Anahtar kelimeler: Mir Kağitçilik Kağit Sakarya Nakliye Esaskarar Pazarlama Kocaeli Yöntem Limited

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
:... (...)ÜYE
:... (...)ÜYE
:... (...)KATİP
:... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2024NUMARASI
:████████ Esas - ████████ KararDAVACILAR
:1-MİR KAĞIT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...:2-EF GIDA TEMİZLİK ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...VEKİLİ
:Av. ...DAVALI
:YÖNTEM GIDA İHTİYAÇ MADDELERİ NAKLİYE VE KAĞITÇILIK ÜRETİM PAZARLAMA VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...VEKİLİ
:Av. ...DAVA
:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2022KARAR TARİHİ
:█████/2026KR. YAZIM TARİHİ
:█████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketler hakkında davalı tarafından Kocaeli İcra Dairesinin ███████████ Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin haksız olduğunu, davacıların davalı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığını, tarafların aralarındaki cari hesap alacağına ilişkin olarak davacı EF Gıda'nın almış olduğu malların karşılığında davalıya cari hesap ödeme avansı olarak bir kısım çek ve senetler verdiğini, akabinde cari hesap borcunun tümünü ödediğini, davacının takibe konu edilen çeki ve davalının elinde bulundurmuş olduğu çek ve senetlerin tümünü ödediğini ve cari hesaptan kaynaklı borcu olmadığı halde davalının, davacının cari hesap ödeme avansı olarak verdiği bu çeki kötü niyetli olarak icraya koyduğunu, bu durumun tarafların ticari kayıtları ve davalının kendi cari hesap raporu ile de sabit olduğunu, davacının tüm ödemeleri yapmasına rağmen, davalı tarafın kötü niyetli bir şekilde hareket ederek davacı firmaya vade farkı faturası kestiğini, bu miktarın ödenmesi için yazı gönderdiğini, bu durum üzerine davacının Noter aracılığıyla vade farkı faturasını kabul etmediğini, yazılan tüm çek tutarlarının ödendiğini, kendilerine gönderilen faturayı işleme almayıp iade ettiklerini, konuyla ilgili sorumluluk kabul etmediklerini davalı firma olan Yöntem Gıda'ya bildirdiğini, davacı şirketlerin kötü niyetli davaya herhangi bir borcu olmayıp talep edilen alacağın haksız nitelik taşıdığını belirterek, öncelikle İİK'nın 72/3 maddesi kapsamında teminatsız şekilde tedbir kararı verilmesini, mahkemece bu talebin kabul edilmemesi halinde uygun görülecek bir teminat kapsamında tedbir kararı verilmesini, Kocaeli İcra Dairesinin ███████████ E sayılı dosyasına dayanak Türkiye Garanti Bankası A.Ş. Sultanbeyli Çarşı/İstanbul Şubesi'ne ait 21.05.2022 keşide tarihli, 85.000,00-TL bedelli ve 8009695 seri numaralı çek ile davalı tarafından başlatılan haksız ve kötü niyetli icra takibinden kaynaklı bu davada davacıların borçlu olmadıklarının tespitine, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirkete fiziki posta yoluyla yapılan tebligatın yok hükmünde olduğunu, limited şirketler özel hukuk tüzel kişisi olduğundan elektronik yolla tebligat yapılmasının zorunlu olduğunu, huzurdaki davanın yasal süresi içinde açılmadığını, dava dilekçesi yasal unsurlarını ihtiva etmemekte ve dava şartlarının bulunmadığını, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddi gerektiğini, Türkiye Garanti Bankası A.Ş. Sultanbeyli Çarşı/İstanbul Şubesine ait ... seri numaralı, 21.05.2022 keşide tarihli, 85.000,00-TL bedelli bir adet çek, borcuna mahsup edilmek üzere davacı tarafından davalıya ciro edildiğini ve işbu çekin iyi niyetli hamil davalı tarafından 21.05.2022 bankaya ibraz edildiğini, dava konusu çekin karşılıksız çıkması sebebiyle davalı tarafından Kocaeli İcra Dairesinin ███████████ Esas sayılı dosyasıyla davacılara karşı icra takibi başlatıldığını, davacı taraf her ne kadar işbu çekin avans niteliğinde verildiğini iddia etse de çekin davalıya verildiği tarihte ve sonrasında davacının davalıya borçlu olduğu ticari defterler ve