Anahtar kelimeler: İksa Teras Betonarmetçelik Ettirmiş Beyoğlu Pafta İnşa Alışveriş Proje Rücuen

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Rücuen Tazminat
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili; Müvekkilinin İstanbul Beyoğlu İlçesi, ... Mahallesi ...pafta, 3 parsel sayılı taşınmazın maliki olup bu taşınmaz üzerinde bir alışveriş merkezi inşa ettirmiş olduğunu, Davalılardan: .... A.Ş.'nin bu inşaatın iksa projesinden ve bir takım diğer işlerden sorumlu yüklenici olduğunu, ... ... A.Ş.” nin Proje doğrultusunda betonarmetçelik teras, kaba inşaatın yapımı ile ilgili yüklenici olduğunu, ... Ltd. Şti.'nin derin temelli kuyu betonarme perdeli iksa imalatı ve montajı ile ilgili yüklenici olduğunu, ... Ltd. Şti.'nin İnşaatın hafriyat işlerinden sorumlu yüklenici olduğunu, davalıların müvekkii şirket ile imzaladıkları sözleşmelerde 3.şahıslara verilecek maddi ve manevi zararlardan kusursuz sorumluluk esasları çerçevesinde tamamen sorumlu olacaklarını kabul etmiş olduklarını, yapılan inşaata komşu konumunda 1 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın sahipleri ile işletmecisinin, inşaat faaliyetleri sırasında görmüş olduğu zararlar için huzurdaki davanın davalıları ve müvekkil şirket aleyhine İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açmış olduklarını ve davanın 06.05.2014 Tarihinde ████████ Karar numarası ile davalıların ve müvekkil şirketin aleyhine (müşterek ve müteselsilen) neticelendiğini ve kararın temyizde de onaylandığını, tazminat alacaklılarının İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket ve davalı şirketler aleyhine ilamlı olarak icraya konulduğunu ve icra baskısı nedeniyle müvekkili tarafından ödendiğini, İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ esas sayılı dosyası ile yapılan yargılamada davalıların sorumluluk miktarları tespit edilmeksizin müşterek ve müteselsil sorumluluk ilkesi dahilinde hüküm tesis edilmiş olduğunu, huzurdaki davada İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ esas sayılı dosyasının davacılarına verilen zarar ile ilgili olarak sorumluluk oranlarının ve miktarlarının tespitinin gerektiğini belirterek, davalıların sorumluluk oranlarının ve miktarlarının tespiti ile şimdilik her bir davalıdan ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili; İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ esas sayılı dosyasından verilen kararın Yargıtay'ca onanması üzerine 29.07.2015 tarihinde Tashih-i Karar yoluna gidilmiş olduğundan halen derdest olup kesinleşmediğini, Müvekkil şirketin zemin etüdü, zemin güçlendirme, ankraj, forekazık ve iksa işleri ile iştigal etmekte ve İSO 9001 kalite belgesine sahip olduğunu, Müvekkili şirketin, davacı işveren tarafından ... isimli firmalara yaptırılan zemin etüdü raporu verilerini esas alarak İksa Uygulama Projesini hazırlamış ve hazırlanan bu projenin İTÜ tarafından 01.03.████████ da onaylanmış olduğunu; BK/49 ile Haksız Fiil Sorumluluğu ve TMK ile Kusursuz Sorumluluk durumu ile karşı karşıya kalınmış olunduğunu, bunlarla ilgili herhangi bir sözleşme hükmünün bulunmadığını, davaya konu olayda uygulanabilecek olan faizin avans faizi olmayıp yasal faiz olabileceğini, zira her iki tarafın da tacir olmadığını, 02.03.2007 tarihli sözleşmenin 11. Maddesinde işveren tarafından ... (...) sigorta paketi kapsamında sigorta ettirileceği yazıldığı halde bu sigortayı yaptırmadığını dolayısıyla rücu hakkını yitirmiş olduğunu beyan ederek derdestlik ve zaman aşımı itirazları ile rücu şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın usulden, müvekkili şirketin kusursuz sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle de davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... A.