Anahtar kelimeler: Elazığ Vasfıyla Bağ Sırasıyla Tarla Alanında İli İlçesi Köyü İlamına

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., 2024/4 K.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Elazığ ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 1 28... , 1 29... , 19... parsel sayılı sırasıyla 1.253,30 m², 2.610,91 m², 621,65 m² ve 2.468,95 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, 1 28... parsel sayılı taşınmaz bağ vasfıyla, diğer taşınmazlar ise tarla vasfıyla davalılar adına tespit edilmiştir.2. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar üzerinde davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile Hazine adına tapuya tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2021 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2021 tarihli kararının davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.12.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece, taşınmazlar başında 22.06.2020 tarihinde yapılan keşifte dinlenen 2 tespit ve bir mahalli bilirkişisi, her ne kadar bu köyde doğup büyümüşlerse de taşınmazlar hakkında bir bilgilerinin olmadığını; yerel bilirkişi ..., davalılara taşınmazların dedelerinden kaldığını, sebze ekmek suretiyle kullanıldığını, yaklaşık 25 yıldır boş halde durduğunu, davalıların kendi aralarında yaşadıkları tartışmalar nedeni ile 30 yıl önce kendi iradeleriyle taşınmazı boş bırakıp gittiklerini, 50 yıl evvel kendilerine kiraya verdiklerini 10 yıl kullandıklarını ama daha sonra kullanmadıklarını beyan ettiği, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olmadığı ve taşınmazda 1951 yılından itibaren ekonomik amaca uygun zilyet ve tasarrufun başladığı, parsel sınırlarının oluştuğu, bu kullanımın uzun yıllar devam ettirildiği hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme ile anlaşılmakta ise de, ziraat bilirkişisi tarafından verilen raporda, taşınmazların ekili - sürülü olmadığı, ancak evveliyatında tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı belirtilmiş olup, ekinde bulunan fotoğraflardan da taşınmazların uzun yıllardır ekilmediğinin net olarak gözlemlendiği, keşifte dinlenen yerel bilirkişiler tarafından da, taşınmazların ekilip biçilmediği ve boş olarak durduğunun açıkça ifade edilmesi karşısında, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin ve ekonomik amaca uygun kullanımının iradi olarak terk edildiğinin kabulü gerektiği, temyiz incelemesi için Dairemizde bulunan ve eldeki dava dosyasıyla aynı gün veya yakın tarihlerde temyiz incelemesi yapılan dava dosyalarının incelenmesinde, bu davanın konusu olan taşınmazın bulunduğu ... köyündeki başkaca taşınmazlar hakkında davacı Hazine tarafından aynı iddia ve sebeplerle çok sayıda dava açıldığı, bu davaların yargılaması sırasında mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel ve tespit bilirkişilerinin, taşınmazlar üzerinde zilyetliğin devam ettirildiği yönünde açık beyanlarının bulunduğu ve bu haliyle ... köyünde zorunlu bir terkin söz konusu olmadığı, Hal böyle olunca; Mahkemece, tespit tarihi olan 2015 yılı itibariyle taşınmaz üzerinde davalı tarafların ekonomik amaca uygun bir zilyetliğinin bulunmadığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin 1990 yılından itibaren iradi olarak terk edildiği ve bu haliyle 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının davalılar lehine gerçekleşmediği gözetilerek, davacı Hazinenin davasının kabulüne ve taşınmazların davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla tespit tarihi itibariyle taşınmazlar üzerinde davalıların ekonomik amaca uygun bir zilyetliğinin bulunmadığı, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin 1990 yılından itibaren iradi olarak terk edildiği ve bu haliyle 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının davalılar lehine gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, Elazığ ili ... ilçesi ... köyü 1 28... , 1 29... , 19... parsel sayılı taşınmazların komisyonca yapılan kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın tamamının aynı yüzölçümü ve niteliği ile birlikte Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu taşınmazların kan davası ve terör olayları sebebiyle terk edildiğini, bu durumun iradi terk olarak değerlendirilmeyeceğini, dosya içerisinde bulunan raporların tersi yönünde karar verildiğini, mahalli bilirkişi beyanlarının yanında tespit bilirkişisi beyanları ile orman, ziraat ve jeoloji bilirkişi raporlarının yanında hava fotoğraflarının da değerlendirilmesi gerektiğini, toplanan bilgi, belge ve görüntüler çerçevesinde, dava konusu parsellerin kullanımına müvekkilinin dedesi ve babası tarafından 60 yıl önceden başlandığının tespit edildiğini belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın ONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.