Anahtar kelimeler: Quick Bam Sakarya Geliş Esaskarar Kocaeli Fiilden Alanına Başkan Yazim

T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████

"T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I"
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 22.05.2025
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI
: QUİCK SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ
: Av. ...
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
BAŞVURU TARİHİ
: 22.06.2025
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ
: 26.09.2025
KARAR TARİHİ
: 15.05.2026
İLAM YAZIM TARİHİ
: 15.05.2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.10.2024 tarihinde davacıya ait 34 ... plakalı araca davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı 16 ... plakalı aracın çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin aracının hasarlanarak önemli ölçüde değer kaybettiğini, söz konusu kazanın oluşumunda 16 ... plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla hasar bedelinden ve KDV tutarından sorumlu olduğunu, müvekkilinin aracında gerçekleşen hasar onarım bedelinin tespiti amacıyla davalı sigorta şirketi tarafından görevlendirilen eksper ... tarafından hasar dosyası açılarak eksper raporu düzenlendiğini, 2005/4 sayılı motorlu taşıtlar sektöründeki dikey anlaşmalar ve uyumlu eylemlere ilişkin grup muafiyeti tebliğ 3. mad S bendine göre işte eğer yedek parça bir motorlu aracın montajında kullanılan parçalarla eşdeğer veya daha üst kalitede farklı bir materyalden yapılan veya farklı bir renge sahip parça olarak tanımlandığını ve işte her parçayı üreten firma ürettiği parçayı motorlu taşıt aracının parçalarıyla eşdeğer olduğunu belgelendirmek zorunda olduğunu, Türkiye'de üretilen parçalarda TSE uygunluk belgesi veya TSEK kalite uygunluk belgesinin olması gerektiğini, bu özelliklere sahip olmayan düşük kaliteli parçaların sigorta şirketlerince değerlendirmeye alınması hususunun Hazine Müsteşarlığınca engellendiğini, müvekkilin aracının onarım bedelini hesaplanırken takılan parçaların belirtilen kanun ve mevzuata uygun yedek parça fiyatlarını dikkate alarak hesaplama yapılması gerektiğini, meydana gelen hasara bağlı olarak müvekkillerine ait araçta değer kaybı oluştuğunu, öyle ki kaza tarihinde müvekkilinin aracında bir çizik dahi bulunmazken aracın tüm bakımlarının da zamanında yaptırılmış vaziyette olduğunu, bu da belirtilen ve sayın mahkemece mahkeme tarafından re sen dikkate alınacak nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla haklı davanın kabulüne karar verilmesini, dava konusu kazadaki kusur oranlarının belirlenebilmesi adına sunacakları kazaya dair kamera kaydının incelenmesi suretiyle kusur bilirkişi raporu alınmasını HMK 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak fazla erişkin talep ve dava haklarını saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL hasar bedeli 1.000 TL araç değer kaybı tazminatının 20.11.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Yedek parça ve işçilik bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, 04.12.2021 tarihinde ve 31 679 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında değişiklik yapılmasına dair genel şartlar uygulanması gerektiğini 04.12.2021 tarihinde yürürlüğe giren değişikliğe ilişkin herhangi bir yürütmenin durdurulması karar verilmemiş olduğundan değişiklik ekinde yayınlanan hesaplama yönteminin kullanılmasının gerektiğini, avans faizinin reddine karar verilmesi gerektiğini, teminat limitlerinin dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirketin KDV'den sorumlu olmadığını, yukarıda arz ve izah ettikleri sebepler ve resen nazara alınacaklarla birlikte değerlendirilerek davacı tarafın belirsiz alacak davası açmasında hukuki menfaati bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddini, müvekkili şirketin sigortalısı meydana gelen kazada kusursuz olduğundan ve davacı taraf bu durumun aksini kanıtlayacak bir delili dosyaya ibraz etmediğinden davanın reddini, aksi halde tarafların kusur oranlarını gösteren bilirkişi raporu alınmasına, bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek aracın onarılmış olup olmadığını tespiti ve onarıldığı ise gerçek zararının karşılanıp karşılanmadığının tespitini, bilirkişi tarafından inceleme yapılması durumunda hesaplamalarda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal ve muadil parçalar da göz önüne alınarak bir hesaplama yapılmasını, genel şartlar B.2.2 maddesi uyarınca araç kaza tarihi itibariyle anlaşmalı olduğu onarım merkezinde onarılmasını uygulanacak parça tedarik işçilik ve diğer hususlara göre hesaplama yapılmasını, onarım faturası taraflarına sunulmadığından KDV'ye ilişkin hüküm kurulmamasını, tazminat limitlerinin