanunda ispat sınırı olarak gösterilen tutarın üzerinde olan hukuki işlemler ve senede karşı olan iddiaların kural olarak yalnızca delil ile ispat edilebileceğini, mahkemenin uyuşmazlığa konu hukuki işlemin senetle ispat sınırının çok çok üzerinde olmasına rağmen tanık dinlediğini, elden para ödediğini gördüm gibi alelade beyanlarına itibar ettiğini ve hükme esas aldığını, davacı tarafça ne yasal süresi içinde ne de süresi geçtikten sonra ayıplı mal bildirimi yapmamış olup ayıplı mala ilişkin seçimlik haklarının da ortadan kalktığını, dava konusu iş yerinin resmi sahibi müvekkili ... olup, diğer müvekkili ...'ın ise gayrı resmi (%50) hissedarı olduğunu, yapılan satıştan alınan ilk kaparo olan 10.000,00 TL dışında herhangi bir para alınmadığını, geriye kalan 165.000,00 TL için davacı ... ...'in müvekkilini oyalayarak Danimarka'dan para geleceğini ve ödemeyi yapacağını belirterek müvekkilini oyaladığını, bu duruma ilişkin müvekkili ... tarafından müvekkillerinin eski çalışanı olup bilahare davalıların yanında da çalışmaya devam eden ... isimli işçinin tanık olarak dinlenmek için mahkemeye getirilmiş olmasına rağmen mahkemece daha sonra dinleyeceklerini belirtip duruşma salonuna alınmadığını ve dinlenmediğini, müvekkilinin parasını almak için yollar ararken iş bu dava dilekçesi kendisine tebliğ edildiğini, neticede bu parayı da ödemeyen davalıların yılbaşına 3 gün kala kapatıp gittiklerinin görüldüğünü, kendilerine tekrar ulaşılamadığını, TTK uyarınca ticari alım satımlarda alıcı açık ayıplar için iki gün, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde muayene külfetini yerine getirip ayıp ihbarında bulunulması gerektiğini, bu hak düşürücü sürelere tabi muayene külfetini yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı hakları da ortadan kalktığını, tacirler için basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü kapsamında gözden geçirme ve ayıp bildiriminde bulunma yükümlülüğünün bir külfet olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacı taraf, hiçbir ayıplı mal muayenesi ya da bildirimi yapmadığını, davacı tarafça herhangi bir bildirim yapılmış olsaydı şüphesiz dosyaya sunulmuş olacağını, devir gerçekleştikten hemen sonra ortaya çıktığı iddia edilen ayıplı bacanın herhangi bir gözden geçirmeye tabi olmadığını, ayıplı olduğunun bildirilmediğini, aynı şekilde belediyeden gelen işletmenin dış kısmında bahçe olarak kullanılan kaçak olarak düzenlenmiş bölümün yıkılacağına dair ihtar 30.10.2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, davacı tarafından herhangi bir gözden geçirme veya ayıplı mal bildirimi yapılmadığını, mahkeme tarafından verilen kararın usule ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, kararda satış bedelinin müvekkilinden alınarak davacıya iadesine karar verilmiş ise de, ayıplı olarak nitelendirilen malın müvekkiline iadesine ilişkin olarak bir hükme yer verilmediğini, müvekkiline iade edilecek bir mal da kalmadığını, söz konusu işletmenin hali hazırda bilirkişi nezaretinde yapılan keşifte iş yerinin ... Gıda Ve Sağlık Turz. San. Ltd. Şirketinin kullanımında olduğunu, ticaret sicil gazetesinin internet sayfasından yapılan araştırmada dava konusu yerin bu şirketin, şirket adresi olarak kayıtlı olduğunun görüldüğünü, davacı tarafça seçimlik olarak kullanılan sözleşmeden dönme hakkının kullanılmasının imkansız hale geldiğini, elinde bulunmayan bir malın, davacı tarafça iade edilmeyeceği için müvekkilinin 209.000,00 TL'lik malın bedelinin davacı tarafa verilmesine hükmedilmesinin açık bir şekilde hukuka aykırılık teşkil ettiğini, mahkeme tarafından verilen kararın icra edilmesi durumunda davacı tarafın haksız bir şekilde kazanç elde etmiş olacağını, davacı taraf işletmeyi devrettiği için satış bedelinin tamamını talep edemeyeceğini, davacı tarafın mahkemeye sunulan vergi kayıtlarında da görüleceği üzere aylarca işletmeyi çalıştırdığını, gelir elde ettiğini, mahkemenin en azından davacının işletmeden kazandığı miktarı satış bedelinden düşmesi gerektiğini, satış bedelinin tamamının geri iadesi şöyle dursun, asla kabul anlamına gelmemekle beraber, davacının iddiaları doğru olsaydı bile kurulacak hükmün bu olmaması gerektiğini, davacı beyanının hem maddi gerçeğe, hem ticari teamüllere, hem kendi tanıklarının beyanlarına, hem de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafından dava dilekçesinde sunulan kaparo sözleşmesinin 3. maddesinin sonradan doldurulduğunu, noterde yapılan devir sözleşmesinde işletim hakkının ve demirbaşların