cari hesap dökümleri ile sabit olduğunu, dava konusu çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle davalı şirketin alacağı ödenmemiş olup bu sebeple davalı şirket tarafından işbu çeklerin icra takibine konu olduğunu, davacının, kötü niyetli bir şekilde hareket ederek davacı şirkete vade farkı faturası kestiğini iddia ettiğini, davalı şirketin, davacı şirket ile arasındaki mal alım satım ilişkisine dayanarak vade farkı faturasını gönderdiğini, davacı taraf aleyhine başlatılan takip ve dahi davacı tarafın itiraz ettiği vade farkı faturasının hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın davalıya borçlu olup açmış olduğu dava hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı aleyhine açılan davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
:İlk derece mahkemesince; "... Davacıların açmış olduğu davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; Davacıların Kocaeli İcra Müdürlüğü’nün ███████████ E. İcra dosyasında başlatılan takip nedeniyle 87.731,69 TL yönünden borçlu olmadığının tespiti ile, ödenen 87.731,69 TL’nin davalıdan istirdatına Talep edilen kötü niyet tazminatlarının şartları oluşmadığından REDDİNE Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin tebliğinin usulsüz olduğunu, davanın yasal süresi içinde açılmadığını, davanın yalnızca menfi tespit talepli açılmış olup davacı tarafından dava dilekçesi dahil yargılamanın hiçbir aşamasında istirdat talebinde bulunulmadığını ancak yerel mahkemece, menfi tespit davasının yargılama sırasında resen istirdat davasına dönüştüğü söylenerek menfi tespit kararının yanı sıra talep olmamasına rağmen ayrıca istirdat kararı verildiğini, mahkemenin talep olmamasına karşılık kendiliğinden istirdat kararı vermesinin talebe bağlılık ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, davacı dilekçesinde; işbu çekin sözde ödeme avansı olarak verildiğini, akabinde davalıya olan tüm borcu ödediğini iddia edilse de bu iddianın dayanaktan yoksun olduğu gibi hayatın olağan akışına da aykırı olacağını, zira borcu olan bir tacirin borca mahsuben ödeme yapmak yerine ödeme amaçlı değil de avans karşılığı çek verdiğinin kabulünün her şeyden önce ticari hayatın akışına aykırı olacağını, somut olayda çekin ödeme değil avans amaçlı verildiğinin ispat yükü davacı tarafta olmasına rağmen bu hususta ispat getirilemediğini, zira söz konusu çek davacının davalı şirkete borcu sebebiyle verildiğini, dosya içeriği incelenip deliller değerlendirirliğinde, davacının davalı firmaya borçlu olduğu hatta bu borç miktarının davaya konu icra dosyasındaki bakiyeden bile daha fazla olduğu ancak davacının borçlu olmadığına yönelik hiçbir ispat getiremediği gibi davacının borçlu olduğunun 29.11.2023 tarihli bilirkişi raporu ile de sabit olduğundan yerel mahkemece verilen yazılı şekildeki karar hukuka aykırı olduğunu, ticari defterler üzerinde yapılan incelemede davacı tarafın defter kayıtları üzerinde oynama yaptığı ve davacının kayıtların gerçeği yansıtmadığı tespit edildiğinden, davalı şirketin ticari defter kayıtları hükme esas alınması gerektiğini, bu durumda da davacının, davalı firmaya borçlu olduğu sabit olduğundan huzurdaki davanın reddi gerektiğini, gerekçeli kararda "...davacının vade farkı faturası talep edemeyeceği anlaşılmış..." şeklindeki açıklama sebebiyle davalının vade farkından kaynaklı alacak miktarı cari hesaba dahil edilmeyerek hesaplamadan dışlandığı için davalının yalnızca bir kısım miktar üzerinden borçlu olduğu şeklinde yanılgıya düşüldüğünü ancak davalı firmanın vade farkı faturası talep edemeyeceği şeklindeki tespitin tümüyle hatalı olup kabulünün mümkün olmadığını, davacının hem vade farkına sebep olan ticari ilişkiyi hem de borcun vadesinde ödenmediğini inkar etmediğini, haliyle davalı firma tarafından gönderilen vade farkı faturasının ticaret hukuklundan ve ticari yaşamdan kaynaklı bir alacak