Anahtar kelimeler: Bono Borcuna Antalya Menfi Bedelli Birleşen Takibe Dayanak Özetle Adet

T.C.
ANTALYA4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Menfi TespitDAVA TARİHİ
: █████/2022KARAR TARİHİ
: █████/2026BİRLEŞEN ANTALYA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .../... ESAS .../... KARAR SAYILI DOSYASINDA;DAVA
: AlacakDAVA TARİHİ
: █████/2023BİRLEŞEN ANTALYA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .../... ESAS .../...KARAR SAYILI DOSYASINDA;DAVA
: İtirazın İptaliDAVA TARİHİ
: █████/2023BİRLEŞEN ANTALYA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .../... ESAS .../...KARAR SAYILI DOSYASINDA;DAVA
: İtirazın İptaliDAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit, ve birleşen alacak ve itirazın iptali davalarının yapılan açık yargılaması sonunda ;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Asıl dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı, borcuna karşılık olarak davalıya ... TL bedelli bir adet bono verdiğini, takibe dayanak bono incelendiğinde davalının bono üzerinde tahrifat ile eklemeler yaptığının açıkça anlaşılacağını, zira rakam ile yazılan bedel kısmının sonuna farklı bir el ürünü ile Amerikan Doları amblemi ile tahrifat yapıldığını, USD harflerinin eklendiğini yine aynı şekilde yazı ile "..." yazılı kısmın devamına da farklı bir el ürünü ile "Amerikan doları" yazısının eklendiğinin görüleceğini, kaldı ki, ilgili takibe konu bono incelendiğinde, bononun TL bonosu olduğu ve TL kısımlarının silinmediğinin de açıkça görüleceğini, mahkemece ilgili bono üzerinde inceleme yaptırıldığında da, davalının belirtmiş olduğumuz ekleme ve tahrifatları yaptığının açıkça anlaşılacağını, davalı açıkça haksız kazanç elde etmek amacıyla, bono üzerinden tahrifat ve eklemeler yapmak sureti ile resmi evrakta sahtecilik suçunu işlemiş olup söz konusu hususa ilişkin olarak ... tarihinde davalı hakkında suç duyurusunda da bulunulduğunu, davalının Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasından ... USD bedelli, ... tanzim ve ... vade tarihli bonoyu dayanak göstermek suretiyle davacı aleyhine ... tarihinde icra takibi başlatıldığını, öncelikle teminatsız, aksi halde uygun görülecek teminat mukabilinde Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı dosyasına giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini, Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibine ilişkin olarak, davacının davalıya ... TL bono bedeli üzerinden borçlu olduğu dikkate alınarak ... USD borçlu olmadığının tespitine, davalının en az %20 oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini istemiştir.Asıl dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacaklı ... ... sahibi davalı ile borçlu davacı arasındaki alışverişten kaynaklı alacakla ilgili ... tarihinde sözleşme yapıldığını, bu sözleşme ile, ... tarihinde hesap bakiyesi olarak ... gram has altının davalı lehine alacak olduğu, bu borcun ödemesine ilişkin ... USD (Amerikan Doları) senet alındığı, senedin tahsili durumunda has altın değeri ile senet arasında fark olması halinde karşılıklı olarak tediye edileceğinin kararlaştırıldığını, bu borç karşılığı verilen, ... ödeme tarihli, ... düzenleme tarihli, ... USD (Amerikan Doları) senedin borcun ödenmemesi nedeniyle Antalya Genel İcra Müdürlüğü .../... Esas sayılı dosyasıyla takibe konulduğunu, senedin kayıtsız şartsız borç ikrarını içerdiğini, davacının bonoyu unsurlarıyla birlikte imzalayarak kendisinin alacaklıya teslim ettiğini, senette her ne kadar “...” bedelin yanına sonradan “Amerikan doları” yazısının eklendiği iddia edilse de; bu kısımların borçlu tarafından doldurularak alacaklıya verildiğini, senet üzerinde borçlunun adı ve adresi kısmında borçlunun yazısı ile “... Amerikan doları” yazısının aynı olup, borçlu elinden çıktığının açıkça görüldüğünü, borçlunun senetteki imzaya itiraz etmediğini, sözleşmede, borçludan alınan senedin bedelinin ... USD (Amerikan Doları) olduğunun açıkça yazdığını, bunun aksinin iddia edilmesinin, tamamen borcu ödememek için haksız yere yapılan bir itiraz niteliğinde olduğunu, davacının dava konusu bonoya ilişkin Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi .../... Esas sayılı dosyası ile takibinin iptalini talep ettiğini, senedin kambiyo vasfını kaybettiğini iddia ettiğini, bu davada ise senedin kendisi tarafından verildiğini ve bu bonodan kaynaklı borcu olduğunu kabul ettiğini, aynı zamanda senedin kambiyo senedi vasfını yitirdiğine ilişkin bir beyanda bulunmayıp, sadece sonradan eklenen kısımların dikkate alınmaması gerektiğinden bahisle ...