dikkate alınmasına 04.12.2021 tarihinde ve 31 679 sayılı resmi gazetede yayınlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Sorumluluk Sigortası genel şartlarında değişiklik yapılmasına dair genel şartlar uygulanmasını, değer kaybı yönünden dosyanın 04.12.2021 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları uyarınca değer kaybının tespiti için konusunda uzman ve ehil bilirkişiye incelettirilmesini, avans faizi talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde; değer kaybı alacağını toplam 55.000,00 TL, hasar bedeli alacağını toplam 60.000,00 TL olarak ıslahına karar verilmesini, talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, davanın kabulü ile; 55.000,00 TL değer kaybı tazminatı ve 60.000,00 TL hasar tazminatı olmak üzere toplam 115.000,00 TL maddi tazminatın (poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile) temerrüt tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafından alacak belirlendiğinden belirsiz alacak davası açılamayacağını, belirsiz alacak davasını genel dava haline dönüştürmeye yönelik uygulamaların başta Anayasa olmak üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Usul Hukukuna hakim olan silahların eşitliği ilkesine açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle koşulları mevcut olmadığı hallerde belirsiz alacak davasının açılmasına izin verilmemesi gerektiğini, belirsiz alacak davası ile kısmi davanın farklı dava türleri olduğunu, belirsiz alacak davası açanın, kısmi davanın sonuçlarından yaralanamayacağı gibi kısmi dava açanın da belirsiz alacak davasının sonuçlarından yararlanamayacağını, dolayısıyla yargıtay kararları çerçevesinde, işin esasına girilmeden dava konusu olay hakkında hukuki menfaat yokluğundan davanın reddi karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre “cadde-sokak” ayrımı yapılmadan kusur tespiti yapılamayacağını, kazayı yapan araç sürücülerinin tutanakta yazılı beyanlarından da görüleceği üzere davacı tarafa ait araç sürücüsünün tali yoldan ana yola çıktığı sırada anayolda seyir halinde olan sigortalı araca çarparak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğinin açık olduğunu, ancak bilirkişinin yaptığı incelemede cadde/sokak ayrımı yapmadan, kusur tespiti yapmaya çalıştığını, şayet her iki yolda cadde veya sokak olsaydı bilirkişinin tespitlerinin doğru olacağını ancak dava konusu olayda bu durumun söz konusu olmadığını ve tali yoldan kontrolsüzce kavşağa çıkan davacının hızını ayarlamadığı ve ana yoldan gelen araca öncelikli olarak geçiş hakkı vermesi gerekirken vermediğinden dolayı %100 kusurlu olduğunu ve bilirkişinin tespitlerinin hatalı olduğunu, dosya içeriğinden uyuşmazlık konusu kaza nedeni ile hangi parçaların hasar gördüğü, hangi parçaların onarıldığı, hangi parçaların değiştirildiğinin tam olarak tespit edilemediğini, ayrıca hasarlı olduğu iddia edilen parçaların kaza ile bağlantısı olup olmadığının da kazadan önce orijinal olup olmadığının da belli olmadığını, davalı şirketin hasarı yönetim ve iskontolu yedek parça tedarik hakkı bulunduğundan, sayın bilirkişi tarafından yapılacak hesaplamalarda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçların mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal ve muadil parçaların da göz önüne alınarak, yedek parça ve işçilik ücretlerinde iskonto uygulanması gerektiğini, davacı tarafından kdv ödemesi yapılmadığından zarara uğradığından bahsedilemeyeceğini ve aracın kazadan önceki durumu bilinmeden kazadan önceki rayiç değeri tespiti yapılamayacağını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle, 6100 sayılı HMK 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası yoluyla karşı aracın zorunlu trafik sigortacısına yöneltilen onarım bedeli ve araç değer kaybı bedeli istemlerine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta; 20.10.204 tarihinde meydana gelen çift maddi hasarlı trafik kazası neticesinde, davacı aracında maddi hasar oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bir şeyin kısmen hasar görmesi halinde, kullanılamamasından doğacak zararlar sorumlu kişiden talep edilebilir. Bu nedenle aracın eski hale getirilmesi için yapılacak olan onarım giderleri ile aracın ekonomik olarak değerinin azalmasından kaynaklı zarardan, zarar veren sorumlu tutulmaktadır.
Motorlu araç zarar görmüş ise, aracın kullanılış amacına göre araçtan mahrumiyet zararı belirlenmelidir. Davacının araç mahrumiyeti ya da araç kiralama bedelinden zarar verenlerin sorumlu tutulabilmesi için aracın onarımı ekonomik ise onarım süresince, aracın onarımı ekonomik değil ise davacının aynı model ve yaşta, aynı özellikleri taşıyan yeni bir araç satın alması için geçecek makul süre için araç mahrumiyeti zararı belirlenmesi gerekir.
