Anahtar kelimeler: Davaitirazın Davadavacı Satımdan Mutabakat Yanın Cari Arası İlişki Borcun Anadolu

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ
:█████/2022NUMARASI
:████████ Esas - ████████ KararDAVA
:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, bu ticari ilişki gereği davacı yanın davalıdan 34.939,15 TL cari hesap alacağının olduğunu, bu alacağının taraflar arası mutabakat ile sabit olduğunu, davalı tarafından borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına,davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından davaya konu edilen fatura muhteviyatındaki ürünlerin davalıya teslim edilmediğini, davacı tarafından teslim edildi iddiasının ispatlaması gerektiğini beyanla; davanın reddine, davacının; alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına” karar verilmesini talep etmişlerdir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalının hesabının █████/2019 tarihinde ödeme kaydı ile kapatıldığı,hesabın kapatılmasından sonra █████/2020 tarihinde icra takibinin başlatıldığı, takip tarihinden sonra tekrar █████/2020 tarihinde davacının davalıyı borçlandırdığı, her davanın açıldığı şartlara göre, icra takiplerinin de başlatıldığı tarihe göre değerlendirilmesi gerektiği, takip tarihi itibari ile davacının defterlerine göre davalıdan alacaklı olmadığı,kaydın kapatıldığı tarih ile tekrar borçlandırıldığı tarih arasında uzunca bir zaman geçtiği, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığı, icra takibinden sonra durumun fark edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, muhasebesel hata yapıldığına ilişkin delil sunulmadığı gibi bilirkişi tarafından da bu yönde bir değerlendirme yapılmadığı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının davalıdan takip tarihi itibari ile alacaklı olduğuna ilişkin kanaat getirilmediğinden davanın reddine, davacının kötüniyetli olduğu davalı tarafından ispat edilemediğinden de davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan ek raporda "...bu işlemin muhasebesel hata olarak değerlendirilmesi halinde davacı yanın kendi ticari defterlerine göre davalı yandan 34.939,15 TL alacaklı olduğu..." şeklinde teknik husus konusundaki taktirin bilirkişi tarafından mahkemeye bırakılmasının hatalı olduğunu, rapora karşı bu yöndeki itirazların da karşılanmadığını ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davacı şirket kayıtlarında 31.12.2019 tarihinde alınan ekstreye istinaden şirket muhasebesi tarafından kayıtlara 374,80 TL yazılacağına sehven 84.523,76TL kayıt yapılarak hesabın kapatıldığını, bu hatanın 01.12.2020'de fark edildiğini ve aradaki fark ters madde yapılarak düzeltildiğini, bu düzeltme davalı tarafından ödeme yapılmış gibi yorumlandığını ancak davalı tarafından böyle bir ödeme yapılmadığını ve davalının da böyle bir iddiasının ve dosyada buna ilişkin bir belgenin olmadığını ancak yerel mahkeme davacı şirketin bu şekilde bir hata yapmış olmasını mesnetsiz bir şekilde hayatın olağan akışına aykırı olarak değerlendirdiğini ve davacı şirketin alacağı olmadığına kanaat getirerek davanın reddine karar verdiğini, bilirkişi davacı şirket kayıtlarında yapılan işlemin muhasebesel hata olarak nitelendirilmesi halinde davacının takip bakiyesi kadar alacaklı olacağını da tespit ettiğini ancak itirazlar doğrultusunda ek rapor alınmaması yerel mahkemece hatalı hüküm kurulmasına sebep olduğunu, istinaf başvurusu tek başına kararın icrasına mani olmayacağından istinaf incelemesinin sonuna kadar tehiri icra kararı verilerek icra dosyasına yatırılacak miktarın alacaklıya ödenmemesi hususunda tehiri icra kararı verilmesini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığı açıklanmış ise de dosya kapsamında tespit edildiği üzere takip tarihi itibarıyla davacı şirket davalı şirkete kendi defter ve kayıtlarına göre 49.209,81 TL tutarında borçlu olduğunu, takip tarihi itibarıyla kendi defter ve kayıtlarına göre davalı şirkete borçlu bulunan davacı tarafın kendi defter ve kayıtları hilafına davalı hakkında takip başlatmasının kötüniyet olarak değerlendirilmek suretiyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken aksi yöndeki gerekçelerle bu yöndeki talebin reddine dair kararda hukuka uygunluk bulunmadığını, arz olunan ve resen dikkate alınacak sebeplerle kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair kararın kaldırılarak reddolunan meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE
:Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispat edilip edilmediği, kötü niyet tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "Cari hesap " sebebine dayalı olarak 36.939,15 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 23.09.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222/5. maddesi uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticarî defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır. Ayrıca ticarî defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır. Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve ███████-172 E. - ███████ K. sayılı kararı ) Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça bedeli ödenmediği iddia olunan dava konusu cari-açık hesaba ilişkin faturalara konu hizmetin davalı tarafa verildiği ileri sürülerek anılan hususların ispatı için diğer deliller yanında her iki tarafın ticarî defterlerine dayanıldığı, yargılama sırasında ticarî defterlerin ibrazı için mahkemece verilen süreler sonrasında ise █████/2020 tarihinde tebliğ edilen ihtarlı tebligata rağmen davalı tarafça, herhangi bir mazeret ileri sürülmeksizin ticarî defterlerin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır.Davacı tarafça ileri sürülen iddiaların ispatı için davalının ticarî defterleri yanında diğer delillere de dayanılmış olup davalının ticarî defterlerinin ibrazı ve bundan kaçınmanın sonuçlarına ilişkin olarak uygulama alanı bulacak olan düzenlemeler HMK’nın 219 ve 220. Maddeleridir. Davacının ileri sürdüğü iddiaların ispatı için delil olarak münhasıran davalının ticarî defterlerine dayanmamış olması, belgelerin/ticarî defterlerin mazeretsiz olarak ibraz edilememelerinin sonuçlarını düzenleyen HMK’nın 220. maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmez. Zira ileri sürülen hususların ispatında münhasıran davalı defterlerine dayanılmamış olması durumunda uygulanmayacak hüküm TTK’nın 83/2. maddesi olup somut olay bakımından HMK’nın 220. maddesi geçerliliğini korur(Yargıtay HGK'nın 17.02.2022 tarihi ve ███████-328 E. - ████████ K. sayılı kararı).Yargılama sırasında davacının ticarî defterleri üzerinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesi sonucunda, davacının defterlerinde 2018 yılı açılış fişinde davacının davalıdan 9.604,91 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından davalıya 77 adet toplam 235.685,04 TL tutarlı fatura düzenlendiği, davalı tarafından davacıya çeşitli tarihlerde 17 parça halinde toplam 294.499,76 TL tutarında ödeme yapıldığı, davacının kendi ticari defterlerine göre takip tarihi olan 23.09.2020 tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olmadığı, 49.209,81 TL borçlu olduğu, 01.12.2020 tarihli “2019'dan Devir” açıklamalı 84.148,96 TL tutarlı davalının borçlandırıldığı kayıt ile davacının davalıdan kayıt tarihi olan 01.12.2020 tarihi itibarıyla 34.939,15 TL (takip bakiyesi kadar) alacaklı duruma geçtiği, izahata muhtaç kayıt incelendiğinde, takip tarihinden sonra 01.12.2020 tarihinde “2019'dan Devir” açıklaması ile davacı tarafından davalıya 84.148,96 TL borçlandırıldığının görüldüğünü, sonuç olarak; davacının ticari defterlerinde davacının davalıdan alacaklı olmadığı, davacının kendi ticari defterlerine göre davalıya takip tarihi itibarlarıyla 49.209,81 TL borçlu olduğu, 84.523,76 TL ödeme kaydı ve 84.148,96 TL davalıyı borçlandıran kaydın, 31.12.2019 tarihli 374,80 TL ödeme kaydının sehven 84.523,76 TL olarak yapılmasından ve hatanın anlaşılması ile davalının 84.148,96 TL borçlandırılmasından kaynaklandığının davacı tarafından beyan edildiği, davalının fatura muhteviyatındaki ürünlerin teslimi noktasında itirazı olduğu, fatura muhteviyatındaki ürünlerin teslimine yönelik dosyada hesaplama elverişli tek belgenin tarafların BA-BS formları olduğu, davalı tarafından BA formu ile bildirilen faturaların KDV Dahil 216.396,54 TL olduğu, davacının ticari defterlerinde gözüken, diğer