Anahtar kelimeler: Parselde Noterliğinin İli İlçesi Sahibine Arsa İnşaat Yüklenici Sınırlı İstanbul

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2019
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
BİRLEŞEN İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ████████
ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
DAVA
: ALACAK
DAVANIN KONUSU
: Tazminat
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Asıl davada davacı yüklenici vekili, davalı ... A.Ş. ve dava dışı ..., ..., ... ile arsa sahibi ...’nın, arsa sahibine ait, İstanbul İli, ... İlçesi, ... ada, 18 parselde kayıtlı taşınmaza inşaat yapılması için İstanbul 5. Noterliğinin 10.10.2007 tarih ve ... yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme gereğince taşınmaz üzerinde yapılacak inşaatın yapım işi için taraflar arasında İstanbul 5. Noterliğinin 03.04.2008 tarih ve ... yevmiye nolu “Düzenleme Şeklinde İnşaat Sözleşmesi" ve İnşaat Ek Sözleşmesi düzenlendiğini, Ek Sözleşmesinin 3. maddesi ile esas sözleşmede belirlenen inşaat yapım m2 birim fiyatının 570,00 Euro olarak belirlendiğini, son projeye ve davalının ilgili belediyeden almış olduğu ruhsata göre inşaatın yapıldığını ve inşaatın yaklaşık 45.000,00 m2’ye ulaştığını, sözleşmenin 7. maddesinde, projenin tatbikatı esnasında ileride kottan dolayı ve/veya sair nedenlerle çıkması muhtemel inşaat yüzölçümündeki artışların 5. maddesinde belirtilen bedelle çarpılmak suretiyle işin tutarına ekleneceğinin belirtildiğini, sözleşmenin 11. maddesine göre işin bitirilmesi gereken tarihin 20.10.2010 tarihi olduğunu, bu tarihe kadar sözleşmede belirtilen takribi 20.500,00 m2 işin üzerinde inşaat yapıldığını, ancak işverenin projeyi değiştirmesi nedeniyle işin başlangıçta düşünülen miktarın iki katından fazla bir miktara ulaşmasının, işin yapım süresini uzattığını ve davalı şirketin ödeme akışını kesmesinin işin yavaşlamasına neden olduğunu, müvekkili şirkete gecikmeden dolayı çekilen ihtarnameye verilen cevapta gecikmenin davalı şirketten kaynaklandığının belirtildiğini ve düzenlenen hakedişle o güne kadar yapılan işin bedeli olan 7.946.223,34 Euro’nun ödenmesinin talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını, inşaatın durumu ve yapım seviyesinin değerlendirilmesi için müvekkili şirket tarafından alınan 05.04.2012 tarihli teknik rapora göre toplam brüt inşaat alanı 43.321,0204 m2, tamamlanma oranı %95,03 olarak ve davalıdan alacağının 12.222.081,55 Euro alacaklı olduğunun belirlendiğini; bu alana ilave olarak brüt inşaat alanında gözükmeyen parsel yaklaşım yolları ve çevre düzenlemesi işi ile birlikte toplam işin; 45.645,00 m2, toplam imalat bedelinin; 45.645,00 m2 x 570,00 Euro = 26.017.650,00 Euro + KDV = 30.700.827,00 Euro olduğunu, tamamlanan inşaat kısmının toplam inşaatın %95,03’ü olduğundan kesinleşen inşaat hakedişi alacağının KDV dahil 30.700.827 Euro /100 x 95,03 = 29.174.995,89 Euro olduğunu; ayrıca İnşaat sözleşmesi kapsamında olmamakla beraber inşaat alanında bulunan Elektrik Kurumuna ait bir adet elektrik trafosunun deplasesi için yapılan inşaat işleri tutarının KDV dahil 254.854,04 Euro olduğunu, buna göre davalı şirketin toplam ödeme yükümlülüğünün inşaat hakedişinden KDV dahil 29.174.995,89 Euro, trafo deplase hakedişinden: 254.854,04 Euro olarak toplam KDV dahil 29.429.849,93 Euro olduğunu, davalı şirketin müvekkiline inşaat yapım bedeli ve KDV olarak toplam 17.207.769,42 Euro ödeme yaptığını, kalan 29.429.849,93 - 17.207.769,42 = 12.222.080,51 Euro bakiye bedel için davalıdan alacaklı olduğunu, müvekkilinin hakediş bedeli talebine rağmen, davalının ödeme yapmayarak temerrüde düştüğünü, sözleşmenin 14/son maddesi gereğince ceza ödeme yükümlülüğünün doğduğunu, müvekkilinin davalının temerrüde düştüğü tarih itibariyle yapmış olduğu işin toplam bedelinin KDV dahil 28.653.118,75 Euronun %15’ine tekabül eden 4.297.967,81 Euro cezai şartın müvekkiline ödenmesi gerektiğini belirterek, inşaatın müvekkili tarafından bitirilmesine izin verilmesine, 50.000,00 Euro inşaat yapım bedeli ile 4.297.967,81 Euro cezai şartın, fiili ödeme günü itibariyle TL karşılığının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; dava sonuçlanıncaya kadar taşınmazın 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve dava etmiş; █████/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile inşaat alacağı talebini artırarak 10.701.443,07 Euronun fiili ödeme günü itibariyle TL karşılığının dava tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının üstlendiği yapım işlerinin tamamlanma süresinin 20.10.2010 tarihi olduğunu; davacı tarafa gönderilen ihtarnameler ile işin tamamlanması ve teslimi ile aksi takdirde sözleşmenin 18. maddesindeki cezaların talep edilebileceği, sözleşmenin fesih edilebileceği ayrıca müvekkili şirketin uğradığı kira kaybının ve müspet zararların talep edileceğinin ihtar edildiğini; sözleşmenin 11/3.