Anahtar kelimeler: Rayicinin Pert Ortam Enflasyonist Ülkenin Fiilden Yana Kasko Tutulduğunu Kazanın

T.C.
ANTALYA4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... plakalı aracın sahibi olduğunu ve davalı sigorta şirketi tarafından genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, ... tarihinde müvekkiline ait ... plakalı araç ile ... plakalı araç arasında kazanın meydana geldiği, kaza sonrası davalı sigorta şirketi tarafından müvekkili aracın pert işlemine tabi tutulduğunu ve aracın rayicinin ... TL olarak belirlendiğini, belirlenen tutarın düşük kaldığını ve pert taleplerinin tam olarak karşılanmadığını, yine kazanın meydana geldiği tarihten yana ve yargılama süreci de gözetildiğinde ülkenin içinde bulunduğu enflasyonist ortam da gözetildiğinde ödenen miktarın enflasyon karşısında büyük oranda değer kaybederek ödeneceğinin ortada olduğunu ve müvekkilinin munzam zararının ortada olduğunu belirterek şimdilik ... TL bakiye pert bedeli ile ... TL munzam zararın sigorta şirketinden tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Poliçenin pert olması sebebiyle iptal olduğunu ve davacının fazlaya ilişkin taleplerinin teminat dışı olduğunu, yine sigorta şirketinin munzam zarara yönelik ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı tarafından usulüne uygun olarak sigorta şirketine başvuru yapılmadığını, belirsiz alacak davası açılamayacağını, sigorta şirketi tarafından ibraname gereği ... tarihinde ... TL ödendiğini, yapılan bu ödeme ile sorumluluğunun kalmadığını, alacağa uygulanması gereken faiz türünün yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava; davalı sigorta şirketine İMMS sigortası ile sigortalı araçta haksız fiil sebebiyle meydana gelen bakiye pert bedeli ile davacının munzam zararı talebinin yerinde olup olmadığı istemine ilişkindir.Mahkememizce yapılan yargılama sırasında; Dava konusu olaya ilişkin hasar dosyaları, araç tescil ve tramer kayıtları ile birlikte tutanak ve belgeler celbedilerek dosyamız arasına alınmıştır.Mahkememizce kazaya sebebiyet veren etkenler ile kusur oranlarının tespiti ile başvuru konusu aracın bakiye hasar onarım (pert total) bedeli ile şartları oluşmuşsa davacının hasar nedeniyle ikame araç bedelinin yerinde olup olmadığının belirlenmesi için bir makine mühendisi, bir eksper bilirkişi ve bir kusur bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti ... tarihli raporunda özetle; "sigortalı araç sürücüsünün kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığı ve %100 oranında kusurlu olduğu, başvuranın ise meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun olmadığını, dava konusu aracın parça değişimi ve hasar gören parçalarının onarım ve değişimi işçiliklerinin KDV dahil ... TL olduğu, aracın onarımının ekonomik olarak mümkün olmadığını, kaza tarihinde dava konusu aracın rayiç değerinin ... TL olduğu, piyasa şartlarında ... TL sovtaj bedeli oluştuğunu, rayiç değerden sovtaj bedelinin tenzili ile bakiye pert bedelinin .. TL olduğu sigorta şirketi tarafından ödenen ... TL tenzil edildiğinde bakiye hasar onarım (pert total) bedelinin ... TL olduğu hususlarında görüş bildirildiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında bulunan ... tarihli ibranamenin incelenmesinde başvuranın fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak koşuluyla ibranameyi imzaladığı anlaşıldığından ibranamenin geçersiz olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekili hasar onarım (pert total) bedeli taleplerini ... TL olarak ıslah etmiştir.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.Kasko Sigortası zarar sigortalarının bir türü olup, motorlu kara aracının sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında ani ve harici tesirlerle uğrayacağı zararları tazmin eden ihtiyari bir sigortadır. Bu sigortada sigortacı, sigortalının, karayolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz taşıtlardan, romörk veya karavanlar ile iş makinelerinden ve lastik tekerlekli traktörlerden doğan menfaatinin Kasko Sigortası Genel Şartları kapsamında ihlali sonucu uğrayacağı maddi zararları temin eder.TTK’nin 1409. maddesine göre, “Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur.” Sigortacılık Kanunu ve TTK