Anahtar kelimeler: Bayrampaşa Pafta Parselde Eser Mahallesi Sınırlı Milleti İstanbul Talepleriyle Karara

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf talebinde bulunulmuştur.davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında █████/2014 tarihli "İstanbul Bayrampaşa, ...Mahallesi. 4 pafta. ... ada. 1 sayılı parselde bulunan ...Peyzaj İşlerinin müvekkili firma tarafından yapılmasının kararlaştırıldığını, işin başlangıç tarihi 01.05.2014 ve iş bitim tarihinin 30.07.2014 olduğunu, birim fiyat esaslı anlaşılan sözleşmede yaklaşık toplam keşif bedelinin KDV hariç 1.520.002,01 TL olduğunu, yer tesliminin akabinde 3 takvim günü içinde mobilizasyon işlemlerine başlanacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin mobilizasyon organizasyonunu tamamladığını ve yer teslimi sonrasında 13.05.2014 tarihi itibariyle SGK açılışının yapıldığını, imalatlara başlamak adına teknik ve saha ekiplerinin şantiye alanına sevk edildiğini, yine kullanılacak olan malzemelere ilişkin malzeme onaylarının birçoğu ile iş programının davalı tarafa yazı ile sunulduğunu, sözleşme gereği avans ve kesin teminat mektuplarının hazırlanıp 15.05.2014 tarihinde davalı tarafa teslim edildiğini, müvekkili firmanın taahhüdü altında bulunan işlere başlanabilmesi için tüm edimlerin eksiksiz olarak yerine getirdiğini, SGK işyeri açılışını müteakip sözleşmeye göre hafif dolgu yapılması ve bims duvar örülmesi imalatlarına başladığını, imalat alacağının tutanaklarla kabul edildiğini ancak ihtara rağmen ödenmediğini, 21.05.2014 tarihinde müvekkili firmanın Kavacık'da bulunan fidanlığında ve 02-04 Haziran 2014 tarihleri arasında İtalya'da bitki seçimi yapıldığını, ve bitki listesinin davalı tarafa iletildiğini, sözleşmesel tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesine rağmen 25.06.2014 tarihinde müvekkiline bir gerekçe bildirmeden sözleşmenin feshedildiğini sözlü olarak bildirerek yapılan masrafların ödeneceğinin beyan edildiğini, 01.07.2014 tarihinde başka bir peyzaj firmasının ekipmanları ve şantiye araçlarının müvekkili firmanın çalışılmakta olduğu şantiye sahasına yığılması suretiyle sözleşmenin ifasının yapılmasının fiilen imkansız hale getirilip engellendiğini, sözleşme gereği teslim edilmiş teminat mektuplarının müvekkili şirkete iade edildiğini, bu durumun müvekkilinin maddi ve manevi zararına ve ticari itibar kaybına yol açtığını belirterek, haksız fesih nedeni ile uğradıkları ve mahrum kaldıkları tüm zararlar için şimdilik 40.000,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkili şirketin merkezinin Başakşehir-İstanbul olması sebebiyle yetkili mahkemelerin Bakırköy Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ... projesinin gerçekleştirildiği alandaki peyzaj işlerinin davacı tarafından yapılması konusunda ön mutabakata varılmış ise de peyzaj alanında kullanılan malzemelerin, bitkilerin, fidanların yaşı, boyu, gövde çevresi, menşei gibi bir takım seçimler tamamlanmadığı için sözleşmenin imza aşamasına gelemediğini, bu nedenle taraflar arasında sözleşme kurulmadığını, davacının kârını arttırmaya yönelik hileli davranışları nedeniyle işin yapılmasının geciktiğini ve fiyatın belirlenmesinin imkansız hale geldiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete gönderilen ihtarnamede 258.811,81 TL talepte bulunduğunu, gönderilen listede iş yapılmış gibi kalem ve masraflara yer verildiğini, █████/2014 tarihinde müvekkili şirket tarafından İstanbul 16. Sulh Hukuk mahkemesinin ███████ D.iş sayılı dosyasında yaptırılan tespit sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda davacının yaptığı imalatın 178,49 m2 duvar yapımı ile 145,23 m3 ponza serimi olduğunun tespit edildiğini, bu işlerin karşılığı 29.384,52 TL'nin ödenmesine yönelik davacıya yaptıkları teklifin kabul edilmediğini belirterek, davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; █████/2019 tarihli karar ile, davacı şirket tarafından tanzim ve imza edilen, ancak davalı şirketçe imzalanmadığı anlaşılan ve 30.06.2014 tanzim