Anahtar kelimeler: Konağı Cephe Montajının Kaplaması Davacıbirleşen Hükümet Üretimi Dış Anadolu Sınırlı

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVA/B.DAVA KONUSU
: İtirazın İptali - AlacakKARAR TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı-birleşen davada davalı vekili asıl davada, müvekkili ile davalı adi ortaklık arasında ... Hükümet Konağı dış cephe kaplaması üretimi ve montajının müvekkili tarafından yapılmasına dair █████/2012 tarihli sözleşmenin imzalandığını, müvekkili tarafından yapılan bu işe karşılık olarak 02.03.2013 ile 27.07.2013 tarihleri arasında toplam bedeli 852.913,49-TL olan 35 adet irsaliyeli fatura kesildiğini ve davalı tarafa kuryeyle teslim edildiğini, davalı tarafın bu faturalara karşılık 26 adet çek verdiğini ancak ödemeleri vadelerinde gerçekleştiremediğini, sözleşmenin 6. Maddesinde vade farkı ödemesinin düzenlendiğini, söz konusu düzenleme gereğince davalı adi ortaklığın 62.335,81-TL vade farkı borcu bulunduğunu, müvekkili tarafından bu vade farkı alacağına ilişkin olarak davalılar aleyhine █████/2014 tarihinde İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasından icra takibi başlatıldığını, ancak davalıların haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline ve davalıların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar-birleşen davada davacılar vekili cevabında, vade farkı faturasının müvekkiline gönderilmediğini, vade farkı faturası olmaksızın vade farkı istenemeyeceğini, ayrıca eksik yapılan işe karşılık ödemelerin fazlasıyla yapıldığını, bunun Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ███████ D.İş dosyasındaki raporla sabit olduğunu, davacı-b.davalı tarafından işin zamanında teslim edilemediğini, bu nedenle müvekkilinin asıl iş sahibi İdareye karşı cezalı duruma düşmemek için eksik işleri kendi imkanlarıyla bitirdiğini belirterek, davanın reddine ve davacı-b.davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar-birleşen davada davacılar vekili birleşen davada, müvekkili şirketlerin kurduğu adi ortaklıkla davacı-b.davalı arasında ... Hükümet Konağı yapımı işinin dış cephe kaplaması üretim ve montajı için █████/2012 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme gereğince davacı-b.davalıya iş bedelinin %10'unun sözleşme imzalandığında, %80'inin malzeme sevkiyatı yapıldığında, kalan %10'luk kısmının da montaj tamamlandığında idarenin kabulü halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacı-b.davalıya sözleşmede kararlaştırılan şekilde ödemelerin yapıldığını, ancak davacı-b.davalının işi sözleşmede belirlenen sürede tamamlamadığını, eksik kalan işlerin müvekkiklerince tamamlandığını, eksik işlerden dolayı yaşanan gecikme neticesinde asıl iş sahibi İdarenin müvekkili şirketlere 102.988,10 TL gecikme cezası uyguladığını, ayrıca 26.635,80 TL kesinti yaptığını belirterek, davalının kusuru nedeniyle sebep olduğu KDV dahil 152.956,20 TL zararın müvekkili şirketelere ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı-birleşen davada davalı vekili cevabında, müvekkiline 01.03.2013 tarihinde yer teslimi yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, sözleşmenin 8. Maddesi gereğince müvekkilinin teslim süresinin işverenin inşaatı montaja hazır hale getirdiğini mail yoluyla bildirmesiyle başlayacağını, böyle bir yer teslimi yapıldığına dair yazılı delil sunulmadığını, 02.03.2013 tarihli faturanın yer teslimi yapıldığını ispata yeterli olmadığını, davalı-b.davacı tarafça asıl iş sahibi tarafından kendisinden yapılan 77.628,58-TL eksik iş nedeniyle nefaset kesintisinin sadece 26.635,80-TL'si müvekkilinden talep edilirken, sözleşme süresine ilişkin cezai şartın tamamının müvekkilinden talep edilmesinin kötü niyeti gösterdiğini, yer tesliminin 01.03.2013'de yapıldığı kabul edilse dahi müvekkiline