Anahtar kelimeler: Saati Esaslı Taşıdığını Olağan Toplantısında Antalya Kurul Ret Toplantısı Toplantı

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Antalya 1. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 06.07.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısı ve bu genel kurul toplantısında alınan tüm kararların yasaya aykırılık taşıdığını, olağan genel kurul toplantısında müvekkili dışında vekaleten temsil edilen ... ... ve ... ... tarafından verilen vekaletnamelerin toplantı günü, saati, yeri, gibi esaslı unsurları taşımadığından geçerlilik kazanmadığını, davalı şirketin asgari toplantı yeter nisabı 1.020 olduğundan, mevcut genel kurulda gerçekte toplantı nisabının sağlanamadığını, ... ... ve ... ...'in vekillerinin temsil ettiği sermaye ve payları toplamının %50 olduğunu, bu nedenle toplantının mutlak butlanla geçersizlik içerdiğini, toplantıda davalı şirketin adresinin değiştirilmesine karar verildiğini, 06.04.2020 tarihli genel kurul kararlarının tümünün iptali talepli Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında dava açtıklarını, bu davanın sonucu beklemeden, asgari toplantı yeter nisabı da sağlanmadan, iş yeri adresi değişikliği kararı alınmasının müvekkilinin hak kaybına sebebiyet vereceğini, iş yeri adresinin değiştirilmesi ile zaten genel kurul öncesinde defter ve belgeleri incelemek üzere hazır etmeyen davalı şirketin merkezine ulaşmanın daha da imkansız hale geleceğini, Covid-19 sebebi ile turizm sezonunun açılamaması, kiracıların kira ödemelerini yapamayacaklarını beyan etmeleri, 2020 yılı sonrası kiraları ile ilgili olarak pandemi süreci geçinceye kadar icra takibi başlatılmaması yönündeki talepleri dikkate alınarak icra takibi başlatılmamasına ilişkin karar alındığını, kiracıların kira parasının ödenmemesi ve/ veya geç ödenmesi talebi ile asgari toplantı nisabı sağlanmadan alınan bu kararın şirkete, şirketin sermayesine zarar vereceğini, bu kararın başka hiçbir geliri olmayan şirketin sermayesinin korunmasına da aykırılık taşıdığını, alınan bir başka kararın ise şirkete ait gayrimenkuller için gelen satın alma tekliflerinin değerlendirilmesi ve gayrimenkullerin satılmasına karar verme yetkisinin müdürler kuruluna verilmesi olduğunu, müvekkilinin şirket ortaklığından çıkmak istemi ile açtığı davanın devam ettiğini, bu hali ile mülk satışının müvekkilinin ortaklıktan çıkma payını düşüreceğini ve alınan kararın mal kaçırmaya yönelik olduğunu, kararların, dürüstlük kuralına ve sermayenin korunması ilkesine aykırılık taşıdığını ileri sürerek alınan kararların butlan, yokluk ile geçersiz olduğunun tespitine, bütün kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; vekaletnamelerin geçerlilik şartlarını taşıdıklarını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (6102 sayılı TTK) limited şirketlerin genel kurul toplantısı için herhangi bir toplantı nisabının öngörülmediğini, her ne kadar davacı tarafça şirket merkezinin taşınmasının davacı asilin şirketle alakalı bilgi ve belgelere ulaşmasını imkansız hale getirdiği iddia edilmiş olsa da böyle bir durumun söz konusu olmadığını, davacı tarafça bu bilgi ve belgelere ulaşılmasının ne suretle imkansızlaşacağı yönünde herhangi bir açıklama, bilgi, delil veya emare belirtilmediğini, şirketin merkezinin taşındığı adresin önceki adresle arasında araçla 5-10 dakikalık bir mesafe olduğunu, değişiklik sonucu kabul edilen adresin, davacının dava dilekçesinde de belirtilen adresine daha yakın olduğunu, davacı tarafça her ne kadar pandemi süreci nedeni ile kiracıların kira ödemelerini geciktirecekleri yönündeki beyanları nedeniyle müvekkili şirketin tahsilat konusunda kiracılara esneklik sağlamış olmasının bu bedellerden müvekkili şirketçe vazgeçilmiş olduğu gibi lanse edilmiş olsa da gerçekte böyle bir durumun olmadığını, Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından, pandemi sürecinde kirasını ödeyemeyen