tarihli dava konusu işe ait 1 no'lu hakediş raporunda toplam hak ediş miktarının 219.332,04 TL, %8 KDV 39.479,77 TL ,alt yükleniciye ödenecek net miktarın ise 258.811,81 TL olarak belirlendiği, taraflar arasındaki yazılı sözleşme taslağının imzalanmamış olmasının taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulmadığı anlamına gelmediği, davacı tarafa davalı iş sahibi tarafından yer teslimi yapılması, SSK’ya başvurulması ve davacı yüklenici tarafından davalıya teminat mektupları verilmesi ve sonrasında bunların iade edilmesi, tarafların birlikte İtalya seyahati yapmaları, davacının 47 gün sonra sahaya yeni ve başka bir firma göndererek, davalı tarafın - sahayı terke zorlaması- olgularından, taraflar arasında yazılı olmayan bir eser sözleşmesinin kurulduğu, yaklaşık 1,5 aylık bir süre devam eden sözleşme ilişkisi süresinde davacı yüklenicinin edimlerini kısmen yerine getirdiği ve bir kısım harcamalarda bulunduğu, ancak davalıdan kaynaklanan nedenlerle sözleşme ilişkisinin fiilen son bulduğu anlaşılmakta olup, bu sonucun meydana gelmesinde ve sözleşme ilişkisinin sona ermesinde kusur, daha fazla davalı iş sahibinde olduğu anlaşıldığından davacı tarafın yaptığı masrafların tazminini isteyebileceği, ibraz edilen ve hükme esas alınan 2. Bilirkişi raporundaki teknik bilirkişi değerlendirmesi ile işin başlaması ve durması arasındaki 47 güne , ön çalışma için düşünülen 13 günün ilavesiyle toplam 60 gün sürenin makul süre olarak kabul edildiği, bu çerçevede teklif hazırlığı , idari-teknik yazışmalar ve ofis yönetim giderleri olarak 8.000.00 TL, resmi evrak giderleri olarak 940,90 TL, İtalya gezisi masrafları olarak 11.884,94 TL., şantiye giderleri olarak 33.620,11 TL, işçi giderleri olarak 25.775,00TL, iş makinası kira gideri olarak 13.500,00 TL, inşai malzeme giderleri olarak 19.490.00TL olmak üzere toplam 118.010,94 TL. (KDV Hariç ) bedelin davacının sözleşmeye güvenerek yaptığı masrafların ve uğradığı zararların tazminini davalıdan isteyebileceği, davacı tarafça taraflar arasındaki imalat tespit tutanağına göre yapılan işler ve malzeme bedeli olarak davacı tarafın 29.381,51 TL alacaklı olduğu, buna göre118.010,94 + 29.381,51 = 147.392,45 TL alacaklı olduğu ileri sürülmüş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda malzeme bedeli 29.381,51 TL inşai malzeme giderleri başlığı altında ise imalatta kullanılan ve sahada kalan malzemeler ayrı olarak belirtilerek yapılan maktuen hesaba dahil edildiği hususu ek bilirkişi raporu ile ortaya konulduğundan bu hususa itibar edilmeyerek davanın davacının ibraz ettiği 21.06.2019 tarihli ıslah dilekçesi olarak nitelendirdiği talebinin esasen belirsiz alacak davası olarak açılan davada değer artırım talebi olduğu ve temerrüt tarihi her ne kadar davacı tarafça fesih tarihi olan 30.06.2014 tarihi olarak talep edilmiş ise de temerrüt tarihinin dava tarihi olan 17.10.2014 tarihi olup 118.010,94 TL. (KDV Hariç ) bedelin 17.10.2014 tarihinden itibaren işleyen reoskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 118.010,94 TL (+KDV) alacağın dava tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren işleyen reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Yerel mahkeme kararı davalı yanca, davacı tarafça katılma yoluyla istinaf edilmiştir.Dairemizin █████/2023 tarih █████████ - ████████ karar sayılı ilamıyla, davacı taraf sözleşme ilişkisinin kurulduğunu, sözleşmenin ifası için gerekli tüm hazırlıkların yapıldığını, iş sahasına fiilen girildiğini, avans ve teminat mektuplarının davalıya teslim edildiğini, işe devam edilirken davalı tarafın sözlü olarak █████/2014 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini ve iş sahasına üçüncü bir firmanın iş ve ekipmanlarının girdiğini, sözleşmenin ifasının imkansız hale davalı tarafından getirildiğini beyan ederek, yaptığı tüm masraflar ile imalat bedelleri ve yoksun kaldığı her türlü zararının fesih tarihinden itibaren işlemiş reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; davalı ise taraflar