olduğunu, ayrıca davacı şirketin vade farkı faturasına süresinde itiraz etmediğini ve bu faturayı kabulle muhasebeleştirdiğinin sabit olduğunu, bu halde bu kısım itibariyle davanın kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay'a göre vade farkının, borcun vadesinde ödenmediği andan itibaren işlemeye başlayacağını ve vade farkı ödenmeden mal bedelinin tamamen ödendiğinin yani borcun sona erdiğinin kabul edilemeyeceğini, somut olayda, davacı firmanın vadesinde ödeme yapmaması sebebiyle vade farkı oluştuğunu ve bu vade farkının davalı firma tarafından talep edilmesinde hukuka aykırılık söz konusu olmadığı hususlarında tartışma bulunmadığını, davacı şirketin ödeme vadelerine herhangi bir şekilde itiraz etmediğinin ve ödemelerin de vadesinde yapılmadığının yine hükme dayanak yapılan rapor içeriğinde ifade edilmiş iken vade farkı faturasının miktar yönünden ispata muhtaç olduğuna ilişkin tespit yapılmasının doğru olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmamakla birlikte davalı tarafından bedeli zaten ödenmiş bir çekin icraya konulmasının kötüniyetli olduğunu, davalının zaten bedeli ödenmiş ve ticari defterinde iade bordrosu düzenlediği çekleri icraya koyarak aynı çek üzerinden iki kere tahsil gerçekleştirdiğini, kaldı ki bu durumun bedelsiz senedin kullanılması kapsamında suç teşkil etmekle birlikte davalı tarafın kötüniyetini net şekilde ortaya koyan bir olgu olduğunu, yerel mahkemenin bu hususu değerlendirmeden hatalı olarak hüküm kurduğunu, davalı tarafın alacak iddiasını vade farkı faturasına dayandırdığını ancak somut olayda ilgili alacak iddiasına konu fatura üzerinden değil, bedeli zaten ödenmiş çekler üzerinden icra takibi başlatıldığını, söz konusu çekin ödeme tarihlerinin pandemi dönemine rastladığı için ödemelerin nakit olarak yapıldığını, yargılama esnasında alınan raporlarda bu hususun incelenmediğini, ilgili çeklerin bedeli ödenmesine rağmen davalı tarafın başlattığı icra takibi kapsamında icra tehdidi ile tekrar ödeme yapılmak zorunda kalındığını, davacının ödeme yapmış olduğu dosyaların, Kocaeli İcra Dairesinin ███████████ ve Kocaeli İcra Dairesinin ███████████ numaralı icra dosyaları olduğunu, bilirkişinin bu dosyalardaki ödemeleri dikkate almaksızın raporunu tanzim etmiş olup, söz konusu raporların hükme esas alındığını, ayrıca bu ödemelerin, davalı tarafın ticari defterlerine de işlenmediğini, bu kapsamda davalı tarafın ticari defterlerine itibar edilmemesi gerektiğinin değerlendirme altına alınmadığını, bu yönüyle, eksik ve hatalı bilirkişi raporuna istinaden kurulan hükmün isabetsiz olduğunu, davalı tarafın ticari defterlerinde davacı tarafından verilen çek ve senetler için iade bordrosu düzenlendiği sabit iken, davacıya iade edilen herhangi bir çek yahut senet bulunmadığını, davacının ise bu kıymetli evrakların kendisine iade edilmemesi sebebiyle ticari defterlerinden bu evrakları çıkarmaya yönelik herhangi bir işlem yapmadığını, nitekim, davalı şirketin söz konusu kıymetli evrakları ticari defterinden çıkarmış olup, artık bu evraklar üzerinden icra takibi yapamaz durumda olduğunu, taraflar arasında vade farkına ilişkin bir anlaşma yahut teamül bulunmadığını, vade farkı faturalarının davacı tarafından kabul edilmemiş ve iade edildiğini, dolayısıyla davalı tarafın vade farkına ilişkin herhangi bir talepte bulunabilmesinin mümkün olmadığını, bu hususun Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. ve 10.09.2024 tarihli ilamında da açıkça tespit edildiğini, davalı tarafın ticari defterlerine itibar edilmesi hukuka aykırı olmakla birlikte, davalı tarafça tahsil edilen çekin güvence bedellerinin ticari deftere işlenmediğini, bu hususun dahi davalı tarafın ticari defterlerindeki eksikliği ve usulüne uygun tutulmama olgusunu kanıtlar nitelikte olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.Davacılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf nedenlerine tümden itiraz etmekle birlikte, davalının ticari defterlerine itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira davalı tarafça tahsil edilen çek güvence bedellerinin ticari deftere işlenmediğini, bu hususun dahi davalı tarafın ticari defterlerindeki eksikliği ve usulüne uygun tutulmama olgusunu kanıtlar nitelikte olduğunu belirterek; davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı firmanın davalı firmaya borçlu olduğunun dosya kapsamında yapılan incemeler ile sabit hale geldiğini, davacı tarafça, çekin avans ödemesi olarak verildiği iddia edilse de bu iddianın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zira zaten davalı firmaya borçlu olan davacı firmanın borç ödemek yerine avans ödemesi amacıyla çek vermesinin mantıklı olmadığını, zira borcu olan bir tacirin borca mahsuben ödeme yapmak yerine ödeme amaçlı değil de avans karşılığı çek verdiğinin kabulünün her şeyden önce ticari hayatın akışına aykırı olacağını, davacı firmanın bedelini ödediği kıymetli evrakları teslim almadığı yönündeki iddianın her şeyden önce basiretli tacir ilkesine aykırı olduğunu, davacı istinaf dilekçesinde; söz konusu senetleri borca karşılık verildiğini ancak alacaklı davalı firma tarafından tahsil edilemediğini de kabul ettiğini, davacının istinaf başvurusunda Kocaeli İcra Dairesinin ███████████ Esas sayılı icra dosyasına ödeme yapıldığını beyan ederek bu hususu huzurdaki davada delil olarak sunmuş ise de Kocaeli İcra Dairesinin ███████████ Esas sayılı icra dosyasına dayanak çek ile huzurdaki dava konusu çekin birbirinden farklı olduğunu, davacı tarafın ticari defter kayıtlarının usulüne uygun düzenlenmediğinin dosya kapsamında sabit olduğunu, davacı tarafça sunulan istinaf başvuru dilekçesinde, vade farkı faturasına ilişkin anlaşma ya da teamül bulunmadığı iddia edilerek vade farkı faturasından kaynaklı alacağa da itiraz edilmiş ise de davacı tarafın vade farkından kaynaklı davalı firmaya alacaklı olduğunun sabit olduğunu belirterek; davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava; kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosyanın incelenmesinde; davacılar vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin takibe konu edilen çeki ve davalının elinde bulundurmuş olduğu çek ve senetlerin tümünü ödediği ve cari hesaptan kaynaklı borcu olmadığı halde davalının, müvekkilin cari hesap ödeme avansı olarak verdiği bu çeki kötü niyetli olarak icraya koyduğunu, davalı tarafın kötü niyetli bir şekilde hareket ederek müvekkil firmaya vade farkı faturası kestiğini, bu durum üzerine müvekkilinin noter aracılığıyla vade farkı faturasını kabul etmediğini belirterek Kocaeli İcra Dairesinin ███████████ E sayılı dosyasına dayanak Türkiye Garanti Bankası A.Ş. Sultanbeyli Çarşı/İstanbul Şubesi'ne ait 21.05.2022 keşide tarihli, 85.000,00-TL bedelli ve ... seri numaralı çek ile davalı tarafından başlatılan haksız ve kötü niyetli icra takibinden kaynaklı bu davada müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava ettiği, davalı vekili cevap dilekçesi ile, dava konusu çekin karşılıksız çıkması sebebiyle müvekkil tarafından Kocaeli İcra Dairesinin ███████████ esas sayılı dosyasıyla davacılara karşı icra takibi başlatıldığını, davacı taraf her ne kadar işbu çekin avans niteliğinde verildiğini iddia etse de çekin müvekkile verildiği tarihte ve sonrasında davacının müvekkile borçlu olduğu ticari defterler ve cari hesap dökümleri ile sabit olduğunu, müvekkil şirket, davalı şirket ile arasındaki mal alım satım ilişkisine dayanarak vade farkı faturasını gönderdiğini, davacı taraf aleyhine başlatılan takip ve dahi davacı tarafın itiraz ettiği vade farkı faturasının hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Davacı şirketlerin 2020, 2021, 2022 yıllarına ait ticari defterlerin incelendiği bilirkişi raporunda; davacının