Anahtar kelimeler: Bam Başkan Yazim Kambiyo Katip Adana Senetlerinden Menfi Üye Özetle

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVACI
: ... - ...
VEKİLLERİ
: Av.
DAVALI
: 1 -... - ...
VEKİLİ
: Av.
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 tarihli ve ████████ Esas- ████████ Karar Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının iş kurmak amacıyla taşınmazını ... isimli şahsa 100.000,00 TL karşılığında devir ettiğini, taşınmazın bu bedelinin tarafların aralarında anlaşmaları üzerine ... tarafından müvekkiline ödeneceğinin kararlaştırıldığını ancak müvekkili davacıya her hangi bir ödeme yapılmadığını, ... tarafından bu para ...'e ödendiğini, müvekkili davacının dolandırıldığını, .., ... ve ... kendilerinden şikayetçi olmamalarına yönelik müvekkilinin tehdit ettiklerini ve 8-9 adet boş senet imzalattırdıklarını, müvekkili davacının bu hususta ... Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, Cumhuriyet Başsavcılığınca takipsizlik kararı verildiğini, senetlerden dolayı davalılar hakkında bedelsiz senedi işleme koyma suçundan dolayı da suç duyurusunda bulunduklarını, müvekkili davacıya zorla imzalattırılan senetler yönünden ... İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatıldığını, ... Asliye Hukuk Mahkemelerinde tasarrufun iptali ve muvazaa nedeniyle kayıtların borçlu adına düzeltilmesine yönelik davalar açıldığını, senetlerin müvekkilini korkutma ve tehdit sonucunda imzalattırıldığını, davalarının kabulü ile, ... İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı dosyasında takibe konu bonolar nedeniyle müvekkili davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından ikame edilen iş bu menfi tespit davasının yasal dayanağı bulunmadığını, ispat yükü üzerinde bulunan davacının hukuki ilişki ve alacağını ispata yarar delil sunamadığı, davanın tamamen ütopik ve dayanağı olmayan beyanlar ile mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca █████████ Soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, davacının ... Asliye Hukuk Mahkemesinde ikame etmiş oldukları ████████ E sayılı davayı akim bırakmak amacı ile ikame ettiklerini, davaya ve takibe konu senetlerde müvekkilinin meşru ve iyi niyetli hamil olduğu ve takibe konu senetlerin kanunun aradığı tüm şartları ihtiva ettiğini, ispat yükünün davacıya ait olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğu 3 adet bono bulunduğunu, icra takibine konu söz konusu bonolar incelendiğinde bonoların keşidecisinin ..., lehdar ve ilk cirantanın ... olup müvekkilinin ise bonoyu elinde bulundurulan son hamil olduğunu beyan ederek davacının davasının reddine ve haksız itirazda bulunan borçlu aleyhine %20 aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Dava dosyasına konu 3 adet senetin tanzim tarihinin 2007 olduğu, bu senetlerle ilgili olarak ... Cumhuriyet Savcılığına █████████ soruşturma sayılı dosyası ile davacı tarafından suç duyurusunda 27.04.2010 tarihinde bulunulduğu, savcılık tarafından 08.11.2012 tarihinde takipsizlik kararı verildiği, davacının iş bu menfi tespit davasını savcılık şikayetinden yaklaşık dokuz yıl sonra açtığı anlaşılmaktadır. Bu durumda "cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunması", rahatlatıcı bir unsur kabul edilerek, dava tarihine kadar olan süre zarfında sürekli korkutma yaşandığının kabul edilmeyerek, davacının davanın açıldığı tarihten önce tehlikeden uzaklaştığı sonucuna varılmalı, tehdit hukuksal nedenine dayalı davasında hak düşürücü sürenin başlangıcında tehdidin vukuu bulduğu tarih değil, ortadan kalktığı tarih olarak dikkate alınması gerekmektedir. Davacı yanca icra takibine konu bonoların tanzim tarihinin 2007 olduğu, davalıların tehdidi ve psikolojik baskısı ile imzalanıp verildiği iddiasında bulunulduğu, BK'nun 31. maddesi gereğince tehdit sonucunda sözleşme yapan tarafın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde sözleşme ile bağlı olmadığını, davalı yana usulüne uygun olarak bildirmediğinden ve bu süre de geçmiş olduğu anlaşıldığından TBK'nun 39. maddesi gereğince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir. ..