Anahtar kelimeler: Şantaj Fesat İhaleye Karıştırma Güveni Kabulüyle Suçlardan Görüşü Kötüye Belgede
5. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
SUÇLAR
: İhaleye fesat karıştırma, resmi belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, nitelikli dolandırıcılık, şantaj
HÜKÜMLER
: Tüm sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma, sanık ... hakkında şantaj, sanık ... hakkında ise nitelikli dolandırıcılık ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından beraat, sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında eyleminin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçlardan ayrıca sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz isteminin reddi, onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Kanun'un 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde hükmü uyarınca İçişleri Bakanlığının başvuru tarihinde ihaleye fesat karıştırma suçu bakımından müdahil sıfatını kazandığı, özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmü de temyiz hakkının bulunduğu kabul edilmiş, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, ███████ sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle tüm sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma, sanık ... hakkında ise resmi belgede sahtecilik suçlarından açılan kamu davalarında katılan ...'un, sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ile güveni kötüye kullanma, sanık ... hakkında ise şantaj suçlarından açılan kamu davalarında da İçişleri Bakanlığının 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediğinden davalara katılma ve hükümleri temyiz haklarının olmadığı, Mahkemece ... yönünden usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vekillerinin temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvuruların kapsamına göre; incelemenin katılan İçişleri Bakanlığı vekilinin tüm sanıklar hakkında ihaleye fesat karıştırma ile sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik, katılan ... vekilinin sanık ... hakkında şantaj ve güveni kötüye kullanma ile sanık ... hakkında güveni kötüye kullanma, O yer Cumhuriyet savcısının sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik ile sanık ... hakkında güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere, sanıklar ... ve ... müdafiinin ise müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma ile sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan İçişleri Bakanlığı vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2. Sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet ve şantaj suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanığa isnat edilen şantaj ve oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eylemlerine uyan özel belgede sahtecilik suçlarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 207/1 ve 107/1. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan mahkumiyete ilişkin 09.03.2016 tarihli hüküm ve beraate ilişkin 03.03.2015 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
3. Sanıklar ... ve ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise;
Hükümlerden sonra 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinin ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.'' hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ile katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!