Anahtar kelimeler: Kefaletinin Şahsi Devrettiği Hisselerini Sürede Devri Hisse Makul Taahhütte Bakirköy

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararTARİH
: █████/2023DAVA
: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında düzenlenen █████/2020 tarihli şirket hisse devri sözleşmesi kapsamında müvekkilinin hisselerini davalıya devrettiği, sözleşmenin 7.maddesi kapsamında müvekkilinin şahsi kefaletinin makul sürede kaldırılması yönünde davalının taahhütte bulunduğu, ancak dava tarihi itibariyle müvekkilinin kredi sözleşmesine ilişkin şahsi kefaletinin borcun ödenmemesi nedeniyle kaldırılmadığını, bu nedenlerle 7.maddede belirtilen 1.000.000-TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen █████/2020 tarihli hisse devir sözleşmesinin 7.maddesi kapsamında davacının şahsi kefaletinin kaldırılması için ...müracaat ettiklerini, ancak dava konusu şirketin kullandığı krediye tanımlanan limit borcunun tamamının ödenmemesi halinde şahsi kefaletin kaldırılamayacağının banka tarafından kendilerine bildirildiği, sözleşme kapsamında müvekkilinin ilgili bankaya müracaat ettiği, şahsi kefaletin kaldırılmamasının tamamen bankacılık mevzuatından kaynaklandığını, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; "Cezai şarta konu kredi sözleşmesinin tarafı olan ...yazılan müzekkerelere verilen █████/2023 ve █████/2023 tarihli cevabi yazılarda; davacı tarafından şahsi kefaletinin kaldırılması için davalının bankaya müracaat ettiği, ancak kefaletine konu sözleşmeden kaynaklı kredilerin halen aktif olduğu, aktif olan kredi borcunun tamamının ödenip kapatılmaması halinde şahsi kefaletin kaldırılamayacağının bildirildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı taraf; sözleşmenin 7.maddesi kapsamında ilgi banka şubesine müracaat ettiklerini, ancak bankanın kredinin aktif olması nedeniyle tüm kredi borcu ödenmediğinden dolayı davacının şahsi kefaletini kaldırmamasının kendilerinden kaynaklanmadı ğını, davacının şahsi kefaletinin kaldırılmamasının tamamen bankacılık mevzuatından kaynaklandığını iddia etmiş ise de; sözleşme nin 7.maddesinde "kefalet yükümlülüklerinin makul sürede kaldırılacağının" yer aldığı, kefalet yükümlülüğünün kaldırılmasının ticari hayatın olağan kurallarına göre kredi borcunun tamamen ödenmesine bağlı olduğu, sözleşmenin 7.maddesinin amaca uygun olarak yorumlanması halinde davalı tarafın yükümlülüğünün davacının şahsi kefaletini içeren kredi sözleşmesi borcunun tamamen ödenerek davacının şahsi kefaletinin kaldırılmasına ilişkin olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen █████/2020 tarihli sözleşmenin 7.maddesine göre, davalı tarafın, davacının şahsi kefaletini içeren kredi sözleşmesine ilişkin borcun tamamının ödenerek davalının şahsi kefaletini sonlandırmak yükümlülüğü altına girdiği, tarafların kabulünde olduğu ve ... mahkememize göndermiş olduğu cevabi yazılarından da anlaşılacağı üzere davalının kredi borcunun tamamını ödememesi nedeniyle davacının şahsi kefaletinin kaldırılmadığı, sözleşmenin 7.maddesinin kredi borcunun tamamen ödenip davacının şahsi kefaletinin kaldırılması şeklinde yorumlanması gerektiği, bu bağlamda 7.madde kapsamında yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalıdan 1.000.000-TL cezai şartın tahsiline karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,''1-Sabit görülen davacının davasının KABULÜNE, 1.000.