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince davayı TBK 39'daki 1 yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle red edildiğini ancak BAM bozmasına rağmen iddialar ve deliller yeterince incelenmediğini, müvekkil satılmaz devri karşılığı borçlandığını, tehdit ve baskıyla senet imzaladığını ve borcu ödediği (ibra/makbuz mevcut) savunduğunu, aynı borç için mükerrer icra takibi yapıldığını, önceki dosya kapandıktan sonra 2 gün sonra yeniden takip başlatıldığını, senetlerde tanzim vade tarihleri arasında olağan dışı uzun süre olduğunu, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senetlerin sonradan doldurulduğunu, muvazaalı ciro yapıldığını davalıların kötü niyetli olduğunu iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER
:
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi'nce davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İİK’nın 72.maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır. Davacı menfi tespit davasını birbiriyle çelişmemek üzere birden fazla nedene dayandırabilir. Eş söyleyişle, davacı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) terditli dava olarak yerini alıp Kanun’un 111. maddesinde düzenlenen biçimde de terditli dava açılabilir. Terditli davalarda aynı dava içerisinde, aynı davalıya karşı birden fazla talep arasında bir aslilik-ferilik ilişkisi kurmak suretiyle aynı dava dilekçesinde ileri sürülmektedir. Kademeli olarak ileri sürülen taleplerde (davada) hâkim öncelikle asli talebi inceleyecek ve asli talep bakımından bir karar verecektir. Ferî talep asıl talebe bağlı olarak ileri sürüldüğünden asıl talebin esastan reddine karar verilmedikçe ferî talep hüküm altına alınamayacaktır (Yargıtay HGK'nın 02.02.2021 Tarih ve 2017/(19)11-1660 Esas-2021/2 Karar sayılı, 16.04.2019 Tarih ve ███████-832 Esas- ████████ Karar sayılı ilamları).
Somut olayda, davacı vekili tarafından, davaya konu bonolar da dahil olmak üzere 8-9 adet bononun korku ve tehdit sonucu düzenlendiği iddia edilmiş, ayrıca taraflar arasında gerçek bir borç ilişkisi bulunmadığı, zorla imzalatılan senetlerden bir kısımın davalılardan ... tarafından ....İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas (yenileme ile █████████ Esas) sayılı dosyasında takibe konulduğu ve fakat davacının ödemesi nedeniyle alacaklı vekilince ibra makbuzu verildiği ve takibin işlemden kaldırıldığı, davacının borçlu olduğu kabul edilse dahi senetler aynı borç ilişkisi için verildiğinden ibranamenin varlığı ile davalı ... ve vekilinin anılan takipteki haricen tahsil talebinde fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı tutulmadan konulan hacizlerin kaldırılmasını talep etmeleri karşısında ödeme sebebiyle eldeki davaya konu bonoların bedelsiz kaldığı, davalılar arasında muvazaalı ciro işlemi yapıldığından davalılardan ...'nin takip yetkisi bulunsa da davacının temel borç ilişkisi bulunmadığına ve sona erdiğine ilişkin olarak davalı ...'ye karşı sahip olduğu def'ileri diğer davalı ...'ye karşı da ileri sürebileceği belirtilerek menfi tespit isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, öncelikte ''tehdit'' iddiasının incelenmesi, davacının bu iddiası yönünden hak düşürücü sürenin dolduğu ya da davaya konu bonoların davacı borçlunun iradesi sakatlanarak elinden alınıp alınmadığının anlaşılması hâlinde, bu kez bedelsizlik ve ibra makbuzu ile makbuzuna dayanan iddialarının incelenmesi gerekmektedir.
6102 sayılı TTK'da düzenlenen kambiyo senetleri ve bunlar arasında bulunan bono sebepten mücerrettir. Kambiyo senetlerindeki taahhüdün mutlaka bir sebebi vardır. Ancak bu sebep senet üzerinde açıklanmaz ise bu husus kambiyo senetlerini temel ilişkiden soyut hale getirmektedir. Aksine davranış, yani kambiyo senetlerinin temel ilişki ile ilişkilendirmesi kambiyo senetlerini hükümsüz hale getirecektir. Kambiyo senetlerinde bedelsizlik iddiası ancak kesin delilleri ile ispat edilebilir.
