Anahtar kelimeler: Devraldıkları Payını İfası Devretmeyi Hitaben Hisselere Yatırımcı Müteakip Taahhüt Sunduğu

T.C.
ANTALYA4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptaliDAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili Mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalıların "Hisse Devri Ve Yatırımcı Ortak Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmede; devir alanlar, devraldıkları hisselere karşılık olmak üzere ... USD bedeli ... tarihine kadar devir eden ...’a ödeneceğini kabul ve taahhüt ettiklerini, iş bu sözleşmeye göre davacı ...’ın, devir eden sıfatıyla şirketteki hissesinin %10 payını devir alanlardan ...’a, %10 payını da diğer devir alan ...’a belirtilen ödemenin yapılmasına müteakip 14 iş günü içerisinde devretmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, sözleşmenin ifası amacıyla; ödeme tarihi geldiğinde davacı tarafından davalılara hitaben İzmir ... . Noterliğinin ... Yevmiye Sayılı ... tarihli İhtarnamesi ile %20'lik hisse devrine hazır olunduğu ile, bedelin ödenmesinin talep edildiği, hesap bilgilerinin paylaşıldığı bir ihtarname gönderildiğini, ilk ihtarnamenin ... tarihinde davalılara tebliğ olmasına karşın, davalılar tarafından söz konusu ihtarnameye cevap verilmediğini, ödemenin de yapılmadığını, bunun üzerinde davacı tarafından İzmir ... . Noterliğinin ... Yevmiye Sayılı ... tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, bu ihtarname de davalılara ... tarihinde tebliğ edildiğini, davalıların, davacı ile yaptıkları "Hisse Devri Ve Yatırımcı Ortak Sözleşmesi" nin gereğini yerine getirmediklerini, ihtarnameyle muacceliyet şartı yerine getirilerek sözleşmenin ifası, olmaması halinde cezai şart ve diğer taleplerin yerine getirilmesi talep edilmişse de; iyi niyetli tüm çabalara rağmen davalıların söz konusu ihtarnamelere cevap vermediklerini, akabinde davacı tarafından Karşıyaka ... . İcra Dairesinin ... /.... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yetki itirazında bulunulduğunu ve yetki itirazının kabulü dolayısıyla dosyanın Antalya Genel İcra Dairesinin ... /... E. sayılı dosyası ile icra takibine devam edildiğini, gönderilen ödeme emrine, davalılarca haksız ve gerekçesiz olarak itiraz edildiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile davalılar hakkında açılan icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ile her bir davalı yönünden takibin kendi payına düşen kısmı yönünden asıl alacak, faiz de dahil olmak üzere devamına, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının mahkemeye sunduğu hisse devri vaadi sözleşmesinin, ... yani limited şirket hisse devrine ilişkin olduğunu, sözleşmenin adi yazılı şekilde yapıldığını, kanunda öngörülen şekilde noter onaylı yapılmayan sözleşmenin geçersiz olduğunu, geçerli olmayan bir sözleşmedeki cezai şartın da geçersiz olduğunu, ayrıca geçerli olmayan bir sözleşmeye dayanılarak müspet zarar da talep edilemeyeceğini, davacının varlığı ispatlanmayan bir şirketin var olmayan fabrikası için yaptığını iddia ettiği masrafları talep ettiğini, bu taleplerin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının bahsettiği masrafları talep edebilmesi için öncelikle ... böyle bir şirketin gerçekten var olduğunu ve faaliyete geçtiğini ispat etmesi gerektiğini, dava dilekçesi ekinde buna ilişkin hiçbir delilin yer almadığını, davacının, var olmayan şirketin var olmayan fabrikası için yaptığı masrafları talep ettiğini, davacının geçersiz sözleşmeye dayanarak icra takibi başlattığını, geçersiz sözleşmedeki cezai şartı ve faaliyete dahi geçmeyen fabrikanın zarara uğradığını ileri sürerek masrafları talep ettiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine, davacı taraf aleyhine, haksız ve kötüniyetli icra takibi başlatılmış olması sebebiyle alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır.İzmir ... . Noterliği'nin ... yevmiye sayılı ... tarihli ihtarnamesi ve İzmir ... . Noterliği'nin ... yevmiye sayılı ... tarihli ihtarnamesinin tebliğ şerhli örneği celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... /... Esas sayılı dosyasının bir suretinin UYAP sistemi ile Mahkememize gönderilerek dosyamız arasına alındığı görüldü.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