-USD borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, kuyumcuların teamül olarak altın alışverişinde altın değeri ile birlikte döviz olarak karşılığını da belirleyerek anlaşma yapar ve altın değeri ile döviz karşılığı fark çıkması halinde bu farkın yansıtılarak ayrıca tahsil edildiğini, sözleşmenin yapıldığı dönem itibariyle ... gram has altının karşılığının ...-TL olmasının zaten mümkün olmadığını, haksız ve kötüniyetli davanın reddine, davacının %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında borç ilişkisinden kaynaklı ... USD bedelli senet imzalandığını, borcun ödenmemesi nedeniyle Antalya Genel İcra Dairesinde .../... E. Sayılı dosya ile takip yapıldığını, davalı tarafından takibe itiraz edildiğini, davalı tarafından bu takibe senette tahrifat olduğundan bahisle takibin iptali için Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi'nde .../... E. Sayılı dosyasında dava açıldığını, açılan bu davada ...-TL üzerinden asıl alacağın %20'si ...- TL kötü niyet tazminatının müvekkilinden tahsiline karar verilerek davanın kabul edildiğini, ... tarihli sözleşmeden kaynaklı olarak Antalya Genel İcra Dairesi'nde .../... E. Sayılı dosya ile borçlu aleyhine takip başlatıldığını, Antalya ... ATM'de .../... E. Sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını belirterek dosyalar arasındaki irtibat nedeniyle her iki davanın birleştirilmesine karar verilmesi ile neticeten tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek kaydıyla ... USD alacağın ... tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasa gereğince yabancı para alacağında uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsil ile davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar SayılıDosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alacaklı ... ... sahibi müvekkil ile borçlu davalı arasındaki alışverişten kaynaklı alacakla ilgili ... tarihinde sözleşme yapıldığını, bu sözleşme ile, ... tarihinde hesap bakiyesi olarak ... gram has altının müvekkil lehine alacak olduğu, bu borcun ödemesine ilişkin ... USD (Amerikan Doları) senet alındığı, senedin tahsili durumunda has altın değeri ile senet arasında fark olması halinde karşılıklı olarak tediye edileceğinin kararlaştırıldığı, borç karşılığı verilen, ... ödeme tarihli, ... düzenleme tarihli, ... USD (Amerikan Doları) senedin, borcun ödenmemesi nedeniyle Antalya Genel İcra Müdürlüğü .../... E. sayılı dosyasıyla takibe konulduğunu, davalının, açtığı davalarla, senet bedelinin ...-TL olduğunu, “... ...” bedelin yanına sonradan “Amerikan doları” yazısının ve “...” ibaresinin yanına da “USD” eklemesi yapıldığını iddia ettiğini, ancak, bu kısımlar borçlu tarafından doldurularak alacaklıya verildiğini, ... USD bedelli bononun, tanzim ve vade tarihleri hariç olmak üzere, borçlu tarafından alacaklı müvekkile teslim edildiğini, sadece tanzim ve vade tarihlerinin davacı alacaklıya ait olduğunu, müvekkil tarafından bonoda herhangi bir tahrifat yapılmadığını, davalı tarafından, borca itiraz olarak açılan Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi .../... E. sayılı dosyasında dava dilekçesinde açık bir şekilde bononun borçlu tarafından alacaklı müvekkile verildiği, senet üzerinde sadece “USD” ve “Amerikan doları” ibarelerinin “farklı bir el ürünü ile” sonradan eklendiği ve bu şekilde senette tahrifat yapıldığının iddia edildiğini, borçlu-karşı tarafça, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... E. sayılı soruşturma dosyasında verilen ifade tutanağında, senet üzerindeki imza, ad, soyad, adres ve t.c. kimlik numarasının kendisi tarafından yazıldığının belirtildiğini, borçlunun, senet üzerindeki yazı ve rakamların kendi elinden çıktığını kabul ettiğini, İcra Hukuk Mahkemesince ise tensip tutanağı gereği, bilirkişi tarafından yapılan incelemede sadece “senette yazı ve rakamla gösterilen senet bedeli ile ilgili tahrifat bulunup bulunmadığı” hususunda inceleme yapıldığını, ekleme yapıldığı iddia edilen kısımların senetteki diğer yazılar ile aynı el ürünü olup olmadığının ise incelenmediğini, bu nedenle bilirkişiden ek rapor alınarak senetteki tanzim ve vade tarihleri hariç diğer tüm yazıların ve ekleme yapıldığı iddia edilen kısımların aynı el ürünü olup olmadığının, aynı kalemle yazılıp yazılmadığının tespitinin talep edildiğini, bu inceleme yapılsaydı, davalının iddialarının aksine, ekleme olduğu iddia edilen kısımların diğer yazılar ile aynı elden çıktığı görülecek olduğunu, ancak icra hukuk mahkemesince bu konuda inceleme yapılmadan, çok basit bir şekilde ek rapor