Ş. vekili; İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ███████ Esas sayılı dosyanın henüz kesinleşmemiş ve rücu şartlarının sağlanmamış olmasından ötürü davanın usulden reddinin gerektiğini; komşu binaya verilen zararın bir kısmının iksa ve hafriyat işleri sırasında bir kısmının da beton imalatı sırasında meydana geldiğini, müvekkili şirketin iksa ve hafriyat ile ilgilerinin bulunmadığını, beton dökümünde de kontrol firmasının herhangi bir ikazının olmadığını dolayısıyla müvekkile atfedilebilecek bir hasız fiil sorumluluğu bulunmadığını, bunun şartlarının oluşmadığını, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmede işveren tarafından ...sigorta paketi kapsamında inşaatı sigorta ettireceği yazılmasına rağmen yeterli bir mali mesuliyet sigortasının yaptırılmadığını bunun için de rücu hakkının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti. vekili; Mahkemeye sunulmuş olan müvekkili ile işveren arasındaki sözleşmenin tarihinin 22.10.2009 olduğunu, davaya konu edilen zararların ise bu tarihten önce meydana geldiğini, İTÜ'den alınan tespit raporunun tarihinin 16.08.2007, zararın resmi yolla tespiti için 2. Asliye Hukuk Mahkemesine başvuru tarihinin ise 24.03.2009 olduğunu, dava konusu zararların, inşaatın 1. aşamasında meydana gelmiş olduğunu, aynı adada bulunan 1, 2,13 ve 14 numaralı parsellerin davacı şirketçe satın alınıp tevhit işleminden sonra (3 no.lu parsel numarasını aldıktan sonra) inşaatın 2. aşamasına geçildiğini, müvekkili şirketin de bu 2. aşamada sorumluluğunun başlamış olduğunu beyan ederek müvekkili şirket aleyhine açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....... Ltd. Şti. cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece; İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ Esas - ████████ Karar sayılı dosyasının iş bu davanın temeli olduğu, o dosyada bütüncül bir tazminat belirlenmiş olup iş bu dava ile her bir davalının ayrı ayrı sorumluluk oranlarının ve miktarlarının tespiti talep edilmiş olduğundan derdestlik itirazının reddine, temel dava zamanaşımına uğramadığından zamanaşımı definin reddine karar vermek gerektiği, İnşaat Mühendisi ... ve Mali Müşavir ...'dan alınan █████/2022 tarihli raporun hükme esas alındığı, davacı/işveren konumunda bulunan ... A.Ş. nin, maliki bulunduğu Beyoğlu, 5 pafta, ... ada, E: 3 parsel, Y: 16 parsel sayılı, 3.065 m2. yüzölçümlü arsa üzerinde, 5 Bodrum Kat + Zemin Kat + 4 Normal Kat + 1.680 m2. Teras Kattan oluşan bir Alış Veriş Merkezi kompleksinin kaba inşaatının yapılması istek ve arzusunda olduğu, bunun için davalılarla bahse konu inşaat işindeki kaba imalatlar ve buna bağlı ameliyeler ve uygulamalar için davalılarla muhtelif Sözleşmeler akdettiği, bu kapsamda, davalılardan ... .... Ltd. Şti.'nin 06.09.2007 tarihli Sözleşme ile davacı işverenin ... inşaatının hafriyat işleri, iksa, kuyu ve kazık işleri hariç olmak üzere proje doğrultusunda 5 bodrum kat, 1 zemin kat, 4 normal kat ve 1.680 m2. betonarme + çelik teras kat kaba inşaatının yüklenicisi / müteahhidi olduğu, davalılardan .... A.