Anahtar kelimeler: Davatazminat Özelinde Dağıtmaya Satıcısı Bayi İşbirliği Münhasır Satıcı Pazarlamaya Aralık

T.C.
İSTANBUL16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2022KARAR TARİHİ
:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2004 yılından 2021 yılı sonuna kadar kesintisiz olarak Davalının ... özelinde münhasır tek satıcısı olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkil ile davalı 2021 yılında Ticari İşbirliği Sözleşmesi imzaladığını ve bu çerçevede müvekkil Davalı ürünlerini ...'de tek satıcı bayi olarak pazarlamaya ve dağıtmaya devam ettiğini, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki Davalının 27 Aralık 2021 tarihinde yaptığı ve müvekkiline teslim ettiği fesih bildirimi ile sona erdiğini, müvekkilinin ilgili sözleşmesel ilişkinin sözleşmeye aykırı olarak feshedilmesi ile zarara uğradığını, müvekkilin davalının feshi sebebiyle portföy tazminatına hak kazandığını, müvekkili TTK 122/2 uyarınca tek satıcılık ilişki çerçevesinde Davalıdan son beş yıllık faaliyeti sonucunda aldığı yıllık komisyon, ücret ve diğer ödemelerin ortalamasını aşmamak ve bu miktar tavan teşkil etmek üzere denkleştirme tazminatı talep ettiğini, açıklanan nedenlerle davalın kabulüne, denkleştirme tazminatının tespitine ve davalı tarafından ticari temerrüt faizi ile birlikte ödenmesine, davalın tek satıcılık sözleşmesine aykırı olarak sözleşmeyi üç ay süre ile mehil vermeksizin feshi sebebiyle müvekkil nezdinde oluşan üç ay süreli mahrum kalınan kara ilişkin maddi zararın tespitine ve davalı tarafından ticari temerrüt faizi ile ödenmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalı şirkete yüklenmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... ... Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişki uyarınca, ... ürünlerinin, ... tarafından ...'de satılmakta olduğunu, söz konusu sözleşmelerden sonuncusu, 18.01.2021 tarihli “2021 Ticari İşbirliği Sözleşmesi” olup; taraflar arasında 1 yıl süreli olarak akdedildiğini, ancak söz konusu Sözleşme'nin feshi, Müvekkili Şirket bakımından haklı ve zorunlu hale geldiğinden, usulüne uygun bir şekilde ve zamanda, haklı nedenle feshedildiğini, Denkleştirme tazminatının talep edilebilmesi için TTK'da belirlenen gerekli şartlar oluşmadığından, söz konusu tazminat talebinin reddi gerekmekte olduğunu, TTK'nın 122. Maddesinde acentelik sözleşmesinin sona ermesi halinde denkleştirme isteminin hangi şartlarla talep edilebileceği açıkça belirtildiğini, Denkleştirme istemine hükmedilebilmesi için bu şartlarının tümünün birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, bu iddiaları öne süren davacı tarafın, bu şartların gerçekleştiğini ispatlaması gerektiğini, Davacı, Müvekkili Şirket tarafından Sözleşme'nin sona erdirilmesinden sonra önemli menfaatler elde edildiği veya müşterilerle yapılmış/kısa süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla elde edeceği gelirlere yönelik herhangi bir açıklama yapabilmiş veya somut delil gösterebilmiş olmadığını, Davacı, sürüm artırmaya yönelik tek bir faaliyette dahi bulunmamış, müşteri çevresini artırmamış, müşteri çevresini Müvekkili Şirket'e devretmemiş olduğunu, Davacı müşteri çevresini ve sürümünü artırıcı faaliyetlerde bulunmadığı gibi Müvekkili Şirket ile rekabet halindeki ürünlerin satışlarını da gerçekleştirmekte olduğunu, Sözleşme'nin 3.1. maddesinde: “3.1. İşbu Sözleşme imzalandığı tarihten itibaren yürürlüğe girecektir ve burada belirtildiği şekilde daha önceden feshedilmediği sürece, 31.12.2021 tarihine kadar yürürlükte kalmaya ve geçerli olmaya devam edecektir. “ şeklinde olduğunu, Sözleşme'nin bir sonraki yıl da uygulanabilmesi ve yenilenebilmesi için Davacı tarafından tahmini net satışlardan oluşan bir satış planını, Müvekkil Şirket'e en geç 30.11.2021 tarihine kadar iletmesi gerektiği de düzenlendiğini, Davacı tarafından söz konusu satış planı hazırlanıp Müvekkili Şirket'e iletilmediğinden ve Sözleşme'nin yenilenmesi hususunda Davacı taraftan bir bildirim gelmediğinden ve ayrıca aşağıda detaylı olarak açıklayacağımız haklı sebeplerin varlığı ile tüm bu hususların bir arada değerlendirilmek suretiyle Sözleşme, Müvekkili Şirket tarafından feshedildiğini, Davacı Şirket, Müvekkili Şirket'e yapması gereken ödemeleri zamanında yerine getirmeyerek birçok kez temerrüde düştüğünü, Bu sebeple, Davacı şirket aleyhine 31.03.2022 tarihinde ....