Anahtar kelimeler: Bant Yürüyen Eğlence Kestiği Merdiven Asansör Hakedişlere Merkezinin Protokol Sınırlı

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili, taraflar arasında ... Eğlence Merkezi’nin asansör, yürüyen merdiven ve yürüyen bant işlerini gerçekleştirmek üzere 06.12.2010 tarihinde sözleşme ve ayrıca 07.12.2011 ve 08.12.2011 tarihli sözleşme ve ek protokol imzalandığını, davacı şirketin 06.12.2010 tarihli sözleşmenin 11. madde içeriğinde mevcut hakedişlere göre davalıya kestiği faturalar karşılığında davalının yaptığı kısmi ödemeler mahsup edildikten sonra 398.815,63 Euro borcu kaldığını, tüm şifahi uyarılara rağmen davalının hiçbir ödemede bulunmadığını ve Kadıköy 26. Noterliği'nin 21.03.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine rağmen davalının borcunu ifa etmemesi sebebiyle sözleşmeden kaynaklanan 931.314,31 TL bakiye alacağın tahsili için İstanbul 24. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine girişildiğini, davalı şirket tarafından alacaklı davacı şirkete hiçbir borcu olmadığından bahisle takibe itiraz edildiğini, takip konusu yapılan alacağın 06.12.2010 tarihli sözleşme uyarınca montajdan kaynaklanan alacak olduğunu, Kadıköy 26. Noterliği’nin 21.03.2012 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname içeriğinde talep edilen meblağın, ihtarname tarihi ile icra takibi arasında geçen süreler içerisinde muaccel olan alacaklar da dahil edilerek dava konusu icra takibi ile talep edildiğini, davalının kötüniyetli davranarak borcu ödemediğini ve reddettiğini, davalı tarafın faturalara karşılık herhangi bir itirazda bulunmadığını iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davanın kabulü ile 931.314,31 TL alacağın icra takibinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili için itirazın iptali ve %40’dan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen 06.12.2010 tarihli sözleşme uyarınca davacının proje kapsamında 56 adet asansör, 36 adet yürüyen merdiven ve 2 adet yürüyen bandın temin ve tesis işlerini sözleşme hükümleri uyarınca yerine getirmeyi üstlendiğini, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması nedeniyle davalı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını, davacıya Beşiktaş 6. Noterliği’nin 17.10.2011 tarih, ... yevmiye numaralı ve 13.12.2011 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnameleri ile sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmesinin ihtar edildiğini, ancak davacının yükümlülüklerine uymamasına rağmen icra takibine girişerek kötüniyetli davayı açtığını, sözleşmenin 11.15 maddesi hükmü gereğince hakediş kapsamında yapılan ödemelerin avans niteliğinde olduğunu, kesin hesap tasfiyesi yapılana kadar davacının sözleşme uyarınca hakettiği kesin alacak miktarının tespitinin mümkün olmadığını, davacı tarafından düzenlenen faturalara itiraz edilmemiş olmasının faturaların kabul edildiği, iş veya hizmetin yapılmış olduğunu kabul anlamına gelmediğini, alacağın kesinleşmemiş olduğunu ve yargılamayı gerektirdiğini, likit olmayan alacağa ilişkin icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine, %40 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece ilk olarak ████████ Esas - █████████ Karar sayılı kararla; Taraflar arasındaki sözleşmenin götürü bedeli olduğunun kanıtlanamadığı, bu durumda davacı tarafından yapılan imalat tutarı kadar davacının alacağa hak kazandığının kabul edilmesi gerektiği, ancak davacı tarafça düzenlenen 8 hakediş faturası ile ilgili hakediş belgelerinin sunulamadığı, dolayısıyla faturalardaki hakediş bedellerinin gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda somut değerlendirme yapılmasına yasal olanak bulunmadığı, bilirkişi raporunda da ifade edildiği gibi hakediş faturalarının, hangi hakediş belgelerine dayalı düzenlendiğinin anlaşılamadığı, ancak düzenlenen 8 hakediş faturasının ilk 7’sinin davalı tarafça kabul edildiği, kayıtlara alındığı ve BA formuyla Vergi Daieresi’ne bildirilmiş olduğu dikkate alındığında, düzenlenen ilk 7 fatura yönünden davacının alacaklı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, 8. hakediş faturasında (8 nolu hakediş bedeli) ibaresi yer almakta ise de düzenlenen rapor ve ek raporda ifade edildiği gibi gerek bu fatura dayanağı gerekse diğer fatura dayanağı hakediş belgelerinin sunulmamış olması karşısında bu faturada yer alan imalatın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin denetlenmesinin (kayıtlar üzerinde ve/veya keşfen) mümkün olmadığı, başka bir ifade ile 8. hakediş faturası kapsamındaki imalatın yapıldığının davacı tarafça ispatlanamadığı, buna göre