Anahtar kelimeler: Vesayılı Fetö İltisak Süreci Meslekte Meslekten İrtibatının Beşinci Kalmasının Savcılar
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         █████████ E.  ,  2025/9 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No
: █████████
Karar No
: 2025/9
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Kurulu
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Beşinci Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:██████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (A) fıkrası uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun... tarih ve... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti
: Danıştay Beşinci Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:██████████ sayılı kararıyla;
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza davası açıldığı ve ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğinin anlaşıldığı,
Davacının kendi beyanı ve davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma ve mülakat hazırlık evlerinde hazırlandığına ve diğer hususlara yönelik kendi ifadesi, tanık ifadeleri ve iddianamede belirtilen tespitler ile davacının bu ifadeler ve tespitlere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir yaptırım niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, hakkındaki değerlendirmenin eylem tarihi 2009 yılı olduğundan o dönemki siyasal, sosyal ve toplumsal durum nazara alınarak yapılması gerektiği, özellikle 2009 yılı ve sonrasında da kamuoyu nezdinde örgütün henüz afişe olmaması, özellikle siyaset, medya, idare, spor, ticaret, kültür ve ekonomi gibi alanlardaki vitrin yüzleri ve yoğun kamuoyu propagandası nedeniyle kendisinin bu hususları bilmesinin beklenilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi hakkaniyete de uygun olmadığı, FETÖ veya başka bir örgütün amaçlarını gerçekleştirme veya talimatlarına uyma gibi bir amacı olmadığı, böyle bir amaçla herhangi bir hal veya harekette bulunmadığı, yetki veya nüfuzunu mesleğin vakar ve şerefi dışında kullanmadığı, demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediği, bu kapsamda herhangi bir örgütle iltisak veya irtibatından söz edilemeyeceği, dava konusu kararların Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile koruma altına alınan birçok temel hak ve özgürlüğü ihlal eder nitelikte olduğu ve özellikle masumiyet karinesinin, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, adil yargılanma hakkının, ayrımcılık yasağının, özel hayata saygı hakkının, kamu hizmetine saygı hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği, isnat edilen eylem memuriyetten önceki tarihte olduğundan ve memuriyet sürecine ilişkin herhangi bir iddia dahi bulunmadığından davalı İdare ve Dairenin, "görevin gereklerini yerine getirmeyip demokratik düzene sadık olmadığına" dair yapılan tespitin gerçeğe ve adalete aykırı olduğu, zira o tarihte etkin kamu gücünü kullanan bir görevde olmadığı, hukuka aykırı olarak toplanılan delillerin kullanıldığı, karar tarihindeki mevcut delillere göre denetim yapılmadığı, davalı idarenin ihraç kararından sonraki talimatıyla açılan ceza soruşturmasının delil olarak kullanılamayacağı, tarafların yargılama hakkına ilişkin güvenceler bağlamında eşit konumda olmadığı, verilen kararın ölçülülük, zorunluluk ve meşru amaç kriterlerine uygun olmadığı, Daire kararında lehe delillerin dikkate alınmadığı, 2009 yılı sonrasında ve özellikle mesleğe başladıktan sonraki süreçte süregelen herhangi bir ilişki olmamasının görmezden gelindiği, davalı idare ve Daire tarafından isnat edilen eylem tarihindeki kamuoyu ve toplumsal duruşun nazara alınmadığı, davalı idarece yargı mensupları arasında farklı uygulamalar yapıldığı, Daire tarafından tarafsız değerlendirme yapılmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
UYAP ortamında yapılan incelemede, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan ceza davasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, eyleminin sabit olmaması nedeniyle CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
375 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, █████/2019 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu █████/2023 tarih ve E:█████████, K:██████████ sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!