Ş.'nin 02.03.2007 tarihli Sözleşme ile davacı işverenin ... inşaatının iksa projesinin - hafriyat işleri hariç olmak üzere - mini kazık, kuyu perde, betonarme perde ve öngermeli ankrajlarının yüklenicisi / müteahhidi olduğu, davalılardan .... Ltd. Şti.'nin 22.10.2009 tarihli Sözleşme ile davacı işverenin ... inşaatının derin temelli, ankrajlı kuyu ve betonarme perdeli iksa imalatı ve montajı işinin yüklenicisi / müteahhidi olduğu, davalılardan .... Ltd. Şti.'nin ise davacı işverenin ... inşaatının hafriyat işlerinin yüklenici / müteahhidi olduğu ancak davacı ile yaptığı herhangi bir sözleşme bulunmadığı, davacı işverenin istek ve arzularına uygun olarak yapmak istediği inşaatın temel çukuru ... Caddesi yol kotundan aşağıya 28 m. derinliğine kadar inen geniş ve derin bir kazı - hafriyat gerektirdiği, hafriyat sınırlarının geniş parsel sınırlarını kapsadığı, bunun için parsel sınırlarının çepeçevre istinat duvarları tertibinde iksa perde, kuyu perde, fore kazık, mini kazık, betonarme perde ve öngerilmeli ankraj sistemleriye desteklendiği ve güçlendirildiği, zemin güçlendirmeye ilişkin davacı işveren tarafından hazırlattırılan ve uygulanmak üzere davalılara tevdi edilen işbu uygulama projelerinin İTÜ raporları ile de desteklendiği ve uygulanabilirliklerine onay verildiği, inşaatın temel çukurunun cephe aldığı dar sayılabilecek ... Sokağının öteki yanında, temel kazısı çukuruna komşu ... Sokağına cephesi olan ve hasar gördüğü belirtilen ... Lokantasının bulunduğu, bu binanın kısmi 2. Bodrum Kat + 1. Bodrum Kat + Zemin Kat + 4 Normal Katlı ( toplam 7 katlı ) olduğu, temel taban kotunun yoldan 4 m. derinlikte bulunduğu, bina taşıyıcı sisteminin tamamen yığma olup, tescilli eski eser yapılardan olduğu, buna göre, davacı işverene ait yeni inşaatın kazı temel dip kotu, hasar gören mevcut binanın temel dip kotunun takribi 28 m. – 6 m. = 22 m. daha altında kaldığı, yani birbirine çok yakın konumda sayılabilecek her iki yapının temel dip kotları arasında takribi 22 m. lik bir kot farkı bulunduğu, diğer bir deyişle yeni yapılacak inşaatın çok bodrumlu, eski mevcut binanın ise hemen yakınında az bodrumlu olduğu, dava konusu inşaat işinin herhangi bir uygulama projesi bulunmadığı, davacı işverene/mal sahibine ait yeni ... inşaatının her türlü kontrollük ve denetim hizmetlerinin işverene bağlı teşkilatlar tarafından deruhte edildiği, davacı işverenin/mal sahibinin istek ve arzusuna bağlı tercihinin, geniş ve derin temelli, çok bodrum katlı ve zemin üstü çok katlı bir ... inşaatı gerçekleştirmek olduğu, davacının bu tercihini yaparken, dar alanda/bölgede girişeceği bu geniş ve 28 m. derinliğindeki temel kazısı sırasında, ne tür önlemler alırsa alsın, tamamı kaya olan zeminler dışında kalan, kısmen de olsa toprak ihtiva eden zeminlerde, kazı çukuruna yakın komşu parsellerdeki daha az bodrum katlı mevcut yapıların oturdukları zeminlerin bünyelerindeki yeraltı zemin sularının açılan bu yeni çukura doğru akışa geçip, bulundukları zeminde boşluklara ve buna bağlı büzüşmelere yol açabileceği ve sonucunda üstünde yer alan yapıların temellerinde muhtelif oturmalara sebebiyet verilebileceği ve bunun sonucunda bu gibi mevcut yapıların bilhassa en alt katlarından itibaren üst katlarına kadar da sirayet edebilecek derecede muhtelif mertebelerdeki çatlaklara ve hasarlara yol açılabileceği hususundaki tüm oluşumlar hakkındaki düşünceleri ve olası gelişmeleri ve davranışları önceden bilmiş ve bu duruma önceden