Anahtar kelimeler: Nakte Lehdarı Yurtiçi Mektubunun Taşımacılığından Mektubun Hükümsüzlüğünün Hava Eser Açtığı

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ███████ Esas, ████████ KararDAVA
: Banka Teminat Mektubunun Hükümsüzlüğünün TespitiDAVA TARİHİ
: █████/2008BİRLEŞEN İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ████████ ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDENDAVA
: Tazminat (Yurtiçi Hava Taşımacılığından Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklı olarak teminat mektubunun nakte çevrilmesi talebi üzerine mektubun lehdarı olan şirketin açtığı teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti; birleşen dava ise, teminat mektubunun nakte çevrilmemesi nedeniyle bankaya karşı açılan tazminat davası olup, mahkemece asıl ve birleşen davada verilen kararlar taraflarca istinaf edilmiştir.Ana dosyada davacı vekili, müvekkili şirketin Romanya Kanunlarına göre Bükreş'de kurulmuş bulunan dava dışı ... ... şirketinin % 51 hissesine sahip olduğunu, davalılardan ... Ltd'nin Bükreş'de yapımını taahhüt ettiği Newton adlı projenin 650 adet konut inşaatı yapımı işlerini taşeron sıfatı ile Bükreş'de kurulu dava dışı ... ... şirketine verdiğini, inşaat yapım işleri taşeron ... ... tarafından yürütülmekte iken, davalılardan ... Ltd'nin Türkiye'de kurulu davacı şirketin ... ...'nin sözleşmeden kaynaklanan inşai edimlerini ... etmesini, taşeronluk sözleşmesine taraf olmasını istediğini, bu amaçla bir ... sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme kapsamında davalı şirketin istediği davaya konu ... A.Ş.'nin İkitelli şubesinden davacı şirketin lehdarı olduğu 14.9.2007 tarihli 896.146 Euro bedelli ve 14.9.2009 tarihine kadar süreli ve ayrıca bu taşeronluk sözleşmesinin avans ödemesi için de 1.800.000 Euro bedelli 14.3.2009 tarihine kadar süreli iki adet teminat mektubunun düzenlenerek davalı ... Ltd'ye verildiğini, davacının taşeron olarak sözleşmenin tarafı olmamasına karşılık sözleşmeden kaynaklanan edimleri ... ettiğini, davalı şirketin ise bu taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan edimleri yerine getirmediği halde mektupların tazminini talep ettiğini, K.Çekmece 1.Asliye Hukuk Mahkemesinden ████████ D.iş dosyası ile bu mektupların ödenmemesi için tedbiren karar aldıklarını ancak sözleşmeden kaynaklanan edimler davalı şirket tarafından yerine getirilmediğinden davacı ile davalı şirket arasında direkt taşeronluk sözleşmesi de imzalanmadığından bu sözleşmeye atıf yapan teminat mektuplarının geçersiz olduğunu, mektupların ... altına alınan risklerinin doğma ihtimalinin bulunmadığını, davacı ile davalı arasındaki tek sözleşmenin 18.9.2007 tarihli "Ana Şirket Sözleşme Performans Garantisi" sözleşmesinden ibaret olduğunu, davacının bu sözleşmeye göre teminat mektubu verme yükümlülüğü olmadığını, mektupların bu sözleşmeye atıf yapmadığını, mektuplarla sözleşme irtibatının bulunmadığını, sözleşmenin 6.maddesindeki şartlar doğmadığından mektupların tazmininin gerekmediğini, dava dışı taşeron şirket ... ...'nin sözleşme konusu işleri yerine getirdiğini ileri sürerek davaya konu teminat mektuplarının geçersiz ve tazmin taleplerinin hukuka aykırı olduğunun tespitine, taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştirAna dosyada davalı vekili, dava dışı ... ... ile taşeronluk sözleşmesinin imzalandığını, başlama talimatının 22.8.2007'de gönderildiğini ve taşeronunun onayı ile 27.8.2007 tarihinde işe başlandığını, bu şirketin taşeronluk sözleşmesi kapsamında yapacağı işlerin teminatı olmak üzere ana şirket olan davacının taşeronluk sözleşmesinde yer alan teminat mektuplarını temin etmesinin kararlaştırıldığını, bu çerçevede davalı müvekkili lehine davaya konu mektupların düzenlenerek davacı şirket tarafından verildiğini, ayrıca verilecek avanslar için de teminat verilmesinin kararlaştırıldığını ve bu kapsamdada 1.800.000 USD'lik avans ödemesinin ana şirketin temin ettiği teminat mektupları mukabilinde yapıldığını, davacı ile "Ana Şirket Sözleşmesi İfası ... Sözleşmesinin" 18.9.2007 tarihinde imzalandığını, sözleşme bedelinin toplam 17.922.916 Euro ve bitim süresinin 76 hafta olarak kararlaştırıldığını, avans ödemelerinin Nisan 2008 tarihinden itibaren hakedişlerden kesilmesi ve müvekkiline geri dönmesinin kararlaştırıldığını ve tarafların bu ilişki çerçevesinde sözleşmelere ve mektuplara hiçbir itirazları olmadığını, ancak taşeronun işlerin yapımında kusuruyla geciktiğini, temerrüde düştüğünü, yükümlülüklerini inkar ettiğini, yapılan işlerdeki eksiklerin her defasında taşerona bildirildiğini, fakat tüm bildirimlere rağmen taşeronun bir cevap vermediğini, iş programlarına uyulmadığını, eksiklikler devam ettiğinden ve giderilmediğinden davalının gecikmelere ve zararlara maruz kaldığını, ek iş gücü ve ek malzemeyi müvekkilinin temin ettiğini, avans geri ödemelerini taşerona maddi destek olmak için talep etmediğini ve iş sahibine karşı sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışanın davalı olduğunu, 22.7.2008 tarihinde yapılan işlerin tespitinin uzman raporu ile hazırlandığını, ana sözleşmede taahhüt edilen işin ifa edilmesinin amaçlandığını, teminat mektuplarının nakte tahvil edilmesi için diğer davalı bankaya 16.6.2008 tarihinde ödeme talebi ile başvurduklarını, davacının ise mektupların ödenmemesi yolunda tedbir kararını aldığını, bu nedenle de bankanın ödemeyi yapmadığını, taşeronun sözleşmeyi ifa etmediğini, gecikmelere neden olduğunu, mütemerrit durumda olduğu halde mektupların ödemesini de tedbir yoluyla durdurduğunu, zarara uğrayanın davalı şirket olduğunu, bu nedenle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ederek davanın reddini istemiştir.Davalı Banka vekili cevap dilekçesinde, yetki ve husumet itirazında bulunmuş, esas yönünden de müvekkili bankanın davanın diğer tarafları arasındaki hukuki ilişkinin dışında olup, ihtilaf konusu işin yapılmasına dair herhangi bir yükümlülüğünün olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.Birleşen dosyada davacı (asıl dosyada davalı) vekili, müvekkili firmanın Romanya'da faaliyet gösterdiğini, .... ile Bükreş'de konut inşa edilmesine ilişkin olarak "... ..." projesinin yapılması konusunda sözleşme imzalandığını, işbu sözleşme kapsamında müvekkilinin yapımın taahhüt ettiği işlerin bir bölümünü taşeron olarak dava dışı ... .... A.Ş.'nin grup şirketi olan ... ... ... ile taşeronluk sözleşmesi imzaladığını, bu şirketin ifa edeceği işlerin teminatı olmak üzere ana şirket olan dava dışı ... İnşaatın bu şirket adına teminat mektupları vermesinin taraflarca kararlaştırıldığını, bu çerçevede müvekkili firma lehine performans mektubu temin edildiğini, aynı şekilde tarafların taşeron firmanın çalışmalarına ivedilikle başlayabilmesi için yapılması gerekli ödemelerin de avans teminat mektubunun temin edilmesinden sonra gerçekleştirilmesini kabul ve taahhüt ettiklerini, nitekim avans teminat mektubunun █████/2007 tarihinde temin edilmesinden sonra █████/2007 tarihinde taşeronun ilk avans ödemesi olan 1.800.000,00 EURO'luk ödemenin gerçekleştirildiğini, ancak taşeron firmanın işe başladıktan sonra bir çok kere mütemerrit duruma düştüğünü, davacı firmanın her türlü iş gücü ve malzeme desteğini vererek işin sürdürülmesini sağlamaya çalışarak buna ilaveten bazı işlerin taşeronluk sözleşmesi kapsamından çıkarılmasına karşın firmanın zararlarını azaltmanın mümkün olmadığını, bu aşamada teminat mektuplarının nakde çevrilmesi suretiyle işin ifasındaki zararın azaltılmasının amaçlandığını, bu çerçevede davacının taşeron firma tarafından verilen teminat mektuplarının ödenmesi için █████/2008 tarihinde davalı ... Bankasına başvurduğunu, ancak bankanın Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin anılan teminat mektuplarının ödenmemesi yönünde yürütmeyi durdurma kararı verdiği gerekçesi ile ödeme yapmayı kabul etmediğini, müvekkilinin bankanın bu kararına itiraz etmesine rağmen sonucun değişmediğini, oysa ki bankanın ödeme yükümlülüğünün teminat mektuplarında yazılı tanzim talebinde bulunulmasına bağlı olduğu, muhatabın teminat mektubunu kısmen veya tamamen tazminini isteme hakkının olduğunu, bu durumda bankanın derhal ve gecikmeksizin ödeme taahhüdünü yerine getirmesi gerektiğini, zira bankanın ... ettiği rizikonun doğup doğmadığını incelemeksizin muhatabın yazılı beyanını yeterli görerek ödemede bulunması gerektiğini, somut olayda müvekkili tarafından usulüne uygun olarak teminat mektuplarının nakde çevrilmesi istendiği halde bankanın bu talebe 4 gün boyunca yanıt vermediğini, bu şekilde dava dışı ... A.Ş.'ye zaman kazandırılarak ihtiyati tedbir kararı almalarına yardımcı olduğunu, bankanın somut olayda kötü niyetli davranarak müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı bankanın İkitelli şubesi tarafından düzenlenen █████/2007 tarihli ... referans numaralı 896.146,00 EURO bedelli teminat mektubu ile aynı tarihli ve 266.83670.80 referans numaralı 1.800.000,00 EURO bedelli teminat mektubunun nakde çevrilerek şimdilik müvekkiline 5.000,00 YTL ödenmesine, mektup bedellerine █████/2008 tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine, davalının kötü niyetli davranışları neticesi, müvekkilinin zararına sebebiyet verdiğinden şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen dosyada davalı Banka vekili cevap dilekçesinde, dava konusu edilen teminat mektuplarının taşeronluk sözleşmesine dayandığını, mektuplar ile ...'ın taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerinin ... edildiğini, davacı ile teminat mektuplarının lehtarı olan ... arasında taşeronluk sözleşmesi imzalanmadığı, ...'ın sözleşmenin tarafı olmadığının öğrenildiği, buna rağmen davacının ...'ın taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediği iddiasıyla teminat mektuplarının tazminini talep ettiğini, oysa ki Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin değişik iş sayılı dosyasında teminat mektuplarının tazmininin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verildiğini, bilahare dava dışı ...'