Anahtar kelimeler: Bayiliği Denkleştirme Bayilik İhbarındaki Servis İmzaladıklarını Beri Gösterdiğini Tazmini Feshi

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI
: ███████ Esas - ████████ KararTARİH
: █████/2023DAVA
: Tazminat ( Bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle zararın tazmini- Denkleştirme tazminatı)KARAR TARİHİ
: █████/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1993 yılından beri ...olarak faaliyet gösterdiğini, davalı ile █████/2011 tarihli Yetkili Araç Satış Bayiliği ve █████/2008 tarihli Yetkili Servis İşletme sözleşmesi imzaladıklarını, davalı tarafça gönderilen 08.06.2009 tarihli fesih ihbarındaki fesih beyanının geri alındığına ve feshin hükümsüz olduğuna dair 21.01.2011 tarihinde protokol imzaladıklarını, davalı tarafından 05.06.2014 tarihli ihtarname keşide edilerek satış sözleşmesinin 21 maddesi uyarınca satış hedefine ulaşılması ve performansın yeterli ve tatminkar bir seviyede tutulması gerekirken aylık satış hedeflerine ulaşılamamış olmasının başlıca fesih nedenlerinden sayıldığını, yükümlülükler yerine getirilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, müvekkilinin 15.09.2014 tarihinde ihtarnameye cevap verdiğini, 12.01.2017 tarihinde müvekkiline davalı tarafından taraflar arasındaki her iki sözleşmenin fesih ihbarnamesinin gönderildiğini, fesih ihbarnamesinin █████/2017 tarihinde müvekkili tarafından tebliğ alındığını, müvekkili tarafından davalı şirkete, 20.01.2017 tarihinde fesih ihbarı ve hizmet yeterlilik belgesi hususuna dair cevabi ihbarname gönderildiği ni, davalı şirket yetkilisi ile müvekkilinin yetkililerinin toplantı yaptığını, yapılan toplantı sonrasında davalı şirket tarafından, yeni sözleşmelerin imzalanması durumunda geçmişe yönelik ihtarname fesihname ve taleplerinden vazgeçeceklerini bildiren mail atıldığını, davalı şirketin müvekkiline 02.01.2019 tarihinde araç satışı için bayi yetki belgesi düzenlediğini, 02.01.2019 tarihinde müvekkilinin davalı şirkete ihtarname düzenleyerek fesih ihtarının ve bildiriminin hukuken kabul edilmesinin mümkün olmadığını, mahrum kalınan kar, yapılan yatırım gideri vb. tazminat kalemlerinin karşı taraftan talep edileceğini beyan ettiğini, davalı tarafın sözleşmeyi 16.01.2019 tarihinde haksız şekilde feshettiğini, davalı tarafın sözleşmeyi fesih etmeyeceğine ilişkin müvekkilinde net bir kanaat oluşturduğunu, davaya konu sözleşmenin haksız şekilde feshedildiğini, davalı şirketin fesih iddialarının gerçeği yansıtmadığı nı, müvekkilinin denkleştirme tazminatı talep etme hakkına ek olarak, başlanmış işlerin tamamlanmaması nedeniyle uğradığı ücret kaybını ve ayrıca müspet zararına karşılık gelen fiili zararın ve yoksun kaldığı karını talep etme hakkı olduğunu, davalı tarafından sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle doğan 10.000,00.-TL tutarındaki zararının, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz ile tahsilini,ayrıca denkleştirme tazminatı istediklerini, 10.000,00.-TL tutarındaki denkleştirme alacağının, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2001 yılından itibaren... markasının Türkiye distribütörlüğü görevini yürüttüğünü, Türkiye sınırları içerisinde tek yetkili satıcı olduğunu ve 30'u aşkın şirket ile anlaşarak yetkili araç satış bayiliği sözleşmeleri ve yetkili servis işletme sözleşmeleri yapmış olduğunu, davacı şirket ile 2001 yılından itibaren bayilik ilişkisinin olduğunu, 21.01.2011 tarihli yetkili araç satış bayiliği sözleşmesi ile 17.12.2008 tarihli yetkili servis işletmeleri sözleşmesi gereğince davacının birçok yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu sebeple müvekkilinin ticari imajının zedelendiğini, pazar kaybı yaşadığını, davacı bayinin karşılıklı olarak belirlenen aylık satış hedeflerine süreklilik arz edecek şekilde ulaşamadığını, müvekkilinin