Anahtar kelimeler: Davatazminat Yöneticilerinin Bakirköy Birleşen İlamda Şirket Yoluna İstanbul Sorumluluğundan Kaynaklanan

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:█████████
KARAR NO
:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2022
NUMARASI
:█████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2016
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ████████ ESAS SAYILI
DAVA
:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2017
KARAR TARİHİ
:█████/2022
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026
Taraflar arasındaki Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVA DAVA:Davacı vekili özetle; müvekkilinin ... Şirketi’nde %48,8 oranında ve 258.749.896 adet paya sahip ortağı olduğunu, müvekkilinin 2004 yılına kadar hem ... şirketinin hem de kardeş şirketi olan ... A.Ş.'nin “...” yönetiminde yer aldığını ve yönetim kurulu başkan ve başkan yardımcılığı görevlerinde bulunduğunu, ancak daha sonra ... şirketinin çoğunluk pay sahiplerince ... ve ... şirketi dahil tüm grup şirket yönetimlerinden haksız bir şekilde çıkarıldığını, söz konusu tarihten bu yana müvekkilinin pay sahipliği haklarının ihlal edildiğini ve davalı şirket yöneticilerinin kötüniyetli tutumlarına maruz kaldığını, Yönetim kurulunun, sermayenin korunması ilkesine aykırı hareket ederek şirketin ve pay sahiplerinin zarara uğramalarına sebep olduğunu, müvekkiline ait borcun mükerrer olarak diğer pay sahibine ödenerek şirketi zarara uğrattıklarını, davalı yönetim kurulu üyelerinin (aynı zamanda pay sahipleri) arasında, abla - kardeş ve eş ilişkileri bulunduğunu, davalılardan ... ... ve ...’ın TTK 395-396 uyarınca yapmış oldukları işlemlerin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu hukuka aykırı alınan kararlar neticesinde yapılan işlemler nedeniyle Şirketin uğradığı zararın tespiti ile tespit edilecek zararın ilgili davalılardan müteselsilen tazmininin gerektiğini, davalıların açık bir biçimde kusurlu ve hukuka aykırı eylemleri ile şirketi zarara uğrattıkları, özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket ettikleri görüldüğünden işbu davanın ikame edildiğini beyan ederek HMK madde 107 kapsamında belirsiz alacak ve tespit davası kuralları çerçevesinde talep edilen zarar miktarının bu aşamada Şirket tüzel kişiliği yönünden (harca esas değer olarak) 10.000 TL olmak suretiyle, tazmini gereken tüm zarar miktarının tespitine, zarar miktarının tespitinden sonra bildirilecek kesin talep sonucuna göre talep ettikleri zararın oluştuğu tarihten itibaren ... ... A.Ş.’ye ödenmek üzere avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkillerinin dürüstlük kuralına ve yükümlülüklerine aykırı herhangi bir davranış ve eylemlerinin bulunmadığını, davacının işbu davayı açmasındaki sebeplerden birinin dava dışı şirketin ticari sır ve bilgilerine ulaşmaya çalışması olduğunu, Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ E. sayılı dosyası verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın temyiz aşamasında olduğunu ve kesinleşmediğini, Anonim Şirketlerde, şirket faaliyetleri denetçi/denetçiler tarafından denetlendiğini, bu bağlamda Anonim Şirketlerdeki denetçiler tarafından, yönetim kurulunca gerçekleştirilen işlemlerin usulüne uygun olara gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin denetlenerek varılan sonucun her yıl rapor edildiğini, ayrıca işbu davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini, davanın hukuki mesnetten yoksun ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
BİRLEŞEN DAVA DAVA