arasında yapılacak peyzaj işine ilişkin davacı tarafından verilen teklifin kabul gördüğünü, ancak davacının taahhüd ettiği peyzaj işine ilişkin imalatlarda değişiklik yaptığını, bitki türünü değiştirdiğini, yaptığı iş ve eylemler nedeni ile güvenlerinin sarsıldığını, işin fazla gecikmemesi için bir kısım altyapı işlerinin yapılmasına müsade ettiklerini, yapılan işlerin karşılığını yaptırdıkları tespit dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre 29.384,52 TL ödeme teklifinde bulunarak ifa etmek istediklerini, davacı tarafın kabul etmediğini, ayrıca mahkemenin de yetkisiz olduğunu belirterek davanın yetki yönünden usulden reddine, esasa ilişkin olarak da ıslah dilekçesi ile arttırılamayacak olan davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf, mahkemenin yetkisine itiraz etmiş, istinaf dilekçesinde de yetki itirazında bulunmuş ise de, sözleşmenin ifa yeri göz önüne alındığında yerel mahkeme davaya bakmakta yetkili olduğundan davalı tarafın mahkemenin yetkisine yaptığı itiraz yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına gör,e taraflar arasında yazılı olmayan eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu, davacının sözleşmenin ifası için tüm hazırlıklarını yaptığı, fiilen iş sahasında çalışmaya başladığı, davalı tarafından da sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın yapılan işin bedeline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının yaptığı imalatların bedeline ilişkin tüm belge ve deliller toplanarak, TBK'nın 481. maddesi gereğince fesih tarihine kadar yüklenici tarafından yapılan imalatın bedelinin işin yapıldığı yıl mahalli serbest piyasa rayicine göre belirlenmesi gerekir. Öte yandan, davada sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklı menfi zararlar da talep edilmekte olup, bu zararlara ilişkin belgelerin davacı yükleniciden istenerek, belgeli zarar talepleri yönünden sözleşmenin kurulması için zorunlu giderler olup olmadığı tespit edilip, zorunlu giderlerden olması halinde tespit edilecek zarar miktarına menfi zarar olarak hükmedilmesi gerekir. Ayrıca dava 40.000,00 TL üzerinden açılan kısmi dava olup, ıslah ile arttırılabilecektir. Davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesi ile dava değeri 107.392,45 TL+ KDV olarak arttırılmıştır. Dava değeri 147.392,45 TL+KDV olduğundan Harçlar Kanunu gereğince 1/4 peşin harç eksiğinin davacı tarafa tamamlattırılması gerekir. Kabule göre de mahkemece 118.010,94 TL+KDV alacağa hükmedilmesine rağmen KDV miktarı eklenmeksizin harç ve yargılama giderlerinin eksik hesaplanması da hatalı olduğu anlaşılmakla, kararın kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda inceleme yapılmıştır.Mahkemece, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının kaldırma gerekçesinde; "Dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre taraflar arasında yazılı olmayan eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu, davacının sözleşmenin ifası için tüm hazırlıklarını yaptığı, fiilen iş sahasında çalışmaya başladığı, davalı tarafından da sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın yapılan işin bedeline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının yaptığı imalatların bedeline ilişkin tüm belge ve deliller toplanarak, TBK'nın 481. maddesi gereğince fesih tarihine kadar yüklenici tarafından yapılan imalatın bedelinin işin yapıldığı yıl mahalli serbest piyasa rayicine göre belirlenmesi gerekir. Öte yandan, davada sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklı menfi zararlar da talep edilmekte olup, bu zararlara ilişkin belgelerin davacı yükleniciden istenerek, belgeli zarar talepleri yönünden sözleşmenin kurulması için zorunlu giderler olup olmadığı tespit edilip, zorunlu giderlerden olması halinde tespit edilecek zarar miktarına menfi zarar olarak hükmedilmesi gerekir. Ayrıca dava 40.000,00 TL üzerinden açılan kısmi dava olup, ıslah ile arttırılabilecektir. Davacı tarafça sunulan ıslah dilekçesi ile dava değeri 107.392,45 TL+ KDV olarak