Anahtar kelimeler: Defaatle İlettiğini Mutabık Eposta Ödeyeceğini Kalınan Danışmanlık Yazışmalarında Çeşitli Getirdiği

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında “--” başlıklı bir danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında yerine getirdiği danışmanlık faaliyetlerine ilişkin olarak, taraflar arasında mutabık kalınan ücret karşılığında çeşitli dönemlerde faturalar düzenlemiş ve bunları davalı şirkete ilettiğini, Bu faturalar, verilen hizmetlerin süre ve kapsamına uygun şekilde düzenlenmiş olup, davalıya süresinde tebliğ edildiğini, davalı şirketin, söz konusu faturaların bedellerini ödeyeceğini defaatle yazılı beyan etmiş, e-posta yazışmalarında “ödeme yapılacaktır” yönünde açık taahhütlerde bulunduğunu, Nitekim taraflar arasında olan yazışmalarda, ödeme tarihine ilişkin taahhütte bulunulmuş; ancak bu taahhütlerin hiçbiri yerine getirilmediğini, davalı şirketin uzun süre “ödeme yapılacaktır” şeklinde müvekkili oyaladığını, ancak akabinde hiçbir hukuki ve ticari dayanağı bulunmayan gerekçelerle, “iş olmadı” benzeri açıklamalar yaparak ödemeden kaçındığını, bu beyanlar hem davalının borcunu kabul ettiğini hem de kendi çelişkili davranışlarıyla müvekkili mağdur ettiğini açıkça gösterdiğini, müvekkili şirketin, ödemelerin yapılmaması üzerine defalarca yazılı ve sözlü ihtarlarda bulunmuş, ancak davalının bu taahhütlere aykırı tutumu nedeniyle herhangi bir sonuç alınamadığını, Netice itibariyle, ödenmeyen faturalar ve bunlara ilişkin yazışmalar, davalı şirketin kötü niyetli davranışını ve sözleşmeye aykırı hareket ettiğini ortaya koyan güçlü deliller olduğunu, davalı şirkete ait Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül 2023 dönemlerine ilişkin faturalar müvekkili tarafından düzenlenip kendilerine iletildiğini, davalı, fatura düzenlenmesini takiben yasal süre içinde bu faturalara yazılı ve somut bir itirazda bulunmadığını, Aksine, aynı dönem boyunca teknik süreçlere ilişkin (FPGA/elektronik, veri toplama altyapısı, test hazırlıkları vb.) rutin yazışmalar yapmaya devam ettiğini, projeye ilişkin ilerleme/aksaklık bildirimleri paylaşmış; böylece faturaya ve hizmete karşı süresinde ihtirazı kayıt ileri sürmediğini, Bu nedenle söz konusu faturalar, süresinde itiraz edilmemiş olma sebebiyle kesinleşmiş ticari alacak niteliğinde olduğunu ve davalının ödeme borcunu ortadan kaldırmayacağını, davalarının kabulü ile davalının müvekkili şirkete olan şimdilik ve harca esas olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte 5.000 Avro (24.10.2025 ---- Bankası döviz satış kuru ile şimdilik 243.774,50 TL) alacağının tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından talep edilen alacak, niteliği itibarıyla danışmanlık hizmetinden kaynaklanan ticari alacak olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ve devamı maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 8 ve 89. maddeleri uyarınca zamanaşımına tabi olduğunu, dava konusu faturaların vade tarihleri ile dava tarihi dikkate alındığında, dava konusu alacakların bir kısmının (veya tamamının) zamanaşımına uğradığı açık olduğunu, bu nedenle zamanaşımı itirazlarının öncelikle değerlendirilerek davanın bu sebeple reddi gerektiğini, davacının, danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan alacağını müvekkili şirkete yöneltmiş ise de, müvekkili şirketin sözleşmenin tarafı olmadığın, Sözleşmenin taraflarının, ödeme yükümlülüğünün kapsamı ve sorumluluk rejimi birlikte değerlendirildiğinde, müvekkili şirketin talep edilen alacaktan doğrudan ve münhasıran sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığını, Sözleşme hükümleri ve fiili ifa ilişkisi dikkate alındığında, davanın husumet yönünden müvekkili şirkete yöneltilemeyeceği, bu sebeple davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği, davacı tarafın, dava konusu alacağını bir danışmanlık sözleşmesine dayandırmakta ise de; söz konusu sözleşmenin müvekkili şirket açısından bağlayıcı şekilde kurulmadığı, yetkili organlarca usulüne uygun olarak imzalanmadığı ve sözleşmenin dava konusu dönemde yürürlükte olmadığının açık olduğunu, bu