Yargıtay 17. HD'nin █████████ E - █████████ K sayılı 15.03.2018 tarihli kararında vurgulandığı gibi değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir. Yanı sıra araç mahrumiyeti ve aracın işletilmemesinden kaynaklı dolaylı zararlar poliçe kapsamında bulunmadığından; bu zararlardan yalnızca işleten ve sürücü sorumlu tutulabilir.
Buna göre, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemece, taraflar arasında düzenlenen kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olan ve kaza görüntüleri incelmemesinde dayalı olduğu anlaşılan 23.03.2025 tarihli Makine Mühendisi Bilirkişisinin raporunun kusur tespiti bakımından benimsenerek; davalı araç sürücüsünün aracıyla, kavşak içerisinde geçişinin tamamlamakta olan davacı aracının sol arka kısımlarına çarptığı olayda 2918 sayılı KTK 57/a maddesine göre " Kavşağa yaklaşan sürücüler kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak, dikkatli olmak, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorundadırlar" şeklindeki kavşak içerisindeki geçiş kuralını ihlal etmekle tam kusurlu olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak; bilindiği üzere, araç hasarından kaynaklanan maddi tazminat talepli davalarda tazminat hesaplarında gerçek zararın tespiti önem arz etmektedir. Bu uygulama Yargıtay kararlarında sıkça yinelendiği üzere “gerçek belli ise varsayımlara dayanılamaz” ilkesinin bir soncudur.
İncelenen dava dilekçesi ve dosya kapsamına göre davacının, davaya konu kaza nedeni ile aracın onarımını gerçekleştirip gerçekleştirmediği, onarım gerçekleştirilmişse araç onarımını hangi serviste yaptırdığı ve onarım için ne kadar ücret ödediği anlaşılamadığı gibi davacı tarafından yapılan işlemlere ilişkin servis hasar dosyası, değişen parçalar ve işçilik bedellerini gösterir fatura da sunulmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemesince davacının davaya konu kaza nedeni ile yapmış olduğu masrafların denetimi sağlanmadan ve aracın görmüş olduğu onarıma ilişkin tüm servis hasar dosyası, fatura ve diğer kayıtlar getirtilmeden ve davacı tarafça KDV dahil olmak üzere bu yönde yapılan masrafların tespiti sağlanmadan ve değişen parçaların davacı aracında meydana gelen hasar ile uyumlu olup olmadığı hususunda bilirkişinden rapor alınmadan salt ekspertiz raporuna göre hesaplama yapılması doğru görülmemiştir.
Şu halde, mahkemesince, yapılması gereken iş, öncelikle davacıya aracın onarım görüp görmediği hususunda beyanda bulunması ve onarım görmüşse onarımına ilişkin servis hasar dosyası ile varsa faturasını sunmak için süre verilmesi, davacının elinde servis kayıtları ve faturaların bulunmaması halinde ilgili belgelerin, aracın onarım gördüğü yerlerden mahkeme eliyle getirtilebilmek için servis firması bilgilerini sunmak üzere usûlüne uygun bir şekilde süre verilmesi, bu şekilde davacı aracı ile ilgili olarak varsa yapılan gerçek onarım giderlerinin saptanması, davacı aracının onarım görmeden kazalı haliyle muhafaza edildiğinin anlaşılması halinde ise araç üzerinde mahkeme eliyle araç başında bilirkişi eşliğinde keşif yapılarak; davacı aracında meydana gelen hasarın usulüne göre denetiminin sağlanması hususunda alınacak ek rapora göre bir karar vermekten ibaret olacaktır.
İlk derece mahkemesince, yukarıda yer verildiği üzere, davaya konu talepler bakımından taraf delilleri yöntemince toplanıp eksiklikler giderildikten sonra ayrıntılı, gerekçeli denetime elverişli bir ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulması, H.M.K'nun 353/1-a-6 maddesi kapsamında "uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli bazı delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması" olarak nitelendirildiğinden; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi ve yeniden karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı Quick Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.05.2025 tarih, ████████ esas, ████████ karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde yatırana iadesine,
4-İstinaf yoluna başvuran davalının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine,
5-Harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,
6-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
7-Tehiri icra talebi nedeniyle davalı Quick Sigorta A.Ş. tarafından Gölcük İcra Dairesinin █████████ sayılı dosyasına yatırılan 230.000,00 TL nakit teminatın talebi halinde İİK 36 md uyarınca davalıya İADESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15.05.2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!