Anahtar kelimeler: Cismani Esaskarar Ölüm Ankara Özetle Karara Yazilma Yoluna Sebebiyle Şartlarının

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
: █████████ - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ26. HUKUK DAİRESİESAS NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: 14.05.2024NUMARASI
: ███████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)KARAR TARİHİ
: 22.04.2026GEREKÇELİ KARARYAZILMA TARİHİ
: 08.05.2026İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta Şirketi, davalı ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05.02.2020 tarihinde, davalı ... Sigorta Şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı, davalı ... sevk ve idaresindeki, davalı ... Belediye Başkanlığı'na ait aracın, davacının desteği olan babası ...'nin sevk ve idaresindeki motosiklete çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile dava değerini maddi tazminat için 102.955,43-TL ye yükseltmiştir.Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK'nın 16 maddesi hükmüne göre davanın haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yerde açılması gerektiğini, bu düzenlemeye göre Kırıkkale Asliye Hukuk Mahkemesi'nin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görevli ve yetkili olduğunu, mahkememizin yetkisiz olduğu belirterek yetki itirazında bulunduklarını, aksi kanaatte ise davacının öncelikle destek ihtiyacını ispatla yükümlü olduğunu, davacının bir zararı varsa sigorta şirketinden talep etmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; HMK'nın 16 maddesi hükmüne göre davanın haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yerde açılması gerektiğini, bu düzenlemeye göre Kırıkkale Asliye Hukuk Mahkemesi'nin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görevli ve yetkili olduğunu belirterek yetki itirazında bulunduklarını, aksi kanaatte ise davanın esasına ilişkin olarak davacının öncelikle destek ihtiyacını ispatla yükümlü olduğunu, davacının bir zararı varsa sigorta şirketinden talep etmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, kusur incelemesi yaptırılırsa kendisinin kazada kusurunun bulunmadığını, müteveffanın tam kusuruyla kazanın meydana geldiğinin anlaşılacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin müteveffanın vefatı nedeniyle eşine poliçe teminatı kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapıldığını, başka bir sorumluluğunun kalmadığını, davacının yaş itibariyle ve fiziken çalışabilecek durumda olup destekten yoksun kalma tazminatı şartlarını taşımadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde desteğin %50 oranında, davalı sürücünün %50 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, davacının %40 engelli olduğunu, müteveffa babasının desteğine muhtaç olduğunun kabul edildiği, destekten yoksun kalma zararının hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, TBK’nın 56. Maddesi gereğince davacı lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile maddi tazminat davasının kabulü ile, 102.955,43-TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta Şirketi'nden dava tarihinden, diğer davalılar ... Belediyesi ve ...'den kaza tarihinden (05.02.2020) işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, manevi tazminat davasının ... Belediyesi ve ... yönünden kısmen kabulü ile, 40.000-TL manevi tazminatın kaza tarihinden (05.02.2020) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta Şirketi, davalı ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maddi ve manevi tazminat yönünden davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, manevi tazminatın kısmen reddi nedeniyle davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla olduğunu, aktüerya hesabında 2024 yılı asgari ücretlerine göre hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; aktüerya raporunda desteğin esas alınan gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu, destek paylarının hatalı olduğunu, davacının bakıma muhtaç olduğuna dair dosyada bir bilgi bulunmadığını, davacının iddiasını ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Belediyesi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını ancak dikkate alınmadığını, kusur oranı yönünden ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı tarafın müteveffanın kendisine destek olduğu iddiasını ispat etmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.Davacı vekili, dava konusu kazada davacının babası ...’nin vefat ettiğini, davacının bir bacağının sakat olduğunu, yürümekte zorluk yaşadığını, Ankara Numune Hastenesinden alınan sağlık kurulu raporuna göre %40 oranında engelli olduğunu, iş bulamadığını, bu nedenle müteveffanın, davacıya düzenli ve sürekli maddi yardımda bulunduğunu ileri sürerek davalılardan destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir.Dava dilekçesi ekinde sunulan, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 28.09.2012 tarihli Özürlü Sağlık Kurulu Raporunda, davacının sağ poliomyelit sekeli (çocuk felci) nedeniyle %40 oranında daimi maluliyetinin bulunduğunun belirtildiği, Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Raporunun ise 14.12.2010 tarihli olduğu, kas ve iskelet sistemi ve göz hastalıkları olmak üzere toplam daimi maluliyet oranının %49 olduğunun belirtildiği görülmüştür.6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. Maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi; destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun İspat Yükü başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yükseköğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yükseköğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilmesi gerekmektedir.Somut olayda, davacı, kaza tarihi itibariyle 40 yaşında olup davacının, müteveffa babasının bakımına muhtaç olduğunun, düzenli ve sürekli maddi yardımı ile hayatını sürdürebildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafça dosyaya sunulan raporların, olay tarihinden çok öncesinde düzenlenmiş oldukları ve desteklik iddiasını ispata yarar nitelikte olmadıkları açıktır. Bu durumda mahkemece, davacının iddia edilen maluliyetine ilişkin tedavi evrakları ve raporların dosyaya kazandırılması ve davacının maluliyetinin niteliği ve derecesi değerlendirilerek devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içinde bulunup bulunmadığının, hayatını tek başına devam ettirip ettiremeyeceğinin belirlenmesi hususunda tam teşekküllü devlet hastanesinden, üniversitelerin adli tıp anabilim dalı bölümlerinden veya adli tıp kurumundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Kabule göre de, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/4 maddesine göre, hükmedilen manevi tazminat yönünden davacı lehine ayrı vekalet takdir edilmesi gerekirken maddi ve manevi tazminat yönünden tek vekalet ücreti verilmesi, Tarifenin 10/2 maddesi uyarınca manevi tazminatın kısmen reddi halinde davalı lehine takdir edilecek vekalet ücretinin davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinden fazla olamayacağı gibi14.03.2025 tarihli 32841 Sayılı RG'de yayınlanan Anayasa Mahkemesinin ███████ E - ████████ K sayılı █████/2024 tarihli kararı ile manevi tazminat davaları yönünden 6100 Sayılı HMK'nın 326.maddesi (davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır) şeklindeki 2.fıkrasının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, kararın RG'de yayınlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine oy birliği ile karar verilmiş ve eldeki dosyanın incelenme tarihi itibariyle de iptal kararı yürürlüğe girdiğinden Anayasa Mahkemesinin iptal kararı da değerlendirilerek vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinden kararın bu nedenle de kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacı vekilinin, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin ve davalı ... Belediyesi vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre tarafların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin ve davalı ... Belediyesi vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,3-İstinaf yoluna başvuran taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,5-Ankara 1. Genel İcra Dairesi'nin ██████████ sayılı dosyasına yatırılan 220.000,00 TL bedelli Teminat Mektubunun talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.BaşkanÜyeÜyeKatip* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n