Anahtar kelimeler: Darlığından İstemli İleriye Yoğunluğu Ötürü Bakırköy Ret Birleşen Dinlenildikten Hazır
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas, ████████ Karar
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
HÜKÜM
: Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
BİRLEŞEN DAVA
: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.02.2026 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat...ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; bir diğer mirasçı olan ...'in muris ortak ...'ya 1499 adet şirket hissesini devretmiş olduğunu, bu hisselerin devir sözleşmesi gereği muris ...'ya aidiyetinin açık olduğunu ileri sürerek bu hisselerden ...'nın mirasçısı olan müvekkili ...'ya verasetteki miras payı oranında kısmının (1/3) ve ayrıca varsa bugüne kadar ilgili kısım hisse payına tekabül eden sermaye artışları neticesinde verilen hisselerle birlikte olarak aidiyetinin tespitine ve adına tesciline, ayrıca müvekkilinin, muris ...'nın diğer mirasçısı olan ve sonra vefat eden muris...'nın da yasal mirasçısı olduğunu ileri sürerek devre konu hisselerden muris...'nın verasetindeki miras payı oranında kısmının da (1/2) yasal mirasçısı olan müvekkili ...'ya, varsa bugüne kadar ilgili kısım hisse payına tekabül eden sermaye artışları neticesinde verilen hisselerle birlikte olarak aidiyetinin tespitine ve adına tesciline, konu hisselere binaen davalı tarafa ödenmiş kar payları olması halinde, ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı...Turizm ve Petrol Ürünleri A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı olduğunu, şirketi babası müteveffa ... ile birlikte kurduğunu ve yürüttüğünü, şirketin diğer ortağının ise davalı olduğunu, ...'nın ölümü ile mirasın müvekkili, davalı ve dava dışı...'ya intikal ettiğini, şirketin merkezinin taşındığı sırada davalının 18.01.2001 tarihli hisse devir sözleşmesini imzalayarak ortağı olduğu şirketteki toplam 4500 adet payından 4499 payını muris ...'ya 44.990.000.000 TL karşılığında devrettiğini, bedelini nakden ve tamamen aldığını beyan ettiğini, ancak hisse devrinin şirket pay defterine işlenmediğini, muris ...'nın devir aldığı hisseler konusunda bildirimde bulunmadığını, sessiz kalarak müvekkilinden mal kaçırdığını ileri sürerek davalının 4499 adet şirket hissesini ...'ya devretmiş olduğunun, hisselerin bu devir sözleşmesi gereği muris ... mirasçısı müvekkiline miras payının 1/3 oranında varsa bugüne kadar ilgili kısım hisse payına tekabül eden sermaye artışları neticesinde verilen hisselerle birlikte aidiyetinin tespitine ve tesciline, yine ...'nın diğer mirasçısı olan ve sonradan vefat eden...'nın da müvekkilin yasal murisi olduğundan miras payı oranında 1/2 hisse ile payına tekabül eden sermaye artışları neticesinde verilen hisselerle birlikte aidiyetinin tespitine ve müvekkili adına tesciline, bu hisselere binaen davalı tarafa ödenmiş kar payları olması halinde ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin hisselerin devri ile ilgili bile isteye hiçbir evraka imza atmadığını, buna ilişkin hiçbir ödeme almadığını, hissenin devredildiği iddia edilen tarihten bu yana gerek müvekkili gerekse ... tarafından bu yönde şirkete hiçbir bildirimde bulunulmadığını, ...'nın tereke dosyasından yapılan keşif sırasında iddia edilen belgelere rastlanmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere bahsi geçen işlem üzerinden 20 yıl geçmiş olması hasebiyle iddia olunan devir işleminin zamanaşımına uğradığını, davacı ...'nın aile şirketlerinde gerçekleştirdiği hukuka aykırı eylemler ile müvekkilinin şirketlerdeki haklarına halel getirir eylemleri nedeniyle taraflar arasında bir çok dava bulunması hususları birlikte göz önüne alındığında davacının hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli olduğu açıkça ortada olan davasının reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde bahsedilen hisse devir sözleşmesine müvekkilinin bir imza atmadığını, davaya konu belgelerin 20 yıl öncesine ait olduğu iddia edilen belgeler olduğunu, bu tarihten sonra gerek devrettiği iddia olunan ... gerekse müvekkilinin devre yönelik bir iradeleri olmadığını, bizzat ... tarafından müvekkilinin genel kurullara dahil edildiğini, davacının iddiasının kötü niyetli olduğunu, belgenin bulunduğunu iddia ettikleri tarihten sonra sermaye artırımı için müvekkiline bildirimde bulunduklarını, muvazaanın şirket hisselerinin devrinde uygulanamayacağının Yargıtay içtihatlarında sabit olduğunu, öncelikle zamanaşımından aksi halde esastan davanın reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının hisselerinin devrine ilişkin 18.01.2001 tarihinde hisse devirleri yapıldığı, ancak tarafların murisi tarafından bu hisse devirlerinin işleme konulmadığı, bu tarihten itibaren babasının sağlığında dahi davalının hissedar olmaya, toplantılara katılmaya, alınan kararlara katılmaya devam ettiği, bu haliyle söz konusu hisse devrine ilişkin belgelerin davalı ve tarafların murisi tarafından işleme konulmamasına, hisse devrinden vazgeçilmesine karar verildiği, tarafların iradesinin hisse devrinden vazgeçilmesine ilişkin olduğu, hisse devirlerinde tarafların murisinin imzasının bulunmadığı, bedelin nakden alındığı hisse devrinde belirtilmiş ise de hisse devirlerinde belirtilen bedellerin davalıya ödendiğine dair bir belgenin dosyaya sunulmadığı, ödeme yapılması durumunda davalının hissedar olmaya devam etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya mübrez Bakırköy 