Anahtar kelimeler: Evraktan Yapımı Kalıp Kıymetli Yapım Kambiyo Menfi Bakirköy Senetlerinden Borç

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2026NUMARASI
: ████████ Esas, ███████ KararDAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Dava; taraflar arasındaki kalıp yapım sözleşmesi nedeniyle verilen kambiyo senetlerinden kaynaklı borç bulunmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davası olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; davalı ... ile 2 adet kalıp yapımı konusunda 22.10.2024 tarihinde anlaşıldığını ve davalı tarafından 45 gün sonra da teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, işbu 2 adet kalıp bedelinin toplamda 150.000,00 TL olduğunu, 50.000,00 TLsi kalıp tesliminden sonra ödenmek üzere her ikisi de 50.000,00 TL bedelli toplamda 100.000,00 TLlik 2 adet çekin davalıya teslim edildiğini, çeklerin ekte sunulduğunu, işbu çeklerin davalıya 22.10.2024 tarihinde elden teslim edildiğini fakat teslim tarihinin üzerinden 2 ayı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen kalıpların teslim edilmediğini, davalı taraf ile müvekkilin iletişime geçmek ve kalıpların akıbeti sormak istediğinde müvekkilin telefonlarına çıkmadığını adeta ortadan kaybolduğunu, bunun üzerine müvekkil dava açmaya hazırlanırken çeklerden birinin ödeme tarihinin 28.02.2025 olmasından kaynaklı ve çeki tahsil edebilmek adına müvekkile ... üzerinden kalıpları yapmaya başladığına çok az süresi kaldığına dair mesajlar gönderdiğini, fotoğraf ve video kaydı attığını, müvekkile Şubat ayının ortasına kadar kalıpların yetişeceğine söz verdiğini, müvekkilin tüm iyi niyeti ile bu duruma inanarak davayı açmayı ertelediğini ancak taahhüt ettiği teslim tarihi geldikten sonra yine davalıya ulaşılamadığını, bu da yetmezmiş gibi müvekkile kalıplar teslim edilmediği gibi kalıplar için teslim ettiği çeklerden 28.02.2025 tarihli ve 50.000,00 TL bedelli olan ...bankasından tahsil edildiğini, bir sonrası çekin ödeme tarihinin 31.03.2025 olduğunu, ödeme günü geldiği fakat kalıpların teslim edilmediğini, müvekkilin teslim almadığı kalıplar için zarara girdiğini, müvekkil açısından işbu kalıpların tesliminin işi gereği çok büyük önem arz etmekte olduğunu, kalıplar olmadan üretim de yapamadığını, zararı gün geçtikçe arttığını teslimatları geciktiğini, karşı edimin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi durumunda, senet borçlusu (temel borç ilişkisinde karşı edimin alacaklısı) somut olayın koşullarına göre ya TBK m. 125/2 uyarınca sözleşmeden dönebilecek, ya da karşı borçlunun eksik ve/veya ayıplı ifası nedeniyle (TBK m. 227/1, 305, 307, 475 ve TKHK m. 11/1 uyarınca) sahip olduğu seçimlik hakları (sözleşmeden dönme veya bedelden indirim yapılmasını talep hakkını) kullanabileceğini, sözleşmeden dönme hakkının kullanılması durumunda çek (kambiyo senedi) tamamen bedelsiz kalacağını, Yargıtayın birçok kararında da, karşı edimin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemiş olmasının, senedi bedelsiz kılacağına dair değerlendirmeler yapıldığını, davalı tarafın haksız kazanç elde etme niyeti içerisinde olduğunu bu sebeple vadesi yaklaşmakta olan derhal haksız olarak icra kanalıyla ya da banka kanalı ile tahsiline gidebileceğinden ötürü dava kesinleşinceye kadar ödenmemesi için ...Bankası , Çek Seri No : ... , 31.03.2025 tarihli , 50.000,00 TL bedelli çek üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, bu nedenlerle davanın kabulüne, davaya konu çeklerden (...Bankası , 28.02.2025 tarihli , 50.000,00 TL bedelli , 8098105 seri nolu ve ...Bankası , 31.03.2025 tarihli , 50.000,00 TL bedelli, ... seri nolu çekler) kaynaklı müvekkilin borçlu olmadığının tespitine ve Çeklerin İptaline , ...Bankası , Çek Seri No : ... , 31.03.2025 tarihli , 50.000,00 TL bedelli, Düzenleyen ..., Alacaklı ... olan çekin icra takibine konulmasını ve tahsilini önlemek amacıyla teminatlı veya teminatsız olarak icra takibine konulmaması ve ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı koyularak ödenmemesine ve bu konuda ilgili bankaya müzekkere yazılmasına, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece █████/2026 tarihli karar ile; İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; menfi tespit davasını, bir hukuki ilişkinin ya da ondan doğan bir hak veya yetkinin mevcut olmadığının, bir belgenin sahteliğinin ya da herhangi bir nedenle hükümsüzlüğünün tespiti için hukuki yarar bulunması koşuluna bağlı olarak açılan ve sonucunda herhangi bir mahkumiyet istemini içermeyip, konusunu teşkil eden hususun bir kararla tespitini amaçlayan dava olarak tanımlamıştır. Borçlu icra takibine süresinde itiraz etmediği ve takibin kesinleşmesi halinde borcunun bulunmadığını bu dava türü ile ileri sürebilir. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Ancak kambiyo senedi niteliğinde bulunan çeklerden kaynaklanan alacaklarda ispat yükü borçlu bulunmadığını iddia eden davacı borçluya düşer. Borçlu imza inkarında bulunduğu takdirde ispat yükü alacaklı olan davalıya düşmektedir.Çek bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir, sebepten mücerrettir. Somut olayda davacı davaya konu çeklerin taraflar arasındaki kalıp yapımı noktasında yapılan sözleşme kapsamında kalıp bedeli olarak davalıya verilmiş çekler olduğunu iddia etmiş, bu iddiasını ispat sadedinde dava dosyasına yazılı herhangi bir sözleşme sunamamıştır. Davacı dava dilekçesi ekinde bir bloknot kağıdı olarak nitelenebilecek evraka dayanmış, ancak bu evrakın davalı imzasını havi olmadığı, taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında davaya konu çeklerin davalıya teslim edilmiş olduğuna yönelik herhangi bir bilgiyi de içermediği anlaşılmıştır. Davacı ayrıca taraflar arasında kurulduğunu iddia ettiği sözleşmeden dönülmüş olduğuna yönelik herhangi bir ihtar, ihbar vb.evrakı da dosyaya sunmamış, yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde de taraflar arasında karşılıklı olarak herhangi bir BA-BS bildiriminin olmadığı, davacı tarafın 2024 yılı ticari defterlerinin kapanış beratını ve 2025 yılı ticari defterlerinin açılış beratını yasal süreleri geçtikten sonra █████/2025 tarihinde aldığı, bilirkişi raporunun tanzim tarihinin █████/2025 tarihi olduğu, bu bakımdan davacı defterlerinden davacı lehine bir sonuç çıkarılabilmesinin de mümkün olmadığı, kaldı ki inceleme tarihi itibariyle henüz 2025 yılı defterlerinin kapanışının da yasal süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu tespiti yapılan esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler davacının iddiasının ispatı için yeterli görülmemiştir. Dava konusu çekler nedeni ile davacının borçlu olmadığı yönündeki iddiaları ispat edilemediğinden davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davalı ... ile 2 adet kalıp yapımı konusunda 22.10.2024 tarihinde anlaşıldığını ve davalı tarafından 45 gün sonra da teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, işbu 2 adet kalıp bedelinin toplamda 150.000,00 TL olduğunu, 50.000,00 TLsi kalıp tesliminden sonra ödenmek üzere her ikisi de 50.000,00 TL bedelli toplamda 100.000,00 TLlik 2 adet çekin davalıya teslim edildiğini, çeklerin ekte sunulduğunu, işbu çeklerin davalıya 22.10.2024 tarihinde elden teslim edildiğini fakat teslim tarihinin üzerinden 2 ayı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen kalıpların teslim edilmediğini, davalı taraf ile müvekkilin iletişime geçmek ve kalıpların akıbeti sormak istediğinde müvekkilin telefonlarına çıkmadığını adeta ortadan kaybolduğunu, bunun üzerine müvekkil dava açmaya hazırlanırken çeklerden birinin ödeme tarihinin 28.02.2025 olmasından kaynaklı ve çeki tahsil edebilmek adına müvekkile ... üzerinden kalıpları yapmaya başladığına çok az süresi kaldığına dair mesajlar gönderdiğini, fotoğraf ve video kaydı attığını, müvekkile Şubat ayının ortasına kadar kalıpların yetişeceğine söz verdiğini, müvekkilin tüm iyi niyeti ile bu duruma inanarak davayı açmayı ertelediğini ancak taahhüt ettiği teslim tarihi geldikten sonra yine davalıya ulaşılamadığını, bu da yetmezmiş gibi müvekkile kalıplar teslim edilmediği gibi kalıplar için teslim ettiği çeklerden 28.02.2025 tarihli ve 50.000,00 TL bedelli olan ...bankasından tahsil edildiğini, bir