ın işbu davanın davacısı olan ... ve müvekkil bankayı davalı göstererek İstanbul 5. ATM nin ████████ Esas sayılı dosyasında teminat mektuplarının hükümsüzlüğüne ilişkin dava ikame ettiğini, bu nedenlerle mektup bedellerinin tazmini taleplerinin yerine getirilemediğinin, öncelikle İstanbul 5. ATM de açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, kaldı ki davacının dava dışı ... ile aralarında varolmayan hukuki ilişkiye dayanarak teminat mektuplarının tazminini talep edemeyeceğini savunarak tüm bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.Mahkemece, Asıl davada; teminat mektuplarının nakde çevirilmesinin istenebilmesi için ön koşul olan riskin gerçekleşmesinin oluştuğu, ancak, fesihte kusur durumu ve kusur oranına göre tazmin miktarının belirlenmesi, mektupların serbest bırakılması konusunda muarazanın giderilmesinin mümkün olmadığı, davaya konu 14 Eylül 2007 tarihli 896.146 Euro bedelli teminat mektubunun 14 Eylül 2009 tarihinde, 14 Eylül 2007 tarihli 1.800.000 Euro bedelli teminat mektubunun 14 Mart 2009 tarihinde sürelerinin dolduğu, bu haliyle risk gerçekleşse bile davalı ... tarafından nakde çevirilebilmesinin fiilen mümkün olmadığının görüldüğü, asıl davada riskin gerçekleştiği belirlenmiş olmakla davacının menfi tespit talebinin reddine, kusur oranı ve tazminat miktarı belirlenemediğinden/ispat edilemediğinden, teminat mektuplarının süresi dolmuş olmakla nakde çevirme imkanı kalmadığından muarazanın giderilmesi talebinin de reddine, Birleşen davada; davayı "... Limited - ... Bükreş Şubesi"nin açtığı, "...tüzel kişiliğe haiz olmayan bir şubenin ana şirkete ilişkin yargılama bakımından dava ehliyeti olmadığından reddedildiği, şubenin bir merkeze bağlı olduğu halde müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi olmadığı halde kendi başına ticari muamele yapan yer olup, kendi başına işlem yapabilirse de bu işlemden doğan hak ve borçların merkeze ait olduğu, şubelerin (bağlı oldukları merkezden ayrı) tüzel kişiliklerinin ve bu nedenle taraf ve dava ehliyetinin de bulunmadığı, fakat tüzel kişiliğin tüzüğünde şubelerin de organ olduğu (tüzel kişiyi temsil edebileceği) kabul edilmiş ise ancak bu durumda şubenin tüzükte açıkça yazılı olması halinde bağlı olduğu tüzel kişi adına dava açabileceği, şayet bağlı olduğu tüzel kişinin tüzüğünde şubenin tüzel kişiyi temsil edebileceği yazılı değil ise tüzel kişi adına dava açmasının da mümkün olmadığı, şubenin tüzel kişiyi bu şekilde temsil yetkisi olsa bile davanın şube tarafından tüzel kişi (merkez) adına açılması gerektiği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 02.06.2010 tarih, ███████-250 Esas, ████████ Karar)", ... Limited - ... Bükreş Şubesi"nin açtığı taşeronluk sözleşmesi kapsamında verildiği ileri sürülen 14.09.2007 tarihli 896.146 Euro bedelli kesin teminat mektubunun ve yine 14.09.2007 tarihli 1.800.000 Euro bedelli avans teminat mektupları bedelinin tazmini ve tazmindeki gecikme nedeniyle maddi zararların tahsili davasında davayı ancak teminat mektuplarının ve taşeronluk sözleşmesinin tarafı olan "... Limited" şirketinin açabileceği gerekçesiyle davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından taraf dava şartı yokluğundan birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir.Asıl dava davacısı temyiz ve istinaf dilekçesinde, birleşen davanın reddine ilişkin kararın onanmasının gerektiğini, asıl davada müvekkilinin yurtdışına yapılan sözleşmeye taraf olmaması ve adı geçen ... Performans sözleşmesinin bu teminat mektubuna konu işle ilgisinin bulunmaması nedeniyle müvekkil ... A.Ş.nin dava konusu teminat mektuplarından dolayı sorumlu bulunmaması gerektiğini, yerel mahkemenin bu yöndeki kabulü usul ve yasaya aykırı olduğunu, gecikmede müvekkil davacı tarafın kusurlu olduğu ve müvekkil şirketin temerrüde düştüğü sonuç ve değerlendirmesinin hatalı olduğu, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği, müvekkilinin Taşeronluk Sözleşmesine yüklenici sıfatıyla taraf kılınacağı düşüncesiyle davalı bankaya başvurarak, davalı ... emrine biri avans diğeri kati olmak üzere yukarıda belirtilen dava konusu 2 adet banka teminat mektubunu düzenlettiğini, buna karşılık müvekkilinin sonradan dahi olsa söz konusu Taşeronluk Sözleşmesini imzalamadığı ve hiçbir zaman yüklenici sıfatını kazanmadığı, mevcut olmayan, doğmamış riskleri temin ettiği sabit olan her iki banka teminat mektubu da en başından itibaren hükümsüz olduğu, davalı MKVJ şirketi tarafından kusurlu olarak gerçekleştirilen iş ve işlemler ile esasen Taşeron Sözleşmesi ilişkisinde muhatap olan ... ... şirketinin edimlerini yerine getirmesinde aksamalara neden olduğu ve bu suretle kendi kusurundan hiçbir şekilde yararlanamayacağı, yerel Mahkeme kusur oranı ve tazminat miktarının belirlenmesi yönünden davacı tarafın dayanmış