4721 sayılı TMK'nın 6.maddesine göre kanun aksini emretmedikçe taraflardan her biri iddiasını ispata mecburdur. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 6100 sayılı HMK'nın 190/1.maddesi de aynı yönde hükümler içermektedir.
Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklı üzerindedir. Ancak, kambiyo senedine dayalı olarak alacak talebinde bulunulması halinde ispat yükü borçlu olmadığını iddia eden davacı üzerindedir.
Mahkemece önceki yargılaması neticesinde 11.05.2022 Tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararla davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş ise de, davacı vekilinin başvurusu üzerine Dairemizin 30.12.2024 Tarih ve █████████ Esas- █████████ Karar sayılı istinaf kararıyla "... İlk derece mahkemesince, dava konusu bonoların tanzim tarihlerinin 2007 yılı olduğu ve bu senetlerle ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın █████████ Soruşturma sayılı dosyasında davacının 27.04.2010 tarihinde şikayetçi olduğu, sözkonusu soruşturmada 08.11.2012 tarihinde takipsizlik kararı verildiği, davacının eldeki menfi davasını şikayet tarihinden yaklaşık dokuz yıl sonra açtığı, tehdit hukuksal nedenine dayalı davanın TBK'nın 39.maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğinden davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı kabul edilerek usulden reddine karar verilmiş ise de, mahkemece davacının birden fazla hukuksal nedene dayandığı gözetilmeden ve bedelsizlik ve ibra makbuzu ile makbuzuna dayanan iddialar üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusu bu sebeple yerinde görülmüştür. ..." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı, Mahkemece yapılan yeniden yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, tehdit hukuksal nedenine dayalı davanın 6098 TBK'nın 39.maddesi (bonoların tanzim tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK'nın 31.maddesi) gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiği, bu süre içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmeyen tarafın sözleşmeyi onamış sayılması gerektiği, somut olayda dava konusu bonoların tanzim tarihlerinin 2007 yılı olduğu ve bu senetlerle ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın █████████ Soruşturma sayılı dosyasında davacının 27.04.2010 tarihinde şikayetçi olduğu, sözkonusu soruşturmada 08.11.2012 tarihinde takipsizlik kararı verildiği, davacının eldeki menfi davasını şikayet tarihinden yaklaşık dokuz yıl sonra açtığından tehdit hukuksal nedenine dayalı iddianın hak düşürücü süre içinde ileri sürülmediğinden davacının bu iddiasına itibar edilemeyeceği, davacı tarafından, davalı ... ve vekilinin ....İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyasında haricen tahsil talebinde fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı tutulmadan konulan hacizlerin kaldırılmasını talep etmeleri karşısında ödeme sebebiyle eldeki davaya konu bonoların bedelsiz kaldığını ileri sürmüş ise de, haricen tahsil bildiriminde "borçlu ve davalı ... hakkındaki takipten ve alacak hakkından haricen tahsil nedeniyle feragat etmekteyiz. Gerekli harcın alınarak dosyanın işlemden kaldırılmasını ve varsa hacizlerin fekini talep ederiz" ifadesinin yazılı olduğu, haricen tahsil bildiriminin ....İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyasına konu bonolar için yapıldığı, dolayısıyla eldeki davanın konu ... İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı icra takibinin dayanığını oluşturan bonolar yönünden haricen tahsil ve feragat beyanının sözkonusu olmadığı, yine davacının iddiasını dayandırdığı "Makbuz - İbra" başlıklı belgede "....İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyasından dolayı 280.000,00 TL ( ikiyüzseksenbin Türk Lirası ) borçlu ...'dan tahsil edilmiştir. Kalan kısımdan feragat edilmiş ve bu dosyadan dolayı alacak kalmamıştır. Alacaklı taraf, borçlu ve davalı ...'yu ibra eder" ibaresinin yazılı olduğu, buna göre ibra makbuzunun sadece ....İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı icra takibinin dayandığı 4 adet bono için düzenlendiği, dolayısıyla eldeki davanın konu ... İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı icra takibinin dayanığını oluşturan 3 adet bonoyu kapsamadığı, sonuç olarak mevcut deliller itibariyle davacının davasını usulüne uygun olarak ispat edemediği anlaşılmış, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alınan 80,70.TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30.‬TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
5-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere █████/2026tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!