devrinin bedeli toplamda 3.000,00 TL olarak gösterildiğini, bu durum karşısında davacı tarafça sonradan sözleşmeye eklendiği açık olan söz konusu elle yazılan maddenin mahkemeye sunulmasının asıl amacı devir bedelinin 209.000,00 TL olduğu konusunda yanlış yönlendirmek olduğunu, ancak söz konusu devir bedeli davacı tarafın iddialarının aksine 175.000,00 TL olduğunu, 10.000,00 TL kısmının ödendiğini, geri kalan 165.000,00 TL'nin hiçbir şekilde müvekkillere ulaşmadığını, kendi getirdikleri tanıkların dahi sundukları kaparo sözleşmesinde yazan 199.000,00 TL'nin doğru olmadığını zımnen ikrar ettiğini, bu çelişkilere rağmen mahkemenin kurduğu hükmün yanlışlığının ortada olduğunu, bu beyanı veren tanık ...'un müvekkil ...'ın duruşmadaki açık beyanıyla da sabit olmak üzere bu işlem yapıldığı sırada orada bulunan emlakçı olmadığını, işleme aracılık yapanın emlakçı ... isminde kaparo sözleşmesini dolduran şahıs olduğunu, işletmenin, kapalı haldeyken emlakçı tarafından bir başkasına verilmiştir şeklinde ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını, kimsenin 209.000,00 TL ödediği işletmesini öylece bırakmayacağını, sonra da kendisine hiçbir bedel ödenmeden emlakçı tarafından başkasına devredilmesine göz yummayacağını, dava değeri açısından işbu dosyada tanık dinletilmesinin, üstelik de tanık beyanının hüküm kurulurken hükme esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİDava, işletme devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;Dava Ankara 15. Tüketici Mahkemesinde açılmış olup, ████████ Esas sayılı dosya numarası aldıktan sonra anılan mahkemenin kapatılması üzerine dosya Ankara 2. Tüketici Mahkemesinin ████████ Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Anılan mahkemece yapılan yargılama sonunda asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle ████████ Karar sayılı karar ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bu karar üzerine dosya Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmiş, yapılan yargılama sonunda ████████ Esas ████████ Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin ████████ Esas ████████ Karar sayılı karar ile uyuşmazlıkta asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Ankara asliye ticaret mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş, dosyanın Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmesi üzerine anılan mahkemece Dairemiz kararı doğrultusunda dosyanın asliye ticaret mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine ilişkin ████████ Esas ████████ Karar sayılı karar verilmiştir. Bu karar üzerine dosya Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilerek ████████ Esas sırasına kaydı yapılmıştır.Davacı yan taraflar arasında işletme devir sözleşmesi imzalandığını, işletme devrine konu yerin proje aykırı olduğunu, bahçesine ilişkin yıkım kararı bulunduğunu, davalı yanın bu durumu sakladığını, devredilen işletmenin ayıplı olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabluüne karar verilmiştir.Taraflar arasında ... isimli işletmenin devrine ilişkin █████/2017 tarihli işletme devir sözleşmesi imzalandığı, işletmenin 3.000,00 TL bedel karşılığında işletme hakkı ve içindeki demirbaşların tamamının devredildiği, yargılama aşamasında yapılan keşif sırasında işletmenin dava tarihinden sonra üçüncü kişiye devredildiği, projeye aykırı hususlar giderilmediği taktirde iş yeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edileceğinin ... Belediyesi tarafından ruhsat sahibi davalı ... ...'a bildirildiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.Uyuşmazlık, işletme devrine konu işletmenin projeye aykırı olması nedeniyle bahçesine ilişkin yıkım kararı bulunmasının devre konu işletmeye ilişkin ayıp niteliğinde olup olmadığı, davacının basiretli davranma yükümlülüğü bulunup bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen işletme devir sözleşmesi nedeniyle davacının davalı yana ödediği bedelin ne kadar olduğu, davacının bu sözleşme nedeniyle davalı yana ödediği bedelin tahsilini talep edip edemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır.Davalılar vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda taraflar arasında akdedilen işletme devir sözleşmesine konu işletmenin projeye aykırı olduğunu, bahçesine ilişkin yıkım kararı bulunduğunu, davalıların bu durumu kendisinden sakladığını, devrilen işletmenin ayıplı olduğunu, davalı yana sözleşme nedeniyle ödediği bedelin iadesi gerektiğini ileri sürerek işbu alacak davasını açmıştır.Taraflar arasında devre konu işletmenin iş yeri açma ve çalışma ruhsatı davalı ... ... adına düzenlenmiş olup, davalı ... ... ile davacı arasında işbu dava konusu işletme devir sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı ile davalı ... ve dava dışı emlakçı arasında ise dava konusu işletmenin devrine ilişkin █████/2017 tarihli emlak kaparo sözleşmesi akdedilmiştir.... Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü'nün davalı ... ...'a hitaben gönderdiği bila tarihli yazıda, iş yerindeki imara aykırı yapılan ve tespit zaptıyla hüküm altına alınan projeye aykırı hususların 15 gün içinde giderilmesi, aksi halde iş yeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edileceği bildirilmiş, bila tarihli diğer yazıda iş yerinde █████/2017 tarihindeki incelemede söz konusu dükkanın önünün tamamen kapatılmış olduğu, bacasının olmadığı, yangın çıkışının uygun hale getirilmesi ve çıkışın önünde bulunan masa, sandalyelerin kaldırılması, tüm kullanılan tezgah arkalarının fayans, mutfak için boya ve badana yaptırılması, genel temizlik, hijyenin sağlanması için anılan davalıya 15 gün süre verildiği, ayrıca belediyeden kapı numarası alınarak ibraz edilmesi gerektiği, aksi halde ruhsatın iptal edileceği bildirilmiş, bila tarihli diğer bir yazıda ise, projeye aykırı hususların verilen 15 günlük yasal süre içerisinde giderilmediği, iş yeri açma ruhsatının iptalinin uygun görülmesi halinde iş yerinin faaliyetten men'ine karar alınmak üzere yazı ve eklerinin encümene havale edildiği belirtilmiştir.... Belediyesi'nin taraflar arasında akdedilen işletme devir sözleşmesi tarihinden önce, █████/2017 tarihli encümen yıkım kararıyla, bahçe kısmının duvar, metal kontrüksiyon, cam üzeri tente ile kapatıldığı, inşaat durumunun ise imalatlarının tamamlanmış olduğunun tespit edildiği, mimarı projeye aykırı kısımların yıkım programına alınarak yıkılmasına karar verildiği, dava tarihinden sonra ise █████/2018 tarihli kararda da, projeye aykırı hususların 15 günlük yasal sürede giderilmediği, iş yeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edildiğinden iş yerinin faaliyetten men'ine karar verildiği görülmüştür.Anılan kararlar ve yazılardan davacı ile davalı ... ... arasında işbu dava konusu işletme devir sözleşmesi █████/2017 tarihinde akdedilmiş olup, sözleşme tarihinde ... Belediyesi encümeninin █████/2017 tarihli işletmenin projeye aykırı bahçesine ilişkin yıkım kararı bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı ... isimli işletmeyi devralarak işletmeyi işleten sıfatına sahip olacağından, yürüteceği iş kapsamında işletmenin devrinin mümkün olup olmadığı, ruhsatın devrinin mümkün olup olmadığını araştırma yükümlülüğü bulunduğu, davacının bu kapsamda gerekli özeni gösterip belediyeden araştırma yapması gerektiği, özen yükümlülüğüne aykırı davrandıktan sonra ise işletme devir sözleşmesinin ayıp nedeniyle geçersiz olduğunu, ödediği bedelin iadesi gerektiğini ileri süremeyecektir. Davacı devralacağı işletmeye ilişkin belediyede basit bir inceleme ile işletmenin projeye aykırı durumu nedeniyle bahçesine ilişkin yıkım kararı bulunduğunu öğrenebilecek durumdadır.Hal böyle olunca, mahkemece tacir sıfatı bulunan davacının basiretli davranmakla yükümlü olduğu, belediyeden yapacağı basit bir araştırma ile işletmenin bahçesine ilişkin belediye encümeni tarafından verilmiş bir yıkım kararı olduğunu bilebilecek durumda bulunduğu, basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı davrandıktan sonra işletme devir sözleşmesine konu işletmenin ayıplı olduğunu ileri sürerek ödediği bedelin iadesini talep edemeyeceği, davanın reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında isabet görülmediğinden davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;A)1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ████████ Esas ███████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Davanın REDDİNE,4-Alınması gerekli olan 732,00 TL karar ilam harcının peşin alınan 3.570,00 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 2.838,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,7-Davalıların yargılama aşamasında vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,B)1-Davalılar tarafından yatırılan 3,569,20 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara iadesine,2-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 122,50 posta giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 3-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...... ... ... ...Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.