Anahtar kelimeler: Leasing Hissedarı Devrettiğini Kredisi Kefaletlerinin Kefaleti Hisselerini Hisse Satışından Protokolle

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Davanın kısmen kabulüMahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar, davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldüKARARI. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ...'nın davalı şirketin hissedarı iken 25.01.2006 tarihli protokolle tüm hisselerini diğer davalılara devrettiğini, hisse satış protokolü gereği davalı şirketin hisse satışından önceki leasing, banka kredisi, vergi ve diğer borçlarına müvekkillerinin kefaletlerinin bulunduğunu, düzenlenen protokolde müvekkillerinin kefaleti karşılığında davalılarca teminat amacıyla düzenlenecek 2.050.000,00 TL bedelli bir bononun müvekkiline verileceğinin, bu senedin kefil olunan borçların ödenmesini müteakip iade edileceğinin kararlaştırıldığını, davalı şirkete ait borçların müvekkillerinin kefaleti olduğundan kötüniyetle ödenmediğini, protokol tarihinden sonra müvekkilinin davalı şirket adına 941.978,23 TL ödeme yaparak davalılardan alacaklı hale geldiğini, müvekkillerinin bu ödemeleri yapmamaları halinde yatırıma va kâra dönüştürebileceğini, müvekkilinin kefili olduğu borçların davalılar tarafından ödenmemesi sebebiyle kurumlar nezdinde itibarının zedelendiğini, manevi zarar gördüğünü ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 300.000,00 TL'nin, 7.500,00 TL maddi tazminatın ve 30.000,00 TL manevi tazminatın protokol tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... cevap dilekçesinde; 25.01.2006 tarihindeki davalı şirket ve davacıların resmi kayıtlarının karşılaştırılması gerektiğini, o tarihte şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığını, borç olsa bile şirket tüzel kişiliğinin borçlu olduğunu, davacılara herhangi bir şekilde borçlanmadığını, hissesini diğer davalı ...'a devrettiğini, taleplerin hissesini devretmesinden sonraki döneme ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.2.Davalı ... cevap dilekçesinde; 25.01.2006 tarihli protokolle herhangi bir şirket hissesi devralmadığını, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.3.Davalı ... cevap dilekçesinde; 25.01.2006 tarihindeki davalı şirket ve davacıların resmi kayıtlarının karşılaştırılması gerektiğini, o tarihte şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığını, borç olsa bile şirket tüzel kişiliğinin borçlu olduğunu, davacılara herhangi bir şekilde borçlanmadığını, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, hissesini diğer davalı ...'a devrettiğini, taleplerin hissesini devretmesinden sonraki döneme ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.4.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacılara herhangi bir borcunun bulunmadığını, şirketteki hissesini 22.11.2007 yılında devrettiğini, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, taleplerin hissesini devretmesinden sonraki döneme ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.5.Davalı ... cevap dilekçesinde; 10.12.2009 tarihinde davalı şirketteki hissesini devrettiğini, davacılara herhangi bir borcunun bulunmadığını, ...'un özel hesabına aktarılan paraların kendisinden istenemeyeceğini, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, taleplerin hissesini devretmesinden sonraki döneme ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.6.Diğer davalılar usulüne uygun tebliğe rağmen yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemişlerdir.III.MAHKEME KARARIMahkemece bozma ilamına uyularak, davacıların 25.01.2006 (16.03.2006) tarihinden sonra da davalı ... Hastanesi adına gerçekleşecek olan leasing, banka kredisi dahil her türlü borçlanmayı üstlendikleri, böylelikle, davacı ... davalı şirketteki hisselerini devrederek şirketle hukuki bağını koparmış olsa bile, şahsi kefaleti ile davalı şirketin finansal kiralamadan kaynaklı borçlarına kefil olduğu, davalı şirketin finansal kiralamadan kaynaklı borçlarını diğer davacı şirketin ödediği, davacı şirket tarafından mahkemece aldırılan son raporda da gösterildiği üzere, 100.000,00 TL ve 205.074,00 TL halinde finansal