gönderilen ihtarname tarihi itibariyle henüz 1,5 aydan fazla iş süresi bulunduğunu, ayrıca sözleşmenin 6. Maddesi gereğince davalı-b.davacı tarafça yapılan geç ödemeler sebebiyle de o oranda işin geç teslim edilmesi hakkının doğacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece ilk olarak █████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararla, asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı icra dosyasında takibin 31.393,74 TL asıl alacak yönünden davalı ... ...Ltd. Şti. yönünden devamına; fazlaya ilişkin kısmın reddine, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar talep gibi sözleşme ile kararlaştırılan aylık %3 oranında faiz uygulanmasına, vade farkına ilişkin sözleşme .....Ltd. Şti ile yapıldığından, sözleşmede taraf olmayan davalı ... İnşaat San. Ltd. Şti.nin takibe itirazının iptali talebinin reddine, ... Ltd. Şti yönünden takibin iptaline, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına yer olmadığına, birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı alacak davasının reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin █████████ Esas - █████████ Karar sayılı ilamıyla;"....davalı-b.davacı ... Ltd. Şti.'nin de davaya konu sözleşmenin tarafı olduğu hususunun ihtilasız bulunduğu, bu nedenle bu şirket yönünden de esasa dair bir inceleme yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, davacı-birleşen davada davalının işi sözleşmede belirtilen sürede ve sözleşmeye uygun bir şekilde yerine getirip getirmediği hususuna ilişkindir. ....Taraflar arasındaki sözleşmenin 8. Maddesindeki "teslim süresi iş verenin inşaatı montaja hazır hale getirdiğini mail yolu ile bildirmesinden itibaren başlar" düzenlemesi karşısında, yüklenicinin teslim süresi iş sahibinin bu madde kapsamında göndereceği mail ile başlayacaktır. Dosya kapsamında böyle bir mail bulunmamakla birlikte yüklenici tarafından işe başlandığı ve birleşen davada ileri sürülen eksik işler dışında işin tamamlanmış olduğu ihtilafsızdır. Yüklenici taraf işe başlama zamanına dair bir tarih bildirmemektedir. Bu durumda davalı-b.davacı iş sahiplerine yer tesliminin ne zaman yapıldığını, işe ne zaman başlandığını ispat imkanı tanınması ve tüm dosya kapsamına göre fiilen işe ne zaman başlandığı tespit edilerek işin sözleşmede belirtilen sürede tamamlanıp tamamlanmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Gerekçeli kararda, dosyada işin ve yer göstermenin hangi tarihte yapıldığına ve ... için takvimin ne zaman başladığına dair bir belge bulunmadığından bu konudaki 3.bilirkişi ek raporundaki görüşün uygun görüldüğü belirtilmiştir. .... Ancak, gerek söz konusu ek rapordaki görüş ve değerlendirmeler gerekse dosya kapsamı davacı-birleşen davada davalıya yer tesliminin ne zaman yapıldığını, yer teslim süresine göre işin tesliminde bir gecikme olup olmadığını çözmeye elverişli değildir. Mahkemece bu konuda tarafların tüm delilleri toplanmamıştır. Zira, davalı-birleşen davada davacılar vekilince asıl iş sahibi idare tarafından tutulan haftalık denetim tutanaklarının getirtilmesi talep edildiği halde, mahkemece bu yönde bir uygulamaya gidilmemiştir. Mahkemece, bu belgeler asıl iş sahibi idareden getirtilerek, davacı-b.davalı tarafından düzenlenen █████/2013 tarihli iki adet irsaliyeli fatura ve diğer tüm dosya kapsamı ile bir arada değerlendirilmek suretiyle, davacı-b.davalının sözleşmeye konu işe tam olarak hangi tarihte başladığının, sözleşmede kararlaştırılan iş süresinde bir gecikme olup olmadığının belirlenmesi, ayrıca iş sahipleri tarafından yapılan geç ödemeler nedeniyle sözleşmenin 5 ve 6.maddeleri kapsamında işin durmasının ve bu nedenle iş süresine 15 gün eklenmesini gerektiren durum veya durumların bulunup bulunmadığının da yine idareden getirtilecek belge ve diğer tüm dosya