vukuf peyda etmiş olması gerektiği, zira, az sayıdaki bodrum katlı mevcut yapıların zemin altlarından, komşuluğunda açılan daha çok bodrum katlı derin inşaat temel kazısı çukurlarına doğru zemin altı sularının akması ve mevcut yapılarda buna bağlı oturmalara sebebiyet vermesi ve sonucunda mevcut yapılarda muhtelif hasarlara yol açılmış olması durumu bu yöndeki tercihin doğal sonucu olarak görülmekte ve değerlendirilmekte olduğu, dolayısıyla, davacı işverenin/mal sahibinin istek ve arzusuna bağlı tercihinin bu yönde olduğu anlaşıldığından, başka nedenlerin olmaması halinde bunun sonucuna da katlanmak zorunda olduğunun kabul edildiği, davalılardan .... A.Ş. ile .... Ltd. Şti. nin Sözleşmeler kapsamında uhdelerinde bulunan işleri başından sonuna kadar ellerindeki onaylı projelere, fen ve tekniklere, işverenin kontrol teşkilatının emir ve direktiflerine uygun şekilde yaptıkları, bu davalıların yaptıkları işlerinin kusurlu, fen ve tekniğine aykırı olduklarına dair herhangi bir bilgiye, belgeye, tutanağa, uyarıya ve ihtara dava dosyasında rastlanmadığı, buradan, davaya konu komşu ... Lokantasının bulunduğu binadaki hasarların adı geçen davalıların yaptıkları imalatlardan ve uygulamalardan doğrudan kaynaklanmadığı, bu yönde adı geçen davalıların herhangi bir imalat ve uygulama kusurlarının bulunmadığının anlaşılmakta olduğu, her ne kadar Sözleşmelerde kısaca 3. kişilere verilecek zarar ve ziyanlardan kusursuz sorumluluk esaslarına göre bu davalıların sorumlu tutulacakları belirtilmiş ise de, meydana gelen hasarda adı geçen davalıların kusurlarının bulunmadığı, hasarın büyük bir kısmının doğal yoldan, küçük bir kısmının ise diğer davalının kusurundan kaynaklandığı, bu durumda, davalı .... Ltd. Şti.'nin uhdesindeki kazı hafriyat ve nakil işlerini usulüne, bu yöndeki fen ve tekniğine, işverenin kontrollük teşkilatının emir ve direktiflerine uygun biçimde yapmadığı yönünde herhangi bir kanıt sunulmadığından kusurunun bulunmadığı, dolayısıyla davaya konu komşu binada meydana gelen hasarla bir ilişiğinin bulunmadığının kabul edildiği, zira uygulamada çevre iksaları ve ankrajları yapılırken peyder pey kazı hafriyat işlemleri aynı anda kademeli olarak yürütülmekte olduğu, ancak davalılardan ... .... Ltd. Şti.'nin uygulama esnasında doğrudan kendi kusurundan kaynaklı beton kalıbının patlaması sonucu akışa geçen betonun dava konusu komşu binaya verdiği kısmi 24.796,14-TL'lik zararın tamamından sorumlu olduğu, bu konuda davacı işveren firmaya bağlı görev yapan şantiyedeki kontrollük teşkilatının işbu hasarın meydana gelmesinde kalıbın sağlamlığını ve dayanıklılığını kontrol ve denetim ihmallerinin söz konusu olduğu, davaya konu komşu ... Lokantasının bulunduğu toplam 7 katlı mevcut yığma karkas binada meydana gelen hasarların ekseriyetle yukarıda detaylıca izah edildiği üzere, bu bina altından, komşuluğunda açılan ...’nin derin temel çukuruna doğru akan yeraltı zemin sularının kaçışından kaynaklanan zemin büzüşmelerinden mütevellit husule gelen oturmalardan kaynaklanmış olabileceğinin kuvvetle muhtemel değerlendirildiği, sonuç olarak, davalılardan .... A.