İcra Müdürlüğü'nün 2022/... E. sayılı dosyası üzerinden 840.299,04 TL tutarlı olmak üzere ve 23.05.2022 tarihinde .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... E. sayılı dosyası üzerinden de 155.160,84 TL tutarlı olmak üzere iki adet icra takibi başlatıldığını, açıklanan nedenlerle davanın usulden reddi ile dosyanın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, Davacı'nın taleplerine yönelik olarak açılmış bulunan işbu davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilememesi nedeniyle davanın usulden reddine, şayet Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise; Davacı tarafından iddia edilen denkleştirme tazminatı ve yoksun kalınan kâra ilişkin taleplerin reddine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin Davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava; davacının davalıdan denkleştirme tazminatı, mahrum kalınan kar miktarının tazmini istemine ilişkindir.Huzurdaki uyuşmazlık; Taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesel ilişki bulunup bulunmadığı, Davacının ...'de davalının tek satıcısı olarak faaliyet gösterip göstermediği, TTK'nın 122. Maddesi gereğince davacının tazminat talep etme hakkı bulunup bulunmadığı, sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı, davacının davalıdan denkleştirme tazminatı, mahrum kalınan kar talebinde bulunup bulunamayacağı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri deliller celp ve incelenmiş, mahkemece değerlendirilmiştir..... İcra Müdürlüğünün 2022/... ve 20. İcra Müdürlüğünün 2022/... esas sayılı dosyalarının UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.Mahkememiz dosyası bilirkişiye tevdi edilmiş, Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"1-Taraflar arasında 16 yıl yazılı sözleşme olmadan, yaklaşık bir yıl da yazılı sözleşme ile devam eden toplamda 17 yıl süren ticari ilişkinin hukuken bir distribütörlük sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerektiği,2-Davalı tarafın, haklı bir nedene dayanmadan ve sözleşmede sözü edilen üç aylık süreye de uymadan sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesinin, haksız bir fesih olduğu, ihbar süresine uyulmadığı için, bu feshin olağan fesih olarak da kabul edilemeyeceği,3-Her ne kadar tacirler arasında yapılacak bazı ihbar ve ihtarların TK m. 18/3 hükmüne uygun olarak yapılması gerekiyor ise de bunun bir ispat şartı olduğu, dolayısı ile fesih beyanının yazılı olarak ve davacı şirket yetkilisin imzası karşılığı teslim edilmiş olduğu için geçerli kabul edilmesi gerektiği,4-Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, davacının ...'de 17 yıllık distribütör olarak dağıtım ve satış yapması karşılığında uygun bir denkleştirme tazminatının ödenmesi gerektiği,5-Acentelikte olduğu gibi, tek satıcılık ve distribütörlük gibi çerçeve sözleşmelerde de portföy tazminatının tek satıcının son beş yıllık kazancının yıllık ortalaması olarak kabul edildiği, bu miktarın tavan miktarı olduğu, davacı Şirketin ticari defter ve belgelerini sunmadığı, davalı Şirket ile çalışmış olduğu son beş yılda ne kadar kazanç elde etmiş olduğunun hesaplanamadığından tazminat ile ilgili kararın takdirinin Sayın Mahkemede olduğu,6-Sözleşmenin üç aylık ihbar süresine uyulmadan feshedilmiş olmasından dolayı kar mahrumiyetinin söz konusu olmadığı," şeklinde rapor görüşü bildirmişlerdir.Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan █████/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;"Davacı ve Davalı itirazları değerlendirilerek, kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerin aynen korunduğu;1-Taraflar arasında 16 yıl yazılı sözleşme olmadan, yaklaşık bir yıl da yazılı sözleşme ile devam eden toplamda 17 yıl süren ticari sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerektiği,2-Davalı tarafın, haklı bir nedene dayanmadan ve sözleşmede sözü edilen üç aylık süreye de uymadan , haksız bir fesih olduğu, üç aylık feshi ihbar süresine uyulmadığı için, bu feshin olağan fesih olarak da kabul edilemeyeceği,3-Her ne kadar tacirler arasında yapılacak bazı ihbar ve ihtarların TK m. 18/3 hükmüne uygun olarak yapılması gerekiyor ise de bunun bir ispat şartı olduğu, dolayısı ile fesih beyanının