davacıya satış performansının düşük olduğu hususlarını beyan ettiğini ve hedefler ile sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda sözleşmenin haklı sebeple feshedileceğini 05.06.2014 tarihinde ihtar ettiğini, buna karşılık davacının müvekkiline 15.09.2014 tarihli ihtarname göndererek satış hedefinin ekonomik şartlar dahilinde mümkün olmadığını beyan ettiğini, davacı tarafından gönderilen ihtarnamede ki iddiaların dayanıksız olduğunu, doğru olduğunun kabulünde dahi müvekkilinin haklı sebeple fesih hakkının saklı olduğunu, davacı şirket tarafından müvekkiline █████/2015 tarihli ihtarname gönderildiğini, bayilik sözleşmesinin 36. maddesine aykırı olarak müşteri sırrı niteliğindeki bilgilerin rakip bayiler ile paylaşılmasına sebebiyet veren kişinin işine son verilmesini talep ettiğini, müvekkilinin 17.09.2015 tarihli ihtarname göndererek 2015 Ağustos ayının raporları mail yolu ile davacıya iletilirken sehven başka bir bayiinin e-mail adresinin de eklendiği hususunun beyan edildiğini, müvekkili tarafından 12.01 2017 tarihinde davacı şirkete iki adet ihtarname keşide edilerek yetkili servis işletme sözleşmesine uyulmadığını, düzenlenen servis eğitimlerine katılım sağlanmadığını, TSE belgesine sahip olmadığını, hedeflenen ve istenilen performans puanının altında kaldığını, yetkili bayilik sözleşmesine uygun hareket edilmediğini, tebliğden itibaren 24 ay sonra geçerli olmak üzere her iki sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edildiğini bunun üzerine cevaben davacı şirket tarafından müvekkiline 16.01.2017 ve 20.01.2017 tarihli ihtarname gönderildiğini daha sonra davacı şirketin müvekkiline 05.05.2017 tarihinde araç teslimlerinin yapılması için ihtarname gönderdiğini, cevaben müvekkilinin davacı şirkete 20.06.2017 tarihinde ihtarname gönderdiğini, müvekkili yetkilileri ile davacı şirket yetkililerinin toplantı yaptığını, kılavuza uygun olarak bayideki eksiklerin giderilmesi, Kia standartlarına uyulması, eksik personelin tamamlanması, satış hedeflerine ulaşılması kaydıyla yeni sözleşme yapabileceklerini beyan ettiklerini, ancak davacının şartları yerine getirmemesi üzerine yeni sözleşme yapılmadığını, müvekkili tarafından davacı şirkete gönderilen 25.12.2018 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 16.01.2019 tarihinde feshedilmiş olacağının beyan edildiğini, davacı şirket tarafından 02.01.2019 tarihinde , sözleşmenin tek taraflı feshedilmesinin portföy tazminatı başta olmak üzere çeşitli sonuçları doğuracağını beyan ettiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tahkime tabi olduğunu, mahkemenin görevsiz olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının mümkün olmadığını, H.M.K'na aykırı yapılan tespitin delil olmayacağını, taraflar arasında delil sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin bayilik sözleşmesinin devam edeceğine dair güven yarattığı iddiasının gerçekleri yansıtmadığını, feshin haklı nedenlerle gerçekleştiğini, müvekkilinin kusurlu bir davranışının olmadığını, denkleştirme tazminatı koşullarının oluşmadığını, tazminat hesaplanması yapılacak ise hakkaniyet indirimi uygulanması gerektiğini, davacı tarafın yapmadığı giderleri tazminat olarak talep edemeyeceğini, bayilik ve servis sözleşmesi haklı nedenlerle feshedilmiş olduğundan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; " (...) Somut olaya dönüldüğünde taraflar arasında imzalanan yetkili servis işletme sözleşmesinin 24.maddesinde "uzman veya hakeme başvurma"başlığı altında ve yine Bayilik Sözleşmesinin 33.maddesinde bu hususun düzenlendiği, tarafların sözleşmeden veya ona bağlı olarak doğan uyuşmazlıkları dostane müzakerelerle halletmeye çalışacakları 15 gün içinde mutabakat sağlanmazsa her bir tarafın uyuşmazlığı 3.kişi uzman veya hakeme götürebileceği uzman veya hakeme