Anahtar kelimeler: Alanya Tenkis Satmasını Blok Veraset Mirasbırakanı Mirasbırakanın Mirasbırakana Mirasbırakan Temlik

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Alanya 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Dava, ehliyetsizlik ve vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde miras payı oranında bedel, bunun da mümkün olmaması halinde tenkis isteğine ilişkindir.Davacı vekili; davacının mirasbırakanı olan ...'nün maliki olduğu 6 78... parsel sayılı taşınmazdaki (A) blok 8 nolu bağımsız bölümün davalı ... tarafından vekaleten diğer davalı ...’e temlik edildiğini, temlik tarihinde mirasbırakanın ehliyetsiz olduğunu, dava konusu taşınmazı satmasını gerektirecek bir ihtiyacı bulunmadığı gibi satış bedelinin de mirasbırakana ödenmediğini ileri sürerek davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile mirasbırakan ... adına ya da mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tesciline, olmadığı takdirde gerçek satış değeri üzerinden davacının miras payına karşılık gelen kısmının 26.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline, bu talebin kabul görmemesi halinde davacının saklı pay miktarı hesaplanarak şimdilik 5.000,00 TL'nin davalı ...'den 26.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; aşamada davacı vekili 10.03.2021 tarihli dilekçesi ile, davacının dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle miras payına isabet eden değeri olan 140.581,00 TL ile munzam zarar olarak hesaplanan 115.624,98 TL’nin (toplam 256.205,98 TL) davalı vekilden satış tarihi ve bilirkişi raporu tarihleri itibariyle işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı ... vekili; mirasbırakanın işlem tarihinde ehliyetli olduğunu, satışın 160.000,00 TL bedelle yapıldığını, mirasbırakanın yürüme güçlüğü çekmesi nedeniyle bankaya gidip hesap açılamadığını, kızı adına açılan hesaba satış bedelinin yatırıldığını, bu paranın tamamen mirasbırakanın sağlık ve bakım giderleri için harcandığını, temlikin davacıdan mal kaçırmak amaçlı yapılmadığını, mirasbırakanın geride yüklü miktarda malvarlığı bıraktığını, mirasbırakanın bakımı ile kendisinin ve eşinin ilgilendiğini, ayrıca mirasbırakan tarafından davacıya para gönderildiğini, davacının Türkiye'de bulunan taşınmazlarının vergi ödemelerinin mirasbırakan tarafından yapıldığını, bakım ve tedavi masraflarının bir kısmının dava konusu taşınmazın satış bedelinden karşılandığını belirterek davanın reddini istemiştir.Davalı ...; kredi çekerek dava konusu taşınmazı satın aldığını, taşınmazı satın aldığı zaman davacı ... ve davalı ...'i tanımadığını, bu kişilerle ticari, hukuki veya kişisel ilişkisinin ve iletişimin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince; mirasbırakanın bakım ve hastane masrafları için satışa ihtiyacı olduğu, satış iradesinin bulunduğu, vekalatname tarihi itibariyle ehliyetli olduğu, davacının Adli Tıp Kurumundan rapor alınması yönünde bir talebinin bulunmadığını beyan ettiği, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı, muris muvazaası iddiasının da usulünce kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; davacı tarafından vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayalı olarak mirasçılar dışındaki 3. kişiye karşı pay oranında açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf isteğinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; “ Bölge Adliye Mahkemesince mirasçılar dışındaki 3. kişiye karşı pay oranında açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığına işaret edilerek aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiği belirtilmiş ancak yeniden hüküm tesis edilmeden davacı vekilinin istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiştir. Hâl böyle olunca, HMK’nın 353/1-b-2. maddesindeki düzenleme uyarınca, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin değiştirilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesince yeniden karar verilmesi gerekirken, istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre ise; davacı vekilinin 08.12.2020 tarihli dilekçesinde tapu iptali ve tescil talepleri yönünden yeterli delil sunulamadığını ancak davalı vekile karşı terditli bedel isteklerinin bulunduğunu belirttiği, 10.03.2021 tarihli dilekçede de dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle davacının miras payına isabet eden değeri olan 140.581,00 TL’nin satış tarihinden itibaren; munzam zarar olarak hesaplanan 115.624,98 TL’nin ise bilirkişi raporu tarihi itibariyle işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği, istinaf dilekçesinde ise tapu iptali ve tescil talepleri yönünden yeterli delil sunamadıklarından bu yöne ilişkin taleplerinin kabul edilmemesine bir diyeceklerinin olmadığını belirttiği ve davalı ...’a karşı terditli bedel istekleri yönünden davanın reddine karar verilmesine ilişkin olarak istinaf itirazlarını ileri sürdüğü, Bölge Adliye Mahkemesince de davacı vekilinin eldeki davaya miras payı oranında tazminat isteği olarak devam ettiği kabul edilerek değerlendirme yapıldığı anlaşılmakta olup tapu iptali ve tescil talebinin aksine tazminat istemi bölünebilir nitelikte olduğundan her bir davacının kendi payı oranında talepte bulunabileceği hususunun göz ardı edilmesi de doğru değildir.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının, maliki olduğu dava dışı 7 63... parsel sayılı taşınmazdaki 7 numaralı bağımsız bölümü davalının eşi olan kızı ...’ya satış suretiyle devrettiği, bu taşınmaz için açılan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davanın Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.06.20 21... /112 Esas ve ████████ Karar sayılı kararı ile reddedildiği, kararın, istinaf ve temyiz aşamasından sonra 19.10.2023 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazın davalı vekil Muammer tarafından diğer davalı ...'ya temlik edildiği 26.09.2016 tarihinde taşınmazın değerinin 281.162,00 TL olduğu, davalı ...'in satış bedelini mirasbırakanın maaş hesabına yatırma imkanı var iken dava dışı eşi ...'nın banka hesabına yatırdığı, satış bedelinin mirasbırakanın tedavi gideri için harcandığı savunulmuş ise de yukarıda anılan davada da davalı ...'in eşi ...'nın aynı yönde savunmada bulunduğu ve o davanın bu nedenle ret edildiği, dolayısıyla dava konusu taşınmazın mirasbırakanın tedavisi, bakımı için satılmasının gerekmediği, kaldı ki mirasbırakanın sağlık durumunun ağırlaşmasının temlik tarihinden sonra olduğu, ayrıca murisin kira geliri olan iki evinin bulunduğu, davalı vekil Muammer'in gerek hesap verme ve gerekse, özen ve sadakatle iş görme yükümlülüklerine aykırı davrandığı, 22.09.2016 tarihinde bankadan 160.000,00 TL konut kredisi kullanarak dava konusu taşınmazı satın alan diğer davalı ...'nın kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, davacı vekilinin 10.03.2021 tarihli dilekçesi ile talep ettiği munzam zarar alacağının asıl borçtan bağımsız olup munzam zarar talebi dava dilekçesinde talep edilmeyen yeni bir talep olduğu için ıslah yoluyla da davaya dahil edilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli alacak talebinin kabulü ile 140.581,00 TL'nin 26.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’den tahsiline, davacının munzam zarar talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:- K A R A R -Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un/HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan; 7.201,08 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...’dan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.