hükümleri gereği, sigorta sözleşmeleri Genel Şartlara uygun olarak yapılmak zorundadır. Ayrıca Kanunun emredici hükümlerine ve Genel Şartlara aykırı olmamak üzere, sözleşme hükümleri taraflarca serbestçe belirlenebilir.Kasko Sigortası Genel Şartlarının “Sigorta Bedeli” başlıklı 3.3.1 başlıklı maddesi;“Sigorta şirketi aracı hasar tarihi itibariyle rayiç değerine kadar teminat altına almıştır. Sigorta tazminatının hesabında sigortalı menfaatlerin rizikonun gerçekleşmesi anındaki rayiç değerleri esas tutulur. Rayiç değer için esas alınacak referansa veya rayiç değeri belirleme yöntemine poliçede yer verilir. Bu yönde bir referans belirlenmemişse veya bu belirleme somut değilse Hazine Müsteşarlığınca tespit edilecek kurallar çerçevesinde belirlenecek referans rayiç değerler esas alınır.” hükmünü içermektedir.Bursa BAM 13. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamında "2918 sayılı KTK 111 maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilir, bu hükümden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Söz konusu 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece resen dikkate alınmalıdır. Ancak, 2918 sayılı KTK 111 maddesi hükümleri kasko sözleşmelerinde uygulama alanı bulamayacaktır(Yargıtay 17 HD,██████████ E.-█████████ K.sayılı ilam).Davalı sigorta şirketi tarafından kazalı aracın değeri ....-TL olarak belirlenmiş, ... TL sovtaj alıcısı, ... TL davalı tarafça olmak üzere davacıya ....-TL ödeme yapılmıştır. Davacı tarafça pert ibraname başlıklı ... tarihli belge fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak imzalanarak davalı taraf ibra edilmiş olup bu husus taraflar arasında ihtilaf konusu değildir.Davacının ödemenin yetersiz olduğu, bakiye pert bedeli bulunduğu gerekçesi ile eldeki davayı açtığı, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda aracın markası, modeli, teknik özellikleri, kaza tarihindeki kilometresi, kaza tarihindeki kasko değeri, kaza tarihinde emsal araçların 2. el piyasa sunum değeri, geçmişteki kaza/tramer kayıtları vb. parametreler dikkate alındığında dava konusu araç için davalı tarafça belirlenen değerin tutarlı olduğu ve kaza tarihindeki değerinin ... TL olduğu belirtilmiş, hesap yöntemi usule uygun olup, Mahkemece rapor gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır." şeklinde karar vermiştir.Tüm dosya kapsamı ve emsal içtihat birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar davalı sigorta şirketi davacıya ödeme yaptığını ve kendisini ibra ettiğini savunsa da davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davalıyı ibra ettiği görülmüş, ... tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait aracın sürücüsünün meydana gelen kazada bir kusurunun bulunmadığı, kazadan kaynaklı aracının pert total işlemine tabi tutulduğu ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin mahsubu ile bakiye hasar onarım (pert total) bedelinin ise ... TL olduğu tespit edilmiş, rapor denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan bilirkişi raporu ve davacının ıslah talebi doğrultusunda davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve başvuru evraklarının incelenmesinde davacı vekilinin Genel Şartlar ekindeki zorunlu belgelerle bakiye hasar onarım (pert total) bedelinin ödenmesi için ... tarihinde sigorta kuruluşuna başvurduğu, sigorta şirketinin 45 gün içinde ödeme yapmayarak ... tarihinde temerrüde düştüğü, başvuru yapılan sigorta şirketine sigortalı aracın Red Satış ve Satın Alma ... Ltd. ŞTi tarafından sigorta ettirilmiş olması ayrıca Kasko sözleşmesinin TTK’da düzenlenmesi sebebiyle TTK.’nın 3-4. Maddeleri ile Yargıtay kararlarına uygun olarak Uyuşmazlık Hakemince alacağa avans uygulandığından sigorta şirketi vekilinin faiz türüne ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.TBK'nın 122. maddesinde “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmü düzenlenmiştir.Bu hükümle uygulamada munzam zarar, kanunî tanımı ile aşkın zarar olarak adlandırılan hukuki kurum düzenleme altına alınmıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-938 Esas, ████████ Karar sayılı ilamında" .... Dava dilekçesinde; davacının hüküm altına alınan alacağının 16 yıl sonrasında avans faiziyle tahsiline karar