alınmadan, hatalı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, kararın istinaf edildiğini, kaldı ki, dava konusu senet tanzim ve vade tarihleri hariç olarak düzenlenip alacaklıya teslim edildiğini, sonrasında alacaklının iş yerinde taraflar arasında işbu dava konusu sözleşme düzenlendiğini ve bu sözleşmede borç karşılığı ... USD bedelli senedin alındığının açıkça belirtildiğini, bunun aksinin iddia edilmesinin, tamamen borcu ödememek için haksız yere yapılan bir itiraz niteliğinde olduğunu, borçlunun imzaya itirazının olmadığını beyan ederek; Antalya Genel İcra Müdürlüğü .../... E. sy. dosyasına yapılan İtirazın iptaline, takibin devamına, borçlunun %20 icra ve inkar tazminatına mahkum edilmesine; Davanın, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi .../... E. sayılı dosyası ve Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi .../... E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar Sayılıdosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu borç - alacak sözleşmesidir başlıklı ... tarihli sözleşme altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, ilgili sözleşmedeki imzaya ilişkin olarak ypatıkları itirazlar saklı kalmak üzere, ... tarihli sözleşmedeki belirtilen alacak zamanaşımına uğramış olup bu açıdan da davanın reddi gerektiğini, davacının sözleşme kapsamında yapmış olduğu altın hesaplamalarının da hatalı olup söz konusu hesaplamalara da itiraz ettiklerini, davacı tarafından bahsi geçen ve davalı aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyasından ... USD bedelli, ... tanzim ve ... vade tarihli bono dayanak gösterilmek suretiyle başlatılan icra dosyasına ilişkin olarak; senette tahrifat yapıldığı iddiasıyla Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... E. Sayılı dosyasından açmış oldukları davada, Mahkemece "Davanın KABULÜ ile davacı borçlu yönünden Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyasında düzenlenen ... tarihli ödeme emrinde"... USD" alacağın "... TL ", ... USD"'nin "... TL " , takip çıkısının " ... TL" takip tarihinden sonra asıl alacağa işleyecek faizin "avans faiz oranı " olarak düzeltilmesine, takip çıkısı harca esas ... TL alacak yönünden takibin durdurulmasına" karar verildiğini, ayrıca müvekkilin ... TL bono bedeli üzerinden borçlu olduğu dikkate alınarak ... USD borçlu olmadığının tespiti talepli olarak da Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E. Sayılı dosyasından menfi tespit davası açıldığını, davalı müvekkil tarafından resmi evrakta sahtecilikten dolayı davacı aleyhine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... nolu soruşturma dosyasından şikayetçi olunduğunu, davacının uzun uzadıya Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyasından başlatılan takibe dayanak bono ile ilgili anlatımlarının dava konusu ile ilgisi bulunmamakta olup ilgili iddiaların Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... E. Sayılı dosyası, Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E. Sayılı dosyası ile Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... nolu soruşturma dosyalarında görülmekte olan davalar ve soruşturmanın konusu olduğunu, davacı tarafça müvekkilin imzası bulunmayan bir sözleşme üzerinden haksız menfaat elde etmek gayesiyle icra takibi başlatmış ve itiraz üzerine duran takibin devamı için iş bu davayı açtığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar Sayılı Dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı ... ... sahibi olan müvekkili ile borçlu davalı arasında alışverişten kaynaklı alacaklı ilgili olarak ... tarihinde sözleşme yapıldığını, sözleşme ile ... tarihinde hesap bakiyesi olarak ... gr has altının müvekkili lehine alacak olduğunu, borcun ödenmesine ilişkin ... USD senet alındığını, senedin tahsili durumunda has altın değeri ile senet arasındaki fark olması halinde karşılıklı olarak tediye edileceğinin kararlaştırılmış olduğunu, senet karşılığı borcun ödenmemesi hasebiyle Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, itiraz sonucu Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını, ayrıca borçlu tarafından Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açılmış olduğunu, bu dosya ile birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas ve Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası bulunduğunu, yapılan yargılamalar neticesinde senet üzerindeki yazı ve imzanın borçluya ait olduğunun tespit edildiğini, davanın Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi .../... E. sayılı dosyası ile birleştirilmesini, Antalya Genel İcra Müdürlüğü .../... E. sayılı dosyasına yapılan İtirazın ... TL üzerinden iptaline, takibin devamına, borçlunun %20 icra ve inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır.Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasının Uyap sistem üzerinden gönderilerek dosyamız arasına alındığı görülmüştür.Asıl davada davacı asilin imza incelemesine esas imza örneklerinin alınması hususunda isticvabına karar verilerek imza örneklerinin alındığı görülmüştür.Asıl davada davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde imza edilen ... tarihli borç-alacak belge başlıklı belge aslının Mahkememize sunulduğu görülmüştür.Asıl davada davacı asilin imza incelemesine esas imza örneklerinin bulunduğu yerleri bildirdiği ... tarihli dilekçesinde belirtilen kurumlara müzekkere yazılarak imza incelemesine esas belge asıllarının gönderilmesinin istenerek, gelen evrakların Mahkememiz kasasına alındığı görülmüştür.Asıl davada davacı asilin ... tarihli borç alacak belge başlıklı belgedeki imza ve belge içeriğine ilişkin ... tarihli celsede beyanının alındığı, davalı ...'nın ... tarihli borç alacak sözleşmesidir başlıklı belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını, ayrıca takibe dayanak bonodaki düzenleyen kısmındaki ... yazan kısım ile adres bilgilerinin bulunduğu adres bilgisi, TC. Kimlik bilgilerinin bulunduğu kısım ve imzalar ile ... yazısının kendisine ait olduğunu, ancak ... kenarındaki tahrip olunduğu iddia olan yerlerin kendisine ait olmadığını, yine ödeme tarihi ve düzenleme tarihi ile lehtar yazı ile yazılan tutar ve senet bedelinin nakden /malen şeklinde yazılan kısımdaki imzaların kendisine ait olduğunu ayrıca yazı ile bonodaki ... ... yazısının kendisine ait olduğunu, ancak Amerikan Doları yazısının kendisine ait olmadığını, ayrıca lehtar kısmındaki ... kısmının da kendisine ait olduğunu beyan etmiştir.Antalya C.Başsavcılığının .../... Soruşturma sayılı dosyasından alınan Kriminal Uzmanlık raporunun celp edilerek dosyamız arasına alındığı görülmüştür.Antalya ...İcra Hukuk Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dava dosyasından alınan bilirkişi raporunun celp edilerek dosyamız arasına alındığı görülmüştür.Mahkememizce yapılan yargılamada; dava dosyasının İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderilerek asıl dava da davalı birleşen dosyalarda davacı tarafça ibraz edilen ... tarihli sözleşmedeki ... imzasına itiraz edilmiş olmakla sözleşmede borçlu ... adı altındaki imzanın ...'nın eli ürünü olup olmadığı, ayrıca Antalya İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyasındaki takibe dayanak bonoda ki ... rakamının ve el yazısı ile yazılan Amerikan Doları kısımlarının TL olup sonradan tahrifat yapıldığı iddiası nedeni ile bu kısımlardaki USD ve Amerikan Doları ibarelerinin sonradan eklenip eklenmediği ve bu yazıların davacının eli ürünü olup olmadığı hususlarında rapor düzenlenmesine karar verilmiştir. Alınan ... tarihli raporda özetle; "...İnceleme konusu sözleşmede ... adına atılı imza ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ...'nın eli ürünü olduğu,İnceleme konusu senette "USD", "Amerika doları" ibareleri ile ...'nın mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazıların ...'nın eli ürünü olduğu,İnceleme konusu senette rakamla miktar belirtir bölümde yazılı "... $. USD" ibareleri optik ve spektroskopik yöntemlerle ayırt edilemeyen bir kalem ile yazılmış olduğu,Söz konusu senette yazıyla miktar belirtir bölümde yazılı "... ..." ve "Amerika doları" yazıları rakamla miktar belirtir bölümde bulunan ibareler ile optik ve spektroskopik yöntemlerle ayırt edilemeyen bir kalem ile yazılmış olduğu ve "..." ibaresinden sonra yazılı "Amerika doları" ibaresinin sıkıştırılarak yazılmış olduğu, ...'nın mukayese yazılarındaki istiflenme özellikleri de göz önünde bulundurulduğunda söz konusu ibarelerin ilave edildiklerini gösterir yeterlik ve nitelikte bulgu saptanamadığı" sonuç ve kanaatine varılmıştır.Asıl dava dosyası yönünden İcra Müdürlüğünden dava tarihi olan ... tarihi itibariyle dosya kapak hesabı yaptırılarak, davacı taraftan eksik harcın ikmalinin istendiği, ... tarihinde ... TL tamamlama harcının yatırıldığı görülmüştür.Dava dosyasının ve birleşen dava dosyalarının re’sen seçilen 1 mali müşavir, 1 ticaret- borçlar mevzuatında uzman nitelikli hesap bilirkişisi ile 1 kuyumcu bilirkişiye tevdi ile birleşen Mahkememizin .../... Esas, birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas, Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dava dosyaları yönünden alacak istemlerine (Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dava dosyası yönünden) ve itirazın iptali istemlerine ilişkin olarak takip tarihi itibariyle talep edilebilecek alacak miktarına ilişkin (.../... Esas sayılı dosya yönünden ve birleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../ ... Esas sayılı dava dosyası yönünden) rapor alınmıştır. Alınan ... tarihli raporda özetle; "...1. Asıl dava bakımından ... düzenleme tarihli bonodaki bedelin ...