sonrası çekin ödeme tarihinin 31.03.2025 olduğunu, ödeme günü geldiği fakat kalıpların teslim edilmediğini, müvekkilin teslim almadığı kalıplar için zarara girdiğini, davanın ettiği süreç içerisinde de yapılmayan ve teslim edilmeyen kalıpların bedelini davalının haksız ve mesnetsiz olarak çekleri tahsil ederek elde ettiğini, Yerel Mahkemenin taraflar arasındaki sözleşmenin yazılı olmadığı gerekçesi ile aleyhe değerlendirme yapmasının hukuken kabul edilemez olduğunu, eser sözleşmesinin yazılı şekil şartına tabi olmadığını, yazılı sözleşme aranmasının hukuka aykırı olduğunu, Yerel Mahkemenin taraflar arasındaki sözleşmenin yazılı olmadığı gerekçesi ile aleyhe değerlendirme yapmasının hukuken kabul edilemez olduğunu, eser sözleşmesinin yazılı şekil şartına tabi olmadığını, yazılı sözleşme aranmasının hukuka aykırı olduğunu, TBK m.1 gereği sözleşmenin irade uyuşması ile kurulduğunu, somut olayda: çek teslim belgesi, ... yazışmaları, çeklerin düzenlenmesi, davalının cevap vermemesi birlikte değerlendirildiğinde sözleşme ilişkisinin sabit olduğu, kaldı ki dosyada mübrez ... yazışma kayıtlarında video kayıtlarında davalı kalıpları teslim edeceğini söyleyerek müvekkili oyalamakta ve bu durumda da sözleşmenin varlığını kabul etmekte olduğunu, işbu sebeple sözleşme olmadığı kanaatinin haksız ve mesnetsiz olduğu, taraflar arasındaki anlaşmanın davalının iki adet kalıp yapması karşılığında müvekkilin bedelini ödemesi olduğu, bu durumda işbu sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu, eser sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğu, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi üstlenirken iş sahibinin de ücret ödemeyi vaad ettiği, eser sözleşmesinin geçerliliği kural olarak herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı, bu bakımdan sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabildiği, kaldı ki davalının imzasını içerir belge görselinin de sunulduğu, davalının ... yazışmalarının sözleşme varlığını kanıtladığı, hal böyle iken; sayın mahkemece sözleşme hususu dahi yanlış değerlendirilerek yazılılık şartı aranmasının haksız ve mesnetsiz olduğu, bu hali ile bile dosyanın istinaf incelemesi ile bozulması gerektiği, zira taraflar arasında sözleşme olduğu noktasında şüphe olmadığı, sayın mahkemenin sözleşmeden dönme iradesinin gerçekleştiği noktasında kesinlik olmadığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığı, dava açılmasının dahi işbu iradenin alenen ortaya konulması demek olduğu, TBK m.123 ve 125 hükümleri uyarınca sözleşmeden dönme hakkının herhangi bir şekil şartına tabi olmadığı, karşı edimin hiç ifa edilmediği hallerde alacaklının, seçimlik haklarını açık irade beyanıyla kullanabildiği, somut olayda çeklerin bedelsiz kaldığını, borçlu olmadığının tespitini, çeklerin iptalini talep ederek sözleşme ile bağlı kalma iradesinin bulunmadığının açıkça ortaya koyulduğunu, bu haliyle dava dilekçesinin başlı başına sözleşmeden dönme iradesi olduğunu, yerel mahkemenin dönme iradesini yalnızca yazılı ihtara indirgemesinin tbk hükümlerine ve yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, huzurdaki davayı ikame etmeden evvel Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2025/ 39655 soruşturma numarası ile güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarından suç duyurusunda bulunulduğunu sayın savcılık makamınca işbu durum "ticari uyuşmazlık" olarak nitelendirilerek KYOK kararı verilmişse de bu durumun dahi müvekillin sözleşmeden dönme iradesini kanıtladığını, sayın yerel mahkemenin bilirkişi raporunu TBK Madde 222/5 gereğince müvekkil lehine yorumlası gerekirken adeta yok saydığını ve hiçbir şekilde hükme esas almayarak gerekçesiz bir şekilde müvekkili mağdur ettiğini, bilirkişi raporunda; çeklerin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının çeklerden dolayı borçlu görünmediği, davalının defter sunmadığı tespit edildiği, mahkeme bu teknik tespitleri neden kabul etmediğini somut gerekçeyle açıklamadığını, yerel mahkemece HMK 222/5 hükmü uygulanmadığını, dosyada davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmediğini, ancak