başvurunun tarafların mahkemeye başvuru hakkına halel getirmeyeceğinin kabul edildiği, aynı zamanda hangi konularda bu yola gidilebileceğinin de sözleşmede sayıldığı görülmüştür. Aynı yöndeki düzenleme yetkili servis işletme sözleşmesinin 24.maddesinde de mevcuttur. Madde metinleri incelendiğinde uyuşmazlığın uzman 3.kişi yahut hakeme götürülmesinin seçenek çözüm olarak düzenlendiği, sözleşmenin taraflarının bu yolu kullanabileceği gibi tarafların mahkemeye başvuru haklarının da mevcut olduğu uzman ya da hakem yoluna başvurunun zorunluluk olmadığı, bundan ayrı olarak her iki madde metninde sınırlı olarak sayılan hususların ise bu davanın konusunu içermediği anlaşıldığından davalı yanın tahkim itirazının reddine karar verilmiştir. Davalının bir diğer itirazı ise iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağına ilişkin olup HMK 107 maddesindeki düzenleme uyarınca davacının zarar kalemleri ve denkleştirme tazminatı talebinin belirsiz alacak davasına konu edilebileceği davacının isteyebileceği miktarların ancak inceleme sonucu ortaya çıkacağı anlaşılmakla davalının bu itirazı da reddedilmiştir. (...) Davacının mahkememizde açtığı davadaki ilk talebi denkleştirme tazminatına ilişkindir. Denkleştirme tazminatı TTK 122 ve devamı maddelerinde düzenlenmekte olup maddenin 5.fıkrasında bu hükmün hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ve benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanabileceği kabul edilmiştir. Buna göre denkleştirme tazminatı tek satıcılık hakkı veren bayilik sözleşmeleri bakımından da uygulanabilecektir. Taraflar arasında... marka araçlar yönünden █████/2011 tarihli yetkili araç satış bayiliği sözleşmesi ve █████/2008 tarihli yetkili servis işletme sözleşmesi imzalandığı sabittir. Davalı yan davacının münhasır bayi olmadığını, denkleştirme tazminatının diğer koşullarının da mevcut olmadığını belirterek davacının talebinin reddi gerektiğini savunmaktadır. Davacı ise kendisinin 25 yıldır... bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, markaya pekçok müşteri kazandırdığını, taraflar arasındaki ilişkinin tek satıcılık benzeri bir ilişki olduğunu, çalışmalarının davalının denetimi altında olduğunu bu nedenle denkleştirme tazminatı talep edebileceklerini ileri sürmektedir. Yargıtay kararlarında "Tek satıcılık sözleşmesi yapımcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde, sürekli öyle bir sözleşmedir ki bununla yapımcı, mamullerinin tamamını ya da bir kısmını belirli bir coğrafi bölgede inhisar sahibi olarak satmak üzere sadece tek satıcıya göndermeyi, buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve kendi hesabına satarak malların sürümünü arttırmak için faaliyette bulunmak yükümlülüğünü üstlenir"şeklinde tanımlanmıştır. Bayilik sözleşmesi ise çerçeve niteliğinde, sürekli öyle bir sözleşmedir ki üretici malların tamamı ya da bir kısmını belirli bir bölgede satmak üzere bayiye göndermeyi buna karşılık olarak bayi de üreticinin dağıtım ağına dahil olarak sözleşme konusu mal veya hizmeti kendi adına ve hesabına satmak ve bu mal ile hizmetlerin sürümünü arttıracak faaliyetlerde bulunmak yükümlülüğünü üstlenir şeklinde tanımlanmıştır. Tek satıcılık sözleşmesi bayilik sözleşmesinin özel bir alt türü olup ikisini birbirinden ayırt eden unsur tek satıcının belli bir bölgeyi kapsayan münhasır satış hakkına sahip olmasıdır. Bilirkişi heyetince düzenlenen raporlar davacı ve davalı arasında imzalanan sözleşmelerin davacıya tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkisi niteliğinde olmadığı yalnızca bayilik ilişkisi olduğu dolayısıyla davacının TTK 122 maddesine dayalı olarak denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği yönündedir. Dosyada yer alan her iki sözleşmenin maddeleri incelenip değerlendirildiğinde her iki sözleşmenin 3.maddesinde bu hususun açıklandığı ve bayinin bu sözleşmeye göre ...dan temin edeceği araçları riski kendisine ait olmak üzere kendi nam ve hesabına satış ile görevli ve yetkili olup yaptığı her tür işlemden dolayı kendisinin sorumlu olacağı, sözleşmelerin bayiyi hiçbir şekilde ...un acentesi ya da hukuki temsilcisi kılmadığı, bayinin ...u herhangi bir şekilde bağlayıcı bir yükümlülük altına sokma, temsil etme hak ve yetkisinin olmadığı, bayiye satış yetkisi verilmiş olmasının mutlak hak devri niteliğinde olmadığının kabul edildiği görülmüştür. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin bayilik ilişkisi olduğu, sözleşmelerin davacıya tek satıcılık hakkı vermediği, tekel hakkı tanımadığı sonucuna varılarak denkleştirme tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacının bir diğer iddiası ise taraflar arasındaki yetkili araç satış bayiliği ve yetkili servis sözleşmelerinin haksız olarak feshi nedeniyle uğranılan maddi zararların davalıdan tahsiline ilişkindir. (...) Davalının dayandığı █████/2017 tarihli ... no.lu ihtarname davalı tarafından davacıya gönderilmiş, █████/2017 tarihinde davacıya tebliğ edilmiştir. Bu ihtarnamede davalı yetkili servis işletme sözleşmesine ilişkin olarak sözleşmenin 23.maddesi uyarınca sözleşmeyi ihtarın tebliğinden itibaren 24 ay sonra geçerli olmak üzere feshettiklerini ihtar etmiş ayrıca ihtarnamede belirtilen aykırılıkların en kısa süre içinde giderilmemesi halinde de sözleşmenin 25.maddesi uyarınca 24 aylık süre beklenmeden sözleşme nin derhal feshedilebileceğini bildirmiştir. Dayanak ihtarda davacının sözleşmeye aykırı olduğu iddia edilen eylemleri sayılmıştır.Dayanak sözleşmenin 23.maddesinde sözleşmenin süresi, sözleşmenin iptali ve sona ermesi düzenlenmiş olup ilk paragrafta tarafların belirsiz süreli sözleşmeyi en az 24 ay önceden fesih ihbarında bulunarak yahut karşılıklı mutabakat ile sonlandırabilecek leri kabul edilmiş, bunun yanı sıra taraflara tek taraflı olarak ihbar süresine bağlı olmaksızın sözleşmeyi sona erdirme hakkı da tanınmıştır. Davalının dayandığı █████/2017 tarihli ...yevmiye no.lu ihtarnamede davalı tarafından davacıya gönderilmiş ve █████/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu ihtarname ile davalı davacının Yetkili Araç Satış Bayiliği sözleşmesine ilişkin olarak sözleşmenin 32.maddesi uyarınca sözleşmeyi ihtarın tebliği tarihinden itibaren 24 ay sonra geçerli olmak üzere feshettiklerini ihtar etmiş, ayrıca ihtarnamede belirtilen aykırılıkların en kısa sürede giderilmemesi halinde sözleşmenin 24 aylık sürenin bitimi beklenmeden derhal feshedilebileceğini de bildirmiştir. Dayanak ihtarda davacının sözleşmeye aykırı olduğu iddia edilen eylemleri de belirtilmiştir. Sözleşmenin 32.maddesinin diğer sözleşmenin 23.maddesi ile aynı içerikte düzenlendiği anlaşılmıştır. (...) Yapılan yargılama toplanan deliller, dinlenen tanıkların beyanları ve alınan bilirkişi heyeti raporlarıyla taraflar arasında varlığı kabul edilen her iki sözleşmenin davalı tarafça gönderilen 2 ayrı ihtarname ile feshedildiği bu ihtarnamelerde sözleşmelerin ilgili hükümlerine dayanıl mak suretiyle 24 ay sonra geçerli olmak üzere sözleşmelerin feshedildiğinin ihtar edildiği ve her iki sözleşme yönünden ayrı ayrı sebeplerin bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı sözleşmelerin haksız olarak feshi nedeniyle oluşan maddi zararlarını talep etmektedir. Dosyadaki beyan ve belgelerden davalının her iki sözleşmeyi de sözleşmelerde kabul edilen olağan fesih hakkını kullanmak suretiy le feshettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının fesih hakkını kullanırken TMK 2 maddesinde öngörülen dürüstlük kurallarına uygun olarak hareket etmesi gerekmektedir. Davalı yetkili servis sözleşmesi yönünden gönderdiği ihtarnamede davacıya TSE Belgesi eksikliğinin