dava konusu edilen toplam 8 hakediş faturası karşılığı olan 398.815,64 Euro’dan ispatlanamayan (8. fatura) tutarı 63.308,70 Euro’nun mahsubu ile davacının takip tarihi itibariyle 335.506,94 Euro alacaklı olduğu, bunun TL karşılığının ise 2,3352 TL efektif satış kuru itibarıyla 783.475,80 TL olduğunun kabul edildiği, dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup alacak, yerinde yapılan bilirkişi incelemesi ve toplanan delillerle belirlenebildiğinden alacağın likit olmadığı kabul edilerek icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle, itirazın iptali ile takibin 783.475,80 TL asıl alacak için ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatının reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin ████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilamıyla; Dava konusu yapılan alacağın taraflar arasındaki 06.12.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklandığı, Mahkemece 8 nolu hakedişe ait fatura bedeli 149.731,40 TL (63.308,70 €) iş bedeli alacağının BA formu düzenlenmemesi nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, BA formunun düzenlenip düzenlenmemesi vergi idaresi ile vergi mükellefi arasındaki bir husus olup, alacağın var olup olmadığına karine teşkil etmeyeceği, sözleşmenin 7. Maddesinde, sözleşme bedelinin anahtar teslimi sabit götürü bedelli olduğu ve sözleşme ekindeki fiyatlandırılmış keşif listesinde verildiği belirtilmiş, maddenin devamında anahtar teslimi sabit götürü bedel içerisine giren hususlar ve birim fiyatlar listesinde yer alan birim fiyatların hangi unsurlardan oluştuğu ayrıntılı olarak sayılmış ise de dosya kapsamında bulunan fiyatlandırılmış keşif listesi ve birim fiyatlar eksik ve okunaksız olduğundan denetime elverişli bulunmadığı, bu durumda, dava konusu alacağın varlığının tespiti yönünden sözleşmenin 7. Maddesinde belirtilen fiyatlandırılmış keşif listesi ile birim fiyatların taraflarca dosyaya sunulması sağlanarak, gerekirse konusunda uzman bilirkişilerce mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle, hakediş faturalarında ayrıntı bulunmaması nedeniyle yüklenici tarafından yapılan imalatların tamamının tespiti yapılarak, taraflar arasında imzalanan 06.12.2010 tarihli sözleşmenin 7. Maddesi de gözetilmek suretiyle yüklenicinin hakettiği iş bedeli hesaplanıp, yapılan ödemelerin mahsubu suretiyle bakiye hakediş alacağı bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararı sonrasında; Mahkemece, ilk olarak önceki bilirkişi heyetinden █████/2021 tarihli ek rapor alınmış, davalı taraf █████/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile ek beyan ve ek deliller sunmuş, davacı taraf █████/2021 tarihli ıslaha karşı dilekçesinde bu yeni delil ve beyanları kabul etmemiş, sonrasında aynı bilirkişi heyetinden itirazlara dair █████/2022, █████/2023, █████/2024, █████/2024 ve █████/2025 tarihli ek raporlar alınmış ve yeniden yapılan yargılama neticesinde, istinafa konu kararla; Taraflar arasında yapılan █████/2010 tarihli sözleşme uyarınca davacı yüklenici tarafından temin edilen makina ve malzemeler ile yapımı tamamlanan işler için 8 adet hak ediş düzenlendiği, ilk 7 hak ediş ile belirlenen işlerin; hak edişlerden yapılan kesintileri toplam olarak gösteren 8.hak edişin mevcut olduğu, 8 adet hak edişin toplamının bilirkişilerce 2.925.245,30 Euro olarak hesaplandığı, sözleşme hükümlerine göre sözleşme konusu işler yatırım teşvik kapsamında olduğu için KDV istisnasına tabi olduğundan KDV eklenmediği, davacı ticari defterlerine göre bilirkişi hesaplamalarına göre davacı alacağının 765.917,02 Euro karşılığı 1.788.569,43 TL olduğu, davalı ticari defterlerine göre ise 793.827,38 Euro karşığı 1.853.745,70 TL olduğu, bilirkişilerin bu hesaplamaları yaparken raporlarında da izah ettikleri üzere ruhsatları alınmayan 29 adet asansör, 36 adet yürüyen merdiven, 2 adet yürüme bandına ilişkin ruhsat bedelleri ile davacı alacağından tenzil ve mahsup edilmesi gereken miktarları da hesaplayarak rapor düzenledikleri, davacının İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı ilamsız icra takibi dosyasından alacak miktarından çok daha az bir miktar olan 398.815,65 Euro karşılığı 931.314,31 TL'lik kısım için takip başlattığından ve alınan raporlar ile davacının alacağının çok daha fazla olduğu tespit edildiğinden icra takibindeki taleple bağlılık ilkesi gereğince davanın kabulü yoluna gidildiği, ancak alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına karar verilmediği, yine taraflar tacir olduğundan avans faizine hükmedildiği gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile davalının İstanbul 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında yaptığı itirazın iptali ile 931.314,31 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte takibin devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına yer olmadığına, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında;
