Anahtar kelimeler: Yayaya Esaskarar Poliçesi Sevk Plakalı Ankara Mali İdaresindeki Aracın Karara

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
: █████████ - ████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 08.10.2024
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ
: 30.04.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ
: 20.05.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 29.12.2013 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının ağır şekilde yaralandığını, kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında, kazanın meydana gelmesinde davacıya tam kusur atfedilmiş ise de, yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun tespit edileceğini belirterek HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak 500,00TL geçici iş göremezlik, 500,00TL sürekli iş göremezlik tazminatı olarak toplam 1.000,00TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 249.500,00TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, kazanın meydana geldiği Sorgun Mahkemelerinin yetkili olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağına göre, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, yapılan yargılama sonunda; tarafların kusur oranlarının tespiti için makine mühendisi bilirkişiden alınan 16.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davacı yaya ...'nin %75, sigortalı araç sürücüsü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının maluliyetinin tespiti için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalı Başkanlığından alınan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 03.05.2024 tarihli raporda, davacının olay tarihindeki yaşına göre meslekte kazanma gücü kaybı oranının %100 olduğunun, sürekli olduğu ve sekel hâlini aldığının, tıbbi iyileşme süresinin ise 6 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, TRH 2010 Yaşan Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlenen 07.08.2024 tarihli raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu belirtilerek davanın kabulü ile, 250.000,00TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 500,00TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihi olan 08.02.2016 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının sorumluluğunun poliçe teminat limiti olan 250.000,00TL ile sınırlı tutulmasına karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının maluliyetine ilişkin raporun, post travmatik stres bozukluğu esas alınarak düzenlendiğini, post travmatik stres bozukluğunun sürekli maluliyet teşkil etmediğini, hükme esas alınan maluliyet raporu ile davalı sigorta şirketi tarafından alınan Medikal rapor arasında ciddi çelişki bulunduğunu, çelişkinin giderilmesi gerektiğini, sürekli iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla yapılacak hesaplamanın PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre yapılması gerektiğini, hükme esas alınan raporda, pasif dönemde Gelir Vergisi ve Damga Vergisi istisnası yapılmadan hesaplama yapıldığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, dava dışı ... sevk ve idaresindeki aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı isteminde bulunmuş, mahkemece Makine Mühendisi bilirkişiden alınan 16.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davacı yaya ...'nin %75, sigortalı araç sürücüsü ...'ın %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalı Başkanlığından alınan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 03.05.2024 tarihli raporda, davacının olay tarihindeki yaşına göre meslekte kazanma gücü kaybı oranının %100 olduğunun, sürekli olduğu ve sekel hâlini aldığının, tıbbi iyileşme süresinin ise 6 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, TRH 2010 Yaşan Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlenen 07.08.2024 tarihli raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu belirtilerek davanın kabulü ile, 250.000,00TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 500,00TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihi olan 08.02.2016 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının sorumluluğunun poliçe teminat limiti olan 250.000,00TL ile sınırlı tutulmasına karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
Haksız fiil sonucu manevi tazminat talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi ve tazminatın somutlaştırılması için maluliyetin varlığı ve oranı ile kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihe göre yürürlükte olan mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacının, dava konusu kaza nedeniyle oluşan daimi maluliyet oranının ve tıbbi iyileşme süresinin belirlenmesi yönünden mahkemece Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anabilim Dalı Başkanlığından alınan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 03.05.2024 tarihli raporda, dosyanın incelenmesi, yapılan muayenesi ve Hacettepe Üniversitesi Hastanelerine ait 07.08.2023 tarihli Adli Sağlık Kurulu Raporunun değerlendirilmesi sonucunda, 29.12.2013 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı hastada meydana gelen ruhsal yakınmalar dikkate alınarak, hastaya tedavi ile işlevselliği düzelmeyen travma sonrası stres bozukluğu tanısının konulduğu, kişinin 21.02.2023-19.07.2023 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı polikliniğinde değerlendirildiği ve takiplerinin olduğu, trafik kazası sonrası, uyku bozukluğu, kaza anını tekrar yaşantılama, çabuk irkilme, yolda yaya olarak yürüyememe, dışarı çıkamama ve olayı sürekli hatırlayarak gün içerisinde sıkça ağlama şikâyetlerinin başladığı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı polikliniği başvuruları sonrasında ilaç tedavisine başlandığı ve takiplerinde ilaç dozu artırımı yapıldığı, bu tedavinin iki aydan fazla süredir kesintisiz kullandığı, etkili doz ve sürede devam ettirilen tedavi sürecinin ardından kaza anını tekrar yaşantılama, çabuk irkilme, dışarı çıkamama şikâyetlerinin devam ettiği, nihai olarak travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin devam ettiği anlaşıldığından hastaya konulan tedavi ile işlevselliği düzelmeyen travma sonrası stres bozukluğu tanısı ile 29.12.2013 tarihinde gerçekleşen trafik kazası arasında illiyet bağının olduğu belirtilerek davacının çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %100 olduğu, sürekli olduğu ve sekel hâlini aldığı, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince bakıcı ihtiyaç süresinin 1 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği görülmüş, davalı vekili tarafından rapora itiraz edilmiş, maluliyet raporu her ne kadar üniversite tıp fakültesi adli tıp anabilim dalında görevli adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmiş ise de heyette davacının yaralanmasına göre uzman hekimlerin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece hükme esas alınan raporda davacının maluliyetinin post travmatik stres bozukluğu nedeniyle oluştuğu belirtildiğinden davacının psikiyatrik rahatsızlığına ilişkin tüm tedavi evrakları getirtilerek davacının zihinsel ve ruhsal bozukluğunun kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, bu nedenle tedavi görüp görmediği, tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde ömür boyu kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi için heyete nöroloji uzmanı, beyin ve sinir cerrahisi uzmanı ve psikiyatri uzmanı doktor bilirkişilerde dahil edilerek Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355.maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,
4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,
5-Ankara 4. Genel İcra Dairesinin ██████████ esasına yatırılan 630.000,00TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 30.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!