Anahtar kelimeler: Eniştesi Akraba Bonoyu Lehtar Lehtarı Kız Vade Kambiyo Mahsus Kardeşinin

T.C.

İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA/
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine ... 3. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapıldığını, müvekkilinin icra takibine konu █████/2020 vade tarihli ve █████/2002 tanzim tarihli 30.000,00-USD bedelli bonoyu lehtar ...'a ödendiğini, senet karşılıksız olduğundan yapılan icra takibinin haksız olduğunu, müvekkilinin borcunun bulunmadığını, müvekkili ile senedin lehtarı ...'ın akraba olduğunu, ...'ın müvekkili ...'un eniştesi, kız kardeşinin eski eşi olduğunu, her ne kadar senedin tanzim tarihi ve vade tarihi farklı olsa da bu senedin düzenlendiği tarihin 1998 yılı olduğunu, 1998 yılında müvekkilinin eniştesi olan ...'ın tefeciye borcu olduğundan bahisle o zamanki eşinin kardeşi olan müvekkili ...'dan kendisine 30.000-USD tutarında senet vermesini istediğini, akrabalık bağından dolayı tarih ve yeri boş bırakarak senet imzalandığını, bu senet karşılığında müvekkilinin dedesine ait 22 dönümlük bir arazinin tapuda ...'a devredildiğini, arazinin değerinin o günün kuruyla senet borcu olan tutardan bile daha değerli olduğunu, bu arazilerin o dönem ...'a devredildiğini, senede karşılık tapuda devir yapılmasına rağmen ...'ın söz konusu senedi müvekkiline iade etmediğini, müvekkilini oyaladığını, müvekkilinin bütün ısrarlarına rağmen senedin iade olmadığını, sonraki yıllarda ...'ın borca sıkıştıkça müvekkiline gelerek elinde senet olduğunu, senedi icraya koyacağını söyleyerek müvekkilini tehdit ettiğini, kendisinden para almaya çalıştığını, bunun üzerine müvekkilinin bu senetle ilgili ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...tarih ve ... soruşturma nolu dosyasında ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, ...'ın █████/2024 tarihinde vefat ettiğini, davalı icra takiplisi ...'ın ...'ın eşi olduğunu, aynı evde yaşadıklarını, icranın açıldığı tarihte de resmi nikahlı evli olmadıkları fakat gayri resmi eş olarak birlikte yaşamakta olduklarını, muhtemelen senedi sağlığındayken birlikte yaşadığı davalıya yine muhtemelen ödeme ve tanzim tarihi açık olarak verdiğini, Birlikte yaşayan davalı ile ...'ın senedi 3. Bir kişiye devretmiş gibi göstermek için gerçekte var olmayan bir ciro ile senedi ...'e devrettiğini, çıplak gözle bile incelendiğinde senedin vade hululü vade ve alacak miktarının farklı kalemle yazıldığının görüleceğini, senedin arka yüzündeki ...yazısının farklı bir kalemle yazıldığını, ciro imzanın farklı bir kalem ile atıldığını, yargılama aşamasında senetteki bilhassa vade tarihi ve miktar ile arka tarafındaki ...cirosunun sonradan atılıp atılmadığına dair inceleme yapılmasını talep ettiğini, bononun ... adına düzenlendiğini, icraya koyan ise murisin o tarihte gayriresmi eşi olduğunu, yargılama aşamasında senetteki bilhassa vade tarihi ve miktar ile arka tarafındaki ... cirosunun sonradan atılıp atılmadığına dair inceleme yapılmasını talep edeceklerini, senedin hatır senedi olarak verildiğini, bononun boş bırakılan vade ve tanzim tarihi kısımlarının sonradan doldurarak kötü niyetli olarak icraya konulduğu anlaşıldığını, kötü niyetli hamilin haklarının korunmadığını, davalının müvekkili davacıdan herhangi bir alacağının bulunmadığını, her ne kadar kombiyo senetlerinin illetten mücerret olsa da hamilin kötü niyetli olarak evrakı da geçirmişse soyutluluk ilkesine dayanamayacağını, bu sebeple icra takibinin haksız olduğunu, tüm bu nedenlerle taleplerinin kabulü ile davalı şahıs ile müvekkili arasında mevcut ve geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığının tespitine, mahkememizce takdir edilecek teminat mukabilinde yahut teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesine, ... 3. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı haksız icra takibinin durdurulmasına ve akabinde iptaline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bu dava sebebiyle uğramış oldukları zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, vekalet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA/
Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin tebliğinin usulsüz olduğunu, davacının iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, Davacı yanın iddialarının akılla, mantıkla izahı olmadığı gibi hukuken dinlenilmesi de mümkün olmadığını, Müvekkilinin senedi merhum ...'tan borcuna istinaden edindiğini, tüm bu nedenlerle, davanın reddine, haksız ve kötü niyetli açılan dava nedeniyle yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla kötü niyetli davacıdan alınarak müvekkile verilmesine, ücreti vekaletin ve yargılama giderlerinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmişti.
DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, menfi tespit davasıdır.
Dava konusu uyuşmazlığın, Kambiyo senedinden kaynaklanan alacağa ilişkin davalı takip alacaklısı tarafından ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibi nedeniyle davacı/takip borçlusunu borçlu olmadığının tespitine ilişkin hususlarından kaynaklandığı görülmüştür.
... 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından, davalı aleyhine 30.000 USD üzerinden takip başlatıldığı, takip dayanağı olarak █████/2002 tanzim, █████/2020 vade tarihli senedin gösterildiği, davalı tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edildiği, davacı tarafından hak düşürücü süre içerisinde işbu davanın açıldığı görülmüştür.
Davacı senet lehtarı ... ile akraba olduğunu, senedin düzenlendiği tarih olan 1998 yılında davacının eniştesi olan ...'ın tefeciye borcu olduğundan bahisle o zamanki eşinin kardeşi olan davacıdan kendisine 30.000USD tutarında senet vermesini istediğini, akrabalık bağından dolayı tarih ve yeri boş olarak senetin imzalandığını, bu senet karşılığında davacının ... Mevkii ... Mahalle No 166 Ada Parsel numaraları 240, 241, 242 konumlarında bulunan davacının dedesine ait 22 dönümlük araziyi tapuda ...'a devrettiğini, işbu arazilerin değerinin senet borcu olan 30.000,00USD tutarından daha fazla olduğunu, dolayısı ile senedin bedelsiz hale geldiğini, senedi icraya koyanın ise murisin o tarihte gayriresmi eşi olan işbu dosya davalısı olduğunu, davalının bonoyu kötü niyetle ele geçirdğini, davalının bononun karşılıksız olduğunu, yıllar önce davacı tarafından akrabalık ilişkisinden kaynaklı verildiğini bilecek durumda olduğunu, senedin bedelinin 30.00,00USD olduğu da göz önüne alındığında ne ...'ın ne de ...'in bu derece yüksek bedellerle yaptıkları ticari işleri bulunmadığından, tarafların arasında bu çekin verilmesine sebep olabilecek hiçbir borç ilişkisi de doğmadığından senedin hatır senedi olarak verildiği, bononun boş bırakılan vade ve tanzim tarihi kısımlarının sonradan doldurarak kötü niyetli olarak icraya konulduğu iddia etmektedir.
Davalı taraf ise, tefecilere borçlu olan bir kişi üzerine taşınmaz devri yapılmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, buna rağmen arazilerin değerinin senet bedelinden çok çok fazla olduğunu ileri süren davacının zımnen borç ikrarında bulunduğunu, davacının imzaya da itiraz etmediğini, davalının senedi ...'tan borcuna istinaden edindiğini, senede karşı senetle ispat kuralı gereği davacının senede mukabil delil olarak yazılı delil sunmakla yükümlü olduğu savunmasında bulanarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Kambiyo senedinden kaynaklanan alacağa ilişkin davalı takip alacaklısı tarafından ... 3. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibi nedeniyle davacı/takip borçlusunu borçlu olmadığının tespitine ilişkin hususlarından kaynaklandığı görülmüştür.