- 11/5. - 7. maddesine aykırı davranan davacının keyfi şekilde sözleşme hükümlerini hiçe sayarak işin tamamlanma tarihini 01.05.2014 tarihine ertelemesinin maddi gerçeğe ve sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu; %75’i tamamlanan binada davacı tarafın müvekkilinden alması gereken bedelin 19.030.818,00 Euro x %75 =14.273.113,50 Euro+KDV=16.842.273,03Euro olduğunu; davacı tarafa 17.214.514,08 Euro ödendiğini, müvekkilinden alacağının olmadığını; davalı yanın inşaatı tamamlayıp teslim etmemesi nedeniyle oluşan kira kaybı alacakları için ayrıca dava açıldığını, taraflar arasındaki inşaat sözleşmesinin cezalar başlıklı 18/son maddesinde, avans veya hakedişlerin ödenmemesi halinde ödemelerin yapılacağı para cinsine göre Merkez Bankası kısa vadeli avans faizine uyguladığı faiz oranı uygulanarak bulunacak gecikme faizinin hakedişe ilave edileceğinin yazıldığını, bu konuda sözleşmede ayrıca hüküm olduğundan, sözleşmenin 14/son maddesinde kararlaştırılan koşulun hakediş ödemelerine uygulanmasının mümkün olmadığını, sözleşmeyi müvekkilinin haksız ihlal etmediğini; davacıya yaptığı işin bedeline karşılık fazlası ile ödeme yaptığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı iş sahibi vekili, inşaatı bitirmek üzere izin verilmesini; müvekkilinin, arsa sahibi ile yapılan Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile yükümlendiği inşaat yapım işini taşeron olarak davalı şirkete verdiğini, taraflar arasında düzenlenen 03.04.2008 tarih ve 8433 sayılı Düzenleme Şeklinde İnşaat Sözleşmesinin 11. maddesine göre işin tamamlanma süresinin inşaat ruhsatının alındığı tarihten itibaren 24 ay olduğunu, inşaat ruhsat tarihinin 17.10.2008 tarihi olduğuna göre, inşaatın bitirilip teslim edilmesi gereken tarihin 17.10.2010 tarihi olması gerektiğini; 22.08.2007 tarihli sözleşmede inşaat alanının 33.375,73 m2 olarak yazıldığını, işin maliyetinin 33.275,73 m2 x 515,50 Euro = 17.153.638,82 Euro olduğunu; davalı yanın müvekkiline hiçbir surette teminat mektubu vermemiş olmasına rağmen, kendisine 17.214.514,08 Euro ödeme yapıldığını, .... Ltd. Şti. aracılığı ile yapılan tespite göre inşaatın %76,31 oranında bitirildiği ve inşaat alanının ise, 33.387,41 m2 olduğunun tespit edildiğini; İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ D.İş sayılı dosyasında düzenlenmiş bulunan 23.07.2012 tarihli bilirkişi raporunda, inşaatın %75’inin tamamlanmış sayılabileceği ve tamamlanma bedelinin 4.757.704,50 Euro + KDV mertebesinde bulunduğunu ve bu işlerin ikmali için 150 takvim gününe ihtiyaç bulunduğunun anlaşıldığını; inşaatın değeri konusunda yapılan ekspertiz raporuna göre, bloğun getirebileceği aylık kira bedelinin toplam 331.472,00 USD olduğunun belirtildiğini; buna göre davalının inşaatı teslim etmesi gereken 17.10.2010 tarihinden dava tarihine kadar olan 24 aylık süre boyunca mahrum kaldığı kira bedeli olan 331.472,00 USD x 24 ay = 7.955.328,00 USD’nin fiili ödeme günü itibariyle TL karşılığının Amerikan Doları cinsinden mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiğini, davalı ile yaptıkları anlaşma gereği m2 başına ödenecek olan 570,00 Euro olduğu cihetle inşaatta tamamlanmayı bekleyen işlerin kalem kalem saptanarak bedellerinin tespiti ile masrafın m2/570,00 Euro’yu aşması halinde aşan kısım kadarıyla davalıdan tahsiline, ancak inşaat toplam maliyetinin davalıya evvelce yapılan 17.153.638,82 Euro ödemeyi aşması halinde tamamlama masrafının davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, işin zamanında tamamlanmamasının, müvekkili şirket tarafından yapılan imalat bedellerinin zamanında ödenmemesi ve başlangıçta tahmini 20.500,00 m2 belirlenen inşaat miktarının uygulama projeleri ile yaklaşık 45.000,00 m2’ye ulaşmasından kaynaklandığını; düzenlenen hakedişlerle o güne kadar yapılan işin bedeli olan 7.946.223,34 Euronun kendilerine ödenmediğini, düzenlenen 05.04.2012 tarihli teknik raporda, brüt inşaat alanının 43.321,0204 m2, inşaat tamamlanma oranının % 95,03 olarak belirlendiğini; müvekkilinin açmış olduğu alacak davası tarihine kadar yapılan toplam imalat bedeli olan KDV dahil 29.429.849,93 Euro’dan müvekkiline ödenen toplam 17.207.769,42 Euro’nun düşülmesi ile kalan KDV dahil 12.222.080,51 Euro bakiyenin müvekkili şirketin alacağı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece ████████ Esas ve ████████ karar sayılı kararı ile," ...asıl davada davanın kısmen kabulü ile; inşaat yapım bedelinden kaynaklanan 10.701.443,07 Euro ve 4.191.664,13 Euro tazminat alacağının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4-a maddesi uyarınca işletilecek yasal faizi birlikte ve fiili ödeme günündeki TC Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; Birleşen davanın reddine " karar verilmiştir.
Mahkeme kararı istinaf edilmiştir.