:Davacı vekili dilekçesinde özetle, tarafların pay sahibi olduğu, dava dışı ... Şirketinde davalıların yönetim kurulu üyesi olduklarını, yönetim kurulunun hatalı karar ve eylemleriyle şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalılardan alınarak dava dışı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından,“Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat Davası” şeklinde ikame edilen ve ancak dava dilekçesi içeriği, dava sebepleri ve iddialar dikkate alındığında, dava dışı ... Anonim Şirketinin genel kurulunda bilgi edinme hakkının ihlal edildiğine ilişkin başkaca bir dava içeriğine sahip olan (bu yönüyle açıklanmaya muhtaç) (kaldı ki davacı tarafça dava dışı şirket aleyhine bilgi edinme hakkının ihlal edildiğinden bahisle halihazırda ikame edilmiş olan bir dava bulunduğunu ve derdest olduğunu beyan ederek haksız ve hukuki mesnetten yoksun talepleri içeren davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...dava konusunun, davalıların hukuka aykırı eylem ve kararlarıyla yönetim kurulu üyesi oldukları şirketi hukuka aykırı yöneterek davacı pay sahiplerini zarara uğratmaları nedeniyle sorumluluklarının toplam zararın belirsiz alacak kuralları çerçevesinde tespiti ve maddi tazminat alacağının davalılardan ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek şirkete ödenmesine karar verilmesi talebinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Şirket yöneticilerinin sorumluluğuna gidilebilmesi için basiretli davranmakla yükümlü olan bir yöneticinin yapmaması gereken işlemlerin davalılar tarafından yapılmış olduğunun ve bunun sonucunda da bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanmış olması gerekir. Bu çerçevede yapılan mali inceleme neticesinde, davacının mahkeme kararıyla tespit edilen 36.047,47 TL'lik alacağının dışında, şirketin doğrudan davacının ise dolaylı olarak zarara uğratıldığına ilişkin somut bir veriye rastlanmadığı, davadışı şirket kayıtlarına göre davalı ... ...'in dava dışı şirketten 251.669,57 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup diğer taraftan, dosya içinde bulunan ... Bankasına ait 23.11.2007 işlem tarihli dekonta göre, davaşı dışı ... Şirketinin ... adına, ... ...'e, davacının davadışı şirketten alacağı olan 36.047,47 TL kadar ödeme yapıldığı, bu haliyle davacının, dava dışı şirketten olan alacağının ... ... hesabına yatırıldığı, Mahkeme kararıyla tespit edilen alacağa istinaden, dava dışı ...'ın yapmak zorunda kaldığı ödemelerin tamamının, ... tarafından davalılara rücu edildiği ve davalılardan tahsil edildiği dikkate alındığında, davalı yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarını gerektirebilecek hukuka ve yükümlülüklerine aykırı herhangi bir davranış ve eylemlerinin bulunmadığı anlaşılmakla asıl ve birleşen davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kesinleşen mahkeme kararı uyarınca, davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından dava dışı ... A.ş'nin zarara uğratıldığı sabit olmasına rağmen, mahkemece zarar hesabı yapılmaksızın davanın reddine karar verildiğini, mahkemece, dava dışı şirketin uğramış olduğu zararın davalılar tarafından tazmin edildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dışı şirketin uğramış olduğu zararlar davalılar tarafından tazmin edilmiş olsa dahi mahkemece davanın reddine karar verilemeyeceğini, mahkemece, eksik bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesis edildiğini, mahkemece bilirkişi raporlarındaki eksiklikler giderilmeden, eksik bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm tesis edilmiş olmasının kabul edilemeyeceğini, bu sebepler mahkemenin kararının kaldırılması gerektiğini, açıklanan nedenlerle Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin E: █████████, K: ████████ sayılı hem asıl dava hem de birleşen dava yönünden verilen "davanın reddi kararının" kaldırılmasına ve yeninden yargılama yapılarak davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