kapsamına göre değerlendirilerek varsa bu kapsamda belirlenecek sürelerin sözleşme süresine ilave edilmesi, sonucuna göre davalı-birleşen davada davacıların geç teslim iddialarının ve bu kapsamda tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığının, asıl iş sahibi tarafından davalı-birleşen davada davacılara uygulanan gecikme cezası ve nefaset kesintisinden davacı-birleşen davada davalının sorumlu tutulup tutulamayacağının, tutulacaksa ne kadarlık kısmından sorumlu tutulabileceğinin değerlendirilmesi gerekirken bu yönde bir uygulamaya gidilmeksizin eksik tahkikatla yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması yerinde olmamıştır.Taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre, yapılacak işin götürü usule göre toplam bedeli 780.000,00 TL + KDV olmak üzere 920.400,00 TL olup, bu bedelin %10'u olan 92.000,00 TL'nin sözleşme imzalandığında 10 günlük çekle verileceği belirtilmiştir. Tarafların ticari defter kayıtlarına göre de █████/2013 tarihinde buna ilişkin olarak 92.195,00 TL'lik ödeme yerinde getirilmiştir. Yine sözleşmenin 6.maddesine göre, fatura kesme tarihinden itibaren 90 günü geçen ödemelerle ilgili olarak %3 vade farkı ödenecektir. Maddenin bütün göz önünde bulundurulduğunda söz konusu %3'lük oranın aylık olduğu anlaşılmaktadır. Zira maddenin son kısmında gecikmeler için de aylık %3 gecikme farkı uygulanacağı belirtilmiştir. Yine maddenin bütünü göz önünde bulundurulduğunda, %10'luk peşin ödeme ve %80'lik sevkıyatlar sırasında yapılacak ödemeler için maddenin son kısmında yazılı olan mail ile bildirim usulünün öngörülmediği, bu usulün sadece montaj tamamlandığında ödenecek olan en son kalan %10'luk kısma ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre, asıl alacağın ödenmesi sırasında alacaklının ihtirazi kayıt koymaması doğacak vade farkının istenemeyeceği anlamına gelmemektedir. Her ne kadar mahkemece alınan █████/2016 tarihli bilirkişi heyeti birinci ek raporunda, hesaplama yapılırken, davacı vekilinin "toplam alacağın %10'una denk gelen 92.195,00 TL'lik peşin ödemenin icra takibine esas vade farkı cetvelinde zaten bakiyeden düşüldüğü, bu miktar için bir vade farkı zaten istenmediği," beyanı ikrar kabul edilmek suretiyle, geç ödenen fatura bedelleri toplamı olan 852.913,49 TL'ye %10'luk peşin ödeme bedeli olan 92.195,00 TL de eklenmek suretiyle, davacı-karşı davalı yükleniciye davaya konu iş için toplam 945.108,49 TL ödendiği, yani sözleşmede kararlaştırılan götürü bedelden 24.708,49 TL fazla ödeme yapıldığı, bu nedenle bu miktarın kök raporda belirlenen 62.335,81 TL'lik vade farkı bedelinden düşülmesi gerektiği, ayrıca son kalan %10'luk ödeme için sözleşmenin 6.maddesinde öngörülen mail yazışmaları dosyaya sunulamadığından bu %10'luk kısma tekabül eden vade farkı ödemesi kısmı 6.233,58 TL'nin de belirlenen bedelden düşülmesi gerektiği şeklinde görüş ve hesaplamada bulunulmuş ise de, bu hesaplama tarafların defter kayıtları, sözleşme hükümleri ve dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Aynı şekilde, █████/2015 tarihli kök raporda da vade farkı ödemesi gerektiren 35 adet faturaya ilişkin olarak belirlenen vade farkı bedeli üzerinden ayrıca indirime gidilerek bu bedelin yalnızca %80'lik kısmına tekabül eden 49.759,74 TL'sinin talep edilebileceğinin belirlenmesi de usule uygun olmayan bir hesaplama olmuştur. Zira kök raporda ve birinci ek raporda yer verilen tabloya göre, davacı-b.davalı defterlerindeki 37 adet faturanın toplam bedeli 896.841,30 TL olup, bu faturalardan 35 adedinde vade farkı ödemesini gerektiren gecikmeler olduğu tespit edilmiştir. Davacı-birleşen davada davalı defterlerinde görülen toplam tahsilat miktarı da 882.266,82 TL'dir. Buna göre, sözleşme bedeli kadar bir fatura kesilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda sözleşme bedelinin son kalan %10'luk kısmı için bir ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa ne kadarlık bir ödeme yapıldığı açıklığa kavuşturulmadan doğrudan bu kısımın bakımından vade farkı bedelinden oranlama yapılmak suretiyle indirime gidilmiş olması usulsüz olmuştur. Toplam sözleşme götürü bedeli olan 920.400,00 TL'den son kalan kısma tekabül eden %10'luk bedel düşülünce 828.360,00 TL kalmaktadır. Davacı-birleşen davada davalının defterlerindeki 882.266,82 TL'lik tahsilat miktarından bu miktar düşüldüğünde geriye 53.906,82 TL kalmaktadır. Bu miktar davacı-birleşen davada davalı defter kayıtlarına göre son kalan %10'luk kısma tekabül eden miktara ilişkin olan tahsil edilen bir bedel olmaktadır. Davacı-birleşen davada davalı defterleri dikkate alınırsa ancak bu miktara tekabül eden kısım için vade farkı bedeli istenemeyeceği kabul edilebilir. Davalı-birleşen davada davacı defterlerinde ise borç miktarı 923.144,64 TL, ödeme miktarı ise 915.004,72 TL olarak gözükmektedir. Buna göre, bilirkişi heyetinin kök ve ek raporlarındaki varsayıma dayalı hesaplamalar tarafların ticari defter kayıtlarıyla açıkça çelişmektedir. Bilirkişi heyetince tarafların ticari defter ve kayıtlarındaki bu çelişkili durumlar giderilmeden, sözleşme ilişkisi kapsamında gerçekte yapılan ödeme miktarının ne olduğu açıklığa kavuşturulmadan, tespit edilecek toplam ödeme miktarının ne kadarlık kısmının 35 adet geç ödenen faturaya ilişkin olduğu belirlenmeden, bu 35 adet faturanın peşin ödenen 92.195,00 TL'lik kısmı da kapsayıp kapsamadığı, bu kısım için de yapılan bir geç ödemenin söz konusu olup olmadığı belirlenmeden belirtildiği şeklide hesaplama yapılması usulsüz olmuştur. Mahkemece, yapılan bu açıklamalar, sözleşme bedelinin KDV dahil 920.400,00 TL olduğu, 92.195,00 TL'lik peşin ödemenin de taraf defterlerinde kayıtlı olan bir ödeme olduğu göz önünde bulundurulmak ve sadece son %10'luk kısım bakımında mail yoluyla bildirim usulü uygulanmasının zorunlu olduğu dikkate alınmak suretiyle, bilirkişi heyetinden, davacı-birleşen davada davalıya vade farkı ödemesini gerektiren her bir faturadan dolayı ödenmesi gereken vade farkı bedellerinin tespit edilmesine dair bir ek rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, usulsüz yapıldığı anlaşılan söz konusu hesaplamalar dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur." gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma gerekçelerine göre, yukarıda değerlendirilen hususlar haricindeki istinaf itirazları ayrıca değerlendirilmemiştir.Kaldırma kararı sonrasında, Mahkemece, Mali Müşavir ve İnşaat Mühendisi bilirkişi heyetinden 04.08.2023 tarihli rapor alınmış, davalı-birleşen davacılar vekilince █████/2023 tarihli "takas def'ine ilişkin ıslah dilekçesi" sunularak; "müvekkili ... İnşaat tarafından ... Hükümet Konağı Projesi kapsamında davacının █████/2013 ile █████/2014 tarihleri arasında vinç kullanması sebebiyle █████/2014 tarihli 73.901,92 TL'lik faturanın davacı tarafından ödenmemesi sebebiyle İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığı ve bu takibe davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Anadolu 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/9 E. sayılı dosya ile itirazın iptali davası ikame edildiği, bu davaya ilişkin olarak İstanbul BAM 35. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 Tarihli, █████████ E., ████████ K. Sayılı ilamıyla, itirazın iptaline ve takibin devamına dair kesin olarak karar verildiği" belirtilerek, davanın esastan reddedilmemesi halinde takas def'i doğrultusunda reddi talep edilmiş ve yeniden yapılan yargılama neticesinde, istinafa konu kararla; Taraflar arasındaki 01.11.2012 tarihli sözleşmenin 6. maddesindeki düzenleme göz önünde bulundurulduğunda, BAM kararında da belirtildiği şekilde KDV dahil 920.400,00 TL tutarlı sözleşme bedelinin %10'u olan 92.040,00 TL'lik kısım yönünden mail yoluyla bildirim usulü zorunlu olduğu hususu dikkate alındığında, gecikme var ise sadece %90'lık kısım olan 828.360,00 TL tutara kadar olan fatura bedellerine vade farkı hesabının yapılması gerektiği, davalı-birleşen davacı şirket tarafından yapılan 882.266,82 TL tutarlı ödeme (ödeme*fatura) tutarından %90'lık bölüm olan 828.360,00 TL'nin düşümü yapıldığında 53.906,82 TL kaldığı ve işbu tutarın da vade farkı talep edilemeyecek tutar olacağı,kural olarak, yapılan ödemenin hangi faturaya ilişkin yapıldığı açıklama kısmında yazmıyorsa, ödemenin öncelikle, önceden gelen borçlara mahsuben ödenmiş sayılması gerektiğinden, davacınındüzenlediği faturalara karşılık, davalı tarafından yapılan ödemelerin, faturaların öncelik durumuna göremahsubu işlemi yapılarak, davacı faturalarına 90 günden sonra yapılan ödemeler çerçevesinde, detaylarıaşağıdaki tabloda görüldüğü şekilde, 828.360,00 TL tutar yönünden 37.736,16 TL tutarında vade farkıHesaplandığı, davalı-b.davacı ... Ltd. Şti.'nin de davaya konu sözleşmenin tarafı olduğu hususunun ihtilafsız bulunduğu, bu sebeple vade farkı alacağından sorumlu olduğu, ancak ... İnşaatın davacı taraftan alacaklı olduğu icra takipleri sebebiyle takas mahsup defiinde bulunduğu, davalı ...'nın sözkonusu takipler sebebiyle davacıdan olan alacağının davacının alacağından çok daha fazla olduğu, bu sebeple davanın işbu davalı yönünden reddine karar verildiği, birleşen davada ise, işveren idareye müzekkere yazılarak, ... ...Ltd. Şti. ile ... İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan 21.01.2012 tarihli sözleşme kapsamında idare tarafından tutulan haftalık denetimtutanaklarının ve sözleşme kapsamında teslimi yapılan işe ilişkin tüm belge ve evrakların mahkemeye gönderilmesinin istendiği, ancak söz konusu iş ve yükleniciler ile ilgili Müdürlük arşiv ve kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belge bulunamadığının bildirildiği, mevcut durum itibariyle İdare tarafından yapılan kesintinin davacı-karşı davalının eylemlerinden kaynaklandığı net olarak ispatlandığı takdirde davacılara bu kesintiyi yansıtabileceği, İl Özel İdaresinin yazışmaları incelendiğinde, işin bitim tarihinin █████/2013 olduğu, rutin kontrollerde dış cephe işlerinin yavaş ilerlediğinin, çatı imalatının da durduğunun belirtildiği, █████/2013 tarihli İl Özel İdaresi ceza hesabında da işin bitmesi gerektiği tarihin █████/2013 olduğu, işin fiilen bittiği tarihin █████/2014 olduğunun idarece yazıldığı, buna göre 102.988,10 TL ceza kesilmesinin kararlaştırıldığı, İdarenin tespitlerine göre █████/2013'ten █████/2014'e kadar 23 gün gecikme olduğu, davalı-karşı davacıların ise birleşen dosyada Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mahkemesinde ██████ D. iş sayılı dosyasında yaptırılan tespitlere dayandığı, ancak işin 4 ay 3 gün süreyle geç yapıldığına ilişkin tespite dayanmanın yeterli olmadığı, davalının idarece yapılan kesintilerin ne kadarının veya hepsinin ise ne şekilde davacı/karşı davalının hangi gecikmesi nedeniyle doğduğunu ispat etmesi gerektiği, dosyada işin ve yer göstermenin davacı-karşı davalı ...’e hangi tarihte yapıldığı ve ... için takvimin ne zaman başladığını gösteren belgenin de bulunmadığı, dolayısıyla birleşen dosya davacısının davasını ispatlayamadığı anlaşılmakla birleşen davanın reddine karar verildiği, her ne kadar asıl davanın davalı ... İnşaat yönünden takas mahsup nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; iş bu davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle, 1-Asıl davanın davalı ... inşaat yönünden takas mahsup defii sebebiyle reddine, davalı ... Ltd.