Anahtar kelimeler: Geçilmiştir Bam Esaskarar Eskişehir Yazildiği İstenmiş Eksiklik Bilgileri Ankara Aşamasına

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████

T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO
: █████████ ( KABUL DÜZELTİLEREK YENİDEN
KARAR NO
: ████████ ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
ESAS-KARAR NO
: ████████ E ████████ K
DAVANIN KONUSU
: Tazminat
KARAR TARİHİ
: █████/2026
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı karşı davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı/karşı davalı vekili; müvekkili ile davalı arasında kedi kumu alım satımına dair █████/2011 tarihli sözleşme akdedildiğini, █████/2016 tarihine kadar sözleşmenin taraflarca sona erdirilmediği için otomatik olarak yenilendiğini, bununla birlikte yıllık tonaj miktarları ile ilgili yeni bir belirleme yapılmadığı için sözleşmede kararlaştırılan miktarlar üzerinden devam ettiğini, sözleşmenin davalı şirket tarafından █████/2016 tarihinde sona erdirildiğini, davalının her yıl asgari 4.000 ton sipariş vermeyi garanti ettiği halde sözleşme sona erene kadar toplamda 3.126 ton + 719 kg eksik sipariş verdiğini, sözleşme ile üstlendiği yıllık sipariş verme taahhüdünü ihlal etmesi nedeniyle müvekkilinin gelir kaybı yaşayarak zarara uğradığını, davalının eksik kalan siparişleri telafi edeceğini söyleyerek müvekkilini oyaladığını belirterek, fazlaya ait hakları saklı kalmak üzere 2012 Temmuz - 2013 Haziran, 2013 Temmuz - 2014 Haziran, 2014 Temmuz - 2015 Haziran, 2015 Temmuz - 2016 Haziran dönemleri için eksik kalan toplam 126 ton + 719 kg ürün karşılığı olmak üzere şimdilik 10.000,00-TL tazminatın her bir sezon bitiş tarihinden itibaren (Haziran 2013’den - 2016 Haziran ayına) hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı/karşı davalı vekili █████/2022 tarihli ıslah dilekçesinde; fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, ıslah talepleri doğrultusunda 221.814,74-TL tazminatın faizi ile birlikte davalı/karşı davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı/karşı davacı vekili; davacı tarafın talebinin sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, haklı bir yönü bulunmadığını, sözleşmenin miktar/tonaj başlıklı 6. Maddesine göre minimum ve maksimum sınırların ilk yıl için kabul edildiğini, sonraki yılları kapsamadığını, takip eden yıllardaki miktarların mayıs ayında karşılıklı görüşme ile kararlaştırması gerektiğini, sözleşme kurulduktan sonraki yılı takip eden yıllar için tarafların hiçbir zaman bir araya gelerek kararlaştırma yapmadıklarını, ilk yılı takip eden yıllar için minimum ve maksimum bir alım ve satım taahhüdünün bulunmadığını, sözleşmenin ceza başlıklı 7. maddesine göre cezai şart hükmünün sadece Temmuz 2011-1 Temmuz 2012 tarihleri arasındaki dönemi kapsadığını, cezai şartın uzatılması halinde sonraki yıllar içinde uygulanacağına dair hiçbir hüküm bulunmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
KARŞI DAVADA İDDİANIN ÖZETİ
Davalı/karşı davacı vekili ; sözleşmenin uygulanması sırasında davacı/karşı davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin bir çok zarara uğradığını, bu zararların tahsilini talep etme zorunluluklarının doğduğunu, sözleşme gereği ambalajlı ve konteynere yüklemek suretiyle sevkiyata hazır halde ürün hazırlamakla yükümlü olan davacı/karşı davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle ton başına zararın 149 Euroya yükseldiğini, bu zarar için şimdilik 2.000,00-Euroya karşılık gelen 8.328,00-TL'yi talep ettiklerini, sözleşmeye göre davacı/karşı davalının malları Ayvacık'ta konteynere yüklenmiş olarak teslim etmesi gerektiğini, ancak mal temin edilemediğinden Malkara'dan mal temin edildiğini, malların Malkara'dan Ayvacık'a taşınması için ekstra 20.114,70-TL nakliye parası ödendiğini, bunun şimdilik 1.000,00-TL'sini talep ettiklerini, sözleşmeye göre müvekkili tarafından alınan bobinlerin davacı/karşı davalı tarafça bir kısmının kullanıldığını, kullanılmayan ancak iade edilmeyen bobinlerin 17.562 adet olduğunu, bu bobinlerin müvekkiline ait oluğunu, bu bobinlerin bedeline ilişkin şimdilik 1.000,00-TL talep ettiklerini, sözleşme uyarınca davacı/karşı davalıya verilen ambalaj malzemelerinin, fabrikanın uğradığı su baskınında zayi olduğunun tespit edildiğini, bunların