Ş. ile .... Ltd. Şti.'nin ve dolayısıyla .... Ltd. Şti.'nin, davaya konu komşu ... Lokantasının bulunduğu toplam 7 katlı mevcut yığma karkas binada meydana gelen hasarlarda kusurlarının bulunmadığı, işbu olaydan ötürü adı geçen davalılara kusur izafesinde bulunulamayacağı, dolayısıyla davacının bu davalılardan rücuen talep edebileceği herhangi bir hasar bedelinden söz edilemeyeceği, davalılardan ... .... Ltd. Şti.'nin uygulama esnasında doğrudan kendi kusurundan kaynaklı beton kalıbının patlaması sonucu akışa geçen betonun dava konusu komşu binaya verdiği kısmi 24.796,14-TL'lik zararın tamamından %100 oranında sorumlu olduğu, dolayısıyla davacının bu davalıdan rücuen talep edebileceği hasar bedelinin sadece 24.796,14-TL ile sınırlı tutulabileceği, icra dosyasına davalı ... .... Ltd. Şti. tarafından dava açılmadan önce yapılan 70.394,00 TL ödemenin bu miktarı aştığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında;
1-)Yerel mahkeme kararının hatalı değerlendirmelere dayandığını, özellikle zararın oluşumuna ve sorumluluğun dağılımına ilişkin kabulün hukuka ve dosya kapsamına aykırı olduğunu,
2-)Hükümde müvekkili şirketin inşaat faaliyetinin komşu bina temelinden 22 metre daha derine inmesi ve yer altı sularının hareketine bağlı olarak oluşan hasarın “doğal ve kaçınılmaz” bir sonuç olduğu, bu nedenle sorumluluğun müvekkiline ait olduğu yönündeki kabulün yerinde olmadığını, bitişik nizam ve yakın parsellerde yapılan inşaatlarda risk bulunması olağan olmakla birlikte, bu risklerin bertaraf edilmesi teknik olarak mümkün olduğunu ve bu amaçla davalı yüklenici ve taşeron firmalarla sözleşme yapıldığını, bu kapsamda, müvekkili şirketin inşaat işini uzman davalı firmalara devrettiği, sözleşmeler uyarınca davalıların inşaatın gerçekleştirilmesi sırasında üçüncü kişilere verilecek her türlü zarardan kusursuz sorumluluk esasına göre sorumlu olmayı kabul ettiklerini, dolayısıyla meydana gelen zararın “doğal sonuç” olarak müvekkiline yüklenmesinin hukuken isabetli olmadığını, ayrıca inşaat konusunda uzman olan davalıların mahkemece belirlenen "doğal riski" öngörmemelerinin mümkün olmadığı ve buna rağmen bu riski üstlendiklerinin mahkemece es geçildiğini,
3-)Davalılardan ...’ın sözleşme hükümleri gereği kaba inşaat sürecinin tamamından sorumlu olduğunu, sözleşmenin 12.1 maddesinde düzenlenen kusursuz sorumluluk hükümleri uyarınca meydana gelen tüm zararlardan sorumlu tutulması gerektiğini, bunun yanında sözleşmenin 2.5 maddesi uyarınca komşu parsellerdeki yapıların zarar görmemesi için gerekli tüm organizasyon ve koordinasyon yükümlülüğünün Haldız’a ait olduğunu, bu nedenle üçüncü kişilere verilen zararların tamamından sorumlu olması gerektiğini, İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ███████ E. üzerinden daha önce aynı sözleşme ilişkisine dayalı olarak verdiği kararda, ...’ın yalnızca 14.11.2008 tarihli hasardan değil ilk hasar da dahil olmak üzere ... lokantasına verilen zararın tamamından sorumlu olduğunun hüküm altına alındığını, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini ve kesin delil niteliği taşıdığını, 08.09.2017 tarihli raporun sonuç kısmının (2.) maddesinde de zararın tamamından sorumlu olacağının tespit edildiğini, buna rağmen, buna rağmen hükme esas alınan son raporda ...'ın yalnızca beton kalıbının patlaması sonucu akışa geçen betonun komşu binaya verdiği 24.796,14-TL'lik kısmi zarardan sorumlu tutulmasının, kesin hükme aykırı olarak düzenlenen bilirkişi raporunun aynen kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