1-)Eser sözleşmesinde bedel alacağının doğumu için zorunlu olan ifa– teslim– kabul– muacceliyet zinciri kurulmadan hüküm tesis edildiğini, mahkemenin, teslim ve kabulün hangi somut ve hukuki eşiklerle gerçekleştiğini belirlemeden bedel alacağını doğmuş kabul ederek, eser sözleşmesi rejiminin kurucu normatif zincirini eksik bıraktığını,
2-)Servis/bakım sözleşmelerinin teslim ve kabul yerine ikame edilerek yanlış hukuki nitelendirme yapıldığını, dosyada mevcut servis ve bakım sözleşmeleri, teslim sonrası döneme özgü tali sözleşmeler olup ana eser sözleşmesine tabi olduklarını, bu sözleşmelerden hareketle asıl eser sözleşmesi bakımından teslim ve kabulün gerçekleştiği sonucuna varılmasının, TBK sistematiğine aykırı olup tali bir hizmet ilişkisinin asıl edimi ikame etmesi sonucunu doğuran açık bir hukuki hata olduğunu,
3-)Teknik süreç ve proje yöneticisi ... yazışmaları dikkate alınmadan teslim ve kabul varsayımı kurulduğunu, proje yöneticisi tarafından yapılan ihtar ve yazışmaların, işin süresinde ve sözleşmeye uygun biçimde tamamlanmadığını, nihai devreye alma aşamasının halen talep ve uyarı konusu olduğunu ortaya koymakta olduğunu, bu objektif teknik veriler karşısında teslim ve kabulün gerçekleştiği varsayımıyla hüküm kurulmasının eksik incelemeye dayalı olduğunu,
4-)Ruhsatlandırma ve belediye kayıtları, teslim/kabul tartışmasının parçası hâline getirilmeden sonuca gidildiğini, asansörler, yürüyen merdivenler ve bantlar bakımından ruhsat durumları, teslim ve kabulün hukuken gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi açısından zorunlu maddi veriler olduğunu, Mahkemenin, bu verileri değerlendirmeksizin fiili kullanım ve muhasebe kayıtlarıyla sonuca ulaştığını,
5-)İspat külfetinin hatalı kurulduğunu; muhasebe kayıtlarının, fatura ve BA formlarının teslim ve ifanın ikamesi gibi değerlendirildiğini, HMK m.190 uyarınca bedel talep eden yüklenicinin; ifayı, sözleşmeye uygunluğu, teslimi ve muacceliyeti ispatla yükümlü olduğunu, Mahkemenin muhasebe emarelerinden hareketle “ifa gerçekleşmiştir” sonucuna varmasının, ispat yükünü fiilen iş sahibine kaydırmakta ve eser sözleşmesinde teslim–kabul eşiğini muhasebe verileriyle ikame etmekte olduğunu,
6-)Ticari defterlerin ibrazı konusunda HMK m.219–220 ve HMK m.222 hükümlerinin eksik ve hatalı uygulandığını, ticari defterlerin ibraz edilmemesinden aleyhe sonuç çıkarılabilmesi için, usulüne uygun ara karar, kesin süre ve HMK m.220 anlamında ihtar zincirinin kurulması gerektiğini, dosyada bu zincirin davalı yönünden eksiksiz biçimde işletildiğinin söylenemeyeceğini, kaldı ki davalı şirketin defterlerinin, iflas süreci nedeniyle fiilen iflas idaresinin tasarrufunda olduğunu, bu durumda ibraz imkânsızlığı tartışılmadan aleyhe sonuç üretilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
7-)BA formlarının üçüncü kişilerden temin edilmesinin, yaptırım değil ikame delil yönteminin tercih edildiğini göstermekte olduğunu, Mahkemenin vergi dairesinden BA formlarını istemesinin, defter ibrazına bağlanan bir yaptırım uygulanmadığını ortaya koymakta olduğunu, bu hâlde, defter sunulmamasından hareketle ispat yükünün ters çevrilmesinin ve davalı aleyhine kesin sonuç çıkarılmasının normatif olarak mümkün olmadığını,
8-)Götürü bedel/anahtar teslim rejimi ve kesin hesap yöntemi belirlenmeden, “yapılan imalat kadar alacak” yaklaşımının benimsendiğini, sözleşmenin götürü bedel ve anahtar teslim niteliğinin; teslim, kabul ve kesin hesap ilişkisini doğrudan etkileyeceğini, keşif listesi ve teslim kapsamı belirlenmeden bedel alacağına hükmedilmesinin, hesap yöntemini hukuki temelden yoksun bıraktığını ve bilirkişi incelemesini denetlenemez hâle getirdiğini,
9-)Islah talebi kabul edilip harcı yatırıldığı hâlde, ıslah dilekçesi ekinde sunulan deliller toplanmadan hüküm kurulduğunu belirterek,
kararın kaldırılarak, belirtilen eksiklikler giderilmek üzere dosyanın yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Taraflar arasında 06.12.2010 tarihli asansör, yürüyen merdiven ve yürüyen bant işleri sözleşmesi, haricen 0712.2011 tarihli yürüyen merdiven ve yürüyen bantlar bakım sözleşmesi ve sözleşme eki 24 saat altın hizmet protokolü olmak üzere üç ayrı sözleşme imzalanmış olup, dava konusu yapılan alacak 06.12.2010 tarihli sözleşmeden kaynaklanmaktadır.