arttırılmıştır. Dava değeri 147.392,45 TL+KDV olduğundan Harçlar Kanunu gereğince 1/4 peşin harç eksiğinin davacı tarafa tamamlattırılması gerekir. Kabule göre de mahkemece 118.010,94 TL+KDV alacağa hükmedilmesine rağmen KDV miktarı eklenmeksizin harç ve yargılama giderlerinin eksik hesaplanması da hatalı olmuştur." şeklinde içerik yer almakta olup bu doğrultuda hareket edilmiştir. İmalat Tespit Tutanağına göre davacının yaptığı toplam imalatın (19.423,15+11.858,85-1.897,48=29.384,52) 29.384,52 TL olarak hesap edildiği, dolayısıyla davacının dava konusu işte yaptığı toplam imalat miktarının 29.384,52 TL olarak kabul edilmesinin gerektiği, yapılan imalatların ve şantiyede kalan malzeme bedellerinin işin yapıldığı tarihteki (Yer teslim tarihi 11.05.2014 ile 25.06.2014 tarih arası) mahalli serbest piyasa rayiçlerine uygun ve tarafların kabulünde olduğu anlaşılmış ve hesaplara dahil edilmiştir. Bilirkişi heyetinin bu tespiti mahkemece hükme esas alınabilecek yeterlilikte addedilmiştir. İmalatlardan sonra davacı tarafça yapılan diğer harcamaların sözleşmenin kurulması için gereken zorunlu harcamalardan olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılması gerekmiştir. İmalat tespit tutanağı dışındaki yukarıda belirtilen harcama kalemlerinin, diğer bir ifadeyle sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklı menfi zararların sözleşmenin kurulması için zorunlu giderler arasında yer alıp almadığına ilişkin bilirkişinin, zorunlu giderler kapsamında olduğuna ilişkin tespiti de aynı şekilde benimsenmiş ve bu giderler, yasal defterlerdeki kayıtlarla karşılıklı kontrol edilerek bilirkişi heyeti tarafından toplam olarak belirlendiği anlaşıldığından, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 135.624,67-TL alacağın dava tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren işleyen reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, bilirkişi heyet raporları genel itibariyle denetime elverişli, gerekçeli ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğunu, öncelikle belirtmek isteriz ki bir bilirkişi raporunun, salt kendinden önceki rapor(lar) ile örtüşmesi, onun eksik veya hatalı olduğu anlamına gelmeyeceğini, bilakis teknik bulguların istikrarlı şekilde tekrarlanması, varılan kanaatin dosya kapsamıyla uyumlu olduğuna işaret ettiğini, menfi zarar kalemleri zorunlu gider niteliğinde olduğunu, teklif hazırlığı ve ofis giderleri yönünden, taraflar arasındaki ilişki, basit bir teklif aşamasını aşmış; yer teslimi yapılmış, teminat mektupları alınmış, teknik gezi gerçekleştirilmiş ve fiilen imalata başlandığını, bu aşamadan sonra yapılan çalışmalar artık salt “teklif hazırlığı” olmadığını, sözleşme'nin ifasına yönelik somut faaliyetler olduğunu,davalı taraf'ça ileri sürdüğü gibi, bu giderler tümüyle müvekkil şirket'in “ihaleyi alamama riski” kapsamında değerlendirilemeyeceğini, zira burada sonuçlanmamış bir ihale süreci değil fiilen başlamış bir iş ve iş organizasyonu söz konusu olup sözleşme'nin ifasına yönelik somut faaliyetler yüzünden katlanılan giderlerin müvekkil şirket üzerinde bırakılması, dürüstlük kuralı ile bağdaşamayacağını, diğer yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "C. Sözleşmenin sona ermesi - I. yaklaşık bedelin aşılması" kenar başlıklı 481'inci maddesi uyarınca, ihtilaf halinde yüklenicinin yaptığı işler işin yapıldığı yıl mahalli piyasa rayicine göre belirlendiğini, bu şekilde belirlenen giderler, afaki olmadığını, teminat mektubu ve resmi evrak hazırlıkları yönünden:bir yüklenicinin, henüz sözleşmesel ilişki ciddiyet kazanmamışken ve iş fiilen başlamamışken teminat mektubu düzenlemesi hayatın olağan akışına aykırı olmadığını, zira teminat mektubunun düzenlenmesi, bankaya komisyon ödenmesini, finansal limit tahsisini ve çeşitli resmî işlemlerin yapılmasını gerektiren ciddi bir mali yük doğurduğunu, bu giderler ise salt teklif aşamasına ilişkin olağan giderler olmayıp, sözleşme'nin kurulması ve ifasına ilişkin olduğunu, teminat mektuplarının sonradan iade