olduğu yabancı Mahkeme kararının somut uyuşmazlıkta tanıma ve tenfizinin yaptırılamamasına dayandığı, bunun sonucu olarak 2017 tarihli Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin bozma ilamı gereğince yabancı Mahkeme kararının "tanıma ve tenfiz işlemini" yerine getirmeyen davalı taraf yönünden yargılamada kusur oranı ve tazminat miktarının ispatlayamadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, mahkemenin bu yöndeki tespit ve değerlendirmelerinin hukuka uygun olduğunu, bu yöndeki tespit ve değerlendirmeler doğru olmakla beraber aynı şekilde mahkemenin gecikmede müvekkil davacı tarafın kusurlu olduğu ve bu nedenle müvekkilin temerrüde düştüğü yönündeki tespit ve değerlendirmelerin bir o kadar yanlış olduğunu, mahkemece kusur durumu ve tazminat miktarının belirlenememesi sebebiyle muarazanın giderilmesi imkanının bulunmadığını belirtilmiş ise de, kusur ve tazminat miktarının belirlenememesinin doğal sonucunun davalı tarafın teminat mektuplarını tazmini talebinin bulunma hakkının somut olayda gerçekleşmemesi olduğu, kusur ve tazminat miktarı belirlenemiyorsa bu durumda teminat mektup bedellerinin de tazmin talebinin yerinde olmayacağı, yargılamanın devamı sırasında teminat mektuplarının sürelerinin dolması ve artık bu teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin hukuken ve fiilen imkan bulunmaması nedeniyle asıl davaya konu olan bu talepler yönünden davanın konusuz kaldığı, asıl davaya konu talep yönünden konusuz kalan davanın "esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmesi gerekir iken, asıl davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, teminat mektuplarının sürelerinin yargılama sırasında dolmuş olması sebebiyle esasen hukuken ve fiilen nakde çevrilmelerinin mümkün olmaması sebebiyle karar tarihi itibariyle davanın konusuz kalması gözetilerek davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin gerekeceği, bu durumda hükmedilecek vekalet ücretinin de nispi değil maktu vekalet ücreti olacağı, belirtilerek kararın bozulması talep edilmiştir.Asıl davada davalı (birleşen dava davacısı) vekili istinaf dilekçesinde, riskin teminat mektuplarının süresi içerisinde gerçekleştiği, yine süresi içerisinde teminat mektuplarını düzenleyen bankaya başvurulduğu, buna rağmen yerel mahkemenin teminat mektuplarının süresinin dolduğundan bahisle nakde çevrilemeyeceğine dair gerekçesinin usul ve yasalara aykırı olduğu, daha önce "tanıma" davasında Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından gözardı edildiği üzere, teminat mektuplarının lehdarı, Romanyadaki yargılamanın davacısı olan müvekkil şirket olduğunu, müvekkil şirketin davalı Banka aleyhine birleşen davayı açan taraf olduğu, müvekkil şirketin Romanyada tescilli, ticaret sicil kaydı, vergi kaydı bulunan bir tüzel kişilik olduğu, şube olup olmadığı önemsiz olarak, adına teminat mektubu düzenlenebildiği, Romen Hukukuna göre her türlü işlemi yapıp takip edebildiği, dava açıp takip edebildiği, bu durumun Romen Hukukuna göre mümkün olduğu, bu konunun Romanyadaki yargılamada da tartışıldığı ve karar okunsa idi görüleceği üzere, taraf sıfatı bulunduğuna hükmedildiği, tüzel kişilerin taraf ve dava ehliyetinin, onların hak ve fiil ehliyetini düzenleyen hukuka tabi (Çelikel/Erdem s.465) olduğu, tüzel kişilerde statülerindeki fiili idare merkezi hukukunun uygulanacağı, Bakırköy'de görülen ve kabul edilen tanıma davasında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından red kararı verilmesi ve bu kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından onanmasının hukuka aykırı olduğu, Türkiye'deki mahkemenin, yalnızca Türkiye'deki taraf ehliyeti kurallarına dayanarak tanıma talebini reddetmesinin hukuka, tanıma tenfiz uygulamasına aykırı olduğu, ayrıca, dosyada mübrez teminat mektuplarına bakıldığında, teminat mektuplarının da "... Ltd ... ..." adına düzenlendiğinin görüleceği, dolayısıyla davayı doğru şirketin açtığı, yerel mahkeme tarafından gereği gibi değerlendirme yapılmış olsa idi, davacı Biatın da davayı "teminat mektuplarının lehdarına yöneltmediğinin" anlaşılacağını, dolayısıyla ortada "taraf ile ilgili" bir hata var ise, bu hatanın veyahut eksikliğin sebebinin davacı ... olduğunu ve huzurdaki davanın taraf sıfatı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz/istinaf etmiştir.DEĞERLENDİRMEUyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup; asıl davada davacı taraf, Romanya'da kurulan dava dışı yüklenici şirketin %51 ortağı, davalı şirket işveren, diğer davalı ise teminat mektubu veren banka; birleşen davada ise, davacı taraf işveren, davalı ise teminat mektubu veren banka, fer'i müdahil ise asıl dava davacısıdır.Asıl davada davacı ile davalılardan iş sahibi arasında 18.9.2007 tarihli "Ana Şirket Sözleşme Performans Garantisi" sözleşmesi bulunmaktadır.Asıl davada davacı vekili özetle, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Bükreş'de yapılacak bir proje için taşeron sözleşmesi imzalanması hususunda anlaşmaya varıldığı, bu amaçla ... A.