giderilmesi gerektiğini bildirmiş, ancak davacı fesih tarihi itibariyle aradan geçen 2 yıllık süreçte bu eksikliği gidermemiştir. Bu durum bilirkişi raporları ile de sabit olup mahkememizce davacının yükümlülüğünü yerine getirmediği, davalının yetkili servis sözleşmesini sözleşmede kabul edilen olağan fesih hakkını kullanmak suretiyle feshetmesinin dürüstlük kurallarına aykırı bir davranış teşkil etmediği dolayısıyla davacının bu sözleşme yönünden zarar talebinde bulunamayacağı sonucuna varılmıştır.Davalı yan aynı şekilde davacıya gönderdiği bir diğer ihtarname ile yetkili araç satış bayiliği sözleşmesini de sözleşmenin tanıdığı imkanı kullanarak olağan fesih yoluyla feshetmiştir. Bilirkişi heyeti bu feshin haklı nedene dayanmadığı görüşündedir. Ancak dosya kapsamında dinlenen davacı tanığı ... işyeri sahibinin talimatı ile bazı eğitimlere katılmadıklarını ifade etmiştir. Yine dosyaya sunulan 2016 ve 2018 yıllarına ilişkin denetim raporlarında satış bölümü yönünden showroom eksikliklerinin 2016 yılı denetiminde tespit edildiği 2018 yılı denetiminde de bunların giderilmediğinin belirlendiği araç sergileme kriterlerine uyulmadığı, showroom eksiklikleri nin yerine getirilmediği belirlenmiştir. Bilirkişi heyetince bu eksikliklerin sözleşmenin 4.maddesindeki bayi taahhüdü kısmında olmadığı ifade edilmiş ise de dayanak Yetkili Araç Satış Bayiliği Sözleşmesinin bayi taahhütlerini düzenleyen 4.maddesinde Bayinin Bayilik Sözleşmesine göre üstlendiği görev ve yükümlülükleri, özellikle "Yetkili Bayi Satış Standartları Kılavuzu"nda yer alan kapsam daki kriterleri yerine getirmeyi kabul ve taahhüt ettiği görülmüştür. Söz konusu Kılavuz incelendiğinde ise showroomlar için standart ve kriterlerin belirlendiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalının bu kriterlerin yerine getirilmesini davacıdan beklemesi ve istemesi TMK 2.maddesi kapsamında dürüstlük kurallarına aykırı nitelik taşımadığından denetim raporunda showroom alanındaki eksiklikler in tespit edilip davacı tarafından bu eksikliklerin de yerine getirilmemesi karşısında bu sözleşme yönünden de davalının fesih hakkı nın doğduğunun kabulü ile bilirkişi heyeti görüşünden ayrılmak suretiyle davacının Yetkili Araç Satış Bayiliği Sözleşmesi yönünden de zarar taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,'' 1-DAVANIN REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin tek satıcılık sözleşmesi kapsamına girdiğini, yan yana aynı bölgede birden fazla yetkili bayiinin olmasının mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler neticesinde daavcının belli bir bölgede tek satıcı konumunda olduğunu, Müvekkilin TSE yeterlilik belgesine sahip olmadığı gerekçesi ile davalı tarafa sözleşmeyi haklı sebeple fesih hakkı tanınmasının yasa ve hukuka aykırı olduğunu; TSE belgeleri süreli olarak verilmekte olup, süresi biten bir TSE belgesini yenilemenin kimi zaman uzun sürdüğünü, davalı tarafça buna ilişkin ihtarname gönderildikten sonra davacının cevabi ihtarname ile TSE belgesinin alınması için işlemlere başladığını bildirdiğini, nitekim 08.03.2017 tarihinden itibaren 1 yıl geçerli TSE belgesi alındığını, ilgili TSE belgesinin yerel mahkemeye sunulduğunu, dolayısıyla davalı tarafın esas fesih gerekçesi olan TSE belgesinin olmaması gerekçesinin, davacı şirket tarafından alınan TSE belgesi ile ortadan kalktığını, davalı tarafça öne sürülen diğer fesih sebepleri ( Satış performansı nedeniyle pazar kaybına neden olma, marka kurumsallığına aykırılık, marka kurumsallığının sağlanamaması, test aracı eksikliği, eğitimlere katılmama, araç sergi stoku ile ilgili duruma aykırılık) ispatlanamadığı için taraflar arasındaki sözleşmeler haksız ve mesnetsiz olarak feshedildiğini, Davalı tarafın son fesih iradesinden önce bir kaç defa fesih iradesini ortaya koyduğunu ancak bu fesih