Dosya kapsamı değerlendirildiğinde;
Davaya konu İstanbul 24. İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı takip dosyası ile 06.12.2010 tarihli sözleşmeden kalan 398.815,63 Euro karşılığı 931.314,31 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının takip konusu alacağa, faiz ve tüm ferilerine itiraz ettiği,
Mahkemece verilen ilk kararla, taraflar arasında düzenlenen 8 adet hakedişten ilk 7'si bakımından davacının davasını ispatladığı, 8. Hakediş bakımından ise davanın ispatlanamadığı kabul edilerek, dava konusu edilen toplam 8 hakediş faturası karşılığı olan 398.815,64 Euro’dan ispatlanamayan (8. fatura) tutarı 63.308,70 Euro’nun mahsubu ile davanın ilk 7 hakediş bedeli toplamı olan 335.506,94 Euro karşılığı 783.475,80 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verildiği,
Davalı tarafça bu ilk karara karşı istinafa gelinmediğinden kısmen kabul kararı verilen ilk 7 hakediş bedeli bakımından davacı lehine - davalı aleyhine usulü kazanılmış hak oluştuğu,
Kaldırma kararı sonrasında mahallinde yeniden inceleme yapılarak hazırlanan ek raporlarda, 06.12.2010 tarihli sözleşmeye konu işlerin, zeyilnamelerle iptal edilen 2 asansör dışında ifa edilmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğinin, aradan geçen süre, davalı AVM'nin kapalı olması ve asansörlerin bakımsızlığı nedeniyle ilk keşiflerindeki tespitlere ve İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ███████ D.İş sayılı delil tespiti raporundaki tespitlere dayalı görüşlerin dikkate alınması gerektiğinin belirtildiği (3. Ek raporun 18-19. Sayfaları, 5. Ek raporun 8. Sayfası), Mahkeme ara kararı doğrultusunda 5. Ek raporla tasfiye hesabının yapıldığı, 7. Ek raporla da asansörlerin bir kısmına ruhsat alınamaması sebebiyle davacı alacağından düşülmesi gereken meblağın 50.000,00 TL olarak belirlendiği, ek raporda açıklandığı üzere, sözleşmeye uygun bir geçici ve kesin kabul, kesin hakediş evrakı olmadığı için tasfiye hesabının ek raporla yapıldığı, yapılan tasfiye hesabına göre, davalının ispatladığı ödemeler ve davacı alacağından düşülmesi gereken stopaj kesintisi, ceza kesintileri vs bedeller toplamı mahsup edildiğinde davacının bakiye alacak miktarının takipte talep edilen meblağdan çok daha fazla olduğu,
Davalı vekilinin istinaf itirazlarının büyük ölçüde "teslimin davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğine" ilişkin olduğu, yukarıda belirtildiği üzere teslim olgusunun bilirkişi heyeti ek raporlarıyla değerlendirilip, zeyilnamelerle iptal edilen 2 asansör ve ruhsatı olmayanların ruhsat bedelleri dışında yerinde görüldüğü, bir kısım asansörün ruhsatının almamasına ilişkin itirazın 7. Ek raporla değerlendirilip, bundan dolayı davacı alacağında düşülmesi gereken bedelin hesaplanıp mahsup edildiği, davalının ticari defterlerinin 5. Ek raporda değerlendirildiği, davalı vekilinin ıslah dilekçesine dair değerlendirmenin de 3. Ek raporda yapıldığı, kaldı ki bu ıslah dilekçesinde davalının zaten daha önceki dilekçelerinde ileri sürülen savunmaların ileri sürüldüğü, yeni bir iddia ve delil bulunmadığı anlaşılmakla,
6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2025 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 63.618,08 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 15.904,53 TL harcın mahsubu ile bakiye 47.713,55 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!