Şti yönünden açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalının İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı icra dosyasında yaptığı itirazın iptaline takibin 37.736,16 TL asıl alacak yönünden devamına; fazlaya ilişkin kısmın reddine; asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar talep gibi sözleşme ile kararlaştırılan aylık %3 oranında faiz uygulanmasına; 2-Birleşen davanın reddine, karar verilmiştir.Davalı-birleşen davacılar vekili istinafında;1-)Asıl davaya ilişkin yargılama sürecinde, müvekkili ... İnşaat tarafından ... Hükümet Konağı Projesi kapsamında davacının █████/2013 ile █████/2014 tarihleri arasında vinç kullanması sebebiyle █████/2014 tarihli 73.901,92 TL'lik faturanın davacı tarafından ödenmemesi sebebiyle İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını ve bu takibe davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul Anadolu 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/9 E. sayılı dosya ile itirazın iptali davası ikame edildiğini, bu davaya ilişkin olarak İstanbul BAM 35. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 Tarihli, █████████ E., ████████ K. Sayılı ilamıyla, itirazın iptaline ve takibin devamına dair kesin olarak karar verildiğini, bu kesin karara dayanarak da davanın öncelikle esastan reddinin, aksi kanaat halinde ise takas mahsup def'i doğrultusunda müvekkili yönünden reddinin talep edildiğini,2-)Ancak, yerel mahkemenin gerekçeli kararda "Her ne kadar asıl davanın davalı ... İnşaat yönünden takas mahsup nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; iş bu davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiştir." şeklinde, asıl dava ... İnşaat yönünden reddedilmesine karşın yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden müvekkilini sorumlu tutmasının ve takas nedeniyle reddedilen kısım bakımından taraflarına vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından başlatılan icra takibine itiraz edilmesinde hukuki yarar bulunmakla beraber █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda da görüleceği üzere halen davacıdan alacaklı durumda olduklarını, davanın açılmasının yahut dava sürecinin uzamasının müvekkil şirketten kaynaklanmadığını,3-)Davacının haksız ve kötüniyetli olarak icra takibi başlatması sebebiyle aleyhine kötüniyet tazminatına da hükmedilmesi gerektiğini, kesinleşen mahkeme kararına dayanan takas itirazları doğrultusunda müvekkili şirketin davacıdan alacaklı halde olmasına karşısında davacının kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiğini,Kaldı ki; davacının vade farkı alacağı bulunduğunu kabul etmemekle birlikte, dosyada alınan bilirkişi raporunda vade farkı hesaplamaları aylık %3 olarak esas alınmışsa da sözleşmenin herhangi bir yerinde %3 vade farkının aylık olarak hesap edileceğinin düzenlenmediğini, vade farkının aylık olarak hesaplanacağı şeklindeki yorumlamanın hatalı olduğunu, vade farkı hesaplanacak ise bunun çek bedelinin %3 bedeli kadar hesaplanması gerektiğini, aksi kanaatte olunsa dahi davacı tarafından söz konusu icra takibi 62.335,81 TL vade farkı alacağına ilişkin başlatılmış olsa dahi, bilirkişi raporunda söz konusu hesaplama 37.736,16 TL olarak yapılmış olup davacının haksız ve kötüniyetli olarak takip başlattığının sabit olduğunu,4-)Takas ile borç sona ermiş olup asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili ... İnşaat yönünden takas mahsup ile borç sona ermesine karşın diğer davalı ... İnşaat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı ve TBK m. 166 gereğince hukuka aykırı olduğunu, takasa ilişkin olarak taraflarınca sunulan ıslah dilekçesinde diğer davalı ... İnşaat yönünden de davanın reddinin talep olunduğunu belirterek,kararın bozulmasına, aksi halde müvekkili şirket aleyhine hatalı olarak hükmedilen yargılama giderleri ile vekalet ücretinin düzeltilmesine, davanın müvekkili