Anahtar kelimeler: Sakarya Başkan Yazim Kambiyo Katip Senetlerinden Etkili Menfi Üye Sonuca

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVACI
: ... (T.C. NO:...) - ...
VEKİLİ
: Av. ... - ...
DAVALI
: ... (T.C. NO:...) - ...
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2015 senesinde kredi çekerek araç almaya karar verdiğini ve akabinde ALC Finans Kuruluşu'ndan 43.500,00 TL kredi çektiğiin, daha sonrasında dava dışı ...'e ait oto galerisinde bulunan Volkswagen Passat marka 2010 model aracı almaya karar verdiğini, aracı 55.000,00 TL karşılığında satın aldığını ve akabinde aracın teslim işlemlerini gerçekleştirdiğini, aracın plakasının 54 ... olduğunu, aracı yaklaşık 1,5 sene kullandığını ancak daha sonrasında maddi durumunun kötüye gitmesi neticesinde aracın kredi taksitlerinin ödenmesi gayesi ile aracı satmaya karar verdiğini, aracı satın almış olduğu dava dışı ...'e ait oto galerisine gittiğini ve aracı satmak istediğini kendisine söylediğini, dava dışı ...'in aracın 1,5-2 ay içerisinde satılabileceğini, kendisine bu aşamada 10.000,00 TL verebileceğini ancak aracın kredi borcu ve banka ipoteği olması nedeniyle de 45.000,00 TL'lik teminat nitelikli senet vermesini istediğini, aracın usulüne uygun şekilde satılacağına dair güvenerek talep edilen senedi dava dışı ...'e verdiğini ve davalıdan 10.000,00 TL aldığını, işbu anlaşma gereğince araç satıldıktan sonra dava dışı ... tarafından bankaya olan borcunun kapatılacağının kararlaştırıldığını, aracın dava dışı ...'e satış işleminin gerçekleşmesi için Sakarya 2. Noterliği'nin █████/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile dava dışı ...'e vekaletname verildiğini, işbu işlemin akabinde dava dışı ...'e aracın satış işleminin ne aşamada olduğu sorulduğunda, dava dışı ... tarafından oyalayıcı söylemlerde bulunulduğunu, bu durum üzerine araştırma yapmaya başladığını ve dava dışı ...'e ulaşmaya çalıştığını, yaptığı araştırmalar sonucunda dava dışı ...'in aracı dava dışı ... isimli kişiye verdiğini öğrendiğini, dava dışı ... ile yapılan görüşmelerde aracın kredi ödemelerinin yapılacağının beyan edildiğini, ancak bu zamana kadar herhangi bir geri dönüş yapılmadığını, dava dışı ...'in davalı ... ile arkadaş olup, ...'in de dava dışı ... ile arkadaş olduğunu, dava dışı ...'a araç lazım olduğunda davalı ... vasıtasıyla dava dışı ...'te bulunan aracın zorla alındığı öğrendiğini, aracın ...'a verilme sebebinin dava dışı ...'in diğer dava dışı ...'a borcunun olması olduğunu, daha sonrasında aracın dava dışı ... tarafından tekrar davalı ...'e verildiğini, aracın dava dışı ...' a verilmesi ile birlikte dava dışı ...'e teminat olarak ve güvene dayalı olarak verilen 45.000,00 TL miktarlı senetin de önce dava dışı ...'a verildiğini daha sonra da dava dışı ... tarafından da davalı ...'e verildiğini ve davalı ... tarafından işbu senedin Sakarya 3. İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibine konulduğunu, davalı ... ile hiçbir ticari işi, alacak verecek meselesinin bulunmadığını belirterek davalıya borcunun bulunmadığının tespit edilmesini ve Sakarya 3. İcra Müdürlüğü'nün █████████ E sayılı dosyasında takibe konu edilen, █████/2017 tanzim ve █████/2018 vade tarihli ve 45.000,00 TL bedelli 1 adet senedin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin gerekçeli kararında yemin deliline dayanılmadığını gerekçe gösterdiğini, işbu hususa katılmanın mümkün olmadığını, zira dosya içerisinde bulunan 21.07.2023 tarihli delil listesi incelendiğinde görüleceği üzere açıkça yemin deliline taraflarınca başvurulduğunu, 02.05.2024 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı üzerine taraflarınca açıklamada bulunulmuş olup ilgili ara kararda beyanlarından sonra tanıkların dinlenmesi için işlem yapılacağına karar verilmiş olsa da herhangi bir işlemin yapılmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER
:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava kambiyo senetlerinde kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacının 2015 yılında kredi çekerek 54 ... plakalı aracı satın aldığını, daha sonra davacının ekonomik olarak sıkıntı yaşaması üzerine anılan aracı satmaya karar verdiği, bu amaçla aracı dava dışı ...’ün galerisine bıraktığı, ...’e araç satışı için vekalet verdiği, araç üzerinde rehin olduğu için aracın satışı ve rehnin kaldırılmasının temini amacıyla davacının davaya konu senedi teminat senedi olarak düzenleyerek ...’e verdiği, ...’in aracın satışını sağladığı ve senedi de araçla birlikte ...’ya verdiğini, davalı ... ile satışı yapan ...’in arkadaş olduklarını ve davalının senedin teminat senedi olduğundan haberdar olduğunu, aracın davacıya iade edileceğinin daha sonra konuşulduğu ancak araç iade edilmediği gibi senedin de takibe konulduğundan bahisle davacının senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti için eldeki davanın açıldığı; davalı tarafından davaya cevap verilmediği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindedir.
Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Keza açılan menfi tespit davasında alacaklı (davalı) nın senedin ihdas (veriliş) nedenini değiştirmesi (tâlil etmesi) hâlinde de kanıt yükü alacaklı davalıya düşer. Borçlu bir hukukî ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukukî ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukukî ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukukî ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukukî ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukukî ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Borçlu (davacı) menfi tespit davasına konu senedin teminat, hatır senedi olduğunu veya alacaklı (davalı) ya avans olarak verildiği iddiasıyla menfi tespit davası açabilir. Bu şekilde açılan menfi tespit davasında, kanıt yükü borçlu (davacı) dadır. (HGK’nın 2017/(6)3-969 esas- ████████ karar)
Burada yeri gelmişken ikrara değinmek gerekir.
İkrar, görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. II, Ankara, 2001, s. 2037 vd.; Postacıoğlu, İlhan E./Altay, Sümer: Medenî Usul Hukuku Dersleri, İstanbul, 2014, s. 595 vd.; Üstündağ, Saim: Medeni Yargılama Hukuku, C. 1- 2, İstanbul 2000, s. 628 vd.). Başka bir deyişle ikrar, açıklayan tarafından hasmının karara bağlanmasını istediği hakkın veya hukuki durumun meydana gelmesine esas olan ve hasmınca ileri sürülen maddi olayların tümünün veya bir bölümünün doğru olduğunun bildirilmiş olması demektir.
İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Başka bir deyişle sadece tarafların iddia ve savunmalarını dayandırdıkları maddi vakıalar ikrara konu teşkil edebilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar.
İkrar, yapıldığı yere göre “mahkeme dışında ikrar” ve “mahkeme önünde ikrar” olmak üzere ikiye ayrılır. Mahkeme dışında ikrar, bir tarafın karşı taraf veya başka kişiler veyahut da (idari) kurumlar önünde karşı tarafın ileri sürdüğü bir vakıayı kabul etmesidir. Mahkeme dışı ikrar takdiri delil niteliğinde olup, hâkim tarafından bunu doğrulayacak delilin veya belirtinin (emarenin) bulunması hâlinde hükme esas alınabilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-2406 esas ███████ karar sayılı ilamı) İkrarın mahkeme dışında olması halinde bu makamın resmi bir makam olması gerekli ve zorunludur. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı)
Somut olayda; davacı taraf dava konusu edilen 29.12.2017 düzenleme, 15.03.2018 ödeme tarihli 45.000,00 TL bedelli düzenleyeni davacı, lehtarı davalı olan bono ile ilgili olarak hakkında davalı tarafından Sakarya 3. İcra Müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, anılan senedin teminat senedi olduğunu iddia ederek eldeki davayı açtığı görülmüştür.
Davacı taraf yemin delili olmasına rağmen mahkemece yemin delili olmadığı yönünde gerekçe oluşturulduğunu beyan etmiştir. Dava değeri itibariyle 6102 sayılı yasanın 4/2.maddesi gereği eldeki davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, 6100 sayılı yasanın 318. Maddesi gereği davacının tüm delillerini dava dilekçesi ile birlikte bildirmesinin gerektiği, dava dilekçesinde yemin delilinin bulunmadığı, daha sonra 21.07.2023 tarihinde sunduğu delil listesinde yemin delilini yazdığı, dolayısıyla 6100 sayılı yasanın 318.maddesi gereği yemin delilinin süresinde bildirilmediği anlaşıldığından davacının bu yöndeki istinaf istemi yerinde değildir.
Ancak yukarıda açıklandığı üzere; kambiyo senedinin teminat senedi olduğu ve bedelsiz olduğu iddiasının davacı borçlu tarafından ispat edilmesi gerekmekte olup, davacının bu iddiasını 6100 sayılı yasanın 200 ve 201.maddeleri gereği yazılı delillerle ispatlaması gerekmektedir. Davacının şikayeti ile başlatılan ve kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilen Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ sayılı soruşturma dosyasında davalının Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından 31.05.2018 tarihinde alınan kolluk ifadesinde davacının iddia ettiği araç satış olayına ilişkin beyanda bulunduğu, beyanında “…Araç Banka ipotekli olmasından dolayı bizde kendimizi güvenceye almak için aracı ilk aldığımızda ...’den alınmış olan 45000 TL’lik senedi tahsilata koyduk. Biz bu aracı ...’den ...’in kendisine verdiği vekaletname, sözleşme ve 45000 TL’lik senede istinaden satın aldık.” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Davalının aynı zamanda davacının da iddia ettiği satış olayına ilişkin detaylı beyanda bulunduğu da görülmektedir. Davalının anılan beyanının kolluk önünde olduğu dikkate alındığında ve araç satışında araç üzerinde rehin olması nedeniyle senedin güvence olarak alındığı yönündeki beyanları dikkate alındığında davalının anılan beyanının mahkeme dışı ikrar mahiyetinde olduğu görülmektedir. Mahkeme dışı ikrar takdiri delil niteliğinde olup, hâkim tarafından bunu doğrulayacak delilin veya belirtinin (emarenin) bulunması hâlinde hükme esas alınabilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-2406 esas ███████ karar sayılı ilamı) Mahkeme dışı ikrarda davacı iddiasını tanık dahil her türlü delille ispatlayabilir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin █████████ esas ████████ karar sayılı ilamı) Bu bağlamda davacının tanık deliline dayandığı ve isimlerini bildirdiği de dikkate alındığında mahkemece davacının tanıklarının dinlenerek, gerekirse teminata konu ... nedeniyle davacının borcunun olup olmadığı, varsa miktarı da araştırılarak (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı) oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hükümde yazılı şekilde eksik araştırmayla davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacının istinaf isteminin yukarıda yazılan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.█████/2026
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
*Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!