Anahtar kelimeler: Yağmaya Vasfı Uyumlu Edenin Görüşü Eyleme Uyan İçindeki Teşebbüs Saptandığı
6. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
SUÇ
: Nitelikli yağmaya teşebbüs
HÜKÜM
: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, verilen kararında düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Bozma öncesi sanık hakkındaki sonuç ceza miktarı ile ilgili kazanılmış hakkının korunmasına karar verilmesi gerekirken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak nedeniyle sanık hakkında hükmolunan 7 yıl 6 ay hapis cezasının 2 yıl 1 ay hapis cezası üzerinden infazına karar verilmesi ve uygulama maddesi olarak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi yerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 283. maddesinin gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz isteği bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasının 7. paragrafından, "... CMK 283. maddesi uyarınca kazanılmış hak nedeniyle cezanın 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASI ÜZERİNDEN İNFAZINA" ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, "...1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sanığın 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" ibaresi yazılmak suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
02.02.2026 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit, bir kimseyi, malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Cebir veya tehdidin bu amaçla ve bu şekilde yapılması, yağma suçunu, malvarlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır.
Hırsızlık suçunun başlangıcından tamamlanıncaya kadar, zilyedin tasarruf olanağının kalkmasına kadarki aşamada kullanılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür.
Yağma suçunun cebir ve tehdit ögesinin, malın müştekinin hakimiyet alanından çıkarmaya yönelik objektif olarak ciddi nitelikte ve malın zilyedine yönelik olması gerekir.
Cebir ve tehdit, mal alındıktan sonra yani zilyedin eşya üzerindeki hakimiyeti kalktıktan sonra zilyedin; malın kendisine teslimini sağlama çabası yada geri almasını engellemeye yönelik ise eylem yağmaya dönüşmeyecek, tamamlanan hırsızlık ve ayrıca tehdit veya müessir fiil suçlarından ceza verilecektir. Mağdur üzerinde cebir ve tehdit uygulanması neticesinde mağdurda malı teslim veya malın alınmasına karşı koymama iradesi oluştuktan sonra failin herhangi bir dış etken olmadan malı almadan olay yerinden uzaklaşmasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 36. maddesinde yer alan "gönüllü vazgeçme" hükümleri devreye girecek failin suç yolunda aldığı mesafe dikkate alınarak gerçekleşen tehdit veya müessir fiil eylemlerinden cezalandırılacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda; sanığın suç tarihinde saat 23:30 sıralarında katılanlar ... ve ...'ın o tarihte çalıştığı benzin istasyonunun marketine elinde silah olduğu halde girdiği, girmeden önce dışarıda bir el ateş ettiği, kasada duran katılan ...'e ve diğer katılan ...'e yönelik "sizi vururum, sizi öldürürüm" şeklinde tehdit içerikli söz söyleyerek kasadaki paraları istediği, sanığın bu tehdidi ile katılan ... paraları çıkartarak tezgahın üzerine koyduğu ve panik butonuna bastığı fakat sanığın katılandan paraları tekrar kasaya koymasını istemesi üzerine katılanın paraları tekrar kasaya koyduğu, sanığın tehditlerine devam ederek tekrar parayı istediği ancak katılanın paraları tekrar tezgahın üzerine koymasına rağmen sanığın paraları almadan istasyondan ayrıldığı olayda; sanık tarafından silahla tehdit eylemi gerçekleştirilmişse de hırsızlık suçunun unsuru olan alma neticesinin gerçeklşemesi katılanın para üzerindeki zilyetliği sona erdirilmeden önce sanık tarafından "paraları tekrar kasaya koy" denilmek suretiyle sanığın ihtiyari ile ortadan kaldırıldığı, suç yolunda alınan mesafe de dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 36. maddesinde yer alan gönüllü vazgeçme hükümlerinin uygulanması ve buna bağlı olarak sanığın gerçekleşen silahla tehdit suçundan cezalandırılması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan Küçükçekmece 8. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluğun düzeltilerek onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!