:Asıl ve birleşen dava, şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı, davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur Davacı tarafça tazminat istemine konu edilen sebeplere ilişkin olarak asıl davada; davalı ... ile 2004 yılından beri ayrı yaşadıkları sabitken şirketin davacıya olan 36.047,47 TL borcunu davalı ...’ın hesabına gönderdiği, alacağın tahsili amacıyla açılan dava nedeniyle şirketin dava masrafları, faiz tutarları, şirketin hukuk giderleri gibi ödeme yapmak zorunda kalacağı, 2015 yılı olağan genel kurulunda davalıların aldığı hatalı kararlar ve eylemleri ile şirketin basiretsiz yönetildiği, kanuna aykırı olarak şirketle işlem yapma ve rekabet yasağına ilişkin izinleri elde eden davalıların işlemleri ve iş kazası nedeniyle ... tarafından açılan davanın şirket aleyhine sonuçlanması nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı; birleşen davada 2016 yılı olağan genel kurulunda davalıların aldığı hatalı kararlar ve eylemleri ile şirketin basiretsiz yönetildiği, şirketle işlem yapma ve rekabet yasağına ilişkin izinleri elde eden davalıların bu işlemleri ve şirket yönetim kurulu ve üst düzey yöneticilere fahiş tutarlar ödenerek şirketin kârının eritilmesi sebebiyle şirketin zarara uğratıldığı ileri sürülmüştür. Davalılar ise dürüstlük kuralına ve yükümlülüklerine aykırı herhangi bir davranış ve eylemlerinin bulunmadığını, yönetim kurulunca gerçekleştirilen işlemlerin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini,davalılara işlem yapmaları için verilen izin kararlarının şirketi nasıl ve ne şekilde zarara uğrattığının ispata muhtaç olduğunu, iş kazasına ilişkin davanın karara bağlandığı tarihlerde davacının yönetim kurulu üyesi olduğunu, yönetim kurulunca gerçekleştirilen işlemlerin usulüne uygun olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin denetlendiğini, davacı tarafça açılan dava kapsamında talep edilen alacağın şirket kayıtlarında kapatıldığını, bu hususa ilişkin olarak davalılara herhangi bir sorumluluk atfedilemeyeceğini, dava dışı şirketin bu nedenle uğradığı herhangi bir zarar bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.Davacı, dava dışı ... Şirketi’nde %49,9 oranında hissedar olup, davalıların bu şirketin yönetim kurulu üyesi oldukları anlaşılmıştır.Davacı tarafından ... Şirketi aleyhine ikame edilen Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ esas sayılı itirazın iptali davasında, yapılan yargılama sonunda davacının ortağı olduğu davalı şirketten 2005 ve 2006 yılları ile 2007 yılında ortaklara borçlar hesabında 36.047,47 TL alacaklı iken 23.11.2007 tarihinde davalı şirket tarafından banka aracılığı ile 36.047,47 TL'nin borç kaydedilmek suretiyle davacı adına eşi ... ...'e ödendiği,331 ortaklara borçlar hesap bakiyesinin sıfırlandığı, her ne kadar davacı, davalı şirketten 2014 yılı ticari defterlerine göre takip ve dava tarihi itibariyle alacaklı durumda görülmemekte ise de davalının davacıya 2005, 2006 ve 2007 yılı kayıtlarına göre borçlu bulunduğu, borcun alacaklı yerine alacaklının eşine ödenmiş olmasının,davacı alacaklıya ödeme yapılmamış olması nedeni ile borcu sona ermediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takibine konu 36.047,47 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptaline karar verilmiş, verilen karar temyiz ve karar düzeltme yasa yollarından geçerek 15.10.2020 tarihinde kesinleşmiştir. Bakırköy 15. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında dava dışı şirket hakkında yapılan ilamlı takipte, 01.12.2020 tarihinde 63.500 TL ve 16.874,80 TL tutarında olmak üzere toplam 80.374,80 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır Uyuşmazlığın çözümü için ilk derece mahkemesince bilirkişi incelemesine başvurulmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı ... ...'in (31.12.2008 tarihi itibariyle) dava dışı şirketten 251.669,57 TL alacaklı olduğu, dava dışı şirketin 23.11.2007 tarihi öncesinde ortaklara borçlar hesabında davacıya 36.047,47 TL borçlu olduğu, bu tarihte mezkur tutarın "... adına ... ...'e ödenen ...bank ...” açıklaması ile banka ödemesinin gerçekleşmiş olduğu, bu tarihten sonra davacının hesabında herhangi bir alacağı kalmadığı, davacının mahkeme kararıyla tespit edilen 36.047,47 TL'lik zarar ve zararın ferileri dışında başka zarar kalemleri oluştuğu iddia edilmiş ise de iddia edilen zararların olağan işletme zararı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, 36.047,47 TL'lik zararın ferileriyle birlikte davanın açıldığı tarihte var olduğu belirtilmiştir.Yukarıda anılan mahkeme kararının kesinleşmesinin ardından davalı tarafça 09.02.2021 tarihinde dava dışı şirkete rücu bildirimine istinaden 182.623,25 TL ödeme yapıldığına ilişkin dilekçe sunulmuş, dilekçe ekinde dava dışı şirket tarafından düzenlenen ihtarname, davalı ... tarafından yapılan ödemeye ilişkin banka dekontu ve şirket tarafından davalı ... hakkında düzenlenen faiz geliri faturası bulunduğu görülmüştür.TTK'nun 553/1. Maddesinde, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiş ve TTK'nın 555/1.Maddesinde de, şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. TTK'nın 557/2. Maddesine göre de davacı birden çok sorumlu kişiyi zararın tamamı için birlikte dava edebilir ve hâkimin aynı davada her bir davalının tazminat borcunu belirlemesini isteyebilir. Anılan maddenin 3. Fıkrasına göre ise, birden çok sorumlu arasındaki başvuru, durumun bütün gerekleri dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir.Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu kusur sorumluluğu olup, yönetim kurulu üyesi, üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini kanıtlayarak her zaman sorumluluktan kurtulabilir. Kusur sorumluluğunun esasları zarar, kusur, hukuka aykırılık ve illiyet bağıdır. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun doğabilmesi için bu unsurların tümünün gerçekleşmesi, ortada bir zararın, hukuka aykırılığın ve zarar ile hukuka aykırılık arasında illiyet bağının bulunduğunun ayrıca ispatlanması gerekir. Bu unsurlardan birisinin gerçekleşmemesi (kanıtlanamaması) halinde, sorumluluk doğmaz.Yapılan işlemler sonucunda bir zararın oluşması halinde, bu zarar nedeniyle yöneticilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için işlemi yapan yöneticilerin kusurlu olduklarının da ayrıca kanıtlanması gerekir.Somut olayda davacı tarafından iddia edilen hususların ve taraflarca dosyaya sunulan delillerin gerçek anlamda değerlendirilebilmesi ve davanın çözülebilmesi için dava dışı şirketin ticari defter kayıtlarının deyatlıca incelenmesi gerekli olup, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçek olup olmadığını karşılamaktan uzaktır. Dava dilekçesinde ileri sürülen zarar iddialarının dava dışı şirketin ticari defterleri incelenmek suretiyle denetlenmesi ve davalı yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektiren bir durumun bulunup bulunmadığının ve varsa zarar miktarının denetlenebilir bir şekilde ortaya konulması gerekirken hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Ayrıca Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ esas sayılı itirazın iptali davasında kabulüne karar verilen alacağın ferileri ile birlikte 182.623,25 TL olarak dava dışı şirkete ödendiğine ilişkin dava dışı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmaması hatalı olduğu gibi mahkemece dava dışı şirket tarafından yapılan ödeme nedeniyle zarar oluştuğu ve şirket tarafından ödenmek zorunda kalınan miktarın davalılardan tahsil edildiği kabul edildiği halde, davalı tarafça yapıldığı iddia edilen ödemelerin dava tarihinde sonra olduğu dikkate alınmaksızın bu zarar kalemine yönelik talebin konusuz kalıp kalmadığı değerlendirilmeksizin, davalıların sorumluluklarını gerektirebilecek bir davranış ve eylemlerinin bulunmadığı kabul edilerek gerekçede çelişki yaratılması isabetsiz olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!