iradelerinden geri döndüğünü; son gönderilen ihtarname ile sözleşmelerin feshedilmeyeceğine yönelik müvekkilinde net bir kanaat oluştuğunu, taraflar arasında 21.01.2011 tarihinde yapılan protokol ile davalı tarafça gönderilen 08.06.2009 tarihli fesihin ihbarındaki fesih beyanının geri alındığını ve kesin hükümsüz olduğuna dair bir protokol imzalandığını, böylelikle taraflar arasında 2001 yılında başlayan bayilik ilişkisinin tarafların iradeleri ve imzalanan sözleşmeler ile sürdürülmeye devam etiğini, bu durumun değişmesini gerektirir hiçbir sebep yokken davalı tarafından 05.06.2014 tarihli (.... Noterliği, ...Yevmiye Nolu) ihtarname keşide edilerek davacının satış sözleşmesinin madde 4, 21 ve 27 uyarınca satış hedefine ulaşılması ve performansın yeterli ve tatminkar bir seviyede tutulması gerekirken aylık satış hedeflerine ulaşılmadığı bu husus sözlü olarak defalarca belirtilmiş olmasına rağmen ihtarname tarihine kadar olumlu gelişme olmadığı bu hususların sözleşmede başlıca fesih nedenleri arasında sayıldığı yükümlülükler yerine getirilmez ise sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, bu ihtarname üzerine davacının aradaki ticari ilişkinin karşılıklı menfaatlerini nazara alarak hemen ihtarname göndermek istemeyip sözlü olarak şirket yetkilileri görüştüğünü ve konuya ilişkin karşılık sözler verildiğini; ancak davalı şirketce yine aynı konu ve talepleri içeren ve karşılıklı konuşmalara aykırı olarak 08.09.2014 tarihli (..... Noterliği ... Yevmiye Nolu) ihtarname gönderilerek yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde sözleşmenin feshedileceğinin belirtildiğini, buna istinaden davacının söz konusu ihtarnameye 15.09.2014 tarihli (.... Noterliği ... Yevmiye Nolu) cevabi ihtarname gönderdiğini ve şirketin devamlı sabit ve ortalama bir satış ve hizmetinin olduğu, toplam... satışlarının düşüşü ile bayinin satışının düşüşün arasında doğru orantı olduğu, satış performansının %100 oranında artışını talep etmenin ve kabulünün zorunlu olmasının günün ticari kriterlerine ticari hayatın gerçeklerine uygun olmadığı, satış hedefini tutturabilmek için her türlü çaba içinde olmaya ve karşı taraf ile birlikte hareket etmeye hazır olunduğu, kaldıki davalı tarafça da satış konusunda destek verileceğinin beyan edildiği hususlarının belirtildiğini, davalı tarafça bu cevabi ihtarnameye cevap verilmediğini, davalının 2014 yılında satış rakamını nazara alarak yukarıdaki ihtarnameleri gönderdiğini ancak bir fesih iradesi ortaya koymadığını, nitekim son gönderilen 12.01.2017 tarihli ihtarnameler ile davalının taraf fesih iradesini yeniden ortaya koyduğunu, ancak fesih iradesinden hemen önce ve sözleşme süresi bitene kadar taraflar arasında ticaretin eskisi gibi devam ettiğini, hatta fesih ihtarnamesi ve fesih beyanının ardından şirkete yeni CEO olarak ...'in atandığını, bu kişinin talebi ile davacı şirket sahibi ve yetkilisi ...'ın bir toplantı yaptıklarını, bu toplantıda önceki dönemdeki kırgınlıkların sona ermesi gerektiğinin, davalı şirketin davacı şirketle çalışmak istediğinin beyan edildiğini, bu yönde taraflarınaa 11.07.2017 tarihli bir mail gönderilerek"tarafınıza sözlü olarak bildirildiği üzere Genel Müdürümüzün onayı ile ticari ilişkimizi bundan sonraki süreçte devam ettirme yönünde karar almış bulunmaktayız. Karşılıklı imzalanan mevcut tüm sözleşmeler şu an yürürlükte olup hali hazırda sizinle tüm ticari faaliyetlerimize devam edilecektir... Yeni sözleşmelerin imzalanması durumunda iş şirketimizin geçmişe yönelik ihtarname fesihname ve taleplerinden vaz geçeceğini bilmenizi isteriz" denildiğini, davacının bunun üzerine bu sözleşme üzerinde görüşme ye başladığını, 01.01.2019 tarihinde davalı şirketin, davacıya normal çalışma devam ediyormuş gibi bayi yetki belgesi düzenlediğini, davacının 1.01.2019 tarihinden 