Dairemiz ████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamı ile; ".. Somut olayda da; davacı tarafından davalıdan ilave iş bedelinin talep edildiği, davalı tarafından ilave iş bedelinin kabul edilmeyerek ödenmediğinden, alacak miktarının ihtilâflı olduğundan bahisle 50.000 Euro üzerinden dava açılmış, inşaat alacağı miktarı █████/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile artırılarak 10,701.443.07 Euroya yükseltilmiştir. Davalı cevap dilekçesinde ilave iş bedeli alacağını kabul etmediklerini, sözleşmeye göre fazla ödeme yaptıklarını beyan ettiğinden davacının alacak talebi taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Böyle bir durumda ve yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, davacı yüklenicinin dava tarihi itibariyle yürürlükte olan usul hükümleri gözetildiğinde kısmi dava açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edilmiştir. Dava dilekçesindeki taleplerin 6098 sayılı TBK'nın 147. maddesinde sayılan istisnalar kapsamına girmediği dosya kapsamından anlaşıldığından, eldeki dava aynı madde uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Dava █████/2012 tarihinde açılmakla dava konusu yapılan alacak en geç bu tarihte muaccel hale gelmiş ve 5 yıllık zamanaşımı süresi dava tarihi itibariyle başlamıştır. Islah ise 5 yıllık süre geçtikten sonra █████/2019 tarihinde yapılmıştır. Açılan kısmi davada istenen miktar 50.000,00 Euro olduğundan dava açılmakla ancak bu miktar için zamanaşımı kesilmiş olup, ıslahla istenen miktar yönünden zamanaşımı kesilmiş değildir. Islah tarihinde 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu için bu kısım için davanın reddi gerektiği halde, mahkemece, teslimden sonra zamanaşımının başlayacağı gerekçesi ile zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. (Bkz.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████/2020 tarih ve █████████ esas, █████████ karar sayılı kararı) Mahkemece yapılan yargılama sırasında yapılan iş miktarı konusunda birden çok bilirkişi raporu alınmış ve taraf vekillerince özel raporlar ibraz edilmiş, mahkemece son rapordaki tespitler esas alınarak yapılan iş miktarının 43.321,02 m² ve işin tamamlanma oranının %95,03 olduğu kabul edilerek, 570,00 Euro/m² hesabı ile 43.321,02 x 570,00 %95,03 + %18 KDV hesabı ile toplam maliyetin 27.689.573,46 Euro olduğu kabul edilmiştir. Ancak, iş miktarının İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ D.İş sayılı dosyasında düzenlenmiş bulunan 23.07.2012 tarihli bilirkişi raporunda, inşaatın %75’inin tamamlanmış sayılabileceği; mahkemece yapılan keşif sonucu alınan █████/2014 tarihli raporda 34.229.715m2 inşaat alanına göre maliyet hesabı yapılması gerektiği, çatı büyütmeleri ve kazık destek yapısı olan imalatın eklenmesi halinde 35.871.360m2 inşaat alanına göre maliyet hesabı yapılması gerektiği belirlenmiş; █████/2017 tarihli raporda %85 bitirme oranı olduğu ve 33.387.06m2 inşaat alanına göre maliyet hesabı yapılması gerektiği ve mahkemenin hükme gerekçe yaptığı █████/2018 tarihli raporda ruhsatta yazılı inşaat alanına göre hesaplama yapılmış, ancak yerindeki fiili inşaat ve imalat alanına göre 43.321.02m2 ve %95.3 seviyesinde olduğu belirtilerek hesaplama yapılmıştır. Taraflarca ibraz edilen özel raporlarda ise yine farklı tespitlere ulaşılmıştır. Mahkemece yapılan keşif sonucu alınan raporlar ve özel raporlar arasındaki çelişkinin giderilemediği ancak taşınmaza ilişkin belediye başkanlığına verilen tadilat ruhsat başvurusunda iş miktarı 33.387.40 m² olarak belirtildiğinden, yapılan iş miktarı olarak bu miktar kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki ek sözleşme 3.maddede ilave iş bedelinin de sözleşmede belirtilen 570,00 Euro/m² üzerinden hesap yapılacağı belirtildiğinden bu miktar üzerinden hesaplama yapılması halinde; 33.387.40 m² x 570,00 Euro/m² x %95,03 + %18 KDV = 21.340283.89 Euro olup, iş sahası içinde deplase edilen trafo bedeli 253.854.04 Euro'nun da hesaba katılması ile davacının iş bedeli alacağının 21.595.137,93 Euro olduğu; mali inceleme sonucu davalı tarafça yapıldığı belirlenen 17.242.984.43 Euro ödemenin mahsubu halinde davacının 4.352.153,50 Euro alacağı talep edebileceği, ancak dava ile istenen kısmın 50.000.00 Euro olduğu ve ıslahla talep edilen kısmın zamanaşımına uğradığı belirlendiğinden, davacının iş bedeli alacağı için 50.000 Euroya hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacının iş bedeli alacağı ile birlikte, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 14/son maddesi uyarınca yapmış olduğu ödenmeyen imalat bedelinin %15 i oranında tazminat talep hakkı doğmuş olup; kabul edilen 33.387,40 m² üzerinden hesaplama yapılması halinde yapılan iş bedeli 21.340283.89 Euro x %15 = 3.201.042.58 Euro davacının talep edebileceği tazminat miktarı olup bu miktar için davanın kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Birleşen davada davalı-karşı davacı tarafından gecikme nedeniyle kira bedeli talep edilmiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan ek sözleşme ile maliyet artışları yaşandığı, inşaat miktarındaki artışa ve inşaatın davacı-karşı davalı tarafça %90 üzerinde bir oranla tamamlanmasına rağmen 2011 yılı ve sonrasında