haliyle, geçerli ve bağlayıcı bir sözleşme ilişkisi ispatlanmadan, müvekkili şirket aleyhine alacak talebinde bulunulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında akdedildiği iddia edilen sözleşmede yetki şartı ---- Mahkemeleri olarak düzenlendiğini, İşbu davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının, dava değerini “şimdilik” ibaresiyle belirlediğini, alacağın hangi faturaya, hangi döneme ve hangi hesaplamaya dayandığını açık ve denetlenebilir biçimde ortaya koymadığını, Bu haliyle davanın, HMK m. 119 kapsamında belirli ve açık bir talep içermemekte, talep sonucu ile maddi vakıalar arasında illiyet bağı kurulmamakta olduğunu, bu durumun davanın usulden reddini gerektirecek nitelikte olduğunu, davacı tarafından talep edilen ticari avans faizi yönünden, usulüne uygun bir temerrüt tarihi açıkça ortaya konulmamış olup, her bir fatura bakımından temerrüdün ne zaman ve nasıl gerçekleştiği ispatlanmadığını, Temerrüt koşulları oluşmadan faiz talep edilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında hukuken geçerli ve bağlayıcı bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, davacının dayandığı sözleşmenin, müvekkili şirketin tarafı olmadığı, yetkili organlarca imzalanmamış ve --- tarafından yetkisiz şekilde müvekkili adına taahhütte bulunularak düzenlenmiş bir belgeden ibaret olduğunu, Yetkisiz temsil yoluyla müvekkili şirket aleyhine borç doğması hukuken mümkün olmadığını, davacının bizzat sunduğu sözleşme eklerinden de açıkça görüleceği üzere, ileri sürülen çalışma 9 aylık süreyle sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin, bu 9 aylık süre boyunca--- müvekkili adına verdiği sözleri iyi niyetle yerine getirdiğini, ödemeleri eksiksiz yaptığını, Buna rağmen, sürenin sona ermesinden sonra, herhangi bir sözleşme uzatımı veya açık kabul bulunmaksızın fatura düzenlenmeye devam edilmesinin, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Her hâlükârda, davacı taraf edimini gereği gibi ifa etmemiş, danışmanlık hizmetinin gerektirdiği özen borcunu açıkça ihlal etmiş, proje sürecinde somut ve fayda sağlayan bir teknik katkı sunamadığını, Karşılıklı edim içeren sözleşmelerde, edimini ifa etmeyen veya gereği gibi ifa etmeyen tarafın karşı edimi talep etmesi mümkün olmadığını, bu temel ilke hem mevzuat hem de yerleşik yargı içtihatları ile sabit olduğunu, davacı tarafından düzenlenen faturalar ise, tek başına borç doğuran belgeler olmayıp, geçerli bir sözleşme ve ifa bulunmaksızın müvekkili şirket açısından bağlayıcılık arz etmeyeceğini, Müvekkili şirket tarafından proje sürecinde yapılan ödemeler, borç ikrarı değil; yalnızca işlerin sekteye uğramaması amacıyla yapılan iyi niyetli ve ihtiyati ödemeler olduğunu, Öte yandan, müvekkili şirketin, yanlış yönlendirmeler ve başarısız danışmanlık süreci nedeniyle ağır zarara uğradığını, bu nedenle ---- ile olan sözleşmesini feshetmiş; ----- avans iadesi ve cezai bedeller dâhil olmak üzere toplam 150.000 USD ödeme yapmak zorunda kaldığını, bu durumun, davacının iddia ettiği gibi başarılı ve ifa edilmiş bir danışmanlık hizmetinin bulunmadığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, Asıl zarara uğrayan müvekkili şirket olup bununla ilgili tüm tazminat hakları saklı olduğunu hukuki ve fiili dayanağı bulunmayan davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Davada, davacının dava konusu █████/2022 tarihli danışmanlık sözleşmeden kaynaklı alacaklı olup olmadığı hususunda toplandığı tespit edilmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuş, dosyanın görevli ve yetkili ----- Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.Davacı vekili UYAP'tan gönderdiği dilekçe ile dosyaya sunulan danışmanlık sözleşmesinde yer alan yetki düzenlemesi esas alınarak mahkemenin yetkisizliğine karar verildiğini, oysa, kısa kararın dayanağını oluşturan bu değerlendirmede, dosya bakımından son derece belirleyici olan bir hususun gözden kaçtığı anlaşılmakta olduğunu, Ancak dosya kapsamı incelendiğinde, bu değerlendirmeye esas alınan sözleşmenin tarafları yönünden açık bir maddi yanılgı bulunduğunu, davalı ----, cevap dilekçesinde