ticari defter kayıtlarına göre, davalıdan, 07.11.2022 takip tarihi itibari ile kaydi olarak 591.965,42-TL alacak bakiyesinin bulunduğu, davacılardan Ef Gıda Temizlik Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, davalıya keşide ettiği ve toplam tutarı 682.000,00-TL tutarındaki, takip konusu çekinde aralarında bulunduğu 4 adet çek ve 4 adet senedin karşılıksız çıktığı ve ödenmediği, bu tutarların davalının davacı nezdindeki cari hesabına alacak yazılması sonucu, davacının davalıdan cari hesap alacak bakiyesinin ödenmemiş çek ve senetler dahil 90.034,58-TL olabileceği, davacılardan Mir Kağıt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin davalı ile herhangi bir ticari ilişkisi olmayıp, sadece dava ve takip konusu çekin cirantası olduğu, tarafların gelir İdaresi Başkanlığına beyan ettikleri BS-BA formlarının bire bir uyumlu olduğu, davalının, davacıya düzenlemiş olduğu vade farkı faturasının, davacının ticari defter kayıtlarına girdikten sonrasında iptal edilerek ticari defter kayıtlarından çıkartıldığı, davacının BA formunda beyan edilmesine rağmen sonuç olarak davacının ticari defter kayıtlarında indirim konusu olarak yer almadığı, iki kere düzenlenen faturanın ihtarnameler ekinde davalıya iade edildiği, taraflar arasında vade farkı hususunda yazılı bir sözleşme olmayıp, davalının ticari örf ve adetlere göre söz konusu faturayı düzenlediğini iddia ettiği, düzenlenen bu faturanın ve içeriğinin ispata muhtaç olduğu hususunun Mahkemenin takdir ve kararında olduğu, takip konusu çekin vadesinin 21.05.2020, takip tarihinin 07.11.2022 olduğu, karşılıksız kalan 85.000,00-TL tutarındaki çekin 50.000,00-TL bedelinin kısmi olarak davacı tarafından davalıya takip tarihinden önce, 14.08.2020 tarihinde ödendiğinin tespit edildiği, yapılan hesaplamalar ve değerlendirmeler sonucu, davalının 07.11.2022 takip tarihi itibari ile alacak talebinin aşağıdaki gibi olabileceğinin kaydi olarak hesaplandığı, 32.775,00-TL çek alacağı, 13.476,36-TL işlemiş faiz (█████/2020-█████/2022 tarihleri arası) 248,33-TL komisyon Bedeli, 3.277,50-TL çek tazminatı (sadece keşideci sorumlu), 49.777,19-TL toplam alacak yönünde olduğu belirtilmiştir.Davalının 2020-2021-2022 yıllarına ait ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporunda; davalı şirketin 07.11.2022 tarihi itibariyle davacı Ef Gıda Temizlik San. ve Tic. Ltd. Şti.'den, 20.05.2020 vadeli kambiyo senedinden (çek) kaynaklı 30.624,05-TL alacaklı olduğu ve bu alacak üzerinden takip tarihi itibariyle toplam 11.924,50-TL işlemiş faiz hesaplandığı, mahkeme tarafından; davalı şirketin düzenlediği 163.371,00-TL vade farkı faturasının alacak olarak kabul edilmesi halinde; davalı şirketin 14.09.2022 tarihli vade farkı faturasından kaynaklı 163.371,00-TL alacaklı olacağı ancak vade farkı faturasından kaynaklı alacak için başlatılan icra takip dosyasının bulunmadığı, kesinleşen alacak miktarı üzerinden icra dairesi tarafından yapılacak kapak hesabı sonucuna göre, taraflar arasında faiz ve masraflar dahil toplam alacak/borç miktarının ortaya çıkacağı belirtilmiştir.Davalı defterlerinin incelendiği bilirkişi ek raporunda; davalı şirketin 07.11.2022 tarihi itibariyle davacı Ef Gıda Temizlik San. ve Tic. Ltd. Şti.'den, 20.05.2020 vadeli kambiyo senedinden (çek) kaynaklı 30.624,05-TL. alacaklı olduğu ve bu alacak üzerinden takip tarihi itibariyle toplam 11.924,50-TL işlemiş faiz hesaplandığı, mahkeme tarafından; Davalı şirketin düzenlemiş olduğu 14.09.2022 tarihli 163.371,00-TL vade farkı faturasının, hesaplama tablosu ile ispat edilmesine bağlı olarak alacak olarak kabul edilmesi halinde; davalı şirketin vade farkı faturasından kaynaklı 163.371,00-TL alacağı ile birlikte toplam alacak miktarının 193.995,05-TL olacağı, kesinleşecek alacak miktarı üzerinden icra dairesi tarafından yapılacak kapak hesabı sonucuna göre, taraflar arasında