verildiği, sadece anaparaya işletilen avans faizi sonrasında temerrüt faiziyle karşılanamayan bir zararın ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğu, bu suretle paranın satın alma gücünün azaldığı, enflasyon oranın temerrüt faiz oranından fazla olması nedeniyle aradaki farkın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu, ekonomik olumsuzlukların mevcut olduğu bir durumda bireyin parasını atıl tutmak yerine döviz, altın, devlet tahvili, gayrimenkul gibi yatırım araçlarına yönlendirerek yahut bir yıllık vadeli hesaba yatırıp enflasyonun olumsuz etkisinden korunacağı, bu sebeple benzer yatırım araçlarının getirisinin ortalaması bulunarak davacının aşkın (munzam) zararının belirlenmesi gerektiği iddiasıyla aşkın zararın tahsili talep edilmiştir.Her ne kadar bozma kararında, ülkemizde belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma değerinin önemli derecede azaldığı, böyle bir ortamda bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için girişimlerde bulunmasının olayların normal akşına, genel hayat tecrübelerine uygun düşen bir karine olarak kabul edilmesinin zorunlu olduğu, enflasyonist ekonominin olumsuz etki ve sonuçlarının kamu tarafından bilindiği yahut bilinebileceğinden bu durumun mahkemelerin bilgileri dâhilinde olduğu, bu sebeple aşkın (munzam) zararın oluşumundaki zaman diliminin ekonomik koşullarının farklılığı gözetilmeksizin tüm dönem için somut ispat arayan yazılı gerekçeyle sonuca gidilmesinin hatalı olduğu belirtilmiş ise de; davacı tarafından talep edilen aşkın (munzam) zararın dayanağı olarak ileri sürülen iddia, geç ödeme nedeniyle kendisince, bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın aşkın (munzam) zararı oluşturduğu yönündedir. Başka bir anlatımla davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmamıştır. Açılan davada sadece, ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle davacının durumunda olan bir bireyin elindeki varlığını koruma amacıyla belirli yatırımlara yönlendireceğine dair faraziyeye dayalı olarak aşkın (munzam) zararın ortaya çıktığı ileri sürülmüştür.Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır.Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz.Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak mahkemece yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemez." şeklinde karar verildiği görülmektedir.Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.Aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816).Yukarıda açıklanan kanun maddesi, açıklamalar ve emsal içtihat dikkate alındığında davacının talebinin geç tahsil iddiasında enflasyon farkı nedeniyle aşkın zarar talebine ilişkin olduğu, bunun haricinde davacı tarafın somut zarar beyan ve delili sunulmadığı görülmekle, munzam zarar talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, ... TL bakiye pert bedelinin ... tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,2-Davacının munzam zarar talebinin REDDİNE,3-Alınması gereken ...-TL harçtan peşin alınan ...-TL (ıslah+peşin harç) harcın mahsubu ile, bakiye ...-TL nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,4-Davacı tarafça yapılan davetiye, posta masrafı, bilirkişi giderinden ibaret toplam ...-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranı gözetilerek hesaplanan ... TL 'sinin davalıdan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davalıdan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere alınarak davacıya VERİLMESİNE,6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,7-Davacı tarafça yapılan ... TL başvuru harcı ile peşin alınan (ıslah +peşin harç) ...-TL harç toplamı olan ...-TL yargılama giderinin davalıdan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu █████ ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'sinin davalıdan (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere), .. TL'nin ise davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan bakiye kısmın HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine veya davacıya iadesine,Dair, E- duruşma talep eden davacı vekili Av. ... ... ile e- duruşma talep eden davalı vekili ... ... ... yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ...e-imzaHakim ...e-imza