Anahtar kelimeler: Nakliyat Sakarya Esaskarar İthalat İhracat Kocaeli Makine Proje Turizm Emlak

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVACI
: AZKAR İTHALAT İHRACAT TURİZM NAKLİYAT EMLAK GIDA İNŞAAT İÇ VE DIŞ TİCARET SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: HİC MÜHENDİSLİK PROJE MAKİNE İNŞAAT TAAHHÜT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVA TÜRÜ
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacıya ait alacağın tahsili için taraflarına İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü ██████████ E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine takip başlatılmış ise de; davalı borçlunun yetki itirazının yetki üzerine dosya yetkili yere gönderilmiş ve Körfez İcra Müdürlüğü █████████ Esas sayılı dosya kaydını aldığını, yetkili icra dairesinden davalı borçluya gönderilen ödeme emrine borçlu tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, davacı, davalıya finansal danışmanlık ve aracılık hizmetinde bulunmuş olduğunu, hizmeti karşılığında █████/2023 tarihinde GIB2023.. Fatura numaralı 750.000,00 TL fatura kesildiğini, ancak davalı tarafından faturaya itiraz edilmemesine ve fatura ticari defterlere işlenmesine rağmen davacıya ödemesi yapılmadığını, daha sonra davacı tarafından ödeme hususu davalıya ihtar edilmiş ise de halen davacının alacağının ödenmediğini, defter ve kayıtlar incelendiğinde alacağın varlığının tespit edileceğini, davalı taraf haksız ve kötü niyetle davacının ödemesini yapmayıp davacıya mağdur ettiğini, davacı, taraflar arasındaki anlaşmaya uygun bir şekilde hizmet sunmuş tüm edimlerini yerine getirdiğini, buna karşı davalı taraf edimini yerine getirmemiş ve hizmet bedelini davacıya ödemediğini, bu nedenlerle; borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptali ile takibin devamını, borçlunun takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek takip dosyasında belirtilen ticari temerrüt faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra-inkar tazminata mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı Azkar isimli şirket arasında finansal danışmanlık hizmeti ve aracılık hizmeti de dahil olmak üzere herhangi bir hizmet veya mal alım veya başka bir anlaşmaya dayanan ticari ilişki bulunmadığını, davacı tarafından düzenlenen 13.05.2023 tarih GİB2023... fatura numaralı 740.000-TL Bedeli fatura sistem üzerinden iletildiğini, fatura fark edildiği anda Kırıkkale Noterliğinin █████.2023 tarih ... yevmiye numaralı ihtarı ile faturanın kabul edilmediğini ve itiraz edildiğini, davacı tarafa ihtarın bildirildiğini, davacının akabinde icra takibi başlattığını, icra takibine de itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davacı hakkında ayrıca Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının eyleminin gerçekleşmediğinden suç oluşmadığı gerekçesiyle Savcılık tarafından dava açılmadığını, davacının faturasına ilişkin hiçbir şekilde mal ve hizmet sunulmadığını, farazi fatura olduğunu, faturanın varlığının tek başına alacağını kanıtlayamayacağını, davacı tarafın taleplerinin tutarlı bir yanı bulunmadığını belirtilerek haksız davanın reddini davacının %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
a-Davalının Körfez İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptaline, takibin 740.000,00-TL asıl alacak üzerinden devamına,
b-Asıl alacağa takip tarihi olan 13.06.2023 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,
c-Alacağın %20'si oranında hesap edilen 148.000,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d-Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının taleplerini asla kabul etmemek kaydıyla davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış bulunduğunu, davalı şirket ile davalı şirket arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmamasına rağmen haksız bir şekilde yalnızca ba formlarına itibar edilerek hakkaniyete aykırı bir biçimde davalı şirket aleyhine hüküm tesis edildiğini, yalnızca ba/bs formlarına atıf yapılarak, davalı şirketin borçlu olduğunu kabul etmenin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, yerel mahkemenin ilamında ba formunun davalı şirketçe kabul edildiği ifade edilmiş ise de hatalı değerlendirme ile haksız hüküm tesis edildiğini, davacı tarafça düzenlenen fatura e-arşiv fatura olması sebebiyle davalı şirkete iletilmesi gerekmekte iken davalı şirketin eline herhangi bir ileti ulaşmadığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yapılan istinaf başvurusu yargılamayı geciktirmek amacıyla yapılmış olup tamamen kötü niyetli olduğunu beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER
: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde, davacı tarafından davalı aleyhine alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğünün █████████ E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını davalının yetki itirazı üzerine dosyanın Körfez İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyasına gönderildiğini, kendisi tarafından davalıya finansal danışmanlık ve aracılık hizmeti sunduğunu, bu hizmet karşılığında █████/2023 tarihli ve GİB2023... numaralı 750.000,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini, faturaya süresinde itiraz edilmediğini, faturaya süresinde itiraz edilmediğini ve davalı ticari defterlerine işlendiğini, buna rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını, yapılan icra takibine haksız itiraz edildiğini belirterek haksız itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından verilen cevap dilekçesinde; davacı ile aralarında finansal danışmanlık veya aracılık hizmetine ilişkin herhangi bir sözleşmenin yapılmadığını, davacı tarafından düzenlenen faturanın taraflarına elektronik sistem üzerinden iletildiğini, bunun fark edilmesi üzerine Kırıkkale Noterliğinin 2023 tarihli ihtarnamesi ile faturaya itiraz edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. ████████ Karar).
İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir.
Dava konusu faturaların düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. ████████ k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı).
Eldeki davada; davacı taraf davaya konu fatura nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise faturaya konu ilişkiyi inkar etmiştir.
Eldeki davada, ilk derece mahkemesince; "... taraf delilleri toplanmış, takip konusu fatura dönemine ilişkin BA-BS formları getirtilmiş, taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, yapılan inceleme sonucunda takip konusu faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının ise faturayı kendi ticari defterlerine kaydetmediği ancak bağlı bulunduğu vergi dairesine BS formu ile bildirdiğinin anlaşıldığı, ayrıca taraf BA-BS formlarının birbiriyle uyumlu olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne..." şeklinde karar verilmişse de verilen kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yanılgılı kanaatle verildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, mahkemece, davalı tarafın bağlı bulunduğu vergi dairesine takip konusu faturayı bildirmiş olmasının faturaya konu hizmetin alındığını kabul anlamına geldiği değerlendirilmiş ise de, öncelikle söz konusu BA-BS bildirimlerinin davalı tarafça bilinçli ve iradi şekilde mi yapıldığı, yoksa elektronik sistem üzerinden otomatik aktarım sonucu mu oluştuğu hususunun hiçbir şekilde araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Özellikle gürümüzde elektronik fatura ve elektronik beyan sistemlerinde muhasebe entegrasyon programları aracılığıyla otomatik veri aktarımı yapılabilmekte olup, yalnızca BA-BS formunda yer alması tek başına hizmetin fiilen alındığını ve faturanın kayıtsız şartsız kabul edildiğini göstermeye yeterli değildir. Bu nedenle mahkemece öncelikle Gelir İdaresi Başkanlığından ve gerektiğinde ilgili yazılım/muhasebe sistem sağlayıcısından dava konusu faturanın davalı sisteme hangi tarihte ulaştığı, BA-BS bildirimlerinin manuel beyan mı yoksa otomatik veri aktarımı suretiyle mi oluştuğu, faturanın davalı tarafından fiilen görüntülenip görüntülenmediği, sisteme erişim ve onay kayıtlarının bulunup bulunmadığı hususlarının sorulması gerekmektedir. Yine, davalı tarafın ileri sürdüğü Kırıkkale 2. Noterliğinin █████/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi de değerlendirilerek, faturaya sekiz günlük yasal süre içerisinde itiraz edilip edilmediği hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Kaldı ki eldeki davada davalı tarafından, faturaya konu herhangi bir hizmetin alınmadığı, faturanın gerçeği yansıtmadığı ve bu hususta Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu savunulmuş olup, mahkemece hizmetin fiilen sunulup sunulmadığı yönünde de yeterli araştırma ve inceleminin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacının sunduğunu iddia ettiği finansal danışmanlık ve aracılık hizmetinin kapsamı, ne şekilde yerine getirildiği, hangi somut faaliyetlerin icra edildiği, taraflar arasında bu hizmete ilişkin yazılı sözleşme, yazışma, mutabakat, ödeme planı ve ticari ilişkiyi doğrulayan sair deliller bulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde incelenmeden yalnızca BA-BS kayıtları ve fatura olgusuna dayanılarak sonuca gidilmiş olması doğru olmamıştır.
Açıklanan tüm bu neden ve gerekçelerle, mahkemece; BA-BS bildirimlerinin oluşum şekli, e fatura sistem kayıtları, faturanın davalıya ulaştığı tarih, sekiz günlük yasal sürede itiraz edilip edilmediği, hizmetin fiilen sunulup sunulmadığı ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin gerçek mahiyeti tüm deliller ile birlikte değerlendirilmek suretiyle araştırıldıktan sonra oluşacak kanaat sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE,
a-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,
4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İİK'nın 36-(5) maddesi gereğince Körfez İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın (nakit/teminat mektubu) yatırana iadesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!