-TL olması gerektiği, ... den sonra USD ibaresinin tafrifat sonucu yazıldığından fark değer kadar menfi tespit talep edildiğinden uyuşmazlığın temelinin teknik olarak belirlenen tespitlere göre değerlendirilmesi gerektiği ve mahkemece Adli Tıptan alınan raporun kabulü halinde menfi tespit kararı verilemeyeceği,2. Birleşen dava olan aynı mahkemenin .../... esas sayılı dosyasının itirazın iptali olarak ancak ... tarihli borç alacak sözleşmesine göre değerlendirilmesi gerektiği ve sözleşmedeki imzanın yine Adli Tıp Raporuna göre birleşen davalının davalısı borçlu ...ya ait olduğunun kabulü ihtimalinde sözleşmeye konu ... gram has altın borcunun ödenecek ...-Usd farkına yönelik yapılan Antalya Genel İcra Dairesinin .../... esas sayılı icra takibine itirazdan kaynaklı olduğu icra takibindeki alacağın ... tarihine göre hesaplanmakla birlikte has altın fiyatı bakımından ...-TL üzerinden hesaplayıp, USD üzerinden düzenlenen ...-usd bonodaki dövizi de ...-TL hesaplayıp aradaki fark olan ...-TL üzerinden takip yapılmış olup, bu kapsamda Davacı tarafça yapılan takip tutarında bir isabetsizlik bulunmadığı görülmekle, takdiri ve değerlendirilmesi Yüce Mahkemenize ait olmak üzere ... tarihli sözleşmenin geçerliliğinin kabulüne bağlı olarak bu tutar üzerinden takibe itirazın kaldırılmasının değerlendirilebileceği,3. Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası bakımından ... tarihli Antalya Genel İcra Dairesinin .../... esas sayılı icra takibine itirazdan kaynaklı itirazın iptali olduğu ve alacak sebebinin ... tarihli sözleşmede belirlenen ... gram has altın fiyatı ile ...-usd değeri farkı üzerinden takip yaptığı ve alacak tutarının açılmış takiplere rağmen ödenmediğinden alacak talebinde bulunduğu, ancak Antalya Genel İcra Dairesinin .../... esas sayılı icra takibi de, bono bedeliyle ... gr has altın değeri arasındaki fark talep edilmiş olduğundan bu alacak talebinin mükerrerlik oluşturacağından itirazın iptali kararı verilemeyeceği, bu talebin önceki takiplerin sonra ermesinden sonra oluşmuşsa belki TBK m.122 uyarınca açılacak munzam zarar davasının konusunu oluşturabileceği,4. Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasının Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... E. .../... K sayılı ilamıyla takibin iptaliyle davacıya ...-TL kötüniyet tazminatına hükmedilmesi ve ... tarafından icra takibi yapılması nedeniyle İİK m. 169/a hükmü gereği söz konusu bu tazminatın ödenmesinin geciktirilmesi anlamında ...-usd alacağa ilişkin açılmış bir alacak davası olduğu, ancak söz konusu İcra Hukuk Mahkemesi kararının kaldırılması neticesinde zaten Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı icra dosyasına devam edileceğinden aynı şekilde bu dava bakımından da konusuz kalma veya mükerrerlik oluşacağından hukuki nitelemesi mahkemeye ait olduğundan buna göre bir karar verilmesi gerektiği," sonuç ve kanaatine varılmıştır.Antalya C.Başsavcılığının .../... Esas sayılı dosyasında ... tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
: Asıl dava, İİK 72/3 maddesi gereği icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar sayılı dava dosyasında dava, alacak istemine ilişkin olup alacağın asıl ve birleşen dava dosyasındaki Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasındaki bono bedeline ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar sayılı dava dosyasında dava, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasındaki takibe dayanak bonodaki altın bedeli fark alacağına ilişkin yapılan ilamsız takipte itiraz üzerine takibin durmasından sonra alacaklı tarafından açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar sayılı dosyasında dava, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasındaki takibe dayanak bonodaki altın bedeli fark alacağına ilişkin yapılan ilamsız takipte itiraz üzerine takibin durmasından sonra alacaklı tarafından açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Asıl dava dosyası yönünden yapılan incelemede;6100 sayılı HMK 200. Maddesinde; "Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir."201. Maddesinde de; "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz." şeklinde düzenlenmiştir.YHGK. █████/2011 tarih, E.