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; TBK'nun ceza şartını düzenleyen 182 nci maddesi uyarınca; asıl borcun herhangi bir sebeple geçersiz olması veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmesi halinde cezanın ifasının istenemeyeceğini, davacının, hisse devir sözleşmesinin imzalanmasından hemen sonra dava dışı ...'a başvurarak davacıın kefaletinin kaldırılmasını talep ettiğini, ancak talebin bankaca reddedildiğini, bunun üzerine kefaletin kalkması için bankaya nakdi teminat sunduğunu, bankanın buna rağmen kefaleti kaldırmadığını, bu durumda davalının hiçbir olumsuz katkısı olmaksızın kefaletlerin kaldırılmasına yönelik asıl borcun davalının sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hale geldiğini, Davacının, cezai şart talebinin dayanağı sözleşmede yer alan hiçbir taahhüdünü yerine getirmediğini, davacının haksız rekabet yapmayacağına dair taahhüdünü ihlal ettiğini, davacının sözleşmenin 11 inci maddesinde düzenlenen, hisselerini devrettiği şirketlerle beş yıl sür eile rekabet etmeme taahhüdünü, defalarca ihlal ettiğini, bu nedenle davacı aleyhine açılan davanın Bakırköy 5 nolu Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyasında verilen karar ile tespit edildiğini, kendi edimini ifa etmeyen tarafın karşı edimi isteyemeyeceğini, davacı aleyhine lisans ürünleri izinsiz kullandığı için şikayetçi olunduğunu, ayrıca davalıya yönelik ölümle tehdit içeren sözleri nedeniyle davacı aleyhine Asliye Ceza Mahkemesi'nce cezaya hükmedildiğini ve kararın kesinleştiğini, ceza davasında davacının ifadesinde açıkça haksız rekabet ve fason üretim yaptığını kabul ettiğini, Mahkeme kabulünün aksine, sözleşmede 7. maddesinde, davalının, davacının şahsi kefaletini içeren kredi sözleşmesine ilişkin borcun tamamını ödeyerek davacının şahsi kefaletini sonlandırma borcu altına girmediğini, mahkemenin, bu tespitin tarafların da kabulünde olduğuna dair gerekçesinin hatalı olduğunu, sözleşmede bu yönde bir madde bulunmadığını, sözleşmenin 7 inci maddesinde de davalı tarafın, davacının şahsi kefaletini içeren kredi sözleşmesine ilişkin borcun tamamını ödeyerek kefaletleri kaldıracağına dair kaydın mevcut olmadığını, mahkemenin sözleşme hükmünü TBK'nun 2 ve 19 maddeleri kapsamında yorumlaması ve tarafların gerçek ve ortak iradelerini esas alması gerektiğini, Her iki tarafın gerçek ve ortak iradesi göz önüne alındığında, davacının iradesinin artık ortaklığı kalmayan bir şirkete kefaleti nedeniyle risk altına girmemek olduğunu, bu amacın da davalının bankaya sunduğu gayrımenkul teminatı, şahsi kefaleti ve en son nakdi teminat ile sağlandığını, sözleşmenin yedinci maddesindeki amacın, tarafların ortak ve gerçek iradelerine uygun olarak sağlandığını, Kabul anlamına gelmemek kaydıyla; mahkemenin hatalı "kredinin tamamının ödenerek kapatılması gerektiği ve bu durumun tarafların kabulünde olduğu" yönündeki tespiti bir an için geçerli sakabul anlamına gelmemek kaydıyla; mahkemenin hatalı "kredinin tamamının ödenerek kapatılması gerektiği ve bu durumun tarafların kabulünde olduğu" yönündeki tespiti bir an için geçerli sayılsa dahi, yüksek miktarda kredinin tamamının ödenerek kapatılamamasının sorumlusunun da yine davacı olduğunu, davacıya sözleşme anında 5 milyon 650 bin tl hisse devir bedeli ödeyen davalının bu yüklü ödemeyi elinde bulunan az miktarda nakite eklediği dava dışı şahsi krediler ile yaptığını, bu ödeme sonrasında, tespit edebildikleri ve haksız rekabet davasının derdest olduğu dosyaya gümrük müdürlüğü tarafından sunulan faturalara göre dahi, 34 kez haksız