edilmiş olması da bu giderlerin hiç doğmadığı anlamına gelmeyeceğini, doğmuş olan maliyetleri ortadan kaldırmayacağını, peyzaj uygulamalarında özellikle iş sahibinin tercihini ithal bitkilerden yana kullanması ve ithal bitki temin edilmesi söz konusu olduğunda, ürünün kalitesi, iklim uyumu, hastalık riski ve tedarik koşulları yerinde inceleme gerektiren teknik hususlar olduğunu, huzurdaki davaya konu iş bakımından yapılan İtalya Gezisi, turistik bir gezi ya da sıradan bir fuar gezisi olmadığını, ayrıca, davalı taraf'ın da bu İtalya gezisi'ne katılmış olması, işbu gezinin tek taraflı müvekkil şirket organizasyonu olmadığını açıkça gösterdiğini, davalı taraf'ın katılımı, İtalya gezisi'nin huzurdaki davaya konu iş için gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu, fiilen gerçekleştirilen imalatın, organizasyon, işçilik ve şantiye kurulumu olmaksızın yapılması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bir altyapı imalatının; personel çalıştırılmadan, saha organizasyonu kurulmadan ve iş planlaması yapılmadan gerçekleşmesi mümkün olmadığını, şantiye giderleri, saha kurulumu, teknik personel organizasyonu, ekip koordinasyonu ve günlük operasyonel faaliyetleri; işçilik giderleri ise doğrudan imalatın gerçekleştirilmesi için katlanılan zorunlu maliyetleri içerdiğini, bu giderlerin, sözleşmenin ifası kapsamında doğrudan ortaya çıkan ve işin icrası için vazgeçilmez nitelikte olan harcamalar olduğunu, somut olayda gerçekleştirilen altyapı ve sert zemin imalatları dikkate alındığında, bu tür işlerin iş makinesi kullanılmaksızın yapılabilmesi teknik olarak mümkün olmadığını, toprak tesviyesi, dolgu, taşıma, düzenleme ve benzeri işlemler doğası gereği makine desteği gerektirdiğini, bu nedenle iş makinesi kullanımı, söz konusu imalatın doğal ve zorunlu bir unsuru olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için her bir makine kullanımına ilişkin ayrıca kira sözleşmesi veya fatura sunulmadığı kabul edilse bile, bu giderin hiç doğmadığı sonucuna varılamayacağını, özellikle müvekkil şirket'in kendi ekipmanlarını kullanması hâlinde, doğrudan kira sözleşmesi veya faturası bulunmamasının mümkün olduğunu, ancak bu halde dahi, makine kullanımının ekonomik karşılığı hesaplanarak gider olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalı taraf'ın yaklaşımı, bir yandan imalatın yapıldığını kabul edip diğer yandan bu imalatın gerçekleştirilmesi için zorunlu olan iş makinesi giderlerini reddetmek şeklinde olup bu yaklaşım kabul edilemeyeceğini, 17.10.2014 tarihinde sayın mahkeme huzurunda ikame edilen dava ile sözleşmenin ifası için davacı müvekkil tarafından yapılmış olan tüm masrafların – yoksun kalınan kar oranının – teminat mektup masraflarının – işçilik ve sigorta ile vergi giderlerinin – malzeme/ nakliye/ işçilik/ teknik gezi/ mobilizasyon/ genel gider ve ödenmeyen imalat bedellerinin toplam tutarı, 118.010,94 TL ((KDV Hariç)) + 29.381,51 TL = KDV Hariç 147.392,45 TL ((yüz kırk yedi bin üç yüz doksan iki Türk Lirası kırk beş Kuruş)) alacaklı olduğunu, ıslah talepleri uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, sayın Mahkeme 24.10.2025 tarihli kararında, dosyada mübrez müvekkil şirketin davacının taahhütlerini yerine getiremeyeceği, bedelde anlaşma sağlanamadığı, bitkilerin sözleşme konusu peyzaj kapsam ve müvekkil taleplerine uygun olmadığından sözleşmenin imzalanması konusunda mutabakata varılamadığı yönündeki açıklamalarımıza rağmen, “Taraflar arasında sözlü olarak peyzaj işleri yapım sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı tarafça iş ve işlemler devam ederken davalı tarafça sözleşmenin feshi nedeniyle davacı tarafça yapılan tüm masraflar ile imalat bedelleri ve yoksun kalınan her türlü zararının tazmini istemine ilişkindir.” denildiğini, halbuki ortada bir fesih iradesi söz konusu olmadığını, zira henüz bitki alımına ilişkin bir sözleşme imzalanmadığını, kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu, sayın mahkeme kararında “imalat tespit tutanağına göre