███████-473, K.████████ sayılı emsal içtihadında; "... bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bir ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdünde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır..."Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin █████/2019 tarih █████████ Esas, █████████ Karar sayılı emsal içtihadında; "...Bilindiği üzere kambiyo senedi ( bono ) sebepten mücerret olup, bono nedeni ile borçlu olmadığının ispatı ancak yazılı delille mümkündür.Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir (HMK madde 190). senede karşı ispat kuralı gereği iddia ancak yazılı delil ile ispat edebilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa davanın, ikrar (HUMK. md.236-HMK.md.188) yemin (HUMK.md.344-HMK.md227) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır.Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden son başvurulacak bir ispat vasıtasıdır. Hakim, davacının iddiasını, yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, davacı tarafa, dava dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, davacının tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olur..."YHGK. █████/2011 tarih ve E.███████-473, K.████████ sayılı emsal içtihadında da; "...kambiyo senedi olan bono, kanunen emre yazılı bir kıymetli evraktır. Borçluya, borçlu olduğu edayı yerine getirmekten imtina etme yetkisini ifade eden def'iler emre yazılı kıymetli evrakta klasik olarak senet metninden anlaşılan def'iler, senetteki taahhüdün hükümsüzlüğüne ilişkin def'iler ve taraflar arasındaki ilişkiye dayalı şahsi def'iler olarak üç gruba ayrılmaktadır. Yazılı belge niteliğinde olan bonoya karşı ileri sürülebilecek bedelsizlik gibi kişisel def'ilerin kural olarak yazılı bir belge ile ispatı gerekmektedir..." şeklinde belirtilmiştir.Dava konusu somut olayda, davacı tarafından Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak bono bedeli yönünden borçlu olunmadığı iddiasında bulunulmuş ise de; bonoda tahrifat yapıldığı iddialarının ispatlanamadığı, düzenlenen Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen raporunda da ... tarihli sözleşmedeki imzanın ...'nın eli ürünü olduğu, takibe dayanak bonoda da tahrifat yapıldığı iddia edilen bölümlerinde ...'nın eli ürünü olduğu, ayrıca takibe dayanak bonodaki ... ve Amerikan Doları yazılarındaki ibarelerde "..." ibaresinden sonra yazılı "Amerikan Doları" ibaresinin sıkıştırılarak yazılmış olduğu ve bu ibarenin ...'nın mukayese yazılarındaki istiflenme özellikleri de göz önünde bulundurulduğunda söz konusu ibarelerin ilave edildiklerini gösterir yeterlilik ve nitelikte bulgu saptanmadığından söz konusu sözleşme ve takibe dayanak bononun geçerli olduğu, borçlu olunmadığı hususunun yukarıda belirtildiği şekilde yazılı delille ispat edilemediği görülmekle asıl dava yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Asıl dava yönünden, Mahkememiz tensip ara kararı ile İİK 72/3 maddesi kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olmakla takip konusu alacak tutarı üzerinden hesaplanan kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.(Her ne kadar kısa kararda sehven bu tutarın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine denilmiş ise de; Bu husus gerekçeli karar yazım aşamasında fark edilmiş olup HMK 304 vd maddeleri gereğince gerekçeli kararın yazımından sonra düzeltilebileceği anlaşıldığından kısa karar ile gerekçeli karar hüküm fıkrası arasında çelişki olamayacağından gerekçeli karar hüküm fıkrasında değişiklik yapılmamıştır.)Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar sayılı dava dosyası yönünden yapılan incelemede; Yukarıda belirtildiği gibi borç alacak sözleşmesi başlıklı sözleşmedeki imzanın asıl davada davacı, birleşen davada davalı eli ürünü olduğu, ayrıca takibe dayanak bonoda da tahrifat bulunmadığı anlaşılmakla, birleşen dosya davacısının alacak talebi yönünden Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak bono yönünden yapılacak tahsilatlar ile tekerrür olmamak kaydıyla bono bedeli tutarında davacının alacaklı olduğunun kabulü ile ... USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun 4A maddesi vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar Devlet Bankalarının USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre işlemiş faizi ile birlikte fiili ödeme gününde T.C. Merkez Bankasının efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak davalı birleşen dosya davacısından tahsili ile davacı birleşen dosya davalısına verilmesine karar vermek gerekmiştir.Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar sayılı ve birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar sayılı dava dosyaları yönünden yapılan incelemede ;İİK. 67/1. Maddesinde