davacı-karşı davalı yana sözleşmenin 17.2.maddesi hilafına avans ya da hakediş ödemelerinin zamanında ve gerekli miktarda yapılmadığı, gecikmenin bu nedenle yaşandığı anlaşıldığından, edimini sözleşmeye uygun şekilde ifa etmeyen davalı-karşı davacı yanın birleşen davaya konu talepte bulunabilmesinin mümkün olmadığından mahkemece birleşen davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir." gerekçesiyle ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ve asıl davanın kısmen kabulü ile; inşaat yapım bedelinden kaynaklanan 50.000.00 Euro ve cezai şart alacağı olarak 3.201,042,58 Euro tazminat alacağının dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4-a maddesi uyarınca işletilecek yasal faizi birlikte ve fiili ödeme günündeki TC Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; ve Birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemiz kararı temyiz edilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi █████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamı ile, "... Taraflar arasındaki uyuşmazlık yapılan işin miktarı, işin anahtar teslimi olarak yapılıp yapılmayacağı, işin süresinde bitirilip bitirilmediği ve iş bedelinin zamanında ödenip ödenmediği konularından kaynaklanmaktadır. Davacı birleşen dosya davalısı; 45.645 m² imalat yapıldığını, yapılan işin “shell and core” sistemine göre yapılacağını, tamamlanma oranının %95,03 ve yapılan işler bedelinin 29.429.849,93 Euro olduğunu, taraflar arasında uyuşmazlık olmayan elektrik trafosu deplase işi bedeli ile toplam alacaklarının KDV dahil 29.429.849,93 Euro olduğunu, 17.207.769,42 Euro ödendiğini, bakiye 12.222.080,51 Euro alacakları ile davalının temerrüdü tarihi itibari ile sözleşmenin 14/son maddesi uyarınca hesaplanan 4.297.967,81 Euro ceza alacağının bulunduğunu ve şimdilik 50.000,00 Euro bakiye iş bedeli ile 4.297.967,81 Euro cezanın tahsilini talep etmiştir. Davalı birleşen dosya davacısı ise; taraflarca inşaat alnının 33.387,40 m² olarak belirlendiğini, sözleşmenin “anahtar teslimi” esasına göre yapıldığını bu nedenle yaptırılan tespitte tamamlanma oranının %75 olarak bulunduğunu, iş bedelinin 17.153.638,82 Euro olmasına rağmen 17.214.514,08 Euro ödeme yapıldığını, borçlarının bulunmadığını ayrıca inşaatın 27.20.2010 tarihinde teslim edilmesinin hüküm altına alındığını, dava tarihine kadar inşaatın teslim edilmemesi nedeni ile muaccel hale gelen 7.955.328,00 USD kira bedeli ile eksik işlerin ve bedellerinin tespit edilerek sözleşme fiyatını aşması halinde tahsilini talep etmiştir.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin “İşin Miktarı ve Fiyatı” başlıklı 5. maddesinde; işin üç bloktan oluştuğu, tahminen brüt 20.500 m² birinci sınıf inşaat yapım işi ve işin brüt m²’sinin 515,50 Euro+KDV olduğu, “İşin Miktarında Meydana Gelen Değişiklikler” başlıklı 7. maddesinde, projenin tatbikatı esasında ileride kottan dolayı veya sair nedenlerle çıkması muhtemel inşaat yüzölçümündeki artışların 5. maddedeki bedelle çarpılmak suretiyle işin bedeline ilave edileceği, “Sözleşmenin Feshi” başlıklı 14/8. maddesinde, sözleşmenin feshedilmesi halinde işin yapılmış kısmının yerinde ölçüleceği ve “Kesin Kabul” başlıklı 16.2. maddesinde ise inşaatın anahtar teslimi şeklinde bitirileceği hüküm altına alınmıştır. Sözleşmenin 5. maddesi ve ek sözleşmenin 3. maddesinde işin m² fiyatı belirlenmiş olsa da m² hesabının nasıl ve ne şekilde yapılacağına dair bir düzenleme hüküm altına alınmamıştır. Sözleşmede, inşaat alanının ne şekilde hesaplanacağı, inşaat alanına nelerin dahil olup olmadığına dair bir bilgi bulunmadığı gibi yapılacak inşaat alanına dair net bir tanım ya da standart da belirtilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; İTÜ’den alınan rapor esas alınarak inşaat alanının tespitine yönelik tutarsızlıklara değinilmiş, daha sonra da Alman Standartları Ensititüsü (DIN), İSO ve İSO’nun Britanya uygulaması olan BSI ve Amerikan Standartı olan ASTM’nin ölçüm standartları baz alınarak inşaat alanı hesaplaması yapılmış ve bu hesaplama ile tespit edilen 43.321,02 m² iş miktarı hükme esas alınmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi ise; belediye başkanlığına verilen tadilat ruhsat başvurusunda belirtilen 33.387.40 m²’yi iş miktarı olarak benimsemiştir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan raporda; her ne kadar uluslararası standartlar baz alınmış olsa da ulusal mevzuat ve standartların bu uluslararası standartlar ile ne kadarının karşılandığı ve ne şekilde uyumlu olduğu anlaşılamamaktadır. Tadilat projesindeki inşaat alanı olan 33.387,40 m² ile İTÜ tarafından tespit edilen ve hükme esas alınan raporda da benimsenen 43.321,02 m² arasında 9.933,62 m² gibi bir fark olduğu görülmektedir. Dolayısıyla böyle bir farkın hangi mahallerden kaynaklandığı, inşaat alanına giren ve girmeyen mahallerin detaylı olarak ve tadilat projesi ile İTÜ raporu arasındaki farkları gösterir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nce raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden, tadilat projesindeki inşaat alanı olan 33.387,40 m2’nin esas alınması hatalı olmuştur. Ayrıca sözleşmenin “İşin Miktarı ve Fiyatı” başlıklı 5. maddesinde; işin birinci