faiz ve masraflar dahil toplam alacak/borç miktarının ortaya çıkacağı belirtilmiştir.Davalı defterlerinin incelendiği bilirkişi 2. ek raporunda; takip konusu 20.05.2020 vadeli ve 82.775,00-TL bedelli kambiyo senedinden (çek) kaynaklı olarak davalı Yöntem Gıda Ltd. Şti.'nin davacı Ef Gıda Ltd. Şti.'den 03.11.2022 takip talep tarihinde 30.624,05-TL alacaklı olduğu ve kesinleşen faiz ve masraflar dahil borç miktarı 49.777,19-TL olarak hesaplandığı, icra dairesinin 11.11.2022 tarihinde yapmış olduğu kapak hesabına göre, davacı şirketin çek borcundan dolayı toplam (137.508,88-49.777,19-TL=) 87.731,69-TL fazla ödeme yaptığı, tarafların cari hesap kayıtlarından, ödemelerin vadelerinde yapılamadığı anlaşılmakla birlikte ve davalı şirketin defter kayıtlarında alacak olarak kayıtlı olan, davacı şirketin defterinde ise önce borç olarak kaydedilen ve daha sonra iptal edilen 163.371,00-TL bedelli vade farkı faturasının miktarına ilişkin hesaplamanın nasıl yapıldığı ve hangi faturalara ilişkin olduğunun belli olmaması ve hesaplama tablosunun rapor tarihinden sonra da dosyaya sunulmaması nedeniyle, vade farkından dolayı davalı şirketin davacı şirketten alacaklı olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılamamış olup, bu konudaki kararın mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346).Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.Menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır.Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’ini dermeyan etme hakkını vermektedir.Kambiyo senedi düzenlenmesine neden olan hukukî ilişkinin, karşılıklı borç yükleyen sözleşme olması ve bu sözleşmeden doğan borcun ifası için kambiyo senedinin düzenlenmesi hâli ise sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, temel borç ilişkisindeki para borcunun (kambiyo senedindeki temel alacağın) karşılığı olan edimin ifa edilmemesi hâlinde kambiyo senedinin bedelsizliğinden bahsedebilmek için, borçlunun TBK m. 125 seçimlik haklardan borcun ifa edilmemesi sebebi ile olumlu zararının tazminini veya sözleşmeden dönerek olumsuz zararının tazminini talep yolunu seçmesi gerekir. Zira seçimlik haklardan ilki olan borcun ifası ve gecikme tazminatının talep edilmesi durumunda, sözleşmenin ifasını talep eden taraf kendi borcunu ifa ile yükümlü olduğundan, senet henüz bedelsiz kalmayacaktır. Borçlunun zaten var olan borcun ifası ile gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçmesi ile alacaklı (kambiyo senedi borçlusu) ifayı talep etmek hakkını kaybederken, borçlu da asli edim yükümlülüğünü yerine getirme borcundan kurtulur. İşte bu noktada senedin bedelsizliği bu hâllerde gündeme gelecektir. (Hukuk Genel Kurulu2021/(19)11-659 esas ███████ karar)Çek, bir ödeme aracıdır. TBK’nın 207. maddesinin ikinci fıkrasında da asıl olanın peşin satış olduğu düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; davacının dava konusu çekleri keşide edip davalıya mal karşılığında teslim ettiği karine olarak kabul edilir. Karinenin aksi, iddia eden davacıya aittir. Bu sebeple, dava konusu çeklerin avans olarak verildiğini, çeklerin bedeli kadar borcu olmadığını iddia eden davacının, bu iddiaları yazılı delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Davalının, dava konusu çeki davacının borcuna mahsuben bir ödeme aracı olarak verildiğini savunması, ispat yükünü değiştirmemektedir. Çek, TTK'nın 780/1-b maddesine göre kayıtsız şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi içerdiğinden sebepten mücerret bir borç ödeme aracı olduğuna ilişkin karine bulunmaktadır. Bu karinenin aksinin iddia eden tarafından ispatlanması gerekir. ( Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████████ Esas – █████████ Karar, Yargıtay 19 HD.nin ██████████ Esas- █████████ Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi █████████ esas █████████ karar)Somut olayda; davacı taraf