: "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." düzenlemesi mevcuttur.Dava, takibe dayanak bonodaki altın bedeli fark alacağına ilişkin yapılan ilamsız takipte itiraz üzerine takibin durmasından sonra açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Birleşen davalarda davacı alacaklı tarafından Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak bononun düzenlenme sebebinin altın alacağı olduğu, vade tarihinden tahsil tarihine kadar geçen süre içerisinde ülkemizdeki altın fiyatlarındaki yükseliş dikkate alındığında bu tutarın faiz ile karşılanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle aradaki altın fark alacağına ilişkin takip başlatılmıştır.Mahkememizce birleşen dosyalar davacısı alacaklının altın fark alacağına ilişkin talebinin munzam zarar niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Bu kapsamda, Mahkememizce yapılan değerlendirmede,TBK'nın 122. maddesinde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmü düzenlenmiştir.Bu hükümle uygulamada munzam zarar, kanunî tanımı ile aşkın zarar olarak adlandırılan hukuki kurum düzenleme altına alınmıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-938 Esas, ████████ Karar sayılı ilamında" .... Dava dilekçesinde; davacının hüküm altına alınan alacağının 16 yıl sonrasında avans faiziyle tahsiline karar verildiği, sadece anaparaya işletilen avans faizi sonrasında temerrüt faiziyle karşılanamayan bir zararın ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğu, bu suretle paranın satın alma gücünün azaldığı, enflasyon oranın temerrüt faiz oranından fazla olması nedeniyle aradaki farkın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu, ekonomik olumsuzlukların mevcut olduğu bir durumda bireyin parasını atıl tutmak yerine döviz, altın, devlet tahvili, gayrimenkul gibi yatırım araçlarına yönlendirerek yahut bir yıllık vadeli hesaba yatırıp enflasyonun olumsuz etkisinden korunacağı, bu sebeple benzer yatırım araçlarının getirisinin ortalaması bulunarak davacının aşkın (munzam) zararının belirlenmesi gerektiği iddiasıyla aşkın zararın tahsili talep edilmiştir.Her ne kadar bozma kararında, ülkemizde belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma değerinin önemli derecede azaldığı, böyle bir ortamda bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için girişimlerde bulunmasının olayların normal akşına, genel hayat tecrübelerine uygun düşen bir karine olarak kabul edilmesinin zorunlu olduğu, enflasyonist ekonominin olumsuz etki ve sonuçlarının kamu tarafından bilindiği yahut bilinebileceğinden bu durumun mahkemelerin bilgileri dâhilinde olduğu, bu sebeple aşkın (munzam) zararın oluşumundaki zaman diliminin ekonomik koşullarının farklılığı gözetilmeksizin tüm dönem için somut ispat arayan yazılı gerekçeyle sonuca gidilmesinin hatalı olduğu belirtilmiş ise de; davacı tarafından talep edilen aşkın (munzam) zararın dayanağı olarak ileri sürülen iddia, geç ödeme nedeniyle kendisince, bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönündedir. Başka bir anlatımla davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmamıştır. Açılan davada sadece, ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle davacının durumunda olan bir bireyin elindeki varlığını koruma amacıyla belirli yatırımlara yönlendireceğine dair faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürülmüştür.Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır.Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz.Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak mahkemece yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemez." şeklinde karar verildiği görülmektedir.Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.Aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816).Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır.Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz.Yukarıda açıklanan kanun maddesi, açıklamalar ve emsal içtihat dikkate alındığında davacının talebinin bono bedelinin yabancı para alacağına ilişkin olmasına rağmen taraflar arasındaki sözleşmenin altın alacağına dayalı olması ve bono bedelinde yazılan tutarın altın alacağına ilişkin olması, bononun tahsil edilememesi sebebiyle altın fiyatlarındaki yükseliş dikkate alındığında söz konusu farkın faiz ile karşılanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle takip başlatılmış ise de, davacı tarafça somut zarara ilişkin başkaca bilgi ve belge sunulmadığı görülmekle itirazın iptali isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar birleşen dava dosyalarında davacı ve davalı tarafından icra inkar tazminatı ile kötü niyet tazminat taleplerinde bulunulmuş ise de; koşulları ve yasal unsurları oluşmadığından söz konusu taleplerin de reddine karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Asıl dava dosyası yönünden;1-Davanın REDDİNE,İİK 72/4.maddesi gereğince ... USD’nin % 20’si olan ... USD’nin dava tarihindeki TL karşılığı (1 USD=... TL olarak hesaplanarak) ... TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,2- Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar sayılı dava dosyası yönünden davanın KABULÜ İLE, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasından yapılacak tahsilatlar ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, ... USD’nin dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesi vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir (1) yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre işlemiş faizi ile birlikte fiili ödeme gününde T.C. Merkez Bankasının efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası olarak davalı birleşen dosya davacısından tahsili ile davacı birleşen dosya davalısına verilmesine,3-Birleşen Mahkememizin .../... Esas .../... Karar sayılı dava dosyası yönünden davanın REDDİNE,Koşulları ve yasal unsurları oluşmadığından tarafların tazminat taleplerinin REDDİNE,4-Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar sayılı dosyası yönünden davanın REDDİNE,Koşulları ve yasal unsurları oluşmadığından tarafların tazminat taleplerinin REDDİNE,Asıl dava yönünden;5-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harcın peşin olarak alınan ... TL harçtan ve ... TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiye ... TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı ...'ya İADESİNE,6-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,7-Davalı ... tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin davacı ...'dan alınarak davalıya VERİLMESİNE,8-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,9-Taraflarca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın taraflara İADESİNE,Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar sayılı dava dosyası yönünden;10-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL karar harcından peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile eksik kalan ... TL harcın davalı ...'dan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,10-Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,11-Davacı tarafından yapılan tebligat, posta ve bilirkişi giderinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinin davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'e VERİLMESİNE,12-Davacı tarafından yapılan toplam ... TL ilk dava masrafının davalı ...'dan tahsili ile davacı ...'e VERİLMESİNE,13-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu █████ ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden ... TL arabuluculuk ücretinin davalı ...'dan tahsili ile HAZİNEDE İRAD KAYDINA,14-Davacı tarafça kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın davacıya İADESİNE,Birleşen Mahkememizin .../... Esas .../... Karar sayılı dava dosyası yönünden;15-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın talep halinde ve karar kesinleştikten sonra davacı ...'e İADESİNE,16-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince ... TL vekalet ücretinin davacı ...'dan tahsili ile davalı ...'ya VERİLMESİNE,17-Davacı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,18-Taraflarca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın taraflara İADESİNE,Birleşen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar sayılı dosyası yönünden;15-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın talep halinde ve karar kesinleştikten sonra davacı ...'e İADESİNE,16-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince ... TL vekalet ücretinin davacı ...'den tahsili ile davalı ...'ya VERİLMESİNE,17-Davacı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,18-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu █████ ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden ... TL arabuluculuk ücretinin davacı ...'den tahsili ile HAZİNEDE İRAD KAYDINA,19-Taraflarca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın taraflara İADESİNE,Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Başkan ...¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdırÜye ...¸e-imzalıdırKatip ...¸e-imzalıdır