sınıf inşaat yapım işi olduğu, “Kesin Kabul” başlıklı 16.2. maddesinde ise inşaatın anahtar teslimi şeklinde bitirileceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda; sözleşme anahtar teslimi esasına göre imzalanmış olup sözleşmenin ve taraf iradelerinin aksine sözleşmenin “shell and core” esaslı düzenlendiğinden bahisle tamamlanma oranının %95.03 olarak alınması da doğru olmamıştır. Ticari örf ve âdet; yazılı olmamakla birlikte, uzun zamandan beri istikrarlı bir şekilde uygulanan ve bunun sonucunda uyulması zorunlu olduğu konusunda ticari hayatta yaygın bir inancın yerleşmiş olduğu kurallar ' şeklinde tanımlanabilir. TTK’nın 1/2. maddesinde “Bir bölgeye veya bir ticaret dalına özgü ticari örf ve âdetler genel olanlara üstün tutulur. İlgililer aynı bölgede değillerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe, ifa yerindeki ticari örf ve âdet uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir. Dava konusu uyuşmazlıkta inşaat alanına nelerin dahil olduğu ve ne şekilde hesaplama yapılacağına dair bir düzenleme bulunmadığından TTK 1/ 2. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; ilgili meslek odalarına müzekkere yazılarak söz konusu tadilat projelerine esas inşaat alanının ulusal mevzuat, standart ve normlara göre Türkiye’de nasıl belirlendiği ve hesaplandığı, Türkiyede’ki uygulamada inşaat alanına nelerin dahil olup olmadığının sorulup tespit edildikten sonra konusunda uzman teknik bilirkişilerden oluşturulacak yeni heyetten rapor alınarak, bu belirleme uyarınca davacı birleşen dosya davalısının sözleşme kapsamında yaptığı işin kaç m2 olduğu, mevcut tadilat projesi üzerinden hesaplanan değer ile mahkemece hükme esas alınan rapordaki değerin arasındaki farkın mahal mahal nereden kaynaklandığı, her iki sonuçtan farklı bir inşaat alanı bulunursa bunun detaylı ve diğer iki hesapla karşılaştırmalı dökümünün tespit edilerek Türkiyede’ki hesaplama yöntemine göre brüt inşaat alanının belirlenmesi, tespit edilen inşaat alanına göre işin zamanında yapılıp yapılmadığı ve davalı birleşen dosya davacısının ödemede temerrüde düşüp düşmediği, eksik iş olup olmadığı ve varsa giderim bedelinin de belirlenerek sonucuna göre asıl ve birleşen davalarda kazanılmış haklar da dikkate alınarak hüküm kurulmasından ibarettir. Açıklanan nedenlerle; sözleşmede inşaat alanı ve hesaplamasına dair bir hüküm olmamasına rağmen TTK 1/ 2. maddesince Türkiye’deki hesaplama yöntemi konusunda araştırma yapılmadan, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve sözleşmede açıkça sözleşmenin “anahtar teslimi” esasına göre yapıdığı hüküm altına alınmış olmasına rağmen tamamlanma oranının “shell and core” sistemine göre belirlenmesi nedeni ile eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması uygun bulunmuştur. "gerekçesi ile dairemiz kararının bozulmasına karar vermiştir.
Dairemiz tarafından Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Dairemizin █████████ esas, ████████ karar sayılı ve █████/2024 tarihli kararı ile, taraflar arasındaki sözleşmenin anahtar teslim nitelikte olduğu, inşaat alanının ruhsat, proje ve iskan kayıtları esas alınarak 33.387,40 m² olarak kabul edilmesi gerektiği, İTÜ raporundaki daha yüksek alanın fore kazık ve benzeri imalatların dahil edilmesinden kaynaklandığı, tamamlanma oranının anahtar teslim esasına göre %75 olduğu, davacının yaptığı toplam iş bedelinin 17.097.127,71 Euro olduğu, davalı tarafından yapılan 17.242.984,43 Euro ödeme nedeniyle davacının bakiye iş bedeli alacağının bulunmadığı, ancak davanın kısmi dava olarak 50.000 Euro üzerinden açılması ve ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğraması nedeniyle bu miktar üzerinden hüküm kurulabileceği, sözleşmenin 14. maddesi uyarınca %15 oranında hesaplanan cezai şartın 2.556.608,09 Euro olduğu, birleşen davada ise iş sahibinin ödeme yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemesi nedeniyle gecikmeden yüklenicinin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle taleplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılarak asıl davanın kısmen kabulü ile 50.000 Euro alacak ve 2.556.608,09 Euro cezai şartın tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karar yönünden tavzih talep edilmesi üzerine, dairemizin █████████ esas, ████████ karar sayılı ve █████/2024 tarihli ilamında █████/2024 tarihli tavzih kararı ile, hükmedilen cezai şart miktarının hesaplanmasında maddi hata yapıldığı, bu hususun hükmün esasını değiştirmeyen açık hesap hatası niteliğinde bulunduğu, buna karşılık bakiye iş bedeline ilişkin değerlendirmenin hükmün esasına ilişkin olup tavzih veya tashih yoluyla değiştirilemeyeceği anlaşıldığından, cezai şart tutarının 2.556.608,09 Euro yerine 2.526.341,09 Euro olarak düzeltilmesine, diğer tavzih ve tashih taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin █████████ esas, █████████ karar sayılı ve 30.06.2025 tarihli ilamında, teknik şartnamenin dosyaya kazandırılmadan inceleme yapılması, fore kazık imalatlarına ilişkin bilirkişi raporundaki çelişkilerin giderilmemesi ve hatalı hesaplamaya dayalı değerlendirme yapılması suretiyle bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Dairemizce bozma ilamına uyulmuştur.