yazılı olarak ve davacı şirket yeti imzası karşılığı teslim edilmiş olduğu için geçerli kabul edilmesi gerektiği,4-Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, davacının ...'de 17 yıllık distribütör olarak dağıtım ve satış yapması karşılığında uygun bir denkleştirme tazminatının ödenmesi gerektiği,5-Sözleşmenin üç aylık ihbar süresine uyulmadan feshedilmiş olmasından dolayı kar mahrumiyetinin söz konusu olmadığı,6-Denkleştirme tazminatının hesaplanabilmesi için, Davacı Şirketin ilgili dönemler ve son beş yıla ait Davalı Şirketten yapılan alışlar, satışları, yapılan giderler, kar oranlarının tespit edilmesi için vergi dairesine vermiş olduğu son 5 yıla ait gelir tablosu ve bilançolarını sunması gerektiği," şeklinde rapor görüşü bildirmişlerdir.Huzurdaki dava; hukuki niteliği itibariyle, sonlandırma protokolü/ibraname ile feshedilen bayilik sözleşme ilişkisine dayalı kazanç kaybı ile TTK'nın 122. maddesinde düzenlenen denkleştirme tazminatı istemine dayalı maddi tazminata ilişkindir. Davalı tarafça yetkiye dair usuli itirazda bulunulmuş ise de taraflar arasında imzalanan sözleşmede İstanbul Mahkemelerinin yetkisinin kararlaştırıldığı anlaşılmakla HMK'nın 17. Maddesi gereğince yetki itirazı yerinde görülmemiş ve yine davalı tarafça davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı ileri sürülmüş ise de davacının kazanç kaybı ve denkleştirme tazminatlarından kaynaklı tazminat talep miktarının dava açıldığı tarihte belirsiz olup bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenebilecek nitelikte olması nedeni ile somut olayda belirsiz alacak davasının yasal koşullarının oluştuğu anlaşılmış olup aksi yöndeki davalı usuli itirazına itibar edilmeyerek yargılamaya devam edilmiştir.Esasa dair yapılan değerlendirmede ise; her ne kadar davacı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davalı tarafça haksız olarak sona erdirildiğini ileri sürerek TTK’nın 122. maddesi uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı ile kar mahrumiyeti zararının tahsilini talep etmiş ise de; portföy tazmimatı talebi bakımından distribütörlük sözleşmelerinde denkleştirme tazminatına hükmedilebilmesi için; ilişkinin "münhasır" (tek satıcılık) nitelikte olması, davacının davalıya kalıcı yeni bir müşteri çevresi kazandırmış olması, davalının sözleşme bittikten sonra da bu müşteri çevresinden menfaat sağlamaya devam etmesi ve tazminat ödenmesinin hakkaniyete uygun olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Taraflar arasında imzalanan 18.01.2021 tarihli Ticari İşbirliği Sözleşmesi, sunulan e-posta yazışmaları ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında uzun yıllara dayalı ticari ilişkinin mevcut ise de sözleşmede davacı lehine açık ve yazılı şekilde tanınmış münhasır satış/tek satıcılık hakkına ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı tespit edilmiştir. Tanzim edilen bilirkişi raporlarında her ne kadar bilirkişi heyetince taraflar arasındaki ilişkinin distribütörlük sözleşmesi niteliğinde olduğu ve davacının ...’de uzun yıllar davalı ürünlerinin dağıtımı yapılması nedeniyle denkleştirme tazminatına hak kazanacağına dair tespitlerde bulunulmuş ise de hukuki takdir ve değerlendirme mahkememize ait olduğundan rapordaki bu tespitlere taraflar arasındaki yazılı sözleşmede davacıya münhasır satış veya tekel niteliğinde dağıtım hakkı tanındığına ilişkin açık bir düzenleme bulunmaması, davacı tarafın ... pazarında "münhasır/tek satıcı" olduğunu ileri sürmüşse de, dava dilekçesinde bizzat kendi dayandığı e-posta yazışmalarında ve ticari kayıtlarda, davalı şirketin ... pazarında başka aracı şirketler vasıtasıyla da ürün satışı gerçekleştirdiğini ifade ettiği, taraflar arasında fiili veya hukuki anlamda bir münhasırlık ilişkisinin kurulmadığı, sözleşmede de açıkça münhasırlık taahhüdünün bulunmadığı davacının da bu durumu bilerek ticari ilişkiyi sürdürdüğü bu nedenlerle davacının tek satıcı olduğu hususunu ispatlayamadığı görüldüğünden raporda belirtilen görüşe itibar edilmemiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi’nin █████████ Esas, ███████ Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, TTK m.122/5 kapsamında denkleştirme tazminatına hükmedilebilmesi için yalnızca uzun süreli ticari ilişkinin varlığı yeterli olmayıp, taraflar