: Dava, TTK 595. Maddesine dayalı Şirket pay devrine ilişkin devir sözleşmesindeki devir bedelinin ödenmemesi nedeniyle cezai şart ve kar kaybı istemine ilişkin yapılan ilamsız takipte itiraz üzerine takibin durmasından sonra açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafça taraflar arasında hisse devri ve yatırımcı ortak sözleşmesi adı altında düzenlenen adi yazılı sözleşmeye istinaden davalıların davacıya ait şirket hisselerini dava dilekçesinde belirtilen tutar karşılığında almayı taahhüt ettikleri, ancak taahhüdün yerine getirilmediği gerekçesiyle İzmir ... . Noterliğinin ... yevmiye sayılı ... tarihli ihtarnamenin düzenlendiğini, buna rağmen devir bedelinin ödenmemesi ve devrin yapılmaması sebebiyle icra takibinde bulunulduğunu beyanla itirazın iptali talebinde bulunulmuştur.Yine davacı tarafça cevaba cevap dilekçesinde, şirketin ... kurulmuş ve hisse devrinin geçerli sayılması kuralları bakımından ... ... ... şirket hisse devir kurallarına göre devredildiği, bu noktada TTK değil, ... ilgili kanun maddelerinin uygulanması gerektiği iddiasında bulunulmuştur.Davalı tarafça cevap dilekçesiyle yapılan hisse devrinin kanundaki şekil şartına uymadığı ve geçersiz olduğu iddia edilerek davanın reddi isteminde bulunulmuştur.Eldeki dava yönünden mahkememizin yetkili olup olmadığı hususunda yapılan değerlendirmede: 6100 sayılı HMK 14/2. Maddesinde; "Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir." düzenlemesi mevcut olup, eldeki davada davalıların dava dışı şirketin ortağı olmadıkları anlaşılmakla, genel yetki kuralı gereği Mahkememizin eldeki dava yönünden yetkili olduğunun kabulü gerekmiştir.Davacı tarafça uyuşmazlığa dava dışı şirketin merkezinin ... olması sebebiyle ... Hukukunun uygulanması gerektiği iddia edilmiştir.Dava dilekçesi ekindeki adi yazılı hisse devri ve yatırımcı ortak sözleşmesi 9. Maddesinde, ihtilaf halinde ... ve Türkiye Cumhuriyeti Mahkemeleri ile Tahkim kuralları yetkili olacaktır düzenlemesinin bulunduğu, ancak uygulanacak hukuka ilişkin taraflar arasında bir kabulün bulunmadığı görülmüştür.Yine söz konusu sözleşmede tarafların devir eden ve devralan olarak devir alanın; devir edene %20 hisse karşılığında ... USD ödeyeceği, bu hissenin %10'luk bölümünün payı ...'a, geri kalan %10'luk payı ile ...'a devredileceği hususunun düzenlendiği görülmüştür.Mahkememizce davacının eldeki dava yönünden uygulanması gereken hukukun ... hukuku olduğuna dair iddiası yönünden yapılan değerlendirmede:5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 1. maddesinde; "Yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizi bu Kanunla düzenlenmiştir.Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır."2. Maddesinde ise; "Hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular. Hâkim, yetkili yabancı hukukun muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebilir.Yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi hâlinde, Türk hukuku uygulanır.Uygulanacak yabancı hukukun kanunlar ihtilâfı kurallarının başka bir hukuku yetkili kılması, sadece kişinin hukuku ve aile hukukuna ilişkin ihtilâflarda dikkate alınır ve bu hukukun maddî hukuk hükümleri uygulanır.Uygulanacak hukuku seçme imkânı verilen hâllerde, taraflarca aksi açıkça kararlaştırılmadıkça seçilen hukukun maddî hukuk hükümleri uygulanır.Hukuku uygulanacak devlet iki veya daha çok bölgesel birime ve bu birimler de değişik hukuk düzenlerine sahipse, hangi bölge hukukunun uygulanacağı o devletin hukukuna göre belirlenir. O devlet hukukunda belirleyici bir hükmün yokluğu hâlinde ihtilâfla en sıkı ilişkili bölge hukuku uygulanır." düzenlemeleri mevcuttur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 33. Maddesine göre: “Hâkim Türk hukukunu resen uygular”. Yabancı unsurlu bir uyuşmazlıkta, yabancı hukukun davada hangi hallerde uygulanacağının tespit edilmesi, Türk hukukunun kanunlar ihtilâfı kurallarına göre yapılmaktadır ki, bu, Türk hukukunun uygulanması