Taraflardan Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda teknik şartnamenin bulunup bulunmadığı hususu sorulmuştur. Taraflar teknik şartnamenin bulunmadığını beyan etmiştir.
Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ve teknik şartnamenin bulunmadığı belirtilerek bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Kök bilirkişi raporunda onaylı tadilat projesine göre toplam inşaat alanının 33.387,40 m2 olarak esas alındığı, fore kazık imalatının alan artışı sayılmayarak pursantaj dahilinde değerlendirildiği, işin anahtar teslimi olup %75 seviyesinde tamamlandığı kabul edilerek buna göre hakediş, eksik imalat, gecikme cezası ve kira kaybı hesaplamalarının alternatifli şekilde yapıldığı, ancak Yargıtay 6 Hukuk Dairesinin bozma ilamında teknik şartnamenin dosyada bulunmamasına rağmen hesaplamalarda dikkate alınması, fore kazık imalatının alan artışına dahil edilip edilmediği hususunda çelişki yaratılması ve inşaat alanı ile tamamlanma oranına ilişkin hesap yönteminin denetime elverişli olmaması nedenleriyle kararın bozulduğu, bozma sonrası düzenlenen 3 ek bilirkişi raporunda ise teknik şartnamenin dosyada bulunmadığının açıkça kabul edildiği, toplam inşaat alanının 33.387,40 m2 olarak esas alındığı, çatı piyeslerinde proje dışı 705,20 m2 büyüme bulunduğu kabul edilerek 33.387,40 m2 ve 34.092,60 m2 üzerinden iki ayrı alternatifli hesaplama yapıldığı, fore kazık imalatının alan artışı oluşturmadığı ancak toplam bedel içinde %12 pursantaj oranı ile değerlendirildiği, işin yine %75 seviyesinde tamamlandığı kabul edilerek yapılan ödemeler mahsup edildiğinde her iki ihtimalde de davacı yüklenicinin alacaklı olmadığı ve davalı iş sahibi tarafından fazla ödeme yapıldığını rapor olarak sunulmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davada, davacı ....’nin alt yüklenici sıfatıyla inşaat yapım işini üstlendiği, davalı ... .... A.Ş.’nin yüklenici sıfatıyla arsa sahipleri ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında işi alt yükleniciye verdiği, dava dışı ... ve diğer maliklerin ise arsa sahibidir.
Asıl davada davacı, davacı alt yüklenici ile davalı yüklenici ile akdedilen 03.04.2008 tarihli inşaat sözleşmesi ve 20.06.2008 tarihli ek sözleşme kapsamında inşaat yapım işinin üstlenildiği, sözleşmede öngörülen iş miktarının fiilen arttığı, buna rağmen hakediş ödemelerinin yapılmadığı, inşaatın sözleşmede kararlaştırılan sürede bitirilememesinin davalıdan kaynaklandığı, İstanbul Teknik Üniversitesi raporuna göre işin %95,03 oranında tamamlandığı ve toplam inşaat alanının 43.321,02 m2 olduğu, yapılan imalatlara karşılık bakiye iş bedelinin ödenmediği, ayrıca sözleşme kapsamında olmamasına rağmen trafo deplase işinin de yapıldığı ve bedelinin ödenmediği, sözleşmenin 14. maddesi uyarınca davalının temerrüde düştüğü ileri sürülerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 Euro inşaat yapım bedeli ile 4.297.967,81 Euro cezai şartın tahsili talep edildiği, daha sonra ıslah ile iş bedeli talebinin 10.701.443,07 Euro’ya yükseltildiği anlaşılmıştır.
Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde, davacının üstlendiği işin tamamlanma süresinin 20.10.2010 tarihi olduğunu, bu süreye rağmen işin tamamlanmadığını, gönderilen ihtarnamelerle işin tamamlanmasının istendiğini, davacının sözleşmeye aykırı davranarak süreyi tek taraflı uzattığını, inşaat alanının sözleşmede yaklaşık 33.375 m2 olarak belirlendiğini ve buna göre maliyetin hesaplandığını, davacıya toplam 17.214.514,08 Euro ödeme yapıldığını, yapılan tespitlere göre işin yaklaşık %75 seviyesinde tamamlandığını, bu durumda davacının bakiye alacağının bulunmadığını, ayrıca sözleşmede cezai şart ve faiz hükümlerinin düzenlendiğini, davacının temerrüde düşmediği gibi sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
Birleşen davada davacı yüklenici tarafından, davalı alt yüklenici ile yapılan sözleşme uyarınca inşaatın ruhsat tarihinden itibaren 24 ay içinde tamamlanması gerekirken süresinde teslim edilmediği, inşaat alanının sözleşmede belirlenen miktarda olduğu ve iş artışı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, buna rağmen davalıya yüksek miktarda ödeme yapıldığı, yapılan tespitlere göre işin yaklaşık %75 seviyesinde tamamlandığı, eksik işlerin bulunduğu ve inşaatın tamamlanması için ayrıca masraf yapılması gerektiği, ayrıca geç teslim nedeniyle kira gelirinden mahrum kalındığı ileri sürülerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 24 aylık kira kaybı bedelinin tahsili, eksik işlerin bedelinin belirlenerek davalıdan tahsili ve inşaatın tamamlanmasına izin verilmesi talep edilmiştir.