bir ifade ile davacının kabulünde olan davalı ödemelerinin 210.350,80 TL'nin mahsubu ile, davacının takip tarihinde davalıdan 6.045,74 TL alacaklı olduğu, davacının ticari defterlerinde davalı ödemesi olarak gözüken toplam 294.499,76 TL tutarlı ödemenin 31.12.2019 tarihli 84.523,76 TL tutarlı ödemenin davacının beyanı gibi 374,80 TL tutarlı olması gerektiği dikkate alındığında, davacının ticari defterlerinde gözüken davalı ödemesinin 210.350,80 TL (294.499,76 TL - 84.523,76 TL + 374,80 TL) olduğunun, tesliminde ihtilaf olmayan davalının BA Formları ile sabit olan 216.396,54 TL fatura tutarından, davacının ticari defterlerinde gözüken 210.350,80 TL davalı ödemesinin düşülmesi ile davacının takibe konu alacağının 6.045,74 TL olduğu tespit edilmiştir.Davalı tarafa ticarî defterlerin ibraz edilmemesi hâlinde HMK’nın 220/3. maddesi gereğince ortaya çıkacak sonuçların ihtar edilmiş olması ve davalı tarafça ibraz etmeme nedenine ilişkin herhangi bir mazeretin sunulmamış olması karşısında mahkemece, HMK’nın 220/3. maddesi ve ticarî defterlerin ibrazına ilişkin hükümler çerçevesinde yapılacak değerlendirme sonrasında hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.Davalı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılması gerekir. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir(Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████/2017 tarih, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı İlamı - Yargıtay 11. HD'nin █████/2017 tarih ve ██████████ Esas - ████████ karar sayılı ilamı - Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 Tarih, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamı). Davacının ticari defterlerinin, Türk Ticaret Kanunu'na ve Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun düzenlemelerine göre usulüne uygun tutulmuş olması ayrıca alacağın konusunu oluşturan faturaların mevcut olması karşısında belgeleme ve kaydın belgeye(evrak-ı müsbiteye) dayanması ilkesine uygun olması nedeni ile davacı lehine delil teşkil edeceğinin kabulü gerekir.Somut olayda, davacının cari hesap borcu nedeniyle davalıya karşı 23.09.2020 tarihinde takip yaptığı, davacının kendi ticari defterlerine göre takip tarihinde davalıdan alacaklı olmadığı, 49.209,81 TL borçlu olduğu, davacının defterlerinde, takip tarihinden sonra, 01.12.2020 tarihli “2019'dan Devir” açıklamalı 84.148,96 TL tutarlı davalının borçlandırılarak, davalıdan kayıt tarihi olan 01.12.2020 tarihi itibarıyla 34.939,15 TL (takip bakiyesi kadar) alacaklı duruma geçtiği, her ne kadar davacı 84.523,76 TL ödeme kaydı ve 84.148,96 TL davalıyı borçlandıran kaydın, 31.12.2019 tarihli 374,80 TL ödeme kaydının sehven 84.523,76 TL olarak yapılmasından ve hatanın anlaşılması ile davalının 84.148,96 TL borçlandırılmasından kaynaklandığını iddia etmişse de, basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olan davacının 374,80 TL ödeme kaydını sehven 84.523,76 TL kaydettiğine ve davacının bu kaydı yaptıktan 1 yıl sonra fark ettiklerinden ödeme yapılmış gibi olan kaydı düzelttiğine ilişkin iddiası ispatlanamadığı, söz konusu ödeme kaydının ticari defterlere kaydedilmesinin doğurduğu sonucu ortadan kaldıracak nitelikte olmadığından, bu savunmaya itibar edilmemiştir.Dava, takip tarihindeki şartlara göre incelenecek olup, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre, dava ve takip tarihinde davacının davalıdan alacaklı olmadığı borçlu olduğu görülerek, davacı tarafından dava tarihinden sonra yapılan borçlandırma kaydı davanın konusu olmadığından sonuca etkisi olmayacağından, davacının defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olmasına göre Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir.Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., ████████ K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez(Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. - ████████ K. sayılı kararı). Eldeki davada her ne kadar takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinden bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinini yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR
:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026