rekabet yaparak 13 milyon tl'nin üzerinde gelir sağlayan ve davalının ortağı ve yetkilisi olduğu şirketlerin öteden beri ticaret yaptığı bir tek firma ile dahi ticaretini sekteye uğratarak, şirketlerin 13 milyon tl gelirden mahrum kalmasına sebep olan davacının kredinin tamamının kapatabilmesine engel olduğunu, mahkemenin gerekçesinde bu savunmalara hiç değinmediğini, Davacının "kredi kefaletlerinin kaldırılmaması nedeniyle başkaca krediler alamadığı bu nedenle de zarara uğradığı" iddiasını ispata elverişli hiçbir delil sunmadığını, bir kaç ay önce aleyhine hüküm kurulan bir dava dosyasına 1 milyon 700 bin TL'nin üzernde bir teminat mektubunu derhal alarak tehir-i icra talep edebilen davacının hâlâ çok yüksek miktarlarda kredi alabilmesi mümkün olduğunu, Cezai şartın fahiş olduğunu; davalının hiçbir ihmali söz konusu değilken ve davalının kötüniyeti ve kusuru açıkça ortada iken sözleşmede anılan cezai şartın tamamına hükmedilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu; bu nedenle, kabul manasına gelmemekle birlikte, davalı aleyhine cezai şartın ödenmesine hükmedilse dahi miktarın azaltılması gerektiğini, İleri sürerek, istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını, diğer gerekçelerle koşulları oluşması halinde istinaf konusu kararın kaldırılarak davanın reddine, aksi taktirde yeniden görüşülmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki █████/2020 tarihli, davacının dava dışı ...Şti ile, ... Şti'de bulunan paylarının tamamının davalıya devrine ilişkin adi yazılı hisse devir sözleşmenin 7 inci maddesine dayalı cezai şart istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasındaki █████/2020 tarihli sözleşme ile davacının davacının dava dışı ...Şti ile, ... Şti'de bulunan %30'ar oranındaki paylarının tamamını davalıya 5.650.000,00-TL bedelle devretmesi hususunda anlaşıldığı, devrin gerçekleştiği ve devir bedelinin ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 7 inci maddesinde; "İşbu sözleşmenin imzası akabinde ivedilikle şirket ortaklığı sona eren ...'ın şirketlerden kaynaklı kredilerdeki kefalet imzalarının banka kredi sözleşmelerinden kaldırılması sağlanacak ve söz konusu kredi sözleşmeleri, yeni ortaklık yapısına uygun şekilde revize edilecektir. Kefaletlerin sonlandırılması ve kredi sözleşmelerinin revize edilmesi için gerekli işlemlerin yapılması ve sürecin takibi, devralan ortağın sorumluluğunda olup, devreden ortağın kefalet yükümlülüklerin makul sürede kaldırılmaması halinde devralan ortak, devreden ortağın bu husustan kaynaklı olarak uğrayacağı muhtemel tüm zararları tazmin etmeyi ve ayrıca 1.000.000 TL cezai şart bedeli ödemeyi kabul beyan ve taahhüt eder." düzenlenesinin yer aldığı anlaşılmıştır. Davacı talebi üzerine dava dışı ...A.Ş'ye yazılan yazı cevapları kapsamından; anılan banka ile ...Şti arasında bağıtlanmış 6 adet; ... Şti arasında bağıtlanmış 4 adet olmak üzere toplam 10 adet genel kredi sözleşmesi bulunduğu görülmüştür. Davacı bu genel kredi sözleşmelerinden █████/2012 tarihli 5.000.000,00-TL limitli, █████/2012 tarihli 2.500.000,00-USD limitli, █████/2012 tarihli 1.000.000,00-Euro limitli, █████/2015 tarihli 3.000.000,00-USD limitli, █████/2015 tarihli 750.000,00-Euro limitli, █████/2015 tarihli 5.000.000,00-TL limitli, █████/2015 tarihli 500.000,00-TL limitli ve █████/2014 tarihli 200.000,00-TL limitli sözleşmelere kefil olduğu, davacı yanında kredi sözleşmesinin tarafı olan şirketin diğer ortaklarının da sözleşmelere kefil oldukları, ayrıca ... Şirketi'nin sözleşmelerine ...