Davalı alt yüklenici vekili birleşen davaya karşı verdiği cevap dilekçesinde, işin süresinde tamamlanamamasının davalı iş sahibinin hakediş ödemelerini zamanında yapmamasından ve başlangıçta öngörülen yaklaşık 20.500 m2 inşaat alanının uygulama projeleri ile yaklaşık 45.000 m2’ye ulaşmasından kaynaklandığını, yapılan imalat bedellerinin ödenmediğini, teknik raporda inşaatın %95,03 oranında tamamlandığının ve 43.321,02 m2 alana ulaştığının tespit edildiğini, toplam imalat bedelinden yapılan ödemelerin düşülmesi ile bakiye alacak bulunduğunu ileri sürerek birleşen davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinde, ilk aşamada düzenlenen raporlarda inşaat alanının uluslararası standartlar esas alınarak 43.321,02 m2 olarak belirlendiği ve işin %95,03 oranında tamamlandığının kabul edildiği, buna karşılık istinaf aşamasında alınan ve hükme esas alınan raporlarda belediyeye sunulan tadilat projesi esas alınarak inşaat alanının 33.387,40 m2 olarak kabul edildiği ve tamamlanma oranının %75 olarak belirlendiği, Yargıtay bozma ilamları sonrasında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında ise sözleşmenin anahtar teslimi niteliği, teknik şartnamenin dosyada bulunmadığı, fore kazık ve zemin iyileştirme imalatlarının alan artışı oluşturup oluşturmadığı hususları ile önceki raporlar arasındaki çelişkiler değerlendirilerek inşaat alanının esas itibariyle 33.387,40 m2 olduğu, çatı piyeslerindeki 705,20 m2 artış dikkate alınarak 34.092,60 m2 üzerinden alternatif hesaplama yapıldığı, işin %75 oranında tamamlandığı, birim fiyatın 570,00 Euro m2 olduğu, fore kazık imalatının alan artışı sayılmayıp toplam bedel içinde pursantaj dahilinde değerlendirildiği, yapılan ödemeler mahsup edildiğinde her iki hesaplamaya göre de davacı yüklenicinin alacaklı olmadığı ve davalı iş sahibi tarafından fazla ödeme yapıldığı yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Asıl dava dosyası yönünden incelemede, taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında davalı yüklenici ile arsa sahipleri arasında kurulan hukuki ilişki çerçevesinde, davacı alt yüklenicinin 03.04.2008 tarihli sözleşme ve ek sözleşme ile dava konusu taşınmaz üzerindeki inşaat yapım işini üstlendiği, süreç içerisinde işin kapsamının arttığı, taraflar arasında hakediş ödemeleri, işin süresinde tamamlanıp tamamlanmadığı, yapılan imalatın miktarı ve bedeli ile sözleşmede düzenlenen cezai şartın uygulanma koşulları hususlarında uyuşmazlık çıktığı, davacı alt yüklenicinin inşaatın sözleşmede öngörülenden daha fazla metrajda ve büyük oranda tamamlandığını ileri sürerek bakiye iş bedeli ve cezai şart talebinde bulunduğu, davalı yüklenicinin ise yapılan ödemelerin yeterli olduğunu, işin eksik ve süresinde tamamlanmadığını savunarak karşı dava ile kira kaybı ve eksik iş bedeli talep ettiği, yargılama sürecinde alınan ilk bilirkişi raporlarında inşaat alanının uluslararası standartlara göre 43.321,02 m2 ve tamamlanma oranının %95,03 olarak kabul edildiği, buna karşılık sonraki raporlar ve istinaf incelemelerinde belediyeye sunulan tadilat projesi esas alınarak inşaat alanının 33.387,40 m2 olarak kabul edildiği ve tamamlanma oranının %75 seviyesinde belirlendiği, bu iki yaklaşım arasında önemli fark bulunduğu, Yargıtay bozma ilamları ile sözleşmenin anahtar teslimi niteliği, inşaat alanının Türkiye’deki mevzuat ve uygulamaya göre belirlenmesi, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, teknik şartnamenin değerlendirilmesi ve fore kazık imalatlarının niteliğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğinin belirtildiği, bozma sonrası alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında teknik şartnamenin dosyada bulunmadığının kabul edildiği, inşaat alanının esas itibariyle 33.387,40 m2 olduğu, çatı piyeslerindeki artışla birlikte alternatif olarak 34.092,60 m2 üzerinden hesaplama yapıldığı, işin anahtar teslim esasına göre %75 oranında tamamlandığının kabul edildiği, birim fiyatın 570,00 Euro m2 olduğu, fore kazık ve zemin iyileştirme imalatlarının bağımsız alan artışı oluşturmadığı ancak hakediş kapsamında pursantaj dahilinde değerlendirildiği, yapılan ödemeler mahsup edildiğinde her iki hesaplamaya göre de davacı alt yüklenicinin bakiye iş bedeli alacağının bulunmadığı ve davalı yüklenici tarafından fazla ödeme yapıldığı yönünde teknik tespitlere ulaşıldığı, buna karşılık tarafların temerrüt, cezai şart ve gecikmeden doğan zarar taleplerinin sözleşme hükümleri ve ödeme ilişkisi çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiği, bu suretle uyuşmazlığın esasının işin gerçek metrajı, tamamlanma oranı, ödeme dengesi ve sözleşmesel sorumlulukların belirlenmesine dayandığı anlaşılmıştır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ilk bozma ilamında, tarafların sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmek suretiyle bozmanın yalnızca inşaat alanının belirlenmesi, tamamlanma oranının tespiti ve buna bağlı hesaplamalara ilişkin eksik inceleme ve çelişkilerin giderilmesi yönünden yapıldığı, bu suretle bozma kapsamı dışında kalan hususların kesinleştiği ve usulî kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmakla, sonraki yargılamada incelemenin yalnızca bozma kapsamında kalan hususlarla sınırlı olarak yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı itibariyle, taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesi kapsamında davacı alt yüklenicinin bakiye iş bedeli ve sözleşmenin 14. maddesine dayalı cezai şart alacağı talebi ile davalı yüklenicinin buna karşı savunmaları ve birleşen davadaki taleplerinde bunulmuştur.