toplam bedelinin 26.977,02-TL olduğunu, sorumluluğunun davacı/karşı davalıda olduğunu, bu zarar kalemine ilişkin şimdilik 1.000,00-TL talep ettiklerini belirterek karşı davanın kabulü ile, üçüncü kişiden temin edilen malzemelere ödenen 8.382,00-TL'nin, üçüncü kişiden temin edilen malzemelerin nakliyesi için 1.000,00-TL'nin, iade edilmeyen bobinlerin bedeli için 1.000,00-TL'nin ve zayi edilen ambalaj malzemeleri için 1.000,00-TL'nin davacı/karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı/karşı davacı vekili █████/2022 tarihli ıslah dilekçesinde; bilirkişi raporu ile alacak miktarlarının saptandığını, saptanan bu bedel doğrultusunda taleplerini ıslah ettiklerini belirterek, 1.401.142,90-TL 3. kişilerden temin edilen ürün bedelinin, 23.699.95-TL 3. kişilerden temin edilen ürünün taşınma/nakliye bedelinin, 8.938,27-TL 3. kişilerden temin edilen ürünün taşınma/nakliye bedelinin ve 9.877,74-TL zayi edilen ambalaj malzemesi bedelinin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
KARŞI DAVADA SAVUNMANIN ÖZETİ
Davacı / karşı davalı vekili; müvekkilinin 01.04.2013-18.05.2013 tarihleri arasında üretim yapmamasının mücbir sebepten kaynaklandığını, hava koşulları nedeniyle üretim yapılamadığını davalının kendi talebi ile dışarıdan mal temin ettiğini ileri sürerek karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece; Asıl davada
:Tarafların ticari defter ve belgeleri, satış sözleşmesi, tanık beyanları, ödeme belgesi, faturalar, 24.06.2014 tarihli Avans Sözleşmesi, e-mail yazışmaları, bilirkişi kök ve ek raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davacının yedi hafta dışında taahhüdünün altında ürün sevk ettiği, siparişleri yetiştirmekte zorlandığı, edimimi yerine getiremediği, nitekim davacı-karşı davalı vekilinin dilekçelerinde ... Ltd. Şti.'nin bulunduğu Çanakkale ilinde o dönemde yıldırım eşliğinde yoğun yağış ve fırtınanın fabrikanın çatısının uçmasına, elektrik panolarının hasar görmesine ve su baskınına neden olmasından dolayı 01.04.2013 — 18.05.2013 tarihleri arasında üretim yapılamadığı, bu haliyle davalı şirketin davacı şirketten sözleşmenin 6. maddesinde belirtilen miktardan daha az mal satın almasının davalının kusurundan kaynaklanmadığı, davacının davalıdan tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle sübut bulmayan asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Birleşen dava yönünden
: 01.04.2013-18.05.2013 tarihleri arasında üretim yapmaması ile ilgili olarak, dışarıdan satın almak zorunda kaldığı ürün bedeli ile bu malların Tekirdağ'dan Çanakkale'ye nakli için ödediği nakliye ücretini karşı davalıdan talep hakkı bulunduğu, nakliye ücretinin 23.699,95-TL olduğu, her ne kadar karşı davacı şirket ürün bedeli olarak 73.182,71 Euro ödemiş ise de, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği'nin bildirmiş olduğu öğütülmüş bentonit fiyatının esas alınması gerektiği, davalı/karşı davacının zararının 46.798,12-Euro olduğu, ıslah tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının ise 915.652,01-TL olduğu, ayrıca sözleşme uyarınca ambalaj malzemelerinin karşı davacıya iade edilmesi gerektiği ancak bir kısmının iade edilmediği, karşı davacıya iadesi yapılmayan ambalaj malzemelerinin değerinin 9.877,74-TL olduğu, yine sözleşme kapsamında stokta kalan ... 18 kg bobinlerinde karşı davacıya iade edilmesi gerektiği ancak bir kısmının iade edilmediği, iadesi yapılmayan ... 18 kg bobinden stokta kalan 17.507 adedin fatura bedeli üzerinden değerinin 8.938,27-TL olduğu, temerrüdün ise dava ve ıslah tarihi itibariyle oluştuğu, her ne kadar karşı davalı, karşı davacının iki farklı ıslah dilekçesi sunmuş ise de ikinci ıslah dilekçesini kabul etmediklerini beyan edildiği, karşı davacının ıslah dilekçesi ile üçüncü kişiden satın almak zorunda kaldığı ürün bedelini Euro cinsinden belirttiği, ancak █████/2022 tarihli dilekçesi ile Euro cinsinden talebini TL olarak düzelttiği, bu nedenle █████/2022 tarihli dilekçe, ikinci ıslah dilekçesi niteliğine haiz olmadığından karşı davalı vekilinin itirazına itibar edilmediği, sübut bulan karşı davanın kısmen kabulü ile, 915.652,01-TL üçüncü kişilerden temin edilen ürün bedeli, 23.699,95-TL üçüncü kişilerden temin edilen ürün nakliye bedeli, 8.938,27-TL iade edilmeyen bobin bedeli