Anahtar kelimeler: Ofisi Mimarlık Kelime Yürüten Sanat Projelerde Sınai Fikri Bursa Markası

MAHKEMESİ :Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
:████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
:İstinaf başvurusunun esastan reddineİLK DERECE MAHKEMESİ
:Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)SAYISI
:████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; inşaat ve mimarlık alanında ticari faaliyette bulunan ve "... " markası bulunan müvekkilinin, ... ibaresini farklı projelerde kullandığını, davalı şirket üzerinden faaliyetlerini yürüten diğer davalının ██████████ tescil no ile “... SANAT OFİSİ” kelime markasını 42. sınıfta tescil ettirdiğini, yine davalı ... ibaresinin ön plana çıkarılarak kullanıldığını, markaların esas unsurlarının ... kelimesi olduğunu ileri sürerek davalıların eylemlerinin, davacının marka hakkına tecavüz ile haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine karar verilmesini istemiş, cevaba cevap dilekçesinde, dava dilekçesindeki taleplerine ek olarak davalı ... adına ██████████ sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında iltibasa yol açacak şekilde karıştırılma ihtimali bulunduğu, davalının markasal kullanımlarının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55/1-a.4 hükmünde tanımlanan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırmaya yol açan önlemler almak” niteliğinde değerlendirilebileceği gerekçesi ile davalı adına ██████████ sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, söz konusu markanın davacı adına tescilli marka aleyhine haksız rekabete yol açtığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf edenin sıfatına göre İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava dilekçesinde talep edilmemesine rağmen cevaba cevap dilekçesi ile mevcut taleplere eklenen davalı gerçek kişiye ait markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine ilişkin istem yönünden usulüne uygun açılmış bir davanın bulunup bulunmadığı, buna bağlı olarak ek talebin esası ile ilgili hüküm kurulup kurulamayacağı noktalarında toplanmaktadır.Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26. maddesinde düzenlenen ve aynı Kanun'un 24. maddesinde yer alan "tasarruf ilkesi" ile 25. maddede hüküm altına alınan "taraflarca getirilme ilkesi" ile bağlantılı olan taleple bağlılık ilkesine göre, mahkeme, tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural, sadece sonuç istem yönünden değil, her bir alacak kalemi bakımından da uygulanır.Diğer yandan dava açıldıktan sonra davanın sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda HMK'nın 141. maddesinde yer alan kurallar doğrultusunda düzeltme yapılması mümkün ise de burada kastedilen davaya konu hususların genişletilmesi veya değiştirilmesidir. Dava konusu edilmeyen bir alacak kaleminin cevaba cevap dilekçesi ya da ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. Yani dava dilekçesindeki talep edilen miktar artırılabilir ise de belirtilen dilekçede ileri sürülmeyen yeni bir davanın konusunu oluşturabilecek ek talebin karşı tarafın açık onayı olmadıkça sonradan dava konusu yapılması ve buna bağlı olarak mahkemece eklenen talep kalemi ile ilgili olarak bir karar verilmesi mümkün değildir. Aksinin kabulü halinde, açılan bir davaya dilekçelerin teatisi aşamasında yeni davaların eklenmesi mümkün ve muhtemel hale gelebileceğinden, anılan hükmün buna müsaade verdiği şeklindeki yorum, Kanun'un amacına aykırı olacaktır (Dairemizin 05.05.2025 tarihli ve █████████ E. ve █████████ K. sayılı ilamı).Bu bilgiler ışığında somut olaya dönüldüğünde; dava dilekçesinde, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti istemlerinde bulunulmasına rağmen süresinde ve usulüne uygun verilen cevaba cevap dilekçesinde, mevcut taleplere ek olarak davalı gerçek kişi adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkininin de talep edildiği, davalı yanca ikinci cevap dilekçesinde, dava dilekçesinde yer alan talep kalemlerinin artırılmasına onay verilmediğinin açıkça belirtilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesince söz konusu talep yönünden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Oysa ki davacı tarafça dava dilekçesinde dile getirilmeyen bu yeni istemin, HMK'nın 119 ve devamı maddelerinde düzenlenen dava açma prosedürüne ilişkin usuli şartları taşımaması nedeni ile söz konusu talep yönünden usulünce açılmış bir davanın bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, davalıya ait markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine ilişkin talebin esası yönünden karar verilmesi hatalı olup, kararın öncelikle bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.2.Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.V.SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesine verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.