Anahtar kelimeler: Satmış Satımdan Durduğunu Kesilen İlişki Ödenmeyen Bakirköy Fatura Takibi Borçlunun

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI
: █████████ Esas- ████████ Karar
TARİH
: █████/2023
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğunu, müvekkili şirketin ticari ilişki kapsamında davalıya satmış olduğu ürünler için kesilen fatura bedellerinin bir kısmının ödendiğini, ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili amacıyla .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın tamamen haksız olduğunu, yapılacak inceleme ile müvekkilinin alacaklı olduğunun anlaşılacağını beyanla itirazın iptaline, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tekstil sektöründe ticari faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunu, davacının edimini gerektiği gibi yerine getirmediğini, müvekkili şirket tarafından ayıplı ifaya karşılık resmi fatura düzenlendiğini, müvekkili tarafından reklamasyon faturalarının davacıya bildirildiğini, davacıdan alınan kumaşlar üzerinde işlem yapılarak bir İngiliz tekstil firmasına satışının yapıldığını, yurtdışına gönderilen ürünlerde sorun tespit edildiğini ve sorunun kumaştan kaynaklandığını, davacının da söz konusu durumu kabul ettiğini ancak sonradan ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, İngiliz firmasının Türkiye temsilcisi tarafından müvekkiline 112.224 TL tutarında reklamasyon faturası düzenlendiğini, ürünlerin bir çoğunun da iade edildiğini, davacı tarafın ürünlerinin ayıplı olduğunu, bu ürünlerin kabul edilmesi için müvekkiline baskı yapıldığını, müvekkilinin baskıya direnmesi sonucu davacının müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, icra takibine itiraz ettiklerini, itiraz sonucu takibin durdurulduğunu, davacının iş bu davayı açtığını ve davacının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararının uygulandığını, banka ve araç hacizlerinin dışında fiili haczin de uygulandığını, bu nedenle müvekkilinin itibarının zedelendiğini, işçilerin haczi öğrenmesi sonucunda işi bırakma girişimde bulunduklarını, bir kaç işçinin işten ayrıldığını, bir kısım müşterilerinin duyduğu güvensizlikten dolayı müvekkili şirkete sipariş vermediğini, müvekkilinin mağdur edildiğini beyan ederek davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece; davanın icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, icra takip dayanağı cari hesap dökümünde 11 adet fatura kaydının yer aldığı, bu fatura tutarlarının davalının B formlarına göre bağlı bulunduğu Vergi Dairesine bildirildiği, davalı tarafın faturalardan bilgi sahibi olduğu, davalının davacıdan aldığı ürünlerin ayıplı olduğunu savunduğu, davacının ise süresi içerisinde ayıp ihbarı yapılmadığını beyan ettiği, davalının ayıp nedeniyle keşide edildiğini iddia ettiği faturanın dava tarihinden sonra █████/2022 tarihinde düzenlendiği ve faturanın hangi ürünlere veya neye ilişkin olduğu açık olarak yazmamakla birlikte faturaya vergi istisna muafiyet sebebi olarak uluslarası taşımacılık notu düşüldüğü, her ne kadar davalı vekili tarafından ayıplı ürünlerin birçoğunun kendilerine iade edildiği beyan edilmişse de, █████/2023 tarihli dilekçesi ile ayıplı olduğunu iddia ettikleri ürünlerin İngiltere'de olduklarını beyan ettikleri, davalı tarafın ayıp iddiasına konu ürünlere ilişkin ayıbın ne şekilde anlaşıldığını, kaç adet üründe ayıp olduğu, ayıbın türünü, niteliğini gösterir bir rapor, analiz veya tespit yönünden dosyaya yansıyan bir kanıta rastlanılmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin satım sözleşmesine dayandığı ve davalının savunmasına göre gizli ayıbı öğrenir öğrenmez davacıya ihbarda bulunması gerektiği, davalı tanığının ise ayıbın ilk olarak ürünler kesilip işlenirken anlaşıldığını ve ürünlerin işlenip yurtdışına gönderildiğini beyan ettiği, buna göre davalı tarafça süresinde ayıp bildiriminde bulunulmadığı gibi, ürünlerin işlenerek satılması göz önüne alındığında, ürünlerin davalı tarafça kabul edildiği, davalının yemin teklifinin davacı tarafça yerine getirildiği, davalı tarafın davacıyla ayıp konusu ürünlere ilişkin anlaşma yapıldığını yöntemine uygun kanıtlarla ispatlayamadığı, ayıp iddiasına konu ürünlere ilişkin reklamasyon faturasının dava tarihinden sonraki bir tarihe ilişkin olması, ayıp iddiasına konu ürünlerde bulunulan ayıbın türü, niteliği, derecesi ve ayıbın ne şekilde anlaşıldığına ilişkin dosya kapsamından bir kanıta rastlanmaması, davalı şirkette yönetici olduğunu, alımları yaptığını, kumaş üretimi kökenli olduğunu ve 20 sene kumaşçılık yaptığını beyan eden tanığın kumaşlardaki ayıbın kesim işlemi yapılırken fark edildiği yönündeki beyanı hep birlikte değerlendirildiğinde davalının süresinde ayıp bildirimi yapıldığını yöntemine uygun kanıtlarla ispatlayamadığı ve alacağın likit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Yerel mahkeme kararının hem usul hem esas bakımından hatalı olduğu, delillerinin tam olarak değerlendirilmediği, davaya konu ürünler üzerinde ayıp iddiası yönünden herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, ayıbın kullanım