arasında tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkisinin bulunduğu, münhasır yetkinin mevcut olduğu ve müşteri çevresinin sağlayıcıya kazandırıldığı hususlarının somut şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Ancak huzurdaki davada TTK 122. Maddesinin münhasırlık şartının gerçekleştiği ispatlanamamıştır. Davacının TTK m.122 kapsamında denkleştirme tazminatına hükmedilebilmesi için ayrıca sağlayıcının sözleşmenin sona ermesinden sonra acente, tek satıcı veya benzeri dağıtıcı tarafından oluşturulan müşteri çevresinden önemli ölçüde yararlanmaya devam etmesi, buna karşılık dağıtıcının ise bu müşteri çevresi üzerinden elde edeceği kazanç imkanını kaybetmesi gerekmektedir. Somut olayda davacı tarafça hangi müşterilerin davalıya kazandırıldığı, bu müşteriler üzerinden davalının sözleşme sonrasında ne şekilde ve hangi ölçüde menfaat elde etmeye devam ettiği, müşteri çevresinin davalıya fiilen devredildiği hususları somut, denetlenebilir ve hesaplanabilir şekilde ortaya konulamadığı, bilirkişi heyeti raporunda da açıkça ifade edilen davacı şirket kendi ticari defter ve kayıtlarını, son beş yıla ait bilanço, gelir tablosu, kazanç, gider ve kârlılık verilerini dosyaya sunmamış; bu nedenle TTK m.122/2 kapsamında denkleştirme tazminatının üst sınırını oluşturan son beş yıllık ortalama kazancın hesaplanamadığı, uygun bir denkleştirme miktarının belirlenememesi karşısında davacının talep ettiği tazminatın dayanağını oluşturan mali verileri ve kazanç durumunu ispat yükü kendisine ait olmasına rağmen bu hususta yeterli ve denetime elverişli veri sunulmadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle davacının denkleştirme tazminatı talebinin hem koşullarının varlığı hem de miktarı yönünden ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır. Davacının kar mahrumiyetine ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; her ne kadar davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin davalı tarafından haksız ve ihbarsız olarak feshedildiğini iddia etmiş; bilirkişi heyetinin █████/2025 tarihli kök ve █████/2026 tarihli ek raporlarında feshin haksız olduğu mütalaa edilmişse de, taraflar arasında imzalanan en son ve yürürlükte olan 18.01.2021 tarihli "2021 Ticari İşbirliği Sözleşmesi"nin 3.1. maddesinde sözleşmenin 1 yıl süreli olduğu ve açıkça 31.12.2021 tarihinde kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiği, aynı maddede sözleşmenin yeni yılda yenilenebilmesi, davacı tarafından en geç 30.11.2021 tarihine kadar tahmini net satış planının hazırlanıp davalı şirkete sunulması şartına bağlandığı davacı şirketten beklenen bu edimi ve ön şartı yerine getirmediği, dolayısıyla sözleşmenin yenilenmesi iradesinin taraflar arasında karşılıklı olarak oluşmadığı görülmekle taraflar arasındaki sözleşmenin yenileme şartlarının davacı tarafça yerine getirilmemesi nedeniyle sona erdiği haksız bir feshin varlığının kanıtlanamadığı kanaatine varılmıştır. Uzun süreli geçmiş ticari ilişki tarafların tacir olduğu da dikkate alınarak TTK 18. Maddesinde düzenlenen basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü ve açık sözleşme hükmü karşısında davacıya kendiliğinden yenilenme hususunda tek taraflı bir haklı beklenti yarattığı iddiasına itibar edilemeyerek sözleşmenin haksız feshine dayalı olarak kar mahrumiyeti talebinde bulunulamayacağı kanaatine varılarak bu tazminat talebi bakımından da davanın reddi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. (Emsal nitelikte Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████████ esas, █████████ karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin ████████ esas, ████████ karar sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi █████████ Esas, ███████ Karar)H Ü K Ü M
: Gerekçesi açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafça peşin olarak yatırılan 170,78 TL harcın mahsubu ile kalan 561,22 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar tesisine yer olmadığına,5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya ödenmesine,6-Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde ilgili tarafa iadesine,7-Devletçe karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/1 ve 345/1. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026Katip ...(e-imza)Hakim ...(e-imza)