anlamını taşır, şüphesiz bu işi hâkim resen yapacaktır. Uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması söz konusu olduğunda, yabancı hukuktaki ilgili kuralın belirlenmesi ve yorumlanması noktasında HMK m. 33 hükmünün tek başına yeterli olmayacağı açıktır. Bu durumda MÖHUK m. 2/I ve II. fıkra4 devreye girecektir. MÖHUK’un ilgili hükümleri, hâkime bazı görevler yüklemektedir. Buna göre hâkim, yabancı unsurlu uyuşmazlık söz konusu olduğunda, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını araştırıp uygulamakla eğer kanunlar ihtilâfı kuralları yabancı bir hukukun uygulanmasını işaret ediyorsa, bu yabancı hukuku da uygulamakla resen yükümlüdür.Bir uyuşmazlığın kanunlar ihtilâfı hukukunun kapsamına girebilmesi için o uyuşmazlığın yabancı unsur (milletlerarası unsur) içermesi gerekir.Yabancı unsur içeren uyuşmazlık, yabancı unsurun temas ettiği hukuk düzenleri ile irtibatlı hale gelir. O hukuk düzenleridir ki, uyuşmazlığın kendi otoriteleri altında çözümünü istemekte ve karşı karşıya gelmektedirler. Söz konusu uyuşmazlığa doğrudan davanın açıldığı mahkemenin hukukunu uygulamak, tarafların beklentileri veya uyuşmazlığa konu hukuki işlem veya olayın gerçekleştiği yerin menfaatleriyle uyuşmayabilir. Yabancı unsurlu uyuşmazlıkların çözümünde ulaşılması hedeflenen milletlerarası özel hukuk adaletini sağlama gayesi, kanunlar ihtilâfı hukuku metodolojisi çerçevesinde uyuşmazlığa uygulanacak hukukun tespit edilmesini gerektirmektedir.Mahiyeti itibariyle kanunlar ihtilâfı hukukundan farklı yönleri olan milletlerarası usul hukukunun da devreye girebilmesi için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması gerekmektedir. Keza, milletlerarası yetki kuralları, davada yabancıların tâbi oldukları statüye ilişkin (örneğin, teminat göstermeye yükümlülüğünü düzenleyen) kurallar ile yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tanınması ve tenfizini, yabancı ülkelerde yapılacak tebligat ve davetler gibi yargılamaya ilişkin hususları düzenleyen milletlerarası usul hukukuna özgü kuralların uygulanması söz konusu olacaktır. Bu tür kuralların uygulanabilmesi için, hukuki olay veya ilişkinin yabancı ülkede gerçekleşmesi, davanın taraflarından en az birinin yabancı uyruklu olması veya tanıma ve tenfiz gibi müesseseleri devreye sokan yabancı mahkeme kararının etkilerinin ülkeye taşınması talebi gibi dış hukuk ile irtibat sağlayan yabancılık unsurunun varlığını tayin etmek önem arz eder8Yabancılık unsuru, herhangi bir hukukî olay veya ilişkiyi hâkimin mensup olduğu devletin hukuk düzeni dışında, en az bir veya daha fazla hukuk düzeni ile irtibatlı hale getiren unsurdur. Bu tanımdan hareketle, hukukî olay veya ilişkinin yabancı unsur taşıdığının kabul edilebilmesi için, o olay veya ilişkinin yabancı ülkeyle illaki yer bakımından irtibatının bulunması şart değildir. Olay veya ilişkinin yabancı hukuk düzeni ile herhangi bir şekilde irtibatlı hale gelmesi gerekli ve yeterlidir....Sözleşmeden doğan uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıyıp taşımadığının tespiti, hâkimin, sözleşmenin içerdiği irtibat noktalarının for devleti açısından gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırmasıyla ortaya çıkacağından, bu tür faaliyetin sübjektif bir değerininolacağı şüphesizdir sözleşmeden kaynaklananlar dâhil, bir uyuşmazlığın 5718 sayılı MÖHUK’un kapsamına girebilmesi için, uyuşmazlığın sübjektif bakımdan milletlerarası olması yeterlidir. Başka bir ifadeyle, uyuşmazlığın bağlantı noktalarından veya uyuşmazlığın süjelerinden herhangi birinin for ülkesi dışında bir ülke ile bağlantılı olması (dolayısıyla hâkimin uygulanacak hukuku araştırma yükümlülüğün ortaya çıkması), yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıktan söz edilebilmesi için yeterli olacaktır...MÖHUK m. 24/I.f.ya göre bir hukuk seçiminden söz edebilmek için, sözleşmenin, seçilen yabancı hukuk dışında, objektif olarak yabancılık unsuru taşıyan bir sözleşme olması gerekmektedir. Sözleşmenin içerdiği unsurların objektif nitelikte yabancılık unsuru taşımasından kasıt, sözleşmenin yapıldığı yer, ifa yeri, tarafların