4-)Davalılardan ...’ın sözleşme kapsamında iksa sistemi, kuyu perde, kazık ve ankraj işlerini üstlendiğini, sözleşme hükümleri gereğince komşu parsellerde meydana gelebilecek tüm zararlardan kusursuz sorumluluk esasına göre sorumlu olduğunu, İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ███████ E. sayılı dosyasında Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından hazırlanan teknik raporda, hasarın temel kazısı sırasında kullanılan yetersiz iksa sisteminden kaynaklandığının açıkça tespit edildiğini, buna rağmen ...’ın sorumlu tutulmamasının hukuka aykırı olduğunu,
5-)Davalılardan ... İnşaat’ın hem teknik danışmanlık hem de denetim görevini üstlendiğini, sözleşme hükümleri gereğince üçüncü kişilere verilecek zararların tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini, dolayısıyla zararın meydana geliş şekline bakılmaksızın denetim yükümlülüğü kapsamında tüm zararlardan sorumlu tutulması gerektiğini,
6-)Tüm davalıların, üstlendikleri işin niteliği gereği doğabilecek zararları öngördüklerini ve sözleşmelerle bu riskleri kabul ettiklerini, bu nedenle zararın “talebin doğal sonucu” olduğu gerekçesiyle sorumluluktan kurtulmalarının mümkün olmadığını belirterek,
kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalılar ise ayrı ayrı yüklenicilerdir.
Dava, davacının inşa ettirmekte olduğu alışveriş merkezi inşaatı faaliyetleri sırasında komşu taşınmaz sahibinin uğramış olduğu zarara ilişkin tazminatın tamamının, kesinleşen mahkeme kararı ve buna dayalı icra takibi neticesinde davacı tarafından ödenmek zorunda kalındığı, söz konusu inşaatta yüklenici olarak faaliyet gösteren davalıların davacı ile yaptıkları sözleşmeler gereğince bu zarardan tamamen sorumlu oldukları iddiasıyla, davalıların sorumluluk oranlarının ve miktarlarının tespiti ile şimdilik her bir davalıdan ayrı ayrı 10.000,00 TL olmak üzere toplam 40.000,00 TL'nin tahsili talebine ilişkindir.
Davacının davaya konu tazminat ödemesine dayanak olan İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.05.2014 tarihli ve ███████ Esas - ████████ Karar sayılı gerekçeli kararının incelenmesinde; Dava dışı zarar görenler tarafından dosyamız davacısı ve davalıları ile dava dışı ... Ltd Şti (Eski Unvanı ... Ltd Şti) ve ... A.Ş. Aleyhine açılan tazminat davası sonucunda; "754.521,27 TL'nin (davalı sigorta şirketi açısından 2.690,39 TL limitli sorumlu olmak üzere) bu miktarın 729.725,13 TL'sına 20.06.2008 tarihinden, kalan 24.796,14 TL'sine 14.11.2008 tarihinden, sigorta şirketinin sorumlu olduğu kısım için dava tarihinden itibaren, değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine; Islah ile artırılan 168.601,63 TL'nin ... ve davalı sigorta şirketleri hariç diğer davalılardan ıslah tarihi olan 16.12.2013 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine; ... Şirketi açısından ıslah ile artırılan kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine; Davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine" karar verildiği ve bu kararın Yargıtay onama ve karar düzeltme talebinin reddi kararlarıyla 20.06.2016 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Bu kararın infazına ilişkin İstanbul 1. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde ise, söz konusu ilamına dayalı olarak dava dışı alacaklılar tarafından, borçlular ... A.Ş. ve diğerleri aleyhine takip başlatıldığı, 13.07.2015 tarihli dosya hesabındaki toplam bakiye borç miktarı olan 2.073.894,07 TL'nin 2.003.500,00 TL'lik kısmının davacı tarafından ödendiği, 70.394,07 TL'sinin ise davalılardan ......Ltd.Şti. tarafından ödendiği görülmüştür.
