Anahtar kelimeler: Uymaması Tenfiz Uğramasına Tanıma Yanın Akdedilen Yapmadığını Getirdiğini Zarara Sebep

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tanıma ve Tenfiz
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili; Davacı ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşmeye göre davacı şirketin kendi yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve davacıya hak etmiş olduğu ödemeleri yapmadığını ve davacı şirketin zarara uğramasına sebep olduğunu, davalı yanın sözleşme hükümlerine uymaması üzerine davacı şirketin yargı yoluna başvurduğunu ve Katar Devleti Yargı Yüksek Konseyi Aldawha Asliye Mahkemesi altıncı Daire'nin █████/2014 tarih ve 001079/MDK/ 2012 Dava Numaralı kararı ile davalı yanın sözleşme yükümlülüklerine uymaması nedeniyle 7.296.362 Riyal ve 750.000 Riyal tutarındaki maddi-manevi tazminatı ödenesine hükmedildiğini, söz konusu kararın kesinleşmiş olduğunu, davalı yan tarafından davacı şirkete ödenmesi gereken toplamda 8.046.362 Riyal'in davacı şirkete ödenmediğini belirterek, Katar Devleti Yargı Yüksek Konseyi Aldawha Asliye Mahkemesi altıncı Daire'nin █████/2014 tarih ve 001079/MDK/ 2012 Dava Numaralı ilamının Türkiye’de tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; Türkiye ile Katar Devleti arasında hukuki konularda herhangi bir adli yardımlaşma mevcut olmadığını, sadece █████/2017 tarihinde Doha'da imza edilen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti arasında ''Cezai Koşullarda Adli Yardımlaşma Anlaşması'' mevcut olduğunu, bu bağlamda Adli Yardımlaşma Anlaşması hükümlerine göre davaya konu kararın tanınmasına ve tenfizine karar verilmesi olanağının bulunmadığını, davalı şirketin Türkiye'de ikametgahının mevcut olduğunun davacının da kabulünde olduğunu, davalının "Halil Rıfat Paşa Mahallesi, ... Sok., ...Merkezi, ..., Şişli-İSTANBUL" adresi itibariyle davaya bakmakla görevli adliyenin İstanbul Merkez Adliyesi Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın yer itibari ile yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, tenfize konu mahkeme kararının davalı ... A.Ş.'ne tebliğ edilmediğini, mahkemenin yargılama sürecinde savunma haklarının ihlal edildiğini, iddia ve savunmalarının değerlendirilmediğini, kararın oluşturulmasının ve kesinleştirilmesinin Türk Usul Hukuku'nda ve MÖHUK'da yer alan temel prensiplere aykırı olduğunu belirterek, tenfiz ve tanıma talebinin şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; Tanıma ve tenfiz istemine konu kararın verildiği ülke olan Katar Devleti ile ülkemiz arasında fiili karşılıklılık bulunduğunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Hukuk Mütalâa ve Görüş Bürosu'nun █████/2021 tarihli yazısından anlaşılmakta olduğu, 5718 sayılı Kanun'un 50. maddesinin 1. fıkrasına göre, ancak kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı mahkeme kararları hakkında tenfiz kararı verilebileceği, davacı tarafça dava dilekçesine ekli olarak sunulan tercüme edilmiş kararın incelenmesinde kararın kesinleştiğine ilişkin bir ifadeye rastlanmadığı, alınan █████/2021 tarihli bilirkişi raporunda da bu hususun belirtildiği, tenfize konu kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda Katar ilgili makamlarına müzekkere yazıldığı, müzekkereye verilen cevaptaki tercüme edilen kararda da kararın kesinleşip kesinleşmediğine ilişkin bir ibarenin bulunmadığı, son olarak davacı vekiline, tenfize konu kararın kesinleşme şerhli bir örneğinin dosyaya sunulması hususunda süre verildiği, davacı vekilince █████/2025 tarihli beyan dilekçesi ekinde, tercüme edilmiş bir belge sunulduğu, söz konusu belgenin incelenmesinden, Temyiz Mahkemesi Kalem Müdürlüğü'nce ... dava