ile ortaya çıktığı, davacıdan alınan tüm ürünlerin ayıplı olduğu ve bir kısmının halen müvekkilinde olduğunun yargılama sırasında beyan edildiği, ayıp ortaya çıktığı sırada davacının icra takibine giriştiği, bu nedenle ayıp ihbarının da ancak bu sürede yapılabildiği, icra takibine itiraz ve cevap dilekçesinde ayıp ihbarında bulundukları, davacı şirket yetkilisinin de ayıbın ihbar edildiğini ve varlığını kabul ettiği, davacı tarafça müvekkilince dosyaya sunulan faturaların dava konusu ürünlere ilişkin olmadığı yönünde bir iddianın ileri sürülmediği, Mahkemece faturalardaki ürünlerin farklılık gösterdiğinden bahisle reklamasyon faturasındaki ürünlerin davacıdan satın alınan ürünler olduğunun ispat edilmesinin beklendiği ancak davacının sattığı kumaşın sonradan giysi haline getirildiği, bu nedenle yurtdışı firması tarafından düzenlenen faturadaki ürünlerin farklı olduğu, davacının sattığı kumaşın tişört haline getirilmesi sırasında ayıbın ortaya çıktığı, davacının kumaşını geri alamadığı ve bedelde indirim yapmayı kabul ettiği, ürünlerin davacının beyanı üzerine yurtdışına gönderildiği, yurtdışı firması tarafından reklamasyon faturası kesildiği, müvekkilinin bu şekilde tam ödeme alamadığı ancak davacının sözünde durmayarak tam ödeme istediği, bu sebeplerle verilen kararın hatalı olduğuna ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, faturaya dayanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-███████ md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Somut olayda; davacı tarafından sunulan cari hesap ekstresinde davalı adına █████/2021 ila █████/2021 tarihleri arasında düzenlenen 10 adet satış faturasının bulunduğu, davalı tarafından bu faturaların tamamının 2021 yılında BA formu ile bağlı olduğu vergi dairesine bildirildiği ve faturalara istinaden davacıya █████/2021 tarihinde 20.000 TL ve █████/2021 tarihinde 50.000 TL ödeme yapıldığı, davacı adına █████/2021 tarihli ve 61.419,60 TL bedelli satış faturasının düzenlendiği, davacının █████/2021 tarihinde davalı adına aynı tutarda bir iade faturası düzenlediği, sonuç olarak davacının takip tarihinde davalıdan kendi kayıtlarında 160.571,90 TL alacaklı göründüğü ve bu alacağını takibe koyduğu, davalı tarafın cevap dilekçesinde, davacıdan ham kumaş aldıklarını, bu kumaşa başka işlemler yaparak yurt dışındaki firmaya sattıklarını ancak yurt dışında bulunan firmanın Türkiye'deki temsilcisi tarafından kendileri adına reklamasyon faturası düzenlendiğini, teslim edilen ürünlerde daha sonra ayıp ortaya çıktığını ve borçlu olmadığını savunduğu, davalı tarafça savunması kapsamında yalnızca dava dışı ...... Şti. tarafından düzenlenmiş █████/2022 tarihli ve 112.214,8 TL bedelli faturanın sunulduğu, bu şirkete yapılan satışa ilişkin bir sözleşme veya fatura ve reklamasyon faturasının davacıdan alınan kumaş ile üretilen ürünlere ilişkin olduğuna dair bir delil sunulmadığı gibi dava dışı şirket tarafından davalı adına düzenlenen fatura tarihinin de takip tarihinden sonra olduğu, yine davalı tarafından dosyaya, davacıdan alınan kumaşların ayıplı olduğuna dair düzenlenmiş bir tespit raporu veya bilirkişi incelemesi yapılmak üzere davacıdan alınarak kesilip, boyanan ve bu şekilde gizli ayıplı olduğunun anlaşıldığı iddia edilen ürünlerden bir numune ya da ayıp ihbarının yapıldığına dair yazılı bir delil sunulmadığı, Mahkemece verilen sürede sunulan açıklama dilekçesinde ise ürünlerin İngiltere'de olduğunun beyan edildiği, dinlenen davalı tanığının, alınan kumaşların kesilip boyanırken ayıplı olduğunun görüldüğünü ve davacı şirket yetkilisinin çağrıldığını, davacı şirket yetkilisinin de ayıbı kabul ettiğini, bu şekilde üretimi tamamlayarak ürünleri yurt dışına gönderdiklerini, davacı tarafın ürünlerin yarı bedelini almamayı taahhüt ettiğini beyan ettiği, davacı şirket yetkilisinin ise yeminli şekilde, davalıya teslim ettikleri ürünlerde ayıp olmadığını, davalı tarafından yapılan işlemlere bağlı olarak sorunlar oluştuğunu, davalı ile ayıp konusunda anlaşma yapılmadığını, ürünleri görmediğini, bir tane numune gördüğünü beyan ettiği, bu şekilde davacı tarafça, davalıya satılan ürünlerde ayıp olduğu kabul edilmediği ve davalı tarafça ayıp iddiası ispatlanamadığı gibi aksinin ve davalı tanığının beyanının kabulü halinde ise, davalının kumaşlardaki ayıbı görmesine rağmen üretime devam ettiği ve kumaşları bu hali ile kabul ettiğinin kabul edileceği, her ne kadar davalı taraf davacının alacağından vazgeçtiğini savunmuş ise de, davacının, davalı tarafa "50.000 TL ödemeyin" denildiğini ancak kalan kısım da ödenmeyince alacağın tamamının talep edildiğini beyan ettiği, davalının, davacının alacağından vazgeçtiğine dair yazılı bir delil sunmadığı, davacının sulh görüşmeleri sırasındaki beyanının aleyhine değerlendirilemeyeceği ve Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda isabetsizlik olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.968,67 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 2.742,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.226,5 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!