Dosya kapsamı, taraf beyanları, sözleşmeler, hakedişler, ödeme belgeleri, ilk derece mahkemesi kararı, Dairemiz kararları, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin bozma ilamları ile bozma sonrası alınan kök ve ek bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; bilirkişi raporlarında belediyeye sunulan tadilat projesi esas alınarak inşaat alanının 33.387,40 m2 olduğu, işin anahtar teslim esasına göre %75 oranında tamamlandığı, iş sebebiyle yapılan ödemelerin toplamının 17.242.984,43 Euro olduğu anlaşılmıştır.
33.387,40 m2 esas alınarak yapılan hesaplamada toplam iş bedelinin hesaplandığı, %75 tamamlanma oranına göre hak edilen imalat bedelinin belirlendiği, buna KDV ilavesi yapıldığı ve yapılan ödemeler mahsup edildiğinde davacının alacaklı olmadığı, aksine davalı tarafa fazla ödeme yapıldığını anlaşılmış olup, bu durumda davacının fazla imalat ve bakiye iş bedeline ilişkin alacak talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla fazla imalat bedeli talebin reddine, sözleşmenin 14. maddesinde düzenlenen cezai şart hükmü uyarınca, taraflar arasındaki ödeme ilişkisi, hakedişlerin süresinde ödenmemesi, işin ilerleyiş süreci ve tarafların karşılıklı edimlerinin ifa şekli birlikte değerlendirildiğinde, cezai şart talep koşullarının tamamen ortadan kalkmadığı, Dairemizin önceki kararında ve tavzih ilamında da kabul edildiği üzere cezai şartın hesaplamaya esas bedel üzerinden %15 oranında belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda yapılan hesaplamada cezai şart miktarının 2.526.341,09 Euro olduğu anlaşılmış olup, bu bedelin 2.526.341,09 Euro cezai şart alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmiştir.
Birleşen davada davacı yüklenici tarafından, davalı alt yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan sürede işi tamamlamadığı, inşaatın yaklaşık %75 seviyesinde kaldığı, eksik imalatların bulunduğu ve bu nedenle kira kaybına uğranıldığı ile eksik işlerin tamamlanması için yapılacak masrafların davalıdan tahsili talep edilmiş ise de, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında işin tamamlanma oranının %75 olduğu kabul edilmekle birlikte, gecikmenin yalnızca davacı alt yükleniciye yüklenemeyeceği, taraflar arasındaki ödeme ilişkisi ve iş artışları nedeniyle gecikmenin müterafik sebeplerden kaynaklandığı, ayrıca kira kaybı ve eksik iş bedeline ilişkin taleplerin somut ve denetime elverişli şekilde ispatlanamadığı yönünde tespitlerde bulunulduğu, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ilk bozma ilamında birleşen davaya ilişkin sair temyiz itirazlarının reddedildiği ve bu yönüyle birleşen davaya ilişkin değerlendirmelerin bozma kapsamı dışında bırakılarak kesinleştiği, sonraki bozma ilamlarında ise birleşen davaya özgü bağımsız bir bozma sebebi gösterilmeyip yalnızca hesaplama hatalarının birleşen davayı da etkilediğine işaret edildiği, nihayetinde bozma sonrası yapılan yargılamada bu hususlar da gözetilerek birleşen davacının kira kaybı ve eksik iş bedeline ilişkin taleplerinin ispatlanamadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın kısmen KABULÜ ile;
A- davacı tarafından fazla inşaat sebebi ile açılan alacak talebinin REDDİNE,
B-Davacının cezai şart bedeli talebinin KISMEN KABULÜ İLE,
2.526.341,09 EURO cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa'nın 4-a maddesine göre işletilecek yasal faizi ile birlikte ve fiili ödeme günündeki T.C.Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
4-Birleşen davanın REDDİNE,
B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
Asıl davada;
1-Alınması gereken 395.200,00 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak ve tamamlama suretiyle yatırılan 1.282.078,65 TL'nin mahsubu ile fazla yatırılan 886.878,65 TL'nin istek halinde davacıya İADESİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 395.200,00 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan 21,15 TL başvurma harcı, 566,10 TL davetiye ve müzekkere posta masrafı, 19.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam; 20.087,25 TL yargılama masrafının davanın kabul edilen miktarına göre hesap ve takdir edilen 4.419,19 TL'nin davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, geri kalan masrafın davacı üzerine bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 207,05 TL tebligat ve posta gideri, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.207,05 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 2.501,49 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye miktarın davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 738.831,75 TL vekalet ücretinin esas davanın davalısından alınarak esas davanın davacısına ödenmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 738.831,75 TL vekalet ücretinin esas davanın davacısından alınarak esas davanın davalısına ödenmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran tarafa iadesine,
Birleşen İstanbul 21. ATM'nin ████████ Esas sayılı davada;
1-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının birleşen davanın davacısı tarafından yatırılan 211.798,35 TL'den mahsubu ile davacı tarafından fazla yatırılan 211.066,35 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talebi halinde birleşen dosyanın davacısına İADESİNE,
2-Birleşen dosyanın davacısı tarafından yapılan 21,15 TL başvurma harcı, 210,00 TL davetiye ve müzekkere posta masrafı, 3.500,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam; 3.731,15 TL yargılama masrafının birleşen dosyanın davacısı üzerinde BIRAKILMASINA,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen davanın davacısından alınarak birleşen davanın davalısına ÖDENMESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1-Davalı-birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,
2-Davalı-birleşen davada davacı tarafından yapılan 297,20 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 106,80 TL posta gideri olmak üzere toplam 404,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı-birleşen davada davacıya VERİLMESİNE,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair davacı-karşı davalı, davalı-karşı davacı vekilleri ile feri müdahil vekilinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!