Ş.'nin İkitelli şubesinden müvekkili şirketin lehdarı olduğu 14.9.2007 tarihli 896.146 Euro bedelli ve ayrıca bu taşeronluk sözleşmesinin avans ödemesi için de 1.800.000 Euro bedelli iki adet teminat mektubunun düzenlenerek davalı ... Ltd'ye verildiğini, ancak Romanya hukukundan kaynaklı nedenlerle müvekkili şirketle davalı şirket arasında bu taşeronluk sözleşmesinin imzalanamadığını, bunun yerine davacı şirket ile Romanya'da kurulan ve müvekkilinin % 51 hissesine sahip olduğu dava dışı ... ... şirketi arasında taşeronluk sözleşmesi imzalandığı, müvekkili ile davalı şirket arasında ise 18.9.2007 tarihli "Ana Şirket Sözleşme Performans Garantisi" sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin dava dışı ... ... şirketine taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan edimleri yerine getirmediği halde mektupların tazminini talep ettiğini, sözleşmeden kaynaklanan edimler davalı şirket tarafından yerine getirilmediğinden ve ayrıca teminat mektuplarının müvekkilinin taşeron olarak imzalayacağı sözleşmeye istinaden verildiğinden ve fakat müvekkili ile davalı şirket arasında taşeronluk sözleşmesi imzalanmadığından teminat mektuplarının geçersiz olduğunu, müvekkili ile davalı arasında taşeronluk sözleşmesi imzalanmadığından teminat mektuplarında ... altına alınan risklerinin doğma ihtimalinin bulunmadığını belirterek davaya konu teminat mektuplarının geçersiz ve tazmin taleplerinin hukuka aykırı olduğunun tespitini, taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştirAsıl davada davalı şirket vekili özetle, dava dışı ... ... ile taşeronluk sözleşmesinin imzalandığını, bu şirketin taşeronluk sözleşmesi kapsamında yapacağı işlerin teminatı olmak üzere ana şirket olan davacıdan teminat mektuplarını temin etmesinin kararlaştırıldığını, bu çerçevede davalı müvekkili lehine davaya konu mektupların düzenlenerek verildiğini, ayrıca verilecek avanslar için de 1.800.000 Euro'luk teminat mektubu alındığını, davacı ile "Ana Şirket Sözleşmesi İfası ... Sözleşmesinin" 18.9.2007 tarihinde imzalandığını, taşeronun işlerin yapımında kusuruyla geciktiğini ve temerrüde düştüğünü, teminat mektuplarının nakte tahvil edilmesi için diğer davalı bankaya 16.6.2008 tarihinde ödeme talebi ile başvurduklarını, davacının ise mektupların ödenmemesi yolunda tedbir kararını aldığını, bu nedenle de bankanın ödemeyi yapmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.Asıl davada davalı banka vekili özetle, yetki ve husumet itirazında bulunmuş, esas yönünden de müvekkili bankanın davanın diğer tarafları arasındaki hukuki ilişkinin dışında olup, ihtilaf konusu işin yapılmasına dair herhangi bir yükümlülüğünün olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.Birleşen davada davacı (asıl davada davalı) şirket vekili özetle, Romanya'da "... ..." projesinin yapılması konusunda dava dışı ... .... A.Ş.'nin grup şirketi olan ... ... ... ile taşeronluk sözleşmesi imzaladığını, bu şirketin ifa edeceği işlerin teminatı olmak üzere ana şirket olan dava dışı ... İnşaatın bu şirket adına teminat mektupları vermesinin taraflarca kararlaştırıldığını, bu çerçevede müvekkili firma lehine performans mektubu temin edildiğini, aynı şekilde tarafların taşeron firmanın çalışmalarına ivedilikle başlayabilmesi için yapılması gerekli ödemelerin de avans teminat mektubunun temin edilmesinden sonra gerçekleştirilmesini kabul ve taahhüt ettiklerini, nitekim avans teminat mektubunun █████/2007 tarihinde temin edilmesinden sonra █████/2007 tarihinde taşeronun ilk avans ödemesi olan 1.800.000,00 EURO'luk ödemenin gerçekleştirildiğini, ancak taşeron firmanın işe başladıktan sonra bir çok kere mütemerrit duruma düştüğünü, müvekkilinin taşeron firma tarafından verilen teminat mektuplarının ödenmesi için █████/2008 tarihinde davalı ... Bankasına başvurduğunu, ancak bankanın Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin anılan teminat mektuplarının ödenmemesi yönünde yürütmeyi durdurma kararı verdiği gerekçesi ile ödeme yapmayı kabul etmediğini, somut olayda müvekkili tarafından usulüne uygun olarak teminat mektuplarının nakde çevrilmesi istendiği halde bankanın bu talebe 4 gün boyunca yanıt vermediğini, bu şekilde dava dışı ... A.Ş.'ye zaman kazandırılarak ihtiyati tedbir kararı almalarına yardımcı olduğunu belirterek, davalı bankanın İkitelli şubesi tarafından düzenlenen █████/2007 tarihli ... referans numaralı 896.146,00 EURO bedelli teminat mektubu ile aynı tarihli ve 266.83670.80 referans numaralı 1.800.000,00 EURO bedelli teminat mektubunun nakde çevrilerek şimdilik müvekkiline 5.000,00 YTL ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı banka vekili özetle, dava konusu edilen teminat mektuplarının taşeronluk sözleşmesine dayandığını, mektuplar ile ... A.Ş.'nin taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerinin ... edildiğini, davacı ile teminat mektuplarının lehtarı olan ... arasında taşeronluk sözleşmesi imzalanmadığı ve ...'