31.12.2019 tarihine kadar davalı adına istediği kadar araç satabileceğini, normalde bu belgenin sadece davacıda bulunan araçlara verilmesi gerekirken bu şekilde genel kapsamlı olarak verilmesinin davacıda davalının fesih iradesini geri çekerek ticarete devam edeceği yönündeki algıyı arttırdığını, nitekim fesih gününe kadar ticari ilişkilerin bu şekilde devam ettiğini, davalının bilinçli bir şeklide sözleşmenin devam edeceğine ilişkin davacıda bir inanç uyandırdığını, bu yöndeki eylemleri, mailler, yazışmaların sabit olduğunu, davalı şirket genel müdürünün gelip mahkemede bu yönde beynada bulunduğunu, bu nedenle davalının sözleşme kapsamındaki 24 aylık süreye bağlı ve önceden bildirimde bulunarak bir fesih beyanında bulunduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını,Bayi satış hedeflerinin davalı tarafça tek yanlı olarak belirlenmiş olup bu hususun davacı şirket ile davalı arasında imzalanan sözleşmelere uygun bir hedef belirleme metodu olmadığını; dolayısıyla davalı tarafça haklı sebep olarak gösterilen hedef satış rakamlarına ulaşılmamasının sözleşmenin feshi için haklı sebep oluşturmadığını, tacir olan davacının çok fazla araç satmak ve bu şekilde çok kazanç elde etmek isteyeceğini, ancak davacı için belirlenen satış hedeflerinin hep çok yüksek olduğunu, bilirkişi heyetince hazırlanan raporda da y belirtildiği üzere taraflar satış hedeflerini belirlerken ortak karar almamış olup davalı tarafça satış hedeflerinin zorunlu olarak kabul ettirildiğini, davalının tüm satış hedeflerini İstanbul’daki tüm bayiler için tek bir oran üzerinden belirlediğini, tek taraflı olarak bir mail ile satış hedefi belirlendiğini, bazı yıllarda davacının davalı tarafından tek taraflı olarak belirlenen satış hedeflerine zorunlu olarak imza attığını, imzalanan satış hedeflerine ulaşmanın davacı açısından mümkün olmadığını, ayrıca süreç içerisinde defalarca davalıdan destek istendiğini, satış elemanı talep edildiğini, ancak davalı sözleşmenin 27. Maddesine göre defalarca talep edilmesine rağmen davcıya destek vermediğini, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre de, davacının dayatılan satış hedeflerine ulaşmasının imkansıza yakın olduğunu, Davacı şirket çalışanlarının, davalı tarafça verilen eğitimlere katılmaması, satış performansı nedeniyle pazar kaybı oluşması gibi hususlar söz konusu olmadığını; eğitimlere katılım olduğuna dair masraf dekontlarının yerel mahkemeye sunulduğunu, davalı tarafından yapılan eğitimlere katılım sağlandığını, bunlara ilişkin dekontların yerel mahkemeye sunulduğunu, buna rağmen sırf bir kaç eğitime katılmadıkları gerekçesi ile sözleşmede haklı fesih sebebi olarak sayılan bu hakkın açıkça kötüye kullanılmasının kabul edilemeyeceğini, Yerel mahkemece alınan bilirkişi raporlarında davalı tarafın haklı fesih olarak dayandığı hususların fesih nedeni olarak sayılmadığını; 16.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle davalı tarafından fesih sebebi olarak gösterilen; satış performansı nedeniyle pazar kaybına neden olma ,marka kurumsallığına aykırılık, marka kurumsallığının sağlanamaması test aracı eksikliği, eğitimlere katılmama, araç sergi stoku ile ilgili duruma aykırılık nedenleri yönünden, rapor neticesinde müvekkili şirketten kaynaklı hiç bir aykırılık tespit edilemediğini; davalının söz konusu feshe ilişkin nedenlerini ispatlayamadığını; dolayısıyla sözleşmeleri haksız ve mesnetsiz olarak sona erdirdiğini; yerel mahkemece bu hususların göz ardı edilip davanın reddedilmesinin hukuka uygun olmadığını; Davalı şirketin yirminin üzerinde çalışanın olduğu, aktif bir şirket iken son güne kadar bayilik ilişkisinin devamı noktasında oluşturulan güven nedeniyle ciddi zor günler yaşadığını; tüm çalışanların işten çıkışı, iş davaları nedeniyle neredeyse iflas noktasına geldiğini; dava