Şirketi'nin, ...Şirketi'nin kredi sözleşmelerine ise ... Şirketi'nin kefil olduğu görülmüştür. Ayrıca, davacının ortaklıktan ayrılmasından sonra dava dışı ...Şirketi ile banka arasında █████/2020 tarihli 20.000.000,00-TL limitli bir genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ..., dava dışı ... ve dava dışı...Şirketi'nin bu sözleşmeye kefil oldukları; yine dava dışı ... Şirketi ile banka arasında █████/2020 tarihli 500.000,00-TL limitli bir genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ..., dava dışı ... ve dava dışı ...Şirketi'nin bu sözleşmeye kefil oldukları; en son tarihli bu iki sözleşmede davacının kefaletinin bulunmadığı görülmüştür.Mahkeme kabulünün aksine; taraflar arasındaki sözleşmenin 7 inci maddesinde, dava dışı şirketlerdeki paylarını devreden davacının, bu şirketin taraf olduğu kredi sözleşmelerine verdiği kefaletlerin, bu sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredi borçlarının ödenmesi yolu ile kaldırılması yönünde bir davacı taahhüdü bulunmamaktadır. Aksine hükümde kredi sözleşmelerinin şirketlerin yeni ortaklık durumuna göre revize edilmesinin sağlanması ve kefaletlerin bu şekilde kaldırılmasının temini borcu altına girilmiştir. Nitekim davacı yan da dava dilekçesinde; "sözleşmenin imzasından bu yana 2 yılı aşkın bir sürenin geçmesine rağmen davalı taraf müvekkilin, şirketlerin borç taahhüdü altında bulunduğu, ... A.Ş. ... Şubesi nezdindeki genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan kefalet yükümlülüklerinin kaldırılması için sözleşmelerin yeni ortaklık yapısına göre tecdit edilmesi ve bu hususta muhatap bankanın muhtemel risk açığını kapatmak adına ek teminat gösterme vs. gerekli işlemleri gerçekleştirmemiştir." demek suretiyle, davacının taahhüdünün davalının kefili olduğu sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilerden doğan borçların tamamen ödenmesi değil, davacının şahsi teminatına gerek duyulmamasını sağlayacak yeni ortaklık yapısına uygun sözleşmeler ve başkaca teminatlar ile davacı kefaletinin sona erdirilmesinin sağlanması olduğunu belirtmiştir. Ne varki kefalet sözleşmesi, kefil ile alacaklı arasında yapılan iki taraflı bir şahsi teminat sözleşmesi olduğundan, kefilin veya kefalet sözleşmesinin tarafı olmayan borçlunun tek taraflı irade beyanı ile sona erdirilmesi mümkün değildir. Kefalet sözleşmesinin sona erdirilmesi ancak alacaklı (somut olayda banka) ile kefilin (somut olayda davacı) kefalet sözleşmelerinin sona erdirilmesine yönelik ortak iradeleri ile mümkündür. Davalı yan cevap dilekçesi ekinde, █████/2020 tarihli dava konusu sözleşmenin imzasından sonra dava dışı bankaya ... ve ...Şirketleri adına yazılan, davacının kefaletinin kaldırılması talepli █████/2020 tarihli yazıyı dava dışı bankaya ilettiği, yine davacının da █████/2020 tarihli ihtarname ile kefaletinin kaldırılmasını bankadan talep ettiği ve fakat bankanın █████/2020 tarihli ihtarnamesi ile bu talepleri reddettiği, yine davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu ve bankaya hitaben eldeki dava tarihinden (█████/2022) önce yazılan █████/2022 tarihli yazısı ile ...Şirketi'nin banka nezdindeki kredilerinin karşılığında nakit teminat yatırılmış olması nedeniyle, davacının kefaletinin kaldırılmasının talep edildiği, bankanın cevabi yazısı ile davacının kefaletinin █████/2022 tarihinden sonra kullanılacak krediler için kaldırılmasına karar verildiğinin, ancak █████/2022 tarihi itibariyle ...