yönünden reddedilmesi sebebiyle müvekkil lehine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı-birleşen davalı yüklenici, davalı-birleşen davacılar ise iş sahibidir.Davacı-birleşen davalı yüklenici tarafından asıl davada, sözleşmenin 6.maddesi kapsamında, 35 adet faturaya ilişkin toplam 62.335,81 TL vade farkı alacağına ilişkin olarak davalı-birleşen davacılar aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebinde bulunulmuş; davalı-birleşen davada davacılar tarafından ise birleşen davada, davacı-birleşen davalının işi sözleşmede belirlenen sürede tamamlayamadığı, ödemelerin sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde yapıldığı, bu nedenle asıl iş sahibi idare tarafından kendilerine 102.988,10 TL gecikme cezası uygulandığı, ayrıca 26.635,80 TL kesinti yapıldığı belirtilerek, bunların KDV dahil toplamı olan 152.956,20 TL'nin davacı-birleşen davalıdan tahsili talep edilmiştir.Davalı-birleşen davacı şirketler ile dava dışı İstanbul İl Özel İdaresi arasında ... İlçesi Hükumet Konağı yapım işine ilişkin █████/2012 tarihli sözleşme imzalanmış, sonrasında davalı-birleşen davacı ... İnş.. Ltd Şti. ile davacı-birleşen davalı ... arasında "söz konusu hükumet konağının dış cephe kaplaması işinin davacı-birleşen davalı tarafından yapılması için" █████/2012 tarihli sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmenin 1.maddesinde işin teslim süresi "...tüm malzeme döküm detay projeleri onaylandıktan ve yer teslimi yapıldıktan sonra 120 iş günü olarak belirlenmiş," ayrıca 8. Maddesinde de aynı düzenleme yazıldıktan sonra "teslim süresinin iş verenin inşaatı montaja hazır hale getirdiğini mail yolu ile bildirmesinden itibaren başlayacağı" belirtilmiş, 3.maddesinde işin götürü bedelli olarak yapılacağı, toplam iş tutarının 780.000,00 TL + KDV olduğu, 5.maddesinde iş verenin eksikliklerinden dolayı inşaatın montaja uygun hale getirilememesinden dolayı işe ara verilmesi ve işçilerin şantiye sahasını boşaltmaları durumunda yeniden montaja başlamak için 15 günlük süre gerektiği, bu sürenin teslim süresine ilave edileceği, 6.maddesinde ise işin bedelinin %10'u olan 92.000,00 TL'nin sözleşme imzalandığında 10 günlük çek şeklinde, %80'lik kısımının her sevkıyat yapıldığında 10 gün içerisinde çek olarak verileceği, çeklerin vadelerinin fatura kesme tarihinden itibaren 90 günü geçmesi halinde %3 vade farkı ödeneceği, kalan %10'luk kısımın montaj tamamlandığında idarenin kabulünden sonra nakit olarak ödeneceği, yüklenici tarafından yapılan montajların her on günde bir ölçülerek mail yoluyla işlerin bildirileceği, iş verenin 3 gün içerisinde mail yoluyla itiraz etmemesi halinde ölçüleri uygun bulmuş sayılacağı ve bu 3 gün içeresinde ödemesini yapacağı, ödemelerde herhangi bir gecikme olursa yüklenicinin geç ödemenin yapıldığı oranda işi geç teslim etme hakkına sahip olacağı, ayrıca gecikmeler için aylık %3 gecikme farkı uygulanacağı belirtilmiştir.Dosya kapsamı, mahkeme kararı, istinaf dilekçeleri ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;1-)Mahkemece, asıl davanın davalı ... İnşaat yönünden takas mahsup defii sebebiyle reddine, davalı ... İnşaat yönünden kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine dair verilen karara karşı, davalı-birleşen davacılar vekilince yalnızca asıl davaya yönelik olarak istinaf başvurusunda bulunulduğu, birleşen davaya ilişkin verilen ret hükmüne karşı açık ve ayrı bir istinaf sebebi ileri sürülmediği anlaşıldığından, HMK'nın 355/1. Maddesi gereğince birleşen davanın reddine yönelik hüküm yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılmayacaktır.2-)Asıl dava yönünden yapılan incelemede ise;a-)Mahkemece, davalı ... İnşaat yönünden asıl davanın mahsup nedeniyle reddine karar verilmiş olmakla birlikte, davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet verdiği gerekçesiyle davacı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedildiği görülmektedir. Ancak dosya kapsamı, tarafların ticari defter ve kayıtları, bilirkişi raporları ve özellikle taraflar arasındaki ödeme ilişkisi birlikte değerlendirildiğinde; davacının icra takibine konu ettiği alacak bakımından, davalı tarafın ileri sürdüğü mahsup savunmasının yerinde olduğu ve davacının takipte haksız olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahsup itirazının yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilecek olması ve asıl davanın davalı ... İnşaat yönünden reddine karar verilmiş olması karşısında, reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken, yazılı şekilde davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Davalı-birleşen davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde bulunmaktadır.b-)Davalı ... İnşaat da diğer davalı ile birlikte adi ortaklığın taraflarından biri olarak davaya konu sözleşmenin tarafı bulunmakta olup, adi ortaklar alacaklılarına karşı müteselsil olarak sorumlu olduklarından, TBK'nın 166/1. Maddesindeki açık düzenleme karşısında, diğer davalı tarafından mahsupla borcun tamamen sona erdirilmiş olmasından bu davalı da faydalanacaktır. Bu nedenle Mahkemece davalı ... İnşaat bakımından da davanın mahsup itirazı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, mevcut gerekçe doğrultusunda kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Davalı-birleşen davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı da yerinde bulunmaktadır.c-)Her ne kadar istinaf dilekçesinde, davacının haksız ve kötüniyetli olarak icra takibi başlatması sebebiyle aleyhine kötüniyet tazminatına da hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, asıl davanın mahkemece yapılan yargılama neticesinde mahsup itirazı nedeniyle reddedilmiş olması göz önünde bulundurulduğunda, davacının takipte kötü niyetli olduğu davalı tarafça ispatlanamadığı anlaşıldığından, davalı-birleşen davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı-birleşen davacılar vekilinin asıl davaya yönelik olan istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, asıl davanın her iki davalı bakımından da yerinde görülen mahsup itirazı doğrultusunda reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, davalıların kötü niyet tazminatı talebi şartları oluşmadığından reddedilmiş, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılıp davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiş, istinaf başvurusunda bulunulmayan birleşen davaya ilişkin ilk derece mahkemesi kararı ise fer'ileriyle birlikte aynen korunmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,2-İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2024 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-A-)Asıl davanın her iki davalı yönünden de REDDİNE,B-)Davalıların kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,4-Birleşen davanın REDDİNE,B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDENAsıl dava yönünden,1-Alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.064,55 TL harcın mahsubu ile fazla yatan 332,55 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,2-Davacı tarafından yapılan 4.653,00 TL yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,Birleşen dava yönünden,1-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 2.184,55-TL'nin yatıran tarafa İADESİNE,2-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya VERİLMESİNE,3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN1-Davalı-birleşen davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,2-Davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 384,00TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 2.067,10 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.