Kural olarak senet bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Senedin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346).
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır (Bozer, Ali/Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2018, s.68).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde şart olmamakla birlikte- genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur.
Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise ne temel borç ilişkisine ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta; borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
Bedelsizlik iddiası,6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.687) maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.
Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’ini dermeyan etme hakkını vermektedir.
Kambiyo senedinin teminat amacıyla düzenlenmiş olması hâlinde ve de senet ciro edilmişse hamil senedin teminat senedi olduğunu biliyor ve borçlunun zararına hareket ediyorsa, anılan def’înin hamile karşı da öne sürülmesi mümkündür.
Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Öte yandan senedin teminat olarak verildiğinden bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür.
Somut olay tahtında yapılan değerlendirmede davalı tarafından, davacı aleyhine icra takibine konu edilen senetler kayıtsız, şartsız para borcu ikrarını içeren kambiyo senedi vasfında olup, hatır senedi niteliği taşımadığı, senetlerin üzerinde hatır senedi olduklarına veya herhangi bir hatır sözleşmesi kapsamında verildiklerine ilişkin bir ibarenin bulunmadığı, hatır senedi kural olarak sadece senedi düzenleyen (keşideci) ile ilk alan (lehtar) arasındaki kişisel bir savunma olup, senedi ciro ederek devralan üçüncü bir kişiye karşı hatır senedi iddiasının ileri sürülemeyeceği, ancak üçüncü kişinin durumu bildiği veya bilmesi gerektiğinin (kötü niyetli olduğu) borçlu tarafından yazılı delillerle ispatlanması gerekeceği, hatır senedi iddiası, senet üzerindeki yazılı borç ikrarını ortadan kaldırmaya yönelik bir savunma olduğundan miktar ne olursa olsun tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davacı taraf takip konusu senetlerin hatır senedi olduğuna ilişkin yazılı bir belge ibraz edemediği gibi senetlerin bononun unsurlarına havi olup, kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibine konu edildiği, kambiyo senedinin sebepten mücerret olup hangi hukuki ilişki için verildiğinin ayrıca yazılı belge ile kanıtlanmasının zorunlu olduğu, senetteki keşideci imzalarının davacı tarafından inkar edilmediği, davacının hatır senedi iddiasını ispat zımnında yazılı belge ibraz edemediği de dikkate alınarak yemin deliline dayanabileceği, Mahkememizin █████/2025 tarihli celse ara kararı uyarınca "Davacı dava dilekçesinde yemin deliline de yandığından hangi vakaların tespit için yemin deliline dayandıklarını açıklamak ve yemin deliline başvurmak isteyip istemediği konusunda dilekçe sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının davacı vekiline ihtarına" karar verildiği, davalının █████/2026 tarihli duruşmada alınan yeminli beyanında "Senetteki alacaklı ...'ın bononun düzenlendiği tarihte davacının kardeşi ile evli iken senedi hatır senedi olarak almadığına ve senedin karşılığı olarak davacının ...'a taşınmaz devrederek ödeme yapmadığına'' ilişkin kısımlara ilişkin bir bilgim yoktur, bunun dışında metinde yer alan ...'ın senedi davalıya ciro ettiği sırada davacının kardeşi ile boşandıktan sonra davalı ile imam nikahlı olarak aynı evde birlikte yaşamadıklarına, ...'ın davalıya borçlu olduğu için senedi verdiğine, davalının ciro eden ...'tan ve senet borçlusu davacıdan alacağı olduğuna yemin ederim, yeminimde sebat ediyorum" ilişkin yeminli beyanda bulunduğu, davacının dava dosyası kapsamında yukarıda açıklanan gerekçeler dikkate alınarak davasını ispat edemediğinden, Mahkememizce tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davanın reddine, ispatlanamayan kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davanın REDDİNE,
2-) İspatlanamayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının peşin yatırılan 4.538,44-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.806,44-TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
4-)Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-)Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
7-)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!