davacının yaptığı toplam imalatın (19.423,15+11.858,85- 1.897,48=29.384,52) 29.384,52 TL olarak hesap edildiği, dolayısıyla davacının dava konusu işte yaptığı toplam imalat miktarının 29.384,52 TL olarak kabul edilmesinin gerektiği, yapılan imalatların ve şantiyede kalan malzeme bedellerinin işin yapıldığı tarihteki (Yer teslim tarihi 11.05.2014 ile 25.06.2014 tarih arası) mahalli serbest piyasa rayiçlerine uygun ve tarafların kabulünde olduğu anlaşılmış ve hesaplara dahil edildiğini, bilirkişi heyetinin bu tespiti mahkemece hükme esas alınabilecek yeterlilikte addedildiğini, imalatlardan sonra davacı tarafça yapılan diğer harcamaların sözleşmenin kurulması için gereken zorunlu harcamalardan olup olmadığı noktasında değerlendirme yapılması gerektiğini, sayın mahkemenin hükmüne esas aldığı toplam 127.905,46 TL olarak hesaplanan alacak kalemlerinden, 01.07.2014 tarihli “İmalat Tespit Tutanağı” ile imza altına alınan 29.384,52 TL dışında kalan tutarların tamamı daha önce dosyaya sunulan ve afaki (delilsiz, belgesiz) varsayımlara dayalı hesaplamalar içeren rapordaki rakamların tekrarından ibaret olduğunu, bu nedenle aslında bilirkişi heyeti, mahkeme tarafından gerekçelendirilmesi istenen alacak tutarlarına ilişkin hiçbir açıklama getiremediklerini, buna rağmen sayın mahkeme bu tespiti olduğu gibi kararına esas almış hukuki bir hataya düşmüş olduğunu, sayın bilirkişi heyeti istinaf mahkemesinin kaldırma kararına istinaden hangi kalemleri hesaplama dışı tuttuğunu veya hangi kalemlerin hangi delillere dayandırıldığını ve hangi kalemlerin hangi gerekçe ile hesaplamaya dahil edildiğini açıklaması gerekirken bunların hiçbirini yapmadan istinaf mahkemesinin kaldırma kararına konu olan 22.04.2019 tarihli Bilirkişi Raporundaki alacak kalemlerini alt alta yazmış ve Davacı’nın 127.905,46 TL alacağı olduğunu belirtmiş, Kök rapora itirazlarımıza ve 13.05.2025 tarihli ara kararda kendisine verilen göreve rağmen, Kök Rapordaki tutumunu aynı şekilde Ek Raporda da devam ettirmiş, Harcamanın yapıldığı kanaati ile müvekkil şirketin davacıya borçlu olduğu sonucuna vardığını, özetle kök raporda olduğu gibi ek raporda da istinafın kaldırma kararına konu olan rapordaki rakamları kopyala-yapıştır yöntemi ile raporunu hazırladığını, sayın heyet hesaplamayı yaparken parantez içerisinde “İmalat alacağı tutanağı hesaplamada kullanılmıştır.” diyerek sanki taraflar arasında imalatın 127.905,46-TL olduğuna ilişkin bir imzalı ve onaylı bir tutanak varmış gibi bir izlenim oluşturulmuş sayın mahkeme tarafında da hükümde bu hata tekrar edildiğini, halbuki bilirkişi heyeti tarafından 127.905,46-TL’nin hesaplanmasında kullanıldığı iddia edilen 01.07.2014 tarihli “İmalat Tespit Tutanağı” yalnız 29.384,52 –TL tutarlı “Altyapı İmalatlarına” ilişkin tutanak olduğunu, bu tutanağın içerisinde yalnız altyapı imalatlarına ilişkin 29.384,52 –TL için tespit yapılmış olup, bu tutanağın afaki taleplerden olan İtalya Gezi Masrafları, Teklif Hazırlığı Beledi vb. kalemler ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, hem kök rapor hem de ek raporda davacının altyapı imalatı dışında talep ettiği, belgeye dayanmayan alacak kalemlerinin neden menfi zarar olduğu, bunların sözleşmenin kurulması için neden zorunlu gider kapsamında değerlendirildiği yönünde hiçbir gerekçelendirme yapılmadığını, buna rağmen sayın mahkeme tarafından söz konusu raporun aynen hükme esas alınması hatalı olduğunu, sayın mahkeme, davacının sözleşmenin kurulması için zorunlu menfi zarar talebini kabul ederken, bu giderlerin neden zorunlu gider olduğunu değerlendirmediğini, gerekçesiz hüküm zaten hukuka aykırı olup kaldırılmalıdır ancak aşağıda bu kalemlerin neden zorunlu gider olmadığını, davacının ofis yönetim giderleri talebine ilişkin olarak, İstinaf mahkemesinin kaldırma kararına konu olan hatalı 22.04.2019 tarihli Bilirkişi Raporu’nun 19. Sayfasında “teklif hazırlığı” kalemi olarak belirtilen “Ofis Yönetim giderinin” müvekkil tarafından ödenmesi gerektiği tespitine yer verildiğini,22.04.2019 