Anahtar kelimeler: Derivasyon Şirketsuyu İsale Tünel Evraktan Sıkıntıya Kıymetli Bozulduğu Ödemede Düştüğünü

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili; davacı şirket...Suyu projesine ait ... isale derivasyon hattı ve tünel inşaatı işlerini ihale yoluyla aldığını, davalı ... .... Ltd. Şti.'nin davacının taşeronu olduğunu, davalının mali durumu bozulduğu için mal alımı ve işçi ücretlerini ödemede sıkıntıya düştüğünü, davalı şirket tarafından yapılması gereken ödemelerin zorunlu olarak davacı tarafından karşılandığını, bu nedenle davacının davalı şirketten cari hesapta 2.306.566,00 TL alacaklı olduğunu, davalı ... .... Ltd. Şti. yetkilisi tarafından fiili çalışanları ...'ın iki aylık maaşını ödeyemediklerini, maaşı ödeyebilmek için 10.000,00 TL borç istediklerini, işlerin yürümesi için davalı talebinin kabul edildiğini, davacının çalışanı ...'nin doğrudan ...'i arayarak kendisine 10.000,00 TL bedelli bir çeki vereceğini bildirildiğini, ... Des Şubesinde buluşmak konusunda anlaştıklarını, ticari hayat gereği ... AŞ ile ilişkisi bulunan davacı şirketin bu şirketten alacağına karşılık şirketçe cirolanan boş bir çek aldıklarını; ... t AŞ ile, bu çekin bedelinin ... İ AŞ'nin ibraz anında bankada bulunan para miktarının yazılarak tahsil edecekleri konusunda anlaştıklarını, █████/2015 olan olay gününde davacı şirketin çalıştığı ...'nin yanında iki çek varken ... AŞ'nin parasının geleceği ... Bankası Des Şubesine gittiğini; davalıya verilecek 10.000,00 TL çekin imzasız olduğunu, davacı şirket tarafından keşide imzasının henüz atılmadığını; çekin üzerinde sadece bedel yazdığını, ikinci çekin ise ... AŞ'nin cirosunu içerdiğini ve üzerinde bedel yazmadığını, bankaya ... İnşaat AŞ hesabına gelen miktarın ortaya çıkması üzerine ... tarafından çek bedelinin 1.058.650,00 TL olarak doldurulduğunu, bu esnada davalı ... .... Ltd. Şti.'nin elemanları olan ... ve ... ...'nun da banka önüne geldiğini, ...'dan 10.000,00 TL'lik çeki istediklerini, keşideci imzasını kendilerinin de davacı şirket temsilcisinden alabileceklerini söylediklerini, tam 10.000,00 TL'lik çek verilecek iken ...'nin bir anlık dalgınlığından faydalanan bu şahısların 1.058.650,00 TL miktarlı çeki çalarak hızla bankadan kaçarak davalı şirket sahibi ...'in kullandığı araca binerek hızla kaçtıklarını, davacıdan hırsızlık yoluyla çalınan çekin diğer davalı ... Limited Şirketi tarafından ciro ile alındığını öğrendiklerini, bu iki şirketin el ve iş birliği içinde olduğunu, aralarında organik bağ bulunduğunu, çalıntı çekin ... Sultanbeyli Şubesine ait ... nolu ve 1.058.650,00 TL bedelli 24.03.2015 tarihli bir çek olduğunu belirterek,davacının bu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... .... Ltd. Şti. Vekili, ... İnşaat AŞ'nin İstanbul ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasıyla hasımsız olarak çek iptali davası açtığını, bunun da davacının kötü niyetli olduğunun delaleti olduğunu, ...'nin emniyette verdiği ifadesinde olay günü kendisine ... Ltd. Şti.'nin belge teslim ettiğini, ...'in kendisini lafa tutarken tahsil etmek için elinde bulunan çeki şahısların verdiği belgelere karıştırdığını, dalgınlıkla çekin ön yüzüne ... İnşaat yerine ... Limited Şirketi yazdığını, bunu gören ...'in el çabukluğuyla çeki alarak banka önünde beklemekte olan ... plakalı araçla uzaklaştığını beyan ettiğini, karakol ifadeleri ile davacının dava dilekçesindeki ifadelerinin çelişik olduğunu, oysa davalı ... . Ltd. Şti. ile davacı şirket arasında ticari ilişki olduğunu; davalı ... Ltd. Şti.'nin davacıya iş yaptığını, karşılığında alacak ve vereceklerinin mahsuplaşması sonunda 1.058.650,00 TL'lik çekin davacı şirket tarafından kendilerine verildiğini, lehtarının davalı ... Ltd. Şti. olduğunu, keşidecisinin davacı şirket olduğunu; daha sonra davacı şirketin fikir değiştirip söz konusu bu menfi tespit davasını açtığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Ltd.