ve 9.877,74-TL zayi edilen ambalaj malzeme bedeli olmak üzere toplam 958.167,97-TL'nin karşı davalıdan tahsili ile karşı davacıya verilmesine, alacağın 11.382,00-TL'sine dava tarihinden, bakiyesine ise ıslah tarihi olan █████/2022 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, kabul dışı kalan talebin reddine karar verilmiş , hükme karşı davacı – karşı davalı vekilince ,istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı /karşı davalı vekili; davalı - karşı davacının sözleşme ile taahhüt ettiği siparişi vermediğini ve huzurdaki davanın açılmasına yol açtığını, 01.04.2013 - 18.05.2013 tarihleri arasındaki sürece ilişkin ifa imkansızlığının mücbir sebebi ortaya koyacak mahiyette olmadığı tespit ve değerlendirmesinin de hatalı ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, karşı dava yönünden ise; mücbir sebep olgusuna ilişkin yeterli inceleme yapılmaksızın, davalı - karşı davacının seçimlik hakkını dava tarihindeki kur istemek şekliyle kullandığı gözetilmeksizin mevzuat ve içtihada aykırı verilen kararın kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne ,karşı davanın ise reddine karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; asıl dava yönünden, davalı tarafından satış sözleşmesi kapsamında taahhüt edilen miktarda mal teslimi yapılıp yapılmadığı, eksik mal teslimi yapılmış ise davacının uğradığı zararı davalıdan tazmin edip edemeyeceği, karşı dava yönünden ise, davalının █████/2013 ile █████/2013 tarihleri arasında üretim yapıp yapmadığı, bu dönemde davalı karşı davacının başka bir firmadan daha pahalıya ürün alması ve bu ürünün nakliyesi nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise miktarına ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMES VE GEREKÇE
Asıl dava ve karşı dava; taraflar arasında imzalanan satım sözleşmesi hükümlerine göre tarafların karşılıklı edimlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; asıl dava yönünden, davalı tarafından satış sözleşmesi kapsamında taahhüt edilen miktarda mal alımı yapılıp yapılmadığı, taahhüt edilen mal kadar asgari alım yapılmış ise davacının uğradığı zararı davalıdan tazmin edip edemeyeceği, karşı dava yönünden ise, davalının █████/2013 ile █████/2013 tarihleri arasında üretim yapıp yapmadığı, bu dönemde davalı karşı davacının başka bir firmadan daha pahalıya ürün alması ve bu ürünün nakliyesi nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise zarar miktarının ne olduğu, davacı karşı davalı tarafından kullanılmayıp davalı karşı davacıya iade edilmeyen, bobinlerin miktarının ve bedelinin ne olduğu ayrıca davacı karşı davalıya ambalaj malzemelerinin zayi olması nedeniyle davalı karşı davacının ne miktarda zarara uğradığı iddiasına dayalıdır.
Karşı dava yönünden; taraflar arasındaki sözleşmenin feshi sırasında davalı /karşı davacı tarafından anılan sözleşme ve ekleri ilgili kayıtlara geçmiş haklar, borçlar ve fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkının saklı tutulmuş olması karşısında icra takibine konu alacak kalemlerinin talep edilip edilemeyeceği değerlendirilecektir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.
Ceza koşulu borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle ceza koşulu, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu ceza koşulu ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezai koşulunun kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da ceza koşulu kararlaştırılabilir (Sermet Akman, Halûk Burcuoğlu, Atillâ Altop, Selahâttin Sulhi Tekinay, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359).
Ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde 6098 sayılı Kanun'un 125/1 inci maddesi hükmünce alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de, ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır.
Ceza koşulunun esas itibariyle iki temel amacı (işlevi) bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri ise, borcun ihlâli hâlinde borçlu tarafından ödenecek tazminatı önceden ve götürü olarak belirlemektir. Bu iki temel amacı dışında, ceza koşulunun diğer bir amacı da, ifayı engelleyen ceza koşulunda (dönme/fesih cezasında) borçlunun ceza koşulunu ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır [Köksal Kocaağa, Ceza Koşulu (Sözleşme Cezası), Ankara 2018, s. 31-33].
