Anahtar kelimeler: İlişiğini Kestiğini Gemi Şahsa İpoteğinden Devrederek Hisselerinin İmzaladığını Çeklerin Menfi

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Menfi Tespit (Gemi İpoteğinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Gemi İpoteğinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ---- tarafından davacı müvekkilinin aleyhine █████/2015 tarihinde ---. İcra Müdürlüğünün---- . sayılı icra takibi başlatıldığını, ancak davacı müvekkilinin takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin çeklerin imzalandığı tarihten sonra o dönem yetkilisi olduğu ------- Şirketi adına imzaladığını, daha sonrasında şirkette ki hisselerinin tamamını devrederek şirket ile ilişiğini kestiğini, davacı müvekkilinin borcunun olmadığını tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu çek --- Seri Numaralı, 24.11.2012 keşide tarihli, lehtarı------ şubesi olan çek olduğunu, söz konusu çekin müvekkilinin alacağına istinaden ciro ile devredildiğini, çekin tahsil edilememesi sebebiyle müvekkili tarafından 18.11.2015 tarihinde ----. İcra Müdürlüğü ----- Esas Sayılı dosyası ile borçlular aleyhine kambiyo takibine girişildiğini, kambiyo takibinde borçlular, keşideci ------ ciranta ------, ciranta ---- olduğunu, İcra takibi dosyası henüz tahsil edilemediğini, derdest olduğunu, davacının taleplerine zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı kanun gereğince kayıtsız şartsız borç ödemekle yükümlü olduğunu, davacının kim olduğu müvekkili alakadar etmediğini, davacı ciranta olarak borçtan sorumlu olduğunu, çekin teminat amaçlı ciro edildiği iddiası gerçeği yansıtmadığını, müvekkilince bu iddia asla kabul edilmediğini, davacının keşideci şirketten ayrılması sebebiyle borçlu olmadığı iddiası alacaklı müvekkili bağlamayan şahsi defiden ibaret olduğunu, davacının davasının öncelikle zamanaşımına uğradığından zamanaşımından reddine, cevapları sunmakla neticeten davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE;Dava, 24.11.2012 keşide tarihli, 69.614,00 USD bedelli çek ve ferileri ile beraber toplam 83.770,25 USD için başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan takibe karşı Menfi Tespit Davasıdır.Mahkememizin ---- Esas -------- Karar 06.03.2024 tarihli ilamı ile;"İbraz süresi içinde muhatap bankaya ibraz edilmemiş çekte davacı lehtar davalı keşideci olup, bu belge davacı iddiaları yönünden yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olup, davacı temel ilişkiye dayalı olarak alacağını yazılı delil başlangıcına ek olarak her türlü delille ispat edebilir. Ancak, takip dayanağı yapılan belge çek vasfını kaybettiğinden tarafların da tacir olup bu belgeyi ticari işletmeleriyle ilgili olarak kullandıkları iddia edilmediğinden davaya bakma görevi asliye ticaret mahkemesine ait olmayıp asliye hukuk mahkemesine aittir. Mahkemece öncelikle görev üzerinde durulup görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde olmamış yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir." (Yargıtay ----- HD ----Bu doğrultuda esasa ilişkin yapılan incelemede; takibe dayanak senet TTK 776 maddesinde yazılı unsurları taşımaktadır. Senet kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan, TTK'unda yer alan zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımına ilişkin, TTK 778/1-h maddesi gereğince bonolar hakkında da uygulanması gereken TTK 749 maddesine göre bonoyu düzenleyene karşı zamanaşımı süresi üç yıldır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, hamilin cirantayı takip etmesi halinde zamanaşımı süresinin bir yıl olduğu hükme bağlanmıştır. Dayanak edilen bonoda davalı borçlu keşideci , davacı alacaklı lehtar olmakla TTK 749 madde uyarınca üç yıllık zamanaşımı uygulanması gerekir.6102 Sayılı TTK'nun 750(1) maddesinde; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebepleri ile zamanaşımının kesileceği belirtilmiştir. Öte yandan, alacaklı tarafından yapılan icra takip işlemleri de zamanaşımını keser. TTK'nun 751(2) maddesine göre ise, zamanaşımının kesilmesi ile kesildiği tarihten itibaren yeni bir süre işlemeye başlar.Somut olayda, üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla davaya bakma görevinin tarafların tacir olmaması ve dava konusu edilen bononun zamanaşımına uğraması nedeniyle ----- Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.-Davanın 6100 sayılı HMK 114/1 - c ve 115/2 maddeleri gereği dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,-Görevli ve yetkili mahkemenin ---- Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, '' dair karar verilmiştir.----- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesi --- Esas ------ Karar 26.09.2024 tarihli ilamı ile;'' Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kambiyo senedinden(çek) kaynaklanmaktadır. Kambiyo senetleri ise TTK'nın "Üçüncü Kitap"'ının 'Dördüncü Kısmında" düzenlenmiştir. Buna göre, somut olaya konu dava, temelde Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan kaynaklanmakta olup ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle eldeki uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesince asliye hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Davalı tarafça zamanaşımına ilişkin bir takım itirazlar ileri sürülmüş ise de, mahkemece dava görev dava şartı nedeniyle reddedildiğinden ve mahkeme kararı ancak bu yönden incelenebileceğinden söz konusu itirazlarının bu aşamada incelenmesi mümkün değildir.'' gerekçesiyle mahkeme tarafından verilen karar HMK'nın 353(1)a-3 maddesi uyarınca usulden kaldırılarak mahkememize gönderilmiştir.Yapılan Yargılama Sonucu;Davacının iddiası 24.11.2012 keşide tarihli, 69.614,00 USD bedelli çekte tahrifat yapıldığı iddiası olduğunun bildirilmesi üzerine bu konuda inceleme yapmak üzere dosya ------ Adli Tıp Kurumu Fiziki İhtisas Dairesine gönderilmiştir. Dosya içerisine gelen 02.04.2026 tarihli Adli Tıp Kurumu Raporu uyarınca davaya konu edilen 24.11.2012 tarihli çekin ''2'' rakamı üzerinde şeffaf bant olduğu, söz konusu bölümde ''2'' rakamı üzerinde herhangi bir tahrifat bulgusuna rastlanılmadığı şeklinde rapor sunulmuştur. Davacı davaya konu edilen çek nedeniyle borcunun olmadığını tarih kısmındaki ''2'' rakamı üzerinde tahrifat yapıldığını beyan etmiş ise de ATK raporu uyarınca çek üzerinde herhangi bir tahrifat tespit edilemediği bu haliyle ispat yükü davacıda olan davada çek nedeniyle borcun olmadığı ispat edilemediğinden açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Açılan davanın REDDİNE,Alınması gerekli karar harcı 732,00-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 179,90 TL peşin harç ve 27.724,98-TL tamamlama harcından mahsubu ile fazla yatırılan 27.172,88-TL'nin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan 240 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13. maddesindeki esaslara göre belirlenen 246.761,98-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,İlişkin olarak taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.