numaralı davada █████/2013 tarihinde verilen hükmün temyiz edilmediğini belgelediğinin anlaşıldığı, kararın temyiz edilmemiş olmasının söz konusu kararın kesinleşmiş olduğunu göstermeye yetmediği, aynı zamanda kararın taraflara tebliğ edilip edilmediğinin de belli olmadığı, ayrıca eldeki davanın konusunun Katar Devleti Yargı Yüksek Konseyi Aldawha Asliye mahkemesi 6. Dairesi █████/2014 tarih ve ... dava numaralı kararının tanıması ve tenfizine ilişkin olup, Temyiz Mahkemesi Kalem Müdürlüğü'nce █████/2023 tarihinde verilen kararın temyiz edilmediği beyan edilmekte olup, bu beyanda belirtilen karar tarihinin de dava konusu yapılan kararın tarihi olarak belirtilen █████/2014 tarihinden farklı olduğu, bu anlamda, tenfize konu kararın kesinleşmiş olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle, davacı tarafça davalı hakkında açılan davanın reddine, karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında;
1-)Dosya kapsamı ve sunulan belgeler incelendiğinde, davaya konu kararın kesinleşmiş olduğunun Katar Temyiz Mahkemesi Kalem Müdürlüğü’nden alınan resmi belge ile açıkça ortaya konulduğunu, bu yazıda, anılan kararın temyiz edilmediğinin ve dolayısıyla kesinleştiğinin açıkça belirtildiğini, Katar hukuk sisteminde kararın temyiz edilmediğinin resmi kalemce beyan edilmesinin, o kararın kesinleştiği anlamına geldiğini, Türkiye Cumhuriyeti yargısının, yabancı bir devletin resmi yargı organı tarafından düzenlenmiş bir belgeyi geçerli saymakla yükümlü olduğunu, bu belgeye rağmen mahkemenin ret kararı vermesinin hem usul hukuku hem de milletlerarası özel hukuk ilkeleri bakımından isabetsiz olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda, yabancı mahkeme kararının kesinleştiğini gösteren usulüne uygun resmi belge ile kesinleşme tarihi tespit edilebiliyorsa, kesinleşme şerhi yokluğu ya da benzeri formal eksikliklerin tek başına ret sebebi olamayacağını, müvekkili tarafından Katar Temyiz Mahkemesi Kalem Müdürlüğü’nden alınan resmi yazı ile MÖHUK m.50/1 ve m.53 maddelerinde öngörülen "kesinleşmeyi gösteren usulen onanmış resmi belge ile onanmış tercümesi dilekçeye eklenmelidir" şartını yerine getirdiğini,
2-)Katar Temyiz Mahkemesi tarafından 29.10.2013 tarihli kararın temyiz edilmediğine dair verilen belge ile mahkemenin ret gerekçesinde yer verdiği 28.01.2014 tarihli kararın aynı yargılamaya ait olup, aynı dosya numarasıyla (...) yürütülen sürecin farklı aşamalarına ilişkin olduğunu belirterek,
kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, Katar Devleti Yargı Yüksek Konseyi Aldawha Asliye mahkemesi 6. Dairesi'nin █████/2014 tarih ve ... dava numaralı kararının tanıması ve tenfizi talebine ilişkindir.
Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Tanıma ve tenfiz istemine konu kararın verildiği Katar Devleti ile ülkemiz arasında fiili karşılıklılık bulunduğu, 5718 sayılı Kanun'un 50. maddesinin 1. fıkrasına göre, ancak kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı mahkeme kararları hakkında tenfiz kararı verilebileceği, yukarıda özetlenen ilk derece mahkemesi gerekçesinden ve dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, davaya konu kararın kesinleştiğinin veya davalıya tebliğ edilmiş olduğunun davacı tarafça sunulan belgelerle ispat edilemediği, davacının istinafında dayandığı Katar Temyiz Mahkemesi Kalem Müdürlüğü’nden alınan belgenin de buna dair ispat için yeterli olmadığı, kaldı ki söz konusu belgede "hiç bir sorumluluk kabul edilmediğine" dair kayıt bulunduğu anlaşılmakla, mahkemece, tenfize konu kararın kesinleşmiş olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2025 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!