yerel mahkeme, defter ibraz etmeyen davalı aleyhine hiçbir değerlendirme yapmadığını, aksine davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davayı reddettiğini, bu sebeple sayın yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi ile bozulması gerektiğini, yerel mahkeme BA-BS bildirimi olmamasını gerekçe göstermişse de BA-BS bildirimi sözleşmenin varlığı için şart olmadığını, kaldı ki davalı taraf kalıpları teslim edip fatura kesmediği için müvekkil kayıtlarında bu durumun olmamasının doğal olduğunu, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte ; vergisel eksiklik olması halinde de borcun varlığını ortadan kaldırmayacağı, bilirkişiye talep edilen tüm evraklar eksiksiz teslim edilmiş durumda iken evrakların geç teslim edildiği yönünde yerel mahkeme beyanını anlamanın mümkün olmadığını,·2025 yılı defterlerinin kapanışı için süresinin dolmadığı yönündeki gerekçenin kabulünün mümkün olmadığını, süresi dolmamış yılın kapanışını istemenin de tarafımız aleyhine yorumlanmasının hakka, hukuka adalete aykırı olduğunu, eksik araştırma yaptığını alenen gerekçeli karar ile sayın yerel mahkemenin kanıtladığını, karşı edimin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi durumunda, senet borçlusu (temel borç ilişkisinde karşı edimin alacaklısı) somut olayın koşullarına göre ya TBK m. 125/2 uyarınca sözleşmeden dönebilecek, ya da karşı borçlunun eksik ve/veya ayıplı ifası nedeniyle (TBK m. 227/1, 305, 307, 475 ve TKHK m. 11/1 uyarınca) sahip olduğu seçimlik hakları (sözleşmeden dönme veya bedelden indirim yapılmasını talep hakkını) kullanabileceğini, sözleşmeden dönme hakkının kullanılması durumunda çek (kambiyo senedi) tamamen bedelsiz kalacağını belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.DEĞERLENDİRME
:Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan kalıp yapım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Taraflar arasında; kalıp yapımına ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davacı taraf davalı ile 2 adet kalıp yapımı konusunda 22.10.2024 tarihinde anlaşıldığını ve davalı tarafından 45 gün sonra teslim edileceğinin taahhüt edildiğini iddia etmiş ve buna ilişkin dava dilekçesi ekinde belge sunmuşsa da bu belgede tarafların isim ve imzaları bulunmamaktadır. Davacı taraf aynı zamanda davalı ile işin yapımına ilişkin bir takım ... yazışma görüntüleri sunmuştur. Ancak ... yazışma görüntüleri işbu davada ispat vasıtası olarak kullanılamaz.Yapılan defter incelemesinde davalı taraf ticari defterlerini sunmamıştır. Davacı tarafın ise 2024 yılı ticari defterlerinin kapanış beratını ve 2025 yılı ticari defterlerinin açılış beratını yasal süreleri geçtikten sonra █████/2025 tarihinde aldığı görülmüştür. HMK Madde 222/3 "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmüne haizdir. Maddeden anlaşılacağı üzere diğer tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde, ticari defterleri sunan tarafın lehine delil olabilmesi için ikinci fıkradaki şartlara uygun tutulmuş ticari defter olması gerekmektedir. HMK Madde 222/2 "Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır." hükmüne haizdir. Davacı tarafından her ne kadar ticari defterler sunulmuş olsa da 2024 yılı ticari defterlerinin kapanış beratını ve 2025 yılı ticari defterlerinin açılış beratını yasal süreleri geçtikten sonra aldığı görüldüğünden yerel mahkemenin davacı defterlerinden davacı lehine bir sonuç çıkarılabilmesinin de mümkün olmadığı tespiti yerindedir.Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davalıya düşer. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı). Somut olayda ispat külfeti davacıda olup, davacı sözleşme ilişkisini ve davaya konu çekleri sözleşme nedeniyle keşide edip verdiğini, sözleşmeden döndüğünü, çeklerin bedelsiz kaldığını ispat edememiştir. Bu sebeple mahkemenin davacının davasının reddine dair kararı yerindedir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2026 tarih ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2 -İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3 -Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.