Davaya cevap dilekçelerinde zamanaşımı def'ileri mevcut ise de, Mahkemece gerekçeli kararda zamanaşımı def'inin yerinde görülmemesine, davanın esastan reddedilmesine karşı davalılarca bir istinaf başvurusunda bulunulmadığından HMK'nın 355/1. Maddesi gereğince Dairemizce bu hususta bir inceleme ve değerlendirme yapılmayacaktır.
Mahkemece, davanın esasının değerlendirilmesi için önce Makine Mühendisi ... ve İnşaat Mühendisi ...'ndan oluşan ilk bilirkişi heyetinden █████/2017 tarihli rapor alınmış, daha sonra Mali Müşavir ...'den █████/2018 tarihli rapor, daha sonra önceden tayin edilen Makine Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Mali Müşavir bilirkişilere ek olarak Sözleşme Uzmanı Bilirkişi ...'ın da dahil olduğu bilirkişi heytinden █████/2019 tarihli kök rapor ile 27.07.2020 ve 10.11.2021 tarihli ek raporlar alınmış, daha sonra ise yeni oluşturulan İnşaat Mühendisi ... ve Mali Müşavir ...'dan oluşan 2. bilirkişi heyetinden █████/2022 tarihli rapor alınmış olup, istinafa konu gerekçeli karar tamamen bu 2. Rapor esas alınmak suretiyle (gerekçeye aynen alınarak) hazırlanmıştır.
Dosya kapsamının incelenmesinde, iki ayrı bilirkişi heyetinden alınan raporların taraflara yüklenen kusur tespitleri bakımından (davalı ...'ın sorumlu tutulduğu miktar haricinde) birbirine tamamen zıt görüşler içerdiği, mahkemece raporlar arasındaki bu çelişki giderilmeden, sadece 2. Heyet raporu esas alınmak suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır.
Eser sözleşmelerinde yüklenici yaptığı işin uzmanı olup, eser denilen sonucun gerçekleşmesini taahhüt eder. İş sahibinden talimat almaz, ona karşı bağımsızdır. Yanında işçi çalıştırıyorsa işçisine karşı da işveren durumundadır. Dolayısıyla eser sözleşmelerinde yüklenici işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına göre iş yerinde tüm tedbirleri almak ve bu konuda denetimi sağlamak yükümlüğü altındadır. İşin uzmanı sayılan yüklenici Borçlar Kanunu'nun 357. maddesi uyarınca yükümlendiği işin ifası sırasında gerekli özen ve dikkati göstermekle görevli olup yüklenici ve iş sahibinin kusuru işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına göre çözümlenemez. Dolayısıyla tarafların olayın meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığı veya kusur oranları iş hukuku mevzuatı hükümlerine göre değil, eser sözleşmesi hükümleri doğrultusunda saptanmalıdır. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi █████████ E - █████████ K)
Buna göre Mahkemece, davaya konu ödemenin dayanağı olan İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ Esas - ████████ Karar sayılı dosyasında olduğu gibi, İnşaat Mühendisi, Mimar, Jeoloji Mühendisi ve Eser Sözleşmesi konularında uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinden; mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderildiği, rücuen tazmin dayanağı kesinleşen dosyada alınan bilirkişi heyeti raporunun ve kusur oranlarının da değerlendirmede dikkate alındığı, davacı ile davalılar arasında akdedilen sözleşmelerdeki düzenlemelerin göz önünde bulundurulduğu, eser sözleşmesi hükümlerine göre taraflara yüklenen kusur oranları konusunda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu şekilde bir rapor alınması yoluna gidilmeksizin, yazılı olduğu şekilde, sadece büyük ölçüde yoruma dayalı olarak hazırlanan 2. Heyet raporu esas alınarak karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2023 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!