kiracıların, kira bedellerinin düşürülmesi taleplerinin kabulü yönünde çok sayıda karar verildiğini, şirketin kuruluşundan bu yana taşınmaz alım satım yetkisinin şirket müdürlerine tahsis edildiğini, taşınmazlarla ilgili yetkili bir kimse olmadan, birine yetki verilmeden, söz konusu faaliyetlerin yerine getirilmesinin mümkün olmayacağını, zira şirketin esas sözleşmesinin geçici 3. maddesinde de müdürlerin gayrimenkuller alıp satmaya yetkili olduklarının açıkça beyan edildiğini, bundan sonraki müdürlerin de tapuda alım satıma ve ahzu kabz temsil ve ilzama yetkili müdürler olarak seçildiklerini, 14 yıllık sürecin tamamına yakın bir bölümünde davacının da bu yetkilere sahip bir biçimde şirkette müdürlük yaptığını, şirketin sahip olduğu gayrimenkullerin tamamının hisseli olması ve satışa konu edilmemiş olması karşısında bu iddianın da sadece gerekçe yaratma amaçlı ileri sürüldüğünü, şirketin kurulduğu 2006 yılından beri tüm gayrimenkul alım satım işlemlerini şirket müdürlerinin yaptığını, bu yönde bir teamül oluştuğunu, davacı tarafın şirket bilgi ve belgelerini incelemesinin engellendiği yönündeki iddiasını kanıtlayan herhangi bir delil sunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkındaki Yönetmelik'in ... şirketlerin toplantılarına dair yayımlandığı, limited şirketler yönünden uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, dolayısı ile genel kurul kararlarının bu sebeple yok hükmünde sayılması ya da iptalini gerektirir yasal neden olarak görülmediği, 06.07.2020 tarihli genel kurulda alınan; 2 no.lu kararın şirket adresinin değiştirilmesi, 3 no.lu kararın, Covid-19 pandemisi nedeniyle kiracıların kiralarını ödeyemeyeceklerini beyan etmeleri sebebiyle pandemi süreci geçinceye kadar haklarında icra takibi yapılmaması, 4 no.lu kararın ise 123 05... parselde yüklenici sıfatı ile yapıldığı anlaşılan inşaatta tapu iptal ve tescili davası neticesinde davalı şirketin kendisine düşen ve adına tescil edilmesinden sonra şirkete gelecek satın alma tekliflerinin değerlendirilmesi ve satılmasına karar verme yetkisinin müdürler kuruluna verilmesine ilişkin olarak oy çokluğuyla alındığı, iptal davasının yasal süre içerisinde açıldığı, davaya konu kararların 6102 sayılı TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptaline yönelik davada; alınan kararların yasa gereği nitelikli çoğunluk gerektirmediği, oy çokluğu ile alındığı, kanun, ana sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı bir yönlerinin bulunmadığı, yine davaya konu kararların 6102 sayılı TTK'nın 447. maddesinde düzenlenen butlan sebeplerinden birini içermediği, şirketin faaliyet konusu inşaat taahhüt ve müteahhitlik işleri yapmak olmakla, şirketin mamülü olan taşınmazların satılmasında icracı organ olan müdürler kuruluna yetki verilmesinin genel kurulun kanundan kaynaklı vazgeçilemez hakkının sınırlandırılması veya ortadan kaldırılması niteliğinde sayılamayacağı, nitekim davalı yanın talebi ile getirtilen satış senedi örneklerinde daha önceki taşınmaz satışlarının da benzer şekilde yapıldığının görüldüğü, kaldı ki taşınmaz satışlarının değerin altında yapılması halinde 6102 sayılı TTK'nın 553. vd maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin hükümlerin uygulanabileceği, davacının şirket aleyhine çıkma ve çıkma payı alacağına ilişkin dava nedeniyle satış iznine ilişkin kararın iptal edilmesi gerektiği yönündeki talebinin, bu dava sonuçlanıncaya kadar şirketin ticari faaliyetine ara verilmesi anlamı taşıması nedeniyle kabulünün mümkün görülmediği, satışlar nedeniyle elde edilecek kârın şirket kayıtlarında yer alacağı ve çıkma payı değerinin karar tarihine en yakın tarihe göre belirleneceği dikkate alındığında davacının bu iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, limited şirket genel kurul kararlarının batıl ve yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, 02.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.