ın sözleşmenin tarafı olmadığının öğrenildiğini, buna rağmen davacının ...'ın taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediği iddiasıyla teminat mektuplarının tazminini talep ettiğini, Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin değişik iş sayılı dosyasında teminat mektuplarının tazmininin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verildiğini, davacının dava dışı ... ile aralarında varolmayan hukuki ilişkiye dayanarak teminat mektuplarının tazminini talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.Yargılama konusu asıl dava ve birleşen dava ele alındığında;Asıl davada davacı ... A.Ş. ile ... Ltd arasında Bükreş'de yapımı planlanan 650 konutluk "... ..." projesinin yapılması aşamasında ... A.Ş'nin taşeron olarak yer alması hususunda görüşmeler yapıldığı, ancak Romanya mevzuatına göre bunun mümkün olmadığının anlaşıldığı, bu nedenle Romanya'da faaliyet gösteren ... ... şirketinin kurulduğu, asıl davada davacı olan ... A.Ş.'nin ... ... şirketinin % 51 ortağı olduğu, davalı şirket ile ... ... arasında "... ..." projesi için taşeronluk sözleşmesi imzalandığı, davacı ... A.Ş. ile davalı şirket arasında ise 18.9.2007 tarihli "Ana Şirket Sözleşme Performans Garantisi" sözleşmesi imzalandığı, davacı ... A.Ş.'nin ... Ltd'ye asıl ve birleşen davalarda davalı olarak yer alan ... A.Ş'nin █████/2007 tarihli ... referans numaralı 896.146,00 EURO bedelli teminat mektubu ile aynı tarihli ve 266.83670.80 referans numaralı 1.800.000,00 EURO bedelli teminat mektubu verdiği, davalı şirketin teminat mektuplarının tazminini talep ettiği, davacı ... A.Ş.'nin teminat mektuplarının nakte çevrilmesinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı aldığı, davalı ... A.Ş.'nin söz konusu teminat mektuplarını asıl davada davalı ve birleşen davada davacı olan ... Ltd'ye ödemediği hususlarında ihtilaf mevcut değildir.Uyuşmazlık konusu olan hususlar; asıl davada, teminat mektuplarının dava dışı ... ...'nin taşeronluk sözleşmesinden kaynaklı edimleri için mi yoksa davacı ... A.Ş'nin davalı ile taşeronluk sözleşmesi yapacağı inancıyla bizzat kendisinin taşeron sıfatından kaynaklanacak edimleri için mi verildiği, teminat mektubunun nakte çevrilmesinin koşullarının oluşup oluşmadığı, birleşen davada ise, teminat mektubunun davalı banka tarafından kimin lehine ve hangi risk için verildiği, teminat mektubunun nakte çevrilmesinin koşullarının oluşup oluşmadığı, davalı bankanın teminat mektubunu nakte çevirmemesinin hukuka uygun olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Asıl davada davacı taraf, 14.09.2007 tarihli 896.146 Euro bedelli kesin teminat mektubunun ve yine 14.09.2007 tarihli 1.800.000 Euro bedelli avans teminat mektubunun hükümsüzlüğünün ve teminat mektuplarının tazmini talebinin hukuka aykırılığının tespitini, bu şekildeki oluşan muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Asıl davaya ilişkin ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada, █████/2010 tarihli ve ████████ E ████████ K sayılı karar, Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin █████████ E. █████████ K. Sayılı ve █████/2012 tarihli ilamı ile bozulmuştur. Söz konusu bozma kararında özetle "...davalı ...'nin iflas davasında ... ... ...'nin alacağı olduğu kabul edildiği gibi, adı geçenin alacak istemiyle ... şirketi hakkında Romanya mahkemelerinde açılan dava bulunduğu dosyadaki beyanlardan anlaşılmaktadır. Taşeronun bakiye alacağı bulunduğu sabit olduğu taktirde avans mektubunun sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığına göre de kesin teminat mektubunun durumu etkileneceğinden, eldeki bu davanın görülmesi, açılan dava sonuçlarına bağlıdır. O halde mahkemece yapılması gereken iş; taraflar arasında görülmekte olan dava sonuçlarını beklemek, ...... ...'nin avans borcu olup olmadığı ve sözleşmenin feshinde tarafların kusurunun saptanmasına göre, avans borcu varsa bunun mahsubuyla avans teminat mektubunun bakiyesinin iadesine, fesihte kusur durumuna göre kesin teminat mektubunun serbest bırakılıp bırakılmayacağına karar verilmesinden ibarettir..." gerekçesine yer verildiği anlaşılmaktadır.Yargıtay bozma kararı sonrasında, ilk derece mahkemesi tarafından bozma kararına uyulmuş ve Romanya'da görülen dava sonucu beklenmiş, akabinde █████/2015 tarihli ve ████████ E ve ████████ K sayılı davanın reddi kararı verilmiştir. Söz konusu karar Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin █████/2017 tarihli █████████ E ve █████████ K sayılı ilamı ile bozulmuştur. Söz konusu bozma kararında özetle "... O halde mahkemece yapılacak iş; Romanya Yüksek Temyiz ve Adalet Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin 10.04.2014 tarih ve ... dosya sayılı, 1475 Karar numaralı kesin kararının usulüne uygun şekilde tanınması yapılmadan Türk mahkemelerinde hüküm ifade etmesinin mümkün