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ███████ Tereke sayılı dosyasında, muris ...'nın terekesinin tespiti davasının devam ettiği, muris mirasının halen paylaşılmamış olduğu, terekeye yönetici atandığı, davanın derdest olduğu, murisin vefatı ile terekeden doğan tüm hak ve borçların, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 640. maddesi uyarınca miras paylaşılıncaya dek ve elbirliği halinde miras ortaklığına geçtiği, miras ortaklığını oluşturan yasal mirasçıların, terekeden doğan hakları elbirliği ile kullanmak durumunda oldukları, buna göre asıl ve birleşen davalarda, davalı tarafından murise devredildiği, ancak muris ve davalının bilerek devri pay defterine işlemedikleri, bu nedenle murisin terekesine dahil olması gerekirken halen davalıya ait olduğu iddia olunan payların terekeye ait olduğunun tespiti talebi ile açılacak bir davanın TMK'nın 640/2 maddesi uyarınca tüm yasal mirasçılar tarafından birlikte açılması gerektiği, şayet böyle bir dava bir kısım mirasçılar tarafından ve tereke adına açılmış ise, diğer mirasçıların tamamının bu davaya muvafakatleri ile taraf teşkilinin sonradan sağlanabileceği, ne var ki bir kısım mirasçının elbirliği rejiminin geçerli olduğu, terekeye ait haktan doğduğunu ileri sürdükleri hakkın kendilerine ait olduğunun tespiti ve kendi adlarına tescili talebi ile dava açmalarının mümkün olmadığı, asıl ve birleşen davalarda davacının, muris ...'nın terekesine dahil olması gerekirken kendisinden mal kaçırmak amacıyla pay devirlerinin gizlenmesi nedeniyle halen asıl ve birleşen davalarda davalı adına görünen payların, miras payı oranında kendisine ait olduklarının tespiti ile kendi adına tescilini talep ettiği, benzer şekilde dava dışı müteveffa...'nın da kendisinin murisi olduğunu, ... terekesinde olması gerekmesine rağmen davalı adına görünen paylardan miras payı oranında...'ya pay intikal ettiğini,...'dan da kendisine intikal etmesi gereken pay bulunduğunu ileri sürerek bu payların da miras payı oranında kendisine ait olduğunun tespitini talep ettiği, asıl ve birleşen davaların ...'nın terekesi adına açılmadığı, devre konu payların ... terekesine ait olduğunun ve terekeye iadesinin talep edilmediği, Mahkemece asıl ve birleşen davaların bu gerekçe ile aktif husumet yokluğundan reddi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacının, asıl ve birleşen davada verilen karara yönelik istinaf başvurusunun usulen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen dava, muris muvazaası hukuki sebebine dayalı dava konusu şirketlerdeki hisse devrinin tespiti istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
TMK'nın 7 01... maddelerinde düzenlenen elbirliği mülkiyetinin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye olununcaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, TMK'nın 701. maddesinde (... Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.) biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliğiyle karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır. TMK'nın 688. maddesinde düzenlenen paylı mülkiyette ise, birden fazla kişi maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olup başka türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır, paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur, pay devredilebilir, rehnedilebilir ve alacaklıları tarafından haczettirilebilir. Bir mirasçı tarafından mirasçı olmayan kişiye karşı miras bırakana tabaen miras payı oranında açılan davalarda TMK'nın 640. maddesinin uygulanması gerekli ise de, mirasçılar arasında paylı mülkiyet hükümleri geçerli olduğundan bir mirasçının diğer bir mirasçı aleyhine açtığı davada bu kuralın uygulama imkanı bulunmamaktadır. Bu açıklamalara göre açılan eldeki bu davaların, mirasçılar arasında miras payına hasren açıldığı gözetildiğinde, uyuşmazlıkta TMK'nın 688. ve devam eden maddelerinde öngörülen paylı mülkiyet hükümleri uygulanacağı sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl ve birleşen davaların aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 07.12.2020 tarihli, █████████ E. ve █████████ K. sayılı kararı).
Ancak İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında isabetli şekilde açıklandığı üzere davalının hisselerinin devrine ilişkin hisse devirleri yapıldığı, ancak tarafların murisi tarafından bu hisse devirlerinin işleme konulmadığı, devir tarihlerinden itibaren babasının sağlığında dahi davalının hissedar olmaya, toplantılara katılmaya, alınan kararlara katılmaya devam ettiği, bu haliyle söz konusu hisse devrine ilişkin belgelerin davalı ve tarafların murisi tarafından işleme konulmamasına, hisse devrinden vazgeçilmesine karar verildiği, tarafların iradesinin hisse devrinden vazgeçilmesine ilişkin olduğu, hisse devirlerinde tarafların murisinin imzasının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların esastan reddine karar verilmesi gerekir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 370/4 maddesi hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin ve 370/2 maddesi hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin (A) ve (B) alt bentlerinde yer alan "Asıl davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, Birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE," ibarelerinin çıkartılarak yerine “Asıl davanın esastan REDDİNE, Birleşen davanın esastan REDDİNE," ibarelerinin yazılması suretiyle gerekçesinin ve hüküm fıkrasının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!