Anahtar kelimeler: İkrah Torunu Temliklerin Tereke Zorlaması Murisleri Murislerine Hile Devrettiğini Oğlu

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili, davalı vekili ile tereke temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:-K A R A R -Asıl ve birleştirilen dava; vekalet görevinin kötüye kullanılması, hile ve ikrah hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.Davacılar; murisleri ...'nın 639, 2020, 1023, 1 19... (eski 558) ve 2 56... parsel sayılı taşınmazlarını dava dışı oğlu ...'den torunu olan davalı ...'ya devrettiğini, temliklerin dava dışı ... ve davalı ...'nın hile ve zorlaması ile yapıldığını, taşınmazların karşılığında murislerine herhangi bir bedel ödenmediğini, devrin amacının murisin iradesi dışında diğer mirasçılardan mal kaçırmak olduğunu, muris tarafından davalıya karşı Çumra Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile aldatma ve zorla yapılan devrin iptali davası açıldığını, ancak davalının ve babasının engellemesi sonucu murisin davayı takip edemediğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile tüm mirasçılar adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir. Dairemizin 04.12.2017 tarihli bozma kararından sonra dava, muris ...'nın terekesine temsilci olarak atanan ... tarafından takip edilmiştir.Davalı; 2 56... parsel sayılı taşınmaz için davacıların taraf ehliyeti bulunmadığını, hile ve zorlama olmadığını, bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen kararın taraflarca temyizi üzerine Dairemizin 11.06.2012 tarihli ve █████████ Esas, █████████Karar sayılı kararıyla; tapu iptali isteminin tescili kapsamadığı gözetilerek davacıya ayrıca tescil davası açması için imkan tanımak ve dava açılması halinde her iki dava birleştirilerek karara bağlamak gerektiğine değinilerek karar bozulmuş; Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacılar tarafından açılan tescil davası eldeki dava ile birleştirilerek asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; kararın taraflarca temyizi üzerine Dairemizin 04.12.2017 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; murisin ölüm tarihine göre terekesinde el birliği (iştirak) halinde mülkiyet söz konusu olup davada tüm mirasçılar adına tescil istenildiği halde davaya dahil edilen mirasçıların davaya muvafakat etmediklerini bildirdikleri, dava dışı mirasçıların açık muvafakatları sağlanamadığına göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması ve atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken davanın görülebilirlik koşulu yerine getirilmeden esas hakkında hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş; Mahkemenin 20.12.2018 tarihli ek kararı ile; dosyada yeteri kadar gider avansı bulunmadığından Yargıtayın 04.12.2017 tarihli bozma kararının tebliğe çıkarılamadığı, davacı vekilinin verilen kesin süre içerisinde eksikliği tamamlamadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiş; ek kararın davacılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.06.2020 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; davacılar vekiline çıkarılan meşruhatlı davetiyede gider avansı olarak yatırılması istenen 300,00 TL'nin ne kadarının tebligat masrafı ne kadarının sair giderler olduğu açıkça belirtilmediği gibi, eksik gider avansı yatırılmadığı takdirde sonuçlarının ne olacağı da ihtar edilmediği, dolayısıyla yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı, bu nedenle işin esası incelenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine değinilerek kararın bozulmasına karar verilmiş; davalı vekilinin karar düzeltme isteği Dairemizce reddedilmiş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulü ile 2 56... parsel sayılı taşınmaz yönünden murisin bu taşınmazla herhangi bir bağlantısının olmadığı, her ne kadar davacı, taşınmazın muris tarafından satın alındığını ancak tescilin davalı adına yapıldığını iddia etmişse de iddiayı kanıtlar inandırıcı bir delil sunulamadığı, 1 19... parsel (eski 558 parsel) sayılı taşınmaz yönünden satışın hile ya da ikrahla yapıldığına ilişkin iddianın ispatlanamadığı, 639 parsel sayılı taşınmaz yönünden murisin daha önce davalıya karşı açtığı davadaki (████████ E.) beyanından bu taşınmazı davalıya satma iradesinin olduğunun anlaşıldığı, devirlerin ivazlı olduğu anlaşıldığından tenkise de hükmedilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş; 20 20... parsel sayılı taşınmazlar bakımından ise davada vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine dayanıldığı, hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, muris adına vekaleten işlem yapan dava dışı oğlu ... ile davalının çıkar ve iş birliği içerisinde hareket ettikleri, bu hususun Mahkemenin ████████ Esas sayılı dosyasında yer alan deliller ve taraf tanıklarının beyanları ile sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1916 tarihli muris ...'nın 20.12.2004 tarihinde, eşi ...'in kendisinden önce 1999 yılında öldüğü, geride mirasçıları olarak ... ile müşterek çocukları davacılar ile dava dışı ... ve ...'nin kaldığı, davalı ...'un dava dışı ...'in oğlu olduğu; muris ...'nın, 639, 20 20... parsel sayılı taşınmazlarını vekil kıldığı oğlu ... aracılığıyla 22.03.1999 tarihinde, 558 (yeni 1 19... ) parsel sayılı taşınmazını bizzat 05.07.1995 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiği, 2 56... parsel sayılı taşınmazın ise davalı tarafından 15.09.1997 tarihinde dava dışı 3. kişilerden satın alma yoluyla edinildiği anlaşılmaktadır.