bir yandan danışmanlık sözleşmesinde yer alan yetki şartına dayanarak yetki itirazında bulunmuş ancak aynı zamanda yine aynı cevap dilekçesinde, söz konusu danışmanlık sözleşmesinin tarafı olmadığını, sözleşmenin davacı şirket ---ile dava dışı ----- şirketi arasında kurulduğunu açıkça ileri sürdüğünü, başka bir ifadeyle, davalı taraf yetki itirazını, bizzat tarafı olmadığını iddia ettiği bir sözleşmede yer alan yetki kaydına dayandırdığını, oysa dosya kapsamındaki temel uyuşmazlık da zaten, davalının bu danışmanlık ilişkisi kapsamında ödeme yükümlülüğü altında olup olmadığına ilişkin olduğunu, davalı tarafın, esasa ilişkin savunmasında sözleşmenin tarafı olmadığını ve kendisi yönünden bağlayıcı bir sözleşmesel ilişki kurulmadığını ileri sürerken, usule ilişkin yetki itirazında aynı sözleşmede yer alan yetki şartından yararlanmak istemekte olduğunu, bu haliyle, davalı tarafın cevap dilekçesindeki beyanları kendi içinde çelişkili olduğunu, davalı tarafın, tarafı olmadığını iddia ettiği bir sözleşmedeki yetki düzenlemesine dayanarak mahkemenin yetkisizliğini ileri sürmesi mümkün olmadığını, En azından, bu husus gerekçeli karar yazılmadan önce dosya kapsamı içinde ayrıca değerlendirilmesi gereken açık bir maddi mesele niteliğinde olduğunu, verilen kısa kararda ise, yetki şartına dayanılmış olmakla birlikte, bu yetki şartının yer aldığı sözleşmenin kimler arasında imzalandığı, davalı şirketin bu sözleşmenin tarafı olup olmadığı ve davalının tarafı olmadığını iddia ettiği sözleşmedeki yetki şartından yararlanıp yararlanamayacağı hususlarında herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmiş olduğu anlaşılmakta olduğunu, verilen yetkisizlik kısa kararına esas alınan danışmanlık sözleşmesinin tarafları, davalı tarafın cevap dilekçesindeki beyanları ve davalının tarafı olmadığını ileri sürdüğü sözleşmedeki yetki şartına dayanarak yetki itirazında bulunmasının dosya kapsamıyla bağdaşmadığı hususları dikkate alınarak gerekçeli karar yazılmadan önce dosyanın bu yönüyle yeniden ele alınmasına, yetkisizlik kısa kararına esas alınan değerlendirmenin dosya kapsamındaki sözleşmenin tarafları dikkate alınarak gözden geçirilmesine ve mahkemenizin yetkisizliğine ilişkin kısa karardan dönülmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu----. Noterliği █████/2025 tarih --- nolu tercümeli Danışmanlık Sözleşmesi maddesinde yetkili mahkemelerin ------ Mahkemeleri olarak belirlendiğini görülmüştür. Ayrıca davanın konusunun █████/2022 tarihli danışmanlık sözleşmesinden kaynaklı alacak olduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davalı taraf cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuş, dosyanın yetkili ------ Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir. Dosyanın incelenmesinde; dava konusu █████/2022 tarihli danışmanlık sözleşmesinden kaynaklı alacak olduğu anlaşılmaktadır. Danışmanlık Sözleşmesi maddesinde yetkili mahkemelerin -- Mahkemeleri olarak belirlendiği düzenlemenin bulunduğu, buna göre davaya konu talebin dayanağı olan ve davacının da delil olarak ileri sürdüğü sözleşme uyarınca ihtilafların çözümünde ----- Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırıldığı, mahkemece her aşamada dikkate alınabileceği, hükmün tarafları bağlayacağı kanaati ile, açıklanan nedenlerle, davaya bakmakta ----- Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili, mahkememizin yetkisiz olduğu gerekçesi ile davanın yetkisizlik nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Mahkememizin yetkisizliği sebebiyle davanın USULDEN REDDİNE,2-Yetkili mahkemenin ----- ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ olduğuna,3-Taraflardan birinin, bu karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın ----- Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, Bu süre içerisinde başvuru yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,4-H.M.K.'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli Mahkemece hüküm altına alınmasına, açılmamış sayılma kararı verildiği takdirde bu kararda değerlendirilmesine, Dair karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.