Anahtar kelimeler: Ach Yağmaya Süreç İstemlerinin Teşebbüs Görüşü Edenlerin Edilebilir Ankara Sayisi

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI : █████████ E., █████████ K.SUÇ : Nitelikli yağmaya teşebbüsSUÇ TARİHLERİ
: 15.07.2018, 22.07.2018HÜKÜMLER
: İstinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaNitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz istemlerinin ön incelenmesinde; hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceAnkara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.05.2025 tarihli ve 2024/5 25... /245 Karar sayılı kararı ile sanıklar B..... ve ... hakkında katılana yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a,c,h, 35/2, 58, 53. maddeleri uyarınca 9 yıl 9 ay hapis; sanık ... hakkında ise aynı Kanun'un 149/1-a,c,h, 35/2, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ...'nin mükerrir olduğuna ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.B. İstinafAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 19.09.2025 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kurulan hükme yönelik sanıklar ve müdafiilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanıklar Müdafiilerinin Temyiz İstemleriSuçu işlemediklerine, mahkûmiyeti gerektirir delil bulunmadığına, yağma kastının ve suçun unsurlarının oluşmadığına, suç vasfının hatalı değerlendirildiğine, hükmün bozulması ve tutuklu sanığın tahliyesine, ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeDiğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.Ancak;Bilindiği üzere ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Kanun'un 21. maddesinde;"...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” şeklindeki betimleme de aynı hususu açklamakta ve teyit etmektedir.Gerekçede de açıkça belirtildiği gibi, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve sonuçlarının istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur. İsteme, kişinin iç dünyasında gerçekleşen bir durumdur. Bu nedenle kastı belirlerken failin sözlerinden ziyade, olay öncesi davranışları, olay sırasındaki hareketleri, sözleri ve olay sonrasındaki davranışları, hareketleri yani dışa vuran tavırları değerlendirilerek sonuç çıkarmak gerekecektir. Sadece nihai harekete bakmak hatalı sonuçlara götürebilir ise de hareket öncesi hareket sırası ve sonrası, olayın gerçekleştirme şekli gibi dışa yansıyan eylemler hep birlikte değerlendirildiğinde kastın varlığının tespit edilmesi gerekir.Dairemizin yerleşik uygulamaları da bu yöndedir. Mesela, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin ███████ 01... /40834 Karar sayılı, "... Failin iç dünyasını ilgilendiren kast; failin olay öncesi iç dünyasını, olay sırası veya olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Sanığı harekete geçiren etken saik, psişik olgunun irade aşamasıdır... Suçun işlendiği sırada failin öngörü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir. Failin iç dünyasını ilgilendiren kastın niteliğinin belirlenebilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışları kastın belirlenmesinde ölçü alınır....” şeklindeki kararı ile bu kabulü açıkça göstermiştir. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak, failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve ████████-███████ sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir.Somut olay değerlendirildiğinde; Tanık .... T.A'nın ile müştekiye ait ........ Oto Kiralama..Ltd.Şti.'nden 10.07.20 18... .07.2018 tarihleri arası dönem için araç kiraladığı, kiralama sözleşmesinde sanık ...'ın imzası bulunmasada ikinci sürücü olarak kimlik bilgilerinin belirtildiği, ancak tarafların beyanlarından anlaşıldığı üzere kiralama sözleşmesiyle birlikte ayrıca teminat senedi düzenlendiği ve sanık ...'ın da sözkonusu senedi kefil olarak imzaladığı; kiralanan aracın sanıklar tarafından kullanıldığı dönem içerisinde 15.07.2018 tarihinde aracın trafik muayenesinin yapılmadığı gerekçesiyle kolluk güçlerince muhafaza altına alınması üzerine, sanıklar ..., ... ve .. telefonla müştekiyi arayıp bu durumdan sorumlu olduğunu kiralama ücretinin kalan miktarını geri istedikleri, telefon görüşmesinde müştekiyi tehdit ettikleri ayrıca müştekiye yönelik "kira parasının kalanını gönder hesapta olsun .. sana zulüm olmayanın karısını sikeyim .. para yatmasın bütün araçlarını benzin döküp yakacağım..kanını içeceğim iş yerini başına yıkacağım... İbanı atıyorum istiyorsan parayı gönderme seni görüyüm ..yüzüme söyle kim mafya kim kabadayı sana çok ağır bedeller ödetmezsem adam değillim bekle geliyorum" şeklinde tehdit mesajları gönderdikleri; sonraki süreçte ise müştekinin aracını muhafaza altından çıkartarak geri getirttiği, kiralanan aracın direksiyon kısmında arıza olduğunu belirterek zararının giderilmesini talep ettiği, 22.07.2018 tarihinde de sanıklar .......... ve .... şikâyetçiye ait iş yerini kurşunlayıp iş yerine zarar verdikleri olayda;Sanıklar ..........ve .... ifadelerinde aracın kiralanmasına kolaylaştırmak için sözleşmeyi arkadaşları tanık ... yaptığını teminat senedini ise sanık ...'ın kefil olarak imzaladığını, kiralama parasını ise aralarında para toplayarak peşin verdiklerini savundukları: Tanık .... ifadelerinde kiralama ücretini sanık ...'ın ödediğini doğruladığı, şikâyetçinin alınan ifadelerinde sanık ...'ın kefil olarak imzaladığını, senedin muhtemelen emniyette olduğunu, araçtaki zararın ise sanıkların 5-6 günlük kira ücreti bakiyelerinden düştüğüne dair beyanlarda bulunduğu; şikayetçinin kiraladığı araçta meydana geldiği ileri sürülen hasar ve zarar miktarına ilişkin herhangi bir zarar tespitinin yapılmadığı, sanık ...'ın ise aksi ispatlanamayan savunmalarından, kiralanan araçla tatile gidenler arasında olmadığı ancak olay sonrası diğer sanıklarla birlikte şikâyetçinin iş yerinin kurşunlanması olayına katıldığının anlaşılması karşısında; dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ve alacak-borç miktarı konusunda bir tartışmanın varlığı dikkate alındığında, sanıklar....... ve ... hakkında eylemin 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle birden fazla kişiyle birlikte, silahla tehdit suçundan, sanıklar........ ve ... hakkında zincirleme olacak şekilde, mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden delillerin takdirinde ve suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan mahkûmiyet kararı verilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıkların müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik hükmünün 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak BOZULMASINA,Nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan tutuklu bulunan sanık ...'in tutuklulukta geçirdiği süre göz önüne alınarak bihakkın TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değillerse derhal salıverilmeleri için ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına yazı yazılmasına,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,07.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.