Bilirkişi raporunda teklif hazırlığı olarak belirtilen İdari-teknik yazışmalar ve Ofis yönetim giderlerinin “ bu ölçekte bir iş için ofis çalışmaları, bu iş için kabul edilebilecek sarf giderleri, şartname hazırlığı ve yazışmalar için verilen mesainin yaklaşık maddi gideri, sabit giderler” olduğu şeklinde detaylandırma yapıldığını, İstinaf mahkemesinin kaldırma kararı öncesi hükme esas alınan 22.04.2019 tarihli Bilirkişi Raporunda Davacı’nın Müvekkil Şirket’e verdiği teminat mektupları sebebi ile olduğu varsayılan 940,90 TL giderinden Müvekkilin sorumlu olduğunun belirtildiği, tarafımızca yapılan itirazda varsayıma dayanan bu tespitin de yukarıda yer alan tespitten bir farkı bulunmadığı ifade edildiğini, zira bilirkişi heyeti, müvekkilin davacı tarafından sunulan bitki listesine onay vermeyerek sözlü sözleşmeyi haksız yere feshettiği düşüncesinde olduğundan, Müvekkilin bu maliyetten sorumlu tutulması gerektiğini iddia ettiğini, ancak 22.04.2019 tarihli rapora karşı sunduğumuz itiraz dilekçesinde de ifade ettiğimiz üzere burada üzerinde durulması gereken husus; taraflar arasında sözlü dahi olsa bitkiler / peyzaj kapsamı konusunda bir eser sözleşmesinin ticari hususlar ve hizmet kapsamına ilişkin uyuşmazlıklar nedeniyle hiç kurulmadığı olduğunu, zira dosyada da defaatle belirtmiş olduğumuz üzere davacının eylemlerinden ötürü (peyzaj bitkilerinin seçimi sürecinde gösterdiği güven sarsıcı eylemler, verdiği fiyat tekliflerinin piyasa koşullarına göre fahiş olması, İtalya’da gösterilen ithal bitkilerin hastalıklı olması) bitki listesi ve fiyatları konusunda anlaşma sağlanamadığından taraflar arasında bu konuda sözlü bir sözleşme dahi kurulamadığını, davacı Şirket’in kayıtlarından rahatlıkla ulaşılabilecek konular hakkında bile tamamen varsayımlar üzerinden hesaplama yapılmasının kabul edilemez olduğunu detaylıca ifade ettiklerini, istinaf mahkemesi de tüm hususları dikkate alarak kaldırma kararı verdiğini, şantiye ve işçi giderleri de İstinaf mahkemesinin kaldırma kararı öncesi hükme esas alınan 22.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda eksik ve hatalı olarak tamamen varsayımlar üzerinden hesaplanmıştı. “Altyapı imalatları” işine ilişkin maliyetlere dahil bu kalemler için ayrıca tekrar tekrar hesaplama yapılmasına itiraz ettiklerini, dosyaya sunulan 29.09.2025 tarihli ek raporda da bu hususta da hiçbir açıklama yapılmadan toplam İşçilik Gideri olduğu belirtilen 64.195,00 TL alacak hesabına dahil edilerek bir sonuca varıldığını, sayın heyet bu sonuca varırken “imalat alacağı tutanağı hesaplamada kullanılmıştır” ifadesine yer vererek sanki taraflar arasında bu hususta imzalanmış bir imalat tutanağı varmış gibi bir izlenim oluşturduğunu, oysa yukarıda da ifade edildiği üzere söz konusu imalat alacağı tutanağı işbu kalem ile hiçbir ilgisi olmayan 29.384,52 TL’lik altyapı imalatına ilişkin bir tespit tutanağı olduğunu, İstinaf mahkemesinin kaldırma kararı öncesi hükme esas alınan 22.04.2019 tarihli Bilirkişi Raporunda şantiye de çalıştığı iddia edilen iş makinası ve operatörü için yine varsayımlara dayanarak ortalama 13.500 TL hesaplandığını, 22.04.2019 tarihli Bilirkişi Raporunun 21. Sayfasında bu hesaplama yapılırken “Şantiyede çalışan makine için kira olup olmadığı görülmemiştir” şeklinde tespite yer verilerek yapılan hesaplamanın varsayım üzerine yapıldığı açıkça ifade edildiğini, 22.04.2019 tarihli Bilirkişi Raporuna karşı sunduğumuz itiraz dilekçesinde de varsayıma dayalı hesaplama yapılmasının kabul edilemez olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için Davacı “sözleşmenin kurulması için zorunlu olarak” böyle bir iş makinası kullanmış olsaydı bile bunun için ödediği kira bedeline ilişkin evrakları sunması gerektiğini, iş makinasının cinsi, büyüklüğü vesair özelliklerinin ne olduğun irdelenmesi gerektiğini, zaten istinaf mahkemesi de tamamı varsayımlar üzerine kurulmuş olan bu hesaplamalar sebebi ile kaldırma kararı verdiğini, dosya kapsamına ve hukuka aykırı İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/ 722 E. 2025/ 726 K. Sayılı kararın kaldırılmasını, davacının davasının külliyen reddini talep ettiklerini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen sözlü eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Taraflar arasında sözlü olarak peyzaj işleri yapım sözleşmesi akdedilmiştir.Davacı tarafça, taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu, sözleşme kapsamında yapılan imalatlar ile sözleşmenin kurulması ve ifası için yapılan zorunlu giderler ve yoksun kalınan kar dahil olmak üzere ıslah ile arttırılan toplam 147.392,45 TL alacağın tahsili talep edilmiştir.Davalı tarafça, taraflar arasında sözleşmenin esaslı unsurlarında anlaşma sağlanamadığı için eser sözleşmesinin kurulmadığı, talep edilen alacak kalemlerinin belgeye dayanmadığı, bir kısmının varsayıma dayalı olduğu ve zorunlu gider niteliği taşımadığı savunularak davanın reddi gerektiği ileri sürülmüştür.Mahkemesince, taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu, davacı tarafından yapılan imalatlar ile bazı giderlerin bilirkişi raporları ile belirlendiği ancak tüm taleplerin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 135.624,67 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi kök ve ek raporları birlikte değerlendirildiğinde, her iki raporda da hesaplama yönteminin aynı olduğu, kök raporda daha önce sunulan 22.04.2019 tarihli bilirkişi raporundaki kalemlerin esas alınarak davacının alacak kalemlerinin toplandığı, imalat tespit tutanağına göre davacının yaptığı imalatın 19.423,15 TL ile şantiyede kalan malzeme bedeli 11.858,85 TL’nin toplamından davalı tarafından alınan malzeme bedeli 1.897,48 TL’nin düşülmesi suretiyle 29.384,52 TL olarak belirlendiği, bunun yanında teklif hazırlığı, ofis yönetim giderleri, resmi evrak giderleri, İtalya gezisi masrafları, şantiye, işçilik ve iş makinesi giderleri gibi kalemlerin sözleşmenin kurulması için zorunlu giderler kapsamında değerlendirilerek hesaplamaya dahil edildiği, bu kalemlerin alt alta toplanması suretiyle davacının toplam alacağının 127.905,46 TL olarak hesaplandığı, ek raporda da kök rapordaki bu hesaplama sistematiğinin aynen tekrar edildiği ve herhangi bir yeni teknik inceleme yapılmaksızın aynı kalemler üzerinden sonuca gidildiği, ayrıca hesaplanan bu bedele 7.719,21 TL KDV ilavesi ile toplam 135.624,67 TL alacak bulunduğunun belirtildiği, her iki raporda da söz konusu gider kalemlerinin zorunlu gider niteliğine ve dayanak belgelerine ilişkin ayrıntılı ve denetime elverişli bir gerekçelendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.Davacının tüm alacak kalemlerinin kabul edilmesi gerektiğine yönelik istinaf talebi, talep edilen giderlerin tamamının somut belge ve denetime elverişli bilirkişi incelemesi ile ispatlanamaması nedeniyle davacı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.Davalı istinaf sebepleri incelendiğinde, taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, davacının işe başladığı ve bir kısım imalat ile giderlerinin mevcut olduğu hem dosya kapsamı hem de dairemiz kararında kabul edilmiş olup, bu yönüyle davalının sözleşmenin hiç kurulmadığına ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.Kök ve ek raporlarında yer alan bazı gider kalemlerinin somut belgeye dayalı ve denetime elverişli şekilde ortaya konulduğu anlaşılmış olup, davalının bu yöndeki istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Tüm dosya kapsamı itibariyle yazılı şekilde mahkemenin 135.624,67 TL itibariyle kabulüne karar verilmiş olması doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2025 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2-Davacı tarafından İstinaf harçları peşin yatırıldığından harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davalı tarafça yatırılması gereken 9.264,52 TL nisbi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan toplam 2.316,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.948,32 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.