olmadığı dikkate alınarak davalı tarafa bu kararın tanınmasının sağlanması için dava açmak üzere uygun süre ve imkan verilmeli, bu arada tefrik edilen İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasının birleştirilmesinin sağlanmasından sonra 6100 sayılı HMK'nın 266 ve devamı madde hükümlerine uygun seçilecek uzman bilirkişiler kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılmalı, bilirkişiden alınacak rapora göre Romanya Mahkemesi'nin kararının tanınması halinde bu kararda belirlenen somut olgu ve olayların davaya etkisi tartışılmalı, gecikmeden kimin sorumlu olduğu, bir başka anlatımla taraflardan hangisinin kusurlu olduğu hususu belirlenmeli, teminat mektuplarının serbest bırakılıp bırakılmayacağı hususu değerlendirilmeli ve bilirkişi heyetinden bu yönleri açıklayan mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişle rapor alınarak karar vermekten ibaret olmalıdır..." gerekçesine yer verilmiştir.İlk derece mahkemesince, bahsi geçen bozma kararına uyulmuş ve Yargıtay ilamında bahsi geçen İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası işbu dosya ile birleştirilmiştir.Birleştirme sonrasında yapılan yargılamada, █████/2024 tarihli ███████ Esas ve ████████ Karar sayılı karar ile; asıl dava yönünden, asıl davada riskin gerçekleştiği belirlenmiş olmakla davacının menfi tespit talebinin reddine, kusur oranı ve tazminat miktarı belirlenemediğinden/ispat edilemediğinden, teminat mektuplarının süresi dolmuş olmakla nakde çevirme imkanı kalmadığından muarazanın giderilmesi talebinin de reddine; birleşen dava yönünden ise, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından taraf dava şartı yokluğundan birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir.Asıl dava konusu olan uyuşmazlık daha önce Yargıtay denetiminden geçmiş olduğu için, ilk derece mahkemesince verilen █████/2024 tarihli ███████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararda Dairemizin asıl davaya yönelik inceleme yapma yetkisi bulunmamaktadır. Dairemizin istinaf incelemesi, yalnızca birleşen İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası yönünden yapılacaktır.İstinaf incelemesine konu birleşen İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ele alındığında;... A.Ş. tarafından düzenlenen 14.09.2007 tarihli 896.146 Euro bedelli kesin banka teminat mektubu ve aynı tarihli 1.800.000 Euro bedelli avans teminat mektubunun lehtarlarının ... A.Ş. ve muhataplarının ... Bükreş Şubesi olduğu, "..." projesi için verildiği, lehtar ... A.Ş.'nin "taşeron" olarak tanımlandığı görülmüştür.Dosyada mevcut Ağustos 2007 tarihli taşeronluk sözleşmesinin Romanya'da kurulan dava dışı ... ... ile ana yüklenici durumundaki davalı ... arasında düzenlendiği anlaşılmaktadır.İşbu birleşen davanın teminat mektuplarının nakte çevrilmemesi nedeniyle davalı bankaya karşı açılan tazminat davası olduğu, davanın teminat mektuplarının muhatabı durumundaki ... Ltd Bükreş Şubesi tarafından açıldığı anlaşılmıştır.Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden gerek ... Ltd Bükreş Şubesinin ve gerekse de dava dışı ... ... isimli şirketlerin ayrı ayrı iflas ettikleri görülmektedir.Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin █████/2017 tarihli █████████ E ve █████████ K sayılı bozma ilamında asıl dava yönünden, Romanya Yüksek Temyiz ve Adalet Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin 10.04.2014 tarih ve ... dosya sayılı, 1475 Karar numaralı kesin kararının usulüne uygun şekilde tanınması yapılmadan Türk mahkemelerinde hüküm ifade etmesinin mümkün olmadığı dikkate alınarak davalı tarafa bu kararın tanınmasının sağlanması için dava açmak üzere uygun süre ve imkan verilmeli... Romanya Mahkemesi'nin kararının tanınması halinde bu kararda belirlenen somut olgu ve olayların davaya etkisi tartışılmalı..." şeklindeki gerekçeye uygun olarak mahkemece tanıma davası açılması için süre verilmiştir.Tanıma davasının açılması üzerine Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E ve ████████ K sayılı karar ile, Romanya Yüksek Temyiz ve Adalet Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin 10.04.2014 tarih ve ... dosya sayılı1475 Karar numaralı kararının tanınmasına kararı verilmiştir. Söz konusu karar İstanbul BAM 53. HD'nin ███████-322 sayılı ve █████/2022 tarihli kararı ile kaldırılmış ve davanın usulden reddine karar verilmiştir. İstanbul BAM 53. HD'nin gerekçesi "davacı "... Limited - ... Bükreş Şubesi" tarafından açılan iş bu davada, davanın açılmasına dayanak olarak gösterilen, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin █████/2017 tarihli █████████ Esas █████████ Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda İstanbul 15. ATM'nin ███████ Esası üzerinden, davaya konu Romanya'daki kararın tanınmasının sağlanması için dava açmak üzere süre ve imkan verilen davalı tarafın "... Limited" şirketi olduğu, işbu davayı açan "... Limited - ... Bükreş Şubesi'nin" o dosyada