çekin satış sözleşmesi kapsamında cari hesap ödeme avansı olarak önceden davalıya verildiğini, yani çekin avans çeki olduğunu iddia etmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere; kambiyo senedi olan çek nedeniyle borçlu olmadığını ispat yükü davacı borçludadır. Gerek 6098 sayılı TBK’nın 207. maddesi gerek ise de, 6102 sayılı yasanın 780/1-b maddesi düzenlemesi göz önüne alındığında çeklerin avans çeki olduğu iddiasının davacı tarafından ispat edilmelidir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████████ Esas – █████████ Karar, Yargıtay 19 HD.nin ██████████ Esas- █████████ Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi █████████ esas █████████ karar)Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Dava konusu çekin avans olduğuna dair kayıt olmaması nedeniyle davacının iddiasını ispatlayamadığı, dosyaya gelen bilirkişi raporlarına göre tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre davacının cari hesaba göre 32.775,00-TL çek alacağı, 13.476,36-TL işlemiş faiz (█████/2020-█████/2022 tarihleri arası) 248,33-TL komisyon bedeli, 3.277,50-TL çek tazminatı (sadece keşideci sorumlu), 49.777,19-TL borçlu olduğu, toplam 87.731,69-TL borçlu olmadığı, 87.731,69-TL fazladan ödeme yapmış olduğu tespit edildiğinden Mahkemece davanın kısmen kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Davalı vekilince her ne kadar vade farkı faturasından kaynaklı olarak davacının 163.371,00-TL borçlu olduğundan bahisle istinaf itirazında bulunmuş ise de vade farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında sözleşmeye veya bu yönde oluşmuş bir teamül bulunması gerekmektedir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████/2013 tarih ve █████████ E. ██████████ K. sayılı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████/2016 tarihli █████████ – █████████ sayılı ilamı). Ticari ilişkiye istinaden düzenlenen faturalarda, gecikme halinde vade farkı uygulanır ibaresi bulunması, vade farkı uygulanacağı yönünde yazılı bir sözleşme niteliği taşımayacağı gibi tek başına faturanın vade farkı uygulanması için yeterli olmayacağından, faturaya itiraz edilmemiş olması da vade farkının kabulü anlamına gelmeyecektir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████/2018 tarihli ██████████ – ████████ sayılı ilamı). Teamülün mevcut olduğunun kabulü için en az iki ya da daha fazla vade farkı faturasının davalı tarafça itirazsız ödenmiş olması ve uyuşmazlık konusu vade farkı alacağının talep edildiği tarihe yakın tarihlerde vade farkı faturasının ödenmiş olması gerekmektedir. (Yargıtay 11. HD., █████/2025 T., █████████ E.,█████████ K.)Somut olayda, tarafların incelenen ticari defterlerine göre bir adet vade farkı faturası dışında davacı tarafça davalı tarafa vade farkı faturası ödenmediği sabit olup, taraflar arasında vade farkı uygulanacağı yönünde sözleşme veya bu yönde oluşmuş bir teamül bulunmadığı görülmekle davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Davacı vekilince her ne kadar davaya konu çekin bedelinin ödendiğini ve ticari defterinde iade bordrosu düzenlendiği çeki icraya koyarak aynı çek üzerinden iki kere tahsil gerçekleştirildiğinden bahisle istinaf itirazından bulunmuş ise de her iki tarafın ticari defterlerinde sabit olduğu üzere dava konusu çek ödendiği için değil, karşılıksız çıktığı için iade bordrosu düzenlendiği görülmekle davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL istinaf karar harcının davacılardan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,4-Alınması gereken 5.992,95-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.500,00-TL'nin mahsubu ile kalan 4.492,95-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,5-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,8-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,9-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*