tarihi itibariyle taleplerinin yaklaşık 5 adet sıfır araç parası iken, bugün itibariyle ıslaha rağmen taleplerinin bir sıfır araç bile alamamakta olduğunu; müvekkilinin ciddi olarak mağdur edildiğini; pandemi ve başkaca nedenlerle yargılamanın uzamasının da müvekkilinin mağduriyetinin katlanarak artmasına sebep olduğunu; İleri sürerek, izah olunan ve resen nazara alınacak nedenler ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın tümden kabulüne, tehiri icra taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki yetkili araç satış bayilik sözleşmesi ile yetkili servis işletme sözleşmesini haksız olarak feshedilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın ve denkleştirme tazminatının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece taraf delillerinin eksiksiz toplandığı, tanıkların dinlenildiği, tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak kök ve taraf itirazları üzerine üç ayrı ek rapor alındığı, tahkikatın bitirildiği ve davalının tahkim ilk itirazının yerinde olmadığı, taraflar arasındaki yetkili araç satış bayilik sözleşmesi ile yetkili servis sözleşmelerinin davacıya belirli bir bölgede tekel hakkı veya münhasır satış ve servis yetkisi veren sözleşmeler olmadıkları, bu nedenle denkleştirme tazminatı talep edilemeyeceği, davacı tarafından yetkili araç satış bayilik sözleşmesinin 32 ve yetkili servis sözleşmesinin 24 maddeleri kapsamında 24 ay sonra hüküm ifade etmek üzere sözleşmelerin olağan fesih yolu ile feshedildikleri, davacının fesih tarihi itibariyle yetkili servis sözleşmesi gereği alması zorunlu bulunan TSE belgesini fesih ihbarnamesinin gönderildiği tarih itibariyle temin etmemiş olduğu, bu hususun sözleşmede haklı fesih nedeni olarak da kabul edildiği, yetkili araç satış bayilik sözleşmesi bakımından, davacı showroomunda 2016 yılında yapılan denetim ile tespit edilen eksikliklerin hem fesih tarihi itibariyle, hem de fesih ihbarı tarihinden sonra yapılan denetimlerde giderilmediklerinin tespit edilmiş olduğu, bu eksikliklerin, sözleşmenin 4 üncü maddesi ile atıf yapılan Yetkili Bayi Satış Standartları Kılavuzu'nda sayılan ve davacının taahhütleri arasında bulunan eksikliklerden olduğu, buna göre davalının her iki sözleşmeyi olağan fesih yolu ile feshinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmediği gerekçeleri davanın reddine karar verildiği, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere dava konusu sözleşmelerin tek satıcılık benzeri davacıya tekel hakkı veren veya belirli bir bölgede münhasırlık yetkisi veren sözleşmelerden olmadıkları, davalı tarafından sözleşmelerin █████/2017 tarihli ihtarnameler ile ve 24 aylık ihbar süresine uygun olarak feshedilmiş bulundukları, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan mailin davacıya kim tarafından gönderildiğinin, bu maili gönderenin davalı ... temsil ve ilzama yetkili olup olmadığının davacı tarafından ortaya konulamadığı, davacının sözleşmelerin davalı tarafından feshine yönelik iradenin geri alındığına ve sözleşmelerin devam edeceği yönünde davacı nezdinde güven oluşturulduğuna yönelik iddiasını ispata elverişli delil bulunmadığı, davacı istinafının aksine mahkemenin olağan fesih hakkının dürüstlük kuralına aykırı kullanılmadığına yönelik kabulünün dayanakları arasında, davalının yetkili araç satış bayilik sözleşmesi bakımından satış hedefinin gerçekleşmediği yönündeki iddiasının yer almadığı, delilleri değerlendirme ve hukuki vasıflandırma yetkisinin münhasıran mahkemeye ait olduğu, HMK'nun 282 maddesi uyarınca bilirkişi raporu takdiri delil mahiyetinde olduğu gibi, raporda yer alan hukuki tespitlerin de mahkemeyi bağlamadığı, davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin gerekçeli kararda ayrıntılı olarak karşılandıkları, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.