taraf olmadığı, gerekçeli kararda bunun aksine yapılan değerlendirmenin yerinde olmadığı, tanıma talebine konu Bükreş Mahkemesi Hukuk Mahkemeleri 6.Hukuk Dairesi'nin ... nolu dosyasından verilen 17232 sayılı █████/2011 tarihli kararıyla da davacı "... Limited - ... Bükreş Şubesi'nin" davasının, tüzel kişiliğe haiz olmayan bir şubenin ana şirkete ilişkin yargılama bakımından dava ehliyeti olmadığından reddedildiği, şubenin bir merkeze bağlı olduğu halde müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi olmadığı halde kendi başına ticari muamele yapan yer olup, kendi başına işlem yapabilirse de bu işlemden doğan hak ve borçların merkeze ait olduğu, şubelerin (bağlı oldukları merkezden ayrı) tüzel kişiliklerinin ve bu nedenle taraf ve dava ehliyetinin de bulunmadığı, fakat tüzel kişiliğin tüzüğünde şubelerin de organ olduğu (tüzel kişiyi temsil edebileceği) kabul edilmiş ise ancak bu durumda şubenin tüzükte açıkça yazılı olması halinde bağlı olduğu tüzel kişi adına dava açabileceği, şayet bağlı olduğu tüzel kişinin tüzüğünde şubenin tüzel kişiyi temsil edebileceği yazılı değil ise tüzel kişi adına dava açmasının da mümkün olmadığı, şubenin tüzel kişiyi bu şekilde temsil yetkisi olsa bile davanın şube tarafından tüzel kişi (merkez) adına açılması gerektiği (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 02.06.2010 tarih, ███████-250 Esas, ████████ Karar), somut uyuşmazlıkta "... Limited - ... Bükreş Şubesi'nin" kendi adına dava açtığı, buna göre davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır. Bu açıklamalar doğrultusunda, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın dava ehliyeti yokluğundan reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir" şeklinde olup, Yargıtay 6. HD █████/2024 tarih ve ████████-█████████ sayılı karar ile onanmıştır.İstanbul BAM 53. HD'nin yukarıda belirttiğimiz ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen kararın gerekçesinde de belirtildiği üzere, şubenin tüzel kişiliği ve bu nedenle taraf ve dava ehliyeti bulunmamaktadır. İstisnai olarak, tüzel kişiliğin tüzüğünde şubelerin de organ olduğu (tüzel kişiyi temsil edebileceği) kabul edilmiş ise, ancak bu durumda yani tüzükte açıkça yazılı olması halinde şube bağlı olduğu tüzel kişi adına dava açabilir. Şayet bağlı olduğu tüzel kişinin tüzüğünde şubenin tüzel kişiyi temsil edebileceği yazılı değilse, tüzel kişi adına dava açması mümkün değildir. Şubenin tüzel kişiyi bu şekilde temsil yetkisi olduğu durumlarda ise, davanın yine de şube adına açılamayacak, dava ancak ve ancak şube tarafından tüzel kişi (merkez) adına açılabilecektir.Somut olayda birleşen davanın, ... Ltd Bükreş Şubesi tarafından açıldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla yukarıda yer verdiğimiz gerekçe ışığında, şirket şubesinin kendi adına dava açma yetkisi bulunmadığından ilk derece mahkemesi tarafından verilen, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından taraf dava şartı yokluğundan birleşen davanın usulden reddine dair karar doğru bulunmuştur.Birleşen dosya davacısı, her ne kadar Romanya hukukuna göre şirket şubelerinin dava açma hak ve yetkisine sahip olduğunu, dolayısıyla Türkiye'de açılacak davalarda da ilgili ülkenin hukukunun göz önüne alınması gerektiği iddia edilmiş ise de, Türkiye'de açılacak davalarda dava açma ehliyeti Türk hukukuna göre belirlenir. Dolayısıyla birleşen dava davacısının söz konusu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Diğer yandan birleşen dava davacısı, banka teminat mektuplarının da işbu davada davacı konumundaki ... Ltd Bükreş Şubesine verildiğini ileri sürerek kararın hatalı oluğunu ifade etmiş ise de, banka teminat mektubunun verildiği kişi ya da kurumun Türk usul hukukuna göre dava açma hak ve yetkisi olmayan bir kişi olması halinde, sırf teminat mektubunun verilmesinin bu kişiyi Türk adli mercileri nezdinde aktif dava ehliyeti olan bir kişi halinde getirmeyeceği, ortaya çıkan uyuşmazlıkta Şube'yi bağlı olduğu tüzel kişiliğin temsil etmesi gerektiği anlaşılmakla, bu yöndeki istinaf sebebi de Dairemizce kabul edilmemiştir.Tüm bu nedenlerle, birleşen dava davacısının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, birleşen dosya davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2024 tarih ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında sadece birleşen ████████ esas sayılı dosya yönünden yapılan istinaf incelemesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, birleşen ████████ esas sayılı dosya davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının birleşen dosya davacısından alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Birleşen dosyada davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, asıl dava yönünden daha önce Yargıtay incelemesine tabi olduğundan, istinaf incelemesine konu iş bu birleşen ████████ esas sayılı dosya yönünden dava değeri itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.