Şirketi'nin önceki kredilerden doğan 4.509,433-TL kredi riski bakımından, müteselsil kefalet sorumluluğunun devam edeceğinin bildirildiği, mahkemece bankaya yazılan yazıya verilen █████/2023 tarihli yazı cevabında, dava dışı ...Şirketleri'nin kredi borcundan ötürü temerrüdünün mevcut olmadığının, █████/2020 tarihi itibariyle( hisse devit sözleşmesi tarihi) kredi borcunu karşılayacak nakdi teminatın şirket hesabında bulunmadığının, şirketlerin temsilcisinin █████/2020 tarihli davacının kefaletinin kaldırılmasına yönelik talep yazısı bulunduğunun, davacının kefaletinin olduğu sözleşmeden kaynaklanan kredilerin halen aktif olması nedeniyle kefaletinin devam ettiğinin bildirildiği; yine mahkemece bankaya yazılan yazıya verilen █████/2023 tarihli cevabi yazıda, ...Şirketi'nin kredi borcuna karşılık █████/2022 tarihinde 11.000.000,00-TL nakit teminat yatırıldığının, davacının kefaletinin kaldırılmasına yönelik talebinin █████/2020 tarihli yazı ile kabul edilmediğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından istinaf aşamasında dilekçe sunarak, davacının kefaletlerinin kalktığına dair ...A.Ş.'den alınmış yazı örneğini dosyaya sunduğu ve davacının kefili olduğu sözleşmeler kapsamında kullandırılan tüm kredilerin kapatıldığını ve kefaletlerin de kaldırıldığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece bankaya yazı yazılarak davacının kefaletlerinin sona erip ermediğinin, davanın konusuz kalıp kalmadığının araştırılması ve dava tarihindeki haklılık durumunun tespiti ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin tespit ve takdiri gerektiği hususu da rapor eklenmeli mi, müzakere edilecek. 6098 Sayılı TBK'nun 182/son fıkrası uyarınca hakim fahiş gördüğü cezai şartın re'sen indirir. Yapılan saptamalar ve yukarıdaki deliller çerçevesinde; mahkemece ...A.Ş'ye yazı yazılarak, davacının banka nezdindeki kefaletlerinin sona erip ermediğinin erdiyse hangi tarihte sona erdiğinin araştırılması, buna göre davanın konusuz kalıp kalmadığının tespiti, dava konusuz kalmış ise, asıl borcun sona ermesi nedeniyle fer'i nitelikteki cezai şartın asıl talep edilip edilmeyeceğinin tartışılması ve davacının dava tarihindeki haklılık durumunun tespiti, buna göre davalının pay devir sözleşmesinin bağıtlanması akabinde her iki şirket için davacının kefili olmadığı genel kredi sözleşmeleri imzaladığı da nazara alınarak, dava tarihi itibariyle dava dışı şirketlerin dava dışı banka nezdindeki, davacının kefili olduğu genel kredi sözleşmelerinden doğan toplam kredi riskinin ne olduğu, davalının davacı kefaletinin karşılanması amacıyla bu riski karşılar tutarda nakdi teminat yatırıldığına yönelik savunmasının yerinde olup olmadığı hususlarında dava dışı banka kayıtları üzerinde bankacı bilirkişiye bilirkişi incelemesi yaptırılması, davalı yanın sözleşmenin 7 inci maddesi kapsamında dava tarihi itibariyle davacı kefaletinin kaldırılması taahhüdünü yerine getirmek için üzerine düşen edimi ifa etmiş sayılıp sayılmayacağı, sayılamayacak ise davalının sosyal ve ekonomik durumu da araştırılarak, somut olayın özelliklerine göre cezai şart tutarında indirim yapılmasının gerekip gerekmediği yönünde bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik tahkikat ile yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, davalının istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../███████ tarih ve 2022/.. Esas ve 2023/.. Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.