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;Bilindiği üzere, TMK'nın 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Başka bir söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve bununla bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer.O halde; terekeye temsilci atanmakla mirasçıların davayı takip yetkisi sona erdiğinden ve bununla bağlantılı olarak hükmü temyiz etme hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçtiğinden davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Tereke temsilcisi ile davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle halen sağ olmasına rağmen davacı ...'ın ( 1...8 TCK nolu - 1934 doğumlu) adının karar başlığında davacılar arasında yer almayıp "müteveffa" olarak geçmesinin mahallinde düzeltilebilir maddi hata olduğu anlaşıldığından yanlışlığa işaret edilmekle yetinilmiş olunmasına göre davanın kısmen kabulüne verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından tereke temsilcisi ile davalı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesindeki “(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesi karşısında kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır.Somut olayda; asıl dava tapu iptali, birleştirilen dava ise tescil isteğine ilişkin olup her iki dava da aynı taşınmazlara ilişkin olarak açıldığına göre iptal-tescil hükmü kurulurken infazda tereddüte yol açacak şekilde iptal hükmüne ayrı, tescil hükmüne ayrı bentlerde yer verilmesi doğru olmadığı gibi muris ...'ya ait güncel veraset ilamı ibraz edilmesine rağmen eski tarihli veraset ilamı esas alınarak hüküm kurulması doğru değildir.Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.Açıklanan nedenlerle;Davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,Tereke temsilcisi ile davalı vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile; hükümde yer alan bentlerin tümden hükümden çıkartılarak yerlerine:"ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVANIN KISMEN KABULÜNE;1. ... ili, ... ilçesi, ... kasabası 20 20... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın KABULÜNE, anılan taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının İPTALİ ile ... . Noterliğinin 09.02.2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı veraset ilamındaki payları oranında ... mirasçıları adına tesciline,2. Konya ili, Çumra ilçesi, Türkmencamili kasabası 1 19... ve 639 parsel sayılı taşınmazlar ile ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2 56... parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın REDDİNE,3. Kabul edilen taşınmazların değeri üzerinden alınması gerekli 7.187,80 TL harçtan peşin alınan 5.618,69 TL'nin mahsubu ile 1.569,11 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4. Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükteki A.A.Ü.T hükümleri gereğince kabul edilen taşınmazların dava tarihindeki değerine göre belirlenen ve takdir edilen 16.783,48 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5. Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükteki A.A.Ü.T hükümleri gereğince ret edilen dava konusu taşınmazların değerine göre belirlenen ve takdir edilen 17.203,02 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,6. Davacılar tarafından yargılama nedeniyle yapılan davetiye, tebligat, müzekkere gideri, tanık ücreti, bilirkişi ücreti giderleri toplamı 1.274,60 TL yargılama giderinin, davanın kabul oranına göre (%49,34) hesaplanan takdiren 628,88 TL’sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalanının davacılar üzerinde bırakılmasına,7. Davalı tarafından yapılan davetiye, tebligat ve tanık ücreti giderleri 840,00 TL yargılama giderinin davanın ret oranına göre (%50,66) hesaplanan takdiren 425,54 TL’sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, kalanının davalı üzerinde bırakılmasına,8. Mahkememiz kararı kesinleştiğinde, 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan gider avansından kalan miktarın kararın kesinleşmesi için tebligat gideri ile avans iadesi için yapılacak tebligat gideri düşüldükten sonra kalan bakiyenin res'en yatırana iadesine," cümlelerinin yazılmasına, Mahkeme kararının bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Çumra 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.