kiralama sözleşmesi kapsamında ödemeler gerçekleştirildiği, davacı şirket tarafından kefalet hükümlerine göre gerçekleştirilen toplam 305.074,00 TL ödemenin protokol kapsamında kaldığı, ancak yoksun kalınan kâr bakımından dosyaya delil sunulamadığı ve zararın hesaplanamadığı, davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de; mal varlığına yönelik bir eylemin, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 58. maddesi anlamında doğrudan kişisel hakları ihlal etmediği, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 300.000,00 maddi tazminatın dava tarihi olan 03.09.2015 tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, mahrum kalınan kârdan kaynaklanan zarar ve manevi tazminat taleplerinin reddine, usuli kazanılmış haklar çerçevesinde daha önce bozma konusu yapılmayan ve kesinleşen davalı ... yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.IV. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, alacak istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.2.Faiz konusunda özel düzenlemelerin yer aldığı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 2. maddesinde temerrüt faizi düzenlenmiş olup, ticari işler için dahi faiz oranı birinci fıkrada yasal faizle aynı oranda belirlenmiştir. İkinci fıkrasında ise alacaklıya avans faizi oranında isteme hakkı tanınmıştır. Bu nedenle alacaklı ticari işlerde temerrüt faizini birinci fıkrada belirtilen yasal faiz oranında isteyebileceği gibi ikinci fıkranın kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak avans faizi oranında da isteme hakkına sahiptir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2020 tarihli, 2017/4-1704 E., ████████ K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.Avans faizi olarak veya bu anlama gelecek şekilde oran belirtilerek açık talep var ise buna göre, talep farklı bir orana ilişkin ise taleple bağlılık ilkesinin düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26/1 hükmüne göre talepten fazlaya hükmedilemeyeceğinden taleple bağlı kalınarak uygulanacak faiz türü belirlenmelidir. Bu belirlemede, taleple bağlılık ve hakimin hukuku re'sen uygulaması ilkelerinin sentezi olarak değerlendirebileceğimiz "kural aşılmaksızın taleple bağlılık ilkesi" de gözardı edilmemelidir. Çünkü talepteki miktarla bağlılık yanında, kuraldaki miktar da aşılmamalıdır. Bu nedenle avans faizi isteme hakkı bulunan tarafın en yüksek mevduat faizi istemesi halinde, en yüksek mevduat faizini geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizine hükmedilmesi gerekir.Somut olayda da, taraflar arasındaki uyuşmazlık ticari nitelik taşıyan hisse devir sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle hükmedilen 300.000,00 TL'nin avans faiziyle tahsili talep edilebilecekse de davacılar dava dilekçesinde en yüksek faiz oranıyla tahsilini talep etmişlerdir. Davacı yanın talebi ticari işlerde uygulanan avans faizini kapsamaktadır. Mahkemece hükmedilen alacağın ticari temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmiş ise de, 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca ticari temerrüt faizi, yasal faiz oranında olabileceği gibi, davacının talebine göre avans faizi oranında da olabilecektir. Mahkemece taleple bağlılık kuralı gözetilerek en yüksek banka mevduat faizini geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizine hükmedilmesi gerekirken infazda tereddüt uyandıracak şekilde "ticari temerrüt faizi"ne hükmedilmesi, yine hükmedilen alacağın yanında para biriminin Türk Lirası olarak gösterilmeden karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değiştirilmeden önceki 438/7 hükmü gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.V.SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin tüm, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalı ... temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “300.000,00” ibaresinin çıkartılarak yerine “300.000,00 TL” ibaresinin yazılması, “ticari temerrüt faizi” ibaresinin çıkartılarak yerine “en yüksek banka mevduat faizini geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı ...'a iadesine, 02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.