Anahtar kelimeler: Özet Esaskarar Hakedişlerinden Kesildiğini Genelgeler Taraflı Katip İdarede Alım İşi

T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ......
KATİP
: ......
DAVACI
: ......
VEKİLİ
: Av. ......
DAVALI
: ......
VEKİLİ
: Av. ......
DAVA
: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; taraflar arasında imzalanan hizmet alım işi kapsamında çalıştırılan bazı işçilerin kıdem tazminatlarının hakedişlerinden kesildiğini, gerekçe bildirilmeden, peşin ve tek taraflı kesinti yapılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, İş Kanunu'nun 112. maddesi ve Kamu İhale Kanunu ile ilgili yönetmelik ve genelgeler dikkate alındığında sorumluluğun idarede olduğunu, aksinin kabulü halinde dahi işçinin çalıştırdığı dönemle ilgili ancak yarı oranında sorumlu olabileceklerini iddia ederek 1.213.469,95 TL kesintinin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf sıfatı, hukuki yarar, hak düşürücü süre, zamanaşımı, görev, husumet, derdestlik, yetki itirazında bulunduklarını, hizmet alım sözleşmesi gereği işçilik alacaklarının tamamından davalı yanın sorumlu olduğunu, işçilik alacaklarının davacı tarafça ödenmemesi nedeni ile hakediş kesintilerinin yapıldığını, İş Kanunu'nun 112. maddesinin işçiye karşı dış ilişki itibariyle geçerli olduğunu, sözleşme gereği davacının yükümlülüklerinin devam ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri ve şartnameler, dava dışı işçiye ait ... kayıtları ve işçiye yapılan ödemelere ilişkin evrak dosya arasına alınmıştır.
Mali müşavir ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişi tarafından verilen █████/2026 tarihli raporda; dava dışı işçilerin davacı nezdinde çalıştığı dönemlerle sınırlı olmak kaydı ile hesaplama yapılarak sözleşmede işçilik alacaklarından davalının sorumlu olduğuna dair bir hüküm bulunmadığı, davacının hakedişinden 1.213.469,96 TL kesinti yapıldığı, sözleşme gereği kıdem tazminatı ödemesinden davacının tam sorumlu olduğu kabul edilirse davacının iadesini talep edebileceği miktar bulunmadığını, davacının yarı oranında sorumlu olduğu kabul edilirse 606.734,98 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilebileceği bildirilmiştir. 7573 sayılı yasa ile İş Kanunu'nda yapılan değişiklik sonrası alınan tarihli ek raporda, belirtilmiştir. Yapılan ödeme dışında faiz işletilerek ve taraflar arasındaki sözleşmeler dikkate alınmadan düzenlendiğinden raporlara itibar edilmemiştir. Kök ve ek rapor oluşa ve dosya içeriğine bulunarak hükme esas alınmıştır.
DEĞERLENDİRME
:
Dava; hizmet sözleşmesi kapsamında hakedişlerden yapılan işçilik alacakları kesintisinin iadesi istemine ilişkindir.
Davalının görev itirazının tarafların tacir olması nedeni ile reddine, yetki itirazının usulüne uygun yapılmamış olması nedeni ile reddine, husumet itirazının davalının sözleşmenin tarafı olması nedeni ile reddine, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazının uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanması nedeni ile reddine, derdestlik itirazı somutlaştırılmadığından reddine, hukuki yarar itirazının davanın niteliği gözetilerek yerinde olmadığından reddine karar vermek gerekmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında hizmet alım sözleşmelerinin imzalandığı, sözleşme gereğince davacının belirlenen süre içerisinde işe başlayıp işçi çalıştırdığı, dava dışı işçilerin işçilik alacaklarının tahsilini talep ettiği, davalı kurumun da davacı hakedişlerinden kesinti yaparak ödeme yaptığı, eldeki dava ile ödemenin iadesini talep ettiği görülmüştür.
Davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davalı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’nun 2/6 maddesinde belirtildiği şekilde, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı, ancak bu sorumluluğun dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumluk niteliğinde olduğu, asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukukunun değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukukunun esas alınacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır,” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları ve ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceğinin açıkça belirtildiği, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği anlaşılmıştır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yüklenici işverene karşı sorumludur ( ...... sayılı ilamı).
İşçilik alacakları ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekeceğinden ( ...... sayılı ilamı) ve taraflar arasındaki sözleşmede açık hüküm bulunmasa dahi, bedeli önceden kararlaştırılan iş yönünden, işçilerinin işçilik alacaklarından, iç ilişkide davacı yanın sorumlu olduğunun kabulü gerekeceği değerlendirilmiştir ( ...... sayılı ilamı).
Yine davacı her ne kadar 7573 sayılı yasanın 6. Maddesi ile 4857 sayılı İş Kanununa eklenen geçici 12. maddede "10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 11/9/2014 ile █████/2019 tarihi arasında (bu tarihler dahil) 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla birinci fıkra kapsamında kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, birinci fıkra uyarınca tahsilinden vazgeçilen kısım için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde tahsilinden vazgeçilen kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.” hükmü gereğince yapılan ödemenin rücuen tahsili talebinin yerinde olduğunu iddia etmiş ise de, madde hükmünde açıkça tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez hükmüne yer verilmiş olması nedeni ile davacı iddiasının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere hükme esas alınan hesap uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen rapor uyarınca dava dışı işçilerin davacı nezdinde çalıştığı dönem itibari ile hesaplanan bedel üzerinden davacının hakedişinden kesinti yapılmasının yerinde olduğu kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Ayrıntısı yukarıda izah edildiği üzere;
DAVANIN REDDİNE,
Davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 187.885,79TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair; tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ...... Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Katip ...... Hakim ......
¸¸ ¸¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!