Şti. vekili, dava konusu çekin alacaklarına karşılık ... .... Ltd. Şti.'nden teslim aldıklarını, çekin tahsili için bankaya gittiklerinde İstanbul ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasından ödemeden men kararı bulunduğunu öğrendiklerini; çekin Ankara 26. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasıyla davacı aleyhine takibe konduğunu; davacı şirketin davacı ile davalı şirket arasındaki ilişkiyi bilmediğini; kambiyo senedi niteliğindeki çeki ciro yoluyla aldıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece █████/2021 tarihli karar ile, davacı şirketin keşideci olduğu davalı şirketin lehtar olduğu çek yönünden bu şirketler arasında ticari bir ilişkinin ihtilafsız olduğu, çekin altında keşideci olarak davacı şirketin imzasının bulunmadığının iddia edildiği, mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ile çek altındaki imzanın davacı şirket temsilcisi ...'a ait olduğu hususunun belirlendiği, her ne kadar davacı vekili İstanbul ... 8. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında da aynı çekten dolayı imza incelemesi yapıldığı ve oradaki bilirkişi raporunda çek altındaki imzanın ...'a ait olmadığının belirlendiği, İcra Hukuk Mahkemesindeki kararların maddi vaka olarak mahkemeyi bağlayıcı olmadığı, çok sayıda emsal imza incelemesiyle çek üzerindeki imzanın davacı şirketin yetkilisine ait olduğunun ortaya çıktığı, bu nedenle raporlar arasında çelişkiden bahsedilemeyeceği, İstanbul ... Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ sayılı dosyasında da █████/2021 tarihinde verilen kesinleşmiş KYOK kararında da şüpheliler ..., ... ve ...yönünden kamu davası açılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasıyla davacı iddiasının doğru olmadığı, davacı tarafın iddia ettiği gibi çekin yanlışlıkla ve hatta ... Ltd. Şti.'nin elemanlarının davacı şirket elemanının dalgınlığından faydalanarak elinden kapılmak suretiyle kaçırılan bir çekin söz konusu olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine, kötüniyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.Yerel mahkeme kararı davacı yanca istinaf edilmiştir.Dairemizin █████/2023 tarih █████████ - █████████ karar sayılı ilamıyla, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 30.01.2018 tarihli raporunda, inceleme konusu yapılan çekte keşideci ... AŞ adına atfen atılan basit tersimli imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın kuvvetle muhtemelen ... eli ürünü olduğuna yönelik rapor düzenlemiştir.Bununla birlikte, İstanbul ... 8.İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasında, dava konusu çek üzerinde yaptırılan imza incelemesinde; imzaların kuvvetle muhtemel ...'a ait olmadığı belirtilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.05.2001 gün ███████-436 E.,████████ K.sayılı kararında da aynen benimsendiği gibi herhangi bir belgedeki imza veya yazının atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2009 tarih ve ███████-382 esas, ████████ karar sayılı kararı).Bu durumda, dosya kapsamındaki her iki bilirkişi rapor arasında çelişki oluştuğundan ve her iki raporun da adli makamlarca istem üzerine alındığından, birinin diğerine üstün olduğu kabul edilemez. O halde mahkemece her iki raporu düzenleyen bilirkişi ve kurumların dışında, yazı bilimi konusunda uzman bilirkişilerden oluşacak özellikle üniversitelerden seçilecek 3 kişilik bilirkişi kurulundan yukarıda belirtilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında açıklanan nitelikte rapor alınmak suretiyle çelişkinin giderilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile, çelişkili iki rapordan birine üstünlük tanınarak yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olduğundan, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılmıştır.Mahkemece, davanın reddine, mahkememizce dava konusu çekin işleme konulmamasına dair HMK'nun sahtecilik hükümleri gereğince verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davalılar her ne kadar kötü niyetli dava tazminatı talep etmişler ise de, İİK 72'ye göre verilen bir tedbir kararı bulunmadığından ve şartları oluşmadığından davalıların kötü niyetli dava tazminatı taleplerinin de reddine, mahkememizce █████/2015 tarihinde verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, yerel mahkemece ispat külfetine ilişkin yapılan hukuki değerlendirmenin hatalı olduğunu, çeke dayanan davalı alacaklının, çekteki imzanın davacıya ait olduğunu ispat etmesi gerektiğini, dolayısıyla bu davada da ispat külfetinin esasen davalımızda olduğu İstanbul ... 8. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyası ile yapılan imza incelenmesi ile sunulan rapor ile yerel mahkeme tarafından yapılan imza incelemesi sonucu sunulan rapor arasında açıkça çelişki bulunmakla birlikte istinaf ilamına rağmen yerel mahkemece bu çelişkinin giderilmediğini, İcra Hukuk Mahkemesinde alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere dava konusu çek üzerindeki imza müvekkile ait olmayıp müvekkil şirketin davalılara 1.058.650,00 TL bedelli çek keşide etmesini gerektirir herhangi bir borcunun bulunmadığını, kaldı ki yerel mahkeme dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporlarında müvekkilin davalı şirketten alacaklı konumunda olduğunun tespit edildiğini, davaya konu 1.058.650,00 TL bedelli çekin davalı şirkete verilmesini gerektirecek herhangi bir borcun varlığı söz konusu değilken ve bilirkişi raporlarıyla da bu husus desteklenmekte iken, imza incelemesine konu iki rapor arasında da çelişki mevcut iken yerel mahkemenin kesin olmayan ihtimale dayalı raporu esas almak suretiyle, yeterince inceleme ve araştırma yapılmadan davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ... . Ltd. Şti taşeron, davalı ... Ltd.Şti ise taşerondan dava konusu çeki devralan şirkettir.Davacı şirket, Yozgat DSİ tarafından düzenlenen Yozgat ili içme suyu projesi ihalesini kazanarak işin yapılması için davalı .... Ltd. Şti ile alt taşeron sözleşmesi imzalamıştır.Davada davacı, taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi kapsamındaki edimlerini davalı ... .... Ltd. Şti'nin ekonomik sebeplerle yerine getiremediğini, davalının işçi ücretlerini ödediklerini ve alacaklı olduklarını, davalının çalışan personele ödenmek için 10.000,00 TL talep ettiği ve davacı bu talep kabul edildiğini, ödemenin çek ile yapılması hususunda taraflar anlaşarak davacı şirket muhasebecisi ile bankada davalı şirket temsilcilerinin buluştuğunu, davacı şirket temsilcisinin hatalı olarak 10.000,00 TL çeki vermesi gerekirken bir anda dalgınlık ile dava konusu 1.058.650,00 TL çekin alınarak olay yerinden uzaklaşıldığını, söz konusu çekin akabinde diğer davalı olan Biga şirketine ciro edilerek devir edildiğini belirterek çekten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığını ispat edemediği, özellikle çekin rızası dışında elinden çıktığı ve çalındığı yönündeki iddialarını kanıtlayamadığı, Adli Tıp Kurumu raporunda çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun kabul edildiği, davacının bilirkişi incelemesi için gerekli gider avansını ve bilirkişi ücretini yatırmadığı, bu nedenle delillerin toplanmasının sağlanamadığı, mevcut delil durumuna göre davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.Mahkemece davanın reddine ilişkin kararı istinaf edilmiş ve dairemiz tarafından istinaf incelemesi yapılmıştır. Dairemiz, dosya kapsamında aynı çek yönünden alınmış iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğu, bu raporlardan birinde imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun, diğerinde ise ait olmadığının belirtildiği, her iki raporun da adli makamlarca aldırıldığı, bu nedenle raporlardan birine diğerine üstünlük tanınamayacağı, aralarındaki çelişkinin giderilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, imza incelemesinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında belirtildiği şekilde uzman bilirkişilerden oluşan ve özellikle üniversitelerden seçilecek üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınarak yapılması gerektiği, yerel mahkemece bu yönde yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiği, eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda mahkemece bilirkişi heyeti oluşturulmuş ve bu bilirkişi heyeti için takdir edilen 9.000,00 TL bedel davacı tarafından yatırılması istenmiş buna ilişkin muhtıra tebliğ edilmiştir. Ancak davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti dava dosyasına yatırılmamıştır.Davacı şirket, davalı ... ile arasındaki taşeronluk ilişkisini ve çek tanzimi amacıyla bankada bizzat buluşulduğunu açıkça ikrar ederek temel hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiştir.Davacı; asıl iradesinin 10.000,00 TL vermek olduğunu, ancak dalgınlık sonucu 1.058.650,00 TL'lik çek verdiğini ileri sürerek, senedin "senette görülenden farklı bir ilişkiye" (sadece 10.000 TL'lik kısmına) dayandığını iddia etmektedir.HGK kararları ve genel ispat kuralları uyarınca; çekin bir ödeme vasıtası olması karinesi karşısında, çekin hata/dalgınlık sonucu gerçeğe aykırı meblağla düzenlendiğini ve bedelsiz kaldığını ispat etme külfeti tamamen davacı (borçlu) şirketin üzerindedir.İddia edilen tutar (1.058.650,00 TL) yasal sınırın çok üzerinde olduğundan (HMK m. 200), davacı taraf dalgınlık/hata vakıasını salt tanık veya soyut iddialarla değil, zorunlu olarak yazılı delillerle (kesin delillerle) ispatlamak zorundadır.Ayrıca, çekin ciro edildiği 3. kişi davalı yönünden; çekin rıza hilafına (dalgınlıkla) elden çıktığı ve 3. kişi hamilin çeki devralırken kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu hususunu (TTK m. 792 gereği) kanıtlama yükümlülüğü yine davacı tarafa aittir.4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesinde de ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu düzenlenmiştir.Kambiyo senetleri kural olarak soyut borç ikrarı içerdiğinden, menfi tespit davalarında senedin bedelsiz olduğunu iddia eden borçlu (davacı) ispat yükü altındadır. Ancak davacı borçlunun senet altındaki imzayı inkâr etmesi, takibe konu kambiyo senet imza yönelik farklı bilirkişi raporları çıkması hâlinde ispat yükü yer değiştirmektedir.Dosya kapsamında imza incelemesine yönelik olarak Adli Tıp Kurumu'ndan alınan rapor ile İcra Tetkik Mercii dosyasında alınan bilirkişi raporu arasında birbirine tamamen zıt, çelişkili tespitler bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 281/3. maddesi uyarınca mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gidermekle yükümlüdür. Çelişki giderilmeden karar verilmesi adil yargılanma hakkına ve usule aykırıdır [i]."Delil ikamesi için avans" başlıklı HMK'nın 324. maddesinde; taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda olduğu, aksi hâlde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi uygulamalarında ve içtihatlar gereği ispat yükü kendisinde bulunmayan tarafa delil avansı yükletilmesi açık bir usul ihlalidir [i]. Somut olayda, imza inkârı sebebiyle imzanın aidiyetini ispat yükü davalı (alacaklı) tarafa ait olduğundan, çelişkili raporların giderilmesi için üniversitelerden seçilecek üç kişilik uzman grafolog heyetinden alınacak yeni rapora ilişkin delil avansının da zorunlu olarak ispat külfetini taşıyan davalı taraftan istenmesi gerekmektedir.İlk derece mahkemesince; ispat yükü ve delil avansını yatırması gereken taraf davalı taraf olduğu hâlde, bu masrafın davacıdan istenmesi ve davacının avansı yatırmaması gerekçe gösterilerek ispatlanamayan davanın esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya açıkça aykırıdır.O hâlde mahkemece yapılacak iş; üniversitelerden seçilen üç kişilik grafoloji uzmanı bilirkişi kurulundan rapor alınarak raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, bu inceleme için gerekli olan delil avansının HMK m. 324 uyarınca ispat yükünü üzerinde taşıyan davalı taraftan (kesin süre verilerek ve sonuçları ihtar edilerek) talep edilmesi ve toplanacak deliller değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.Bu hususlar üzerinde durulmaksızın, ispat yükünde yanılgıya düşülerek eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2024 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.