iş yerleri, vatandaşlığı gibi unsurlarından en az birisi ile yabancı ülke hukuku arasında bağlantı kurulmasıdır ki ancak bu türden yabancılık unsuru taşıyan sözleşmeler bakımından MÖHUK m. 24’e göre hukuk seçimi yapılabilir.Yabancılık unsuru, her ne kadar yargılamada dava şartı gibi rol oynamasa da, dava şartı seviyesinde incelenmesi gereken bir husustur. Uyuşmazlıkta yabancılık unsurunun mevcut olup olmadığı, ön inceleme safhası başta olmak üzere, davanın başından karar verilinceye kadar ki süreçte hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmalıdır. (Yabancılık Unsurunun Mahiyeti ve Yargılamadaki Rolü.Yrd. Doç. Dr. Mesut AYGÜN kitap açıklamaları)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.05.1998 tarihli eski bir kararında da “Uyuşmazlığın doğduğu borç ilişkisinde, taraflardan birinin veya her ikisinin yabancı olması veya akdin yapıldığı yerin veya icra yerinin yabancı ülke olması veya akid konusunun yabancı ülkede bulunması veya borç ilişkisinin yabancı ülkede doğması veya borç ilişkisine uygulanacak hukukun yabancı bir hukuk olması gibi, bir yabancılık unsurunun bulunması gereklidir.” ifadelerine yer verilerek yabancı bir hukukun seçilmiş olmasının, hukuki ilişkiye yabancı unsur katan hususlardan biri olduğu ifade edilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında Mahkememizce dava konusu somut olayda yabancılık unsurunun bulunup bulunmadığına ilişkin yapılan değerlendirmede; Sözleşme taraflarının Türk Vatandaşı oldukları, sözleşmenin yabancı ülkedeki şirketteki hisse devrine ilişkin olduğu görülmüştür. Sözleşmede yabancılık unsurunun bulunduğu kabul edilse dahi, taraflarca sözleşmeye uygulanacak hukukun seçilmediği, ancak ihtilaf halinde ... ve Türkiye Cumhuriyeti Mahkemeleri ile tahkim kurallarının yetkili olacağı hususunun kararlaştırıldığı görülmüştür. Bu kapsamda mahkememizce uygulanması gereken hukukun yabancılık unsuru bulunmuş olsa dahi, taraflarca yabancı ülke hukukunun uygulanacağına dair Möhuk kapsamında seçilmiş bir hukuk bulunmaması sebebiyle Türk Hukukunun uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.Şirketin Türk Hukukuna göre Limited Şirket olduğu hususu tarafların kabulündedir.TTK 595. maddesinde; " (1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir.(2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.(3) Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir.(4) Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabilir.(5) Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır.(6) Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir.(7) Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır. " düzenlemesi mevcuttur.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2015 tarih, ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı emsal içtihadında; "...Dava, limited şirket hisse devrinin pay defterine ve ticaret siciline kayıt ve tescili istemine ilişkin olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.Davaya konu pay devri ... tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girdikten sonra yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesi hükmüne göre, esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onanacağı, ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşulların da belirtileceği, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğu ve devrin bu suretle tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır. Yine aynı maddenin son fıkrasında, başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde pay devrine onay vermiş sayılacağı düzenlenmiştir.Yeni TTK'nın anılan bu yasal düzenlemesi ile şirket paylarının devrini düzenleyen ETTK'nın 520. maddesi hükümlerine göre kapsamlı değişiklikler yapılmış olup maddenin son fıkrasında payını devreden ortağın başvurusundan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde pay devrine onay vermiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Davacı şirket dava dilekçesinde tüm girişimlerine rağmen davalının pay devrinin tescilini yapmadığını iddia ettiği gibi ihtarname ile de davalı şirkette mevcut 300 payını ... tarihinde noter hisse devir sözleşmesi ile diğer davalı Emir Kalem'e devrettiğinden davalı şirketle hiçbir bağının kalmadığını bildirdiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davacının TTK'nın 595/son maddesi uyarınca pay devrine ilişkin olarak davalıya yasanın öngördüğü anlamda bir başvuruda bulunup bulunmadığı, başvuruda bulunmuş ise yasanın öngördüğü üç aylık sürenin geçip geçmediği, geçmiş ise yasanın öngördüğü şartların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir..." şeklinde belirtilmiştir.Yukarıda belirtilen kanun maddesi ve emsal içtihattan Türk Hukuku kapsamında limited şirket pay devrinde şekil şartının bulunduğu, limited şirket pay devrine ilişkin sözleşmenin 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesi hükmüne göre, esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılacağı ve tarafların imzalarının noterce onanacağı, ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşulların da belirtileceği, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayının şart olduğu ve devrin bu suretle tamamlanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede davacı tarafça sunulan sözleşmenin Türk Hukukuna göre limited şirket pay devri sözleşmesi olarak şekil şartına uyulmaması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafça geçersiz olan sözleşmeye dayalı olarak pay devrine ilişkin devir bedeli, kar kaybı, cezai şart taleplerine ilişkin olanak Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı takip dosyası ile takip başlatılmıştır. Mahkememizce bu noktada incelenmesi gereken hususun şekil şartına uyulmaması nedeniyle geçersiz olan limited şirket pay devri sözleşmesi kapsamında devir bedeli ve buna bağlı olarak cezai şart alacağının tahsilinin mümkün olup olmadığı hususudur.Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin █████/2024 Tarih █████████ Esas ████████ Karar sayılı emsal içtihadında "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 595 nci maddesine göre noter tarafından onaylanmadıkça limited şirketteki pay devrine ilişkin sözleşme geçersiz olacağından, taraflar arasında imzalanan harici nitelikteki protokolunda geçersiz olduğu, geçersiz protokole istinaden taraflar verdiklerini 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 77 ve devamı maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilecekleri, davacı taraf da söz konusu hisse devri karşılığında davalı tarafa nakit olarak vermiş olduğu ... TL'yi bu parayı teslim alan davalı Hülya Yıldız Bayer'den ve davalı İrfan Bayar'dan iadesini talep edebileceği, ancak geçersiz sözleşmeye dayalı olarak davalıdan cezai şart talebinde de bulunulamayacağı gerekçesiyle davalı Hülya Yıldız Bayer yönünden cezai şart talebinin reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmediği..." belirtilmiştir.Yukarıda belirtilen emsal içtihat kapsamında dava konusu somut olaya ilişkin yapılan değerlendirmede, 6102 Sayılı Kanun 595.maddesi kapsamında Noter tarafından onaylanmadığı için geçersiz olan limited şirket pay devrine ilişkin sözleşme kapsamında tarafların ancak 6198 sayılı TBK 77 ve devamı maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında verdiklerini geri isteyebilecekleri davacı tarafın geçersiz sözleşmeye dayalı olarak talep ettiği alacak kalemlerinin istemesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, açılan itirazın iptali istemli davanın reddine karar vermek gerekmiş açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harcın peşin alınan ... TL harçtan mahsubu ile fazla alınan ... TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu █████ ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden, ... TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEDE İRAD KAYDINA,4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara VERİLMESİNE,5-Taraflarca yatırılan ve artan gider avansının harcanmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE,Dair; davacı vekili e duruşma yoluyla ve davalı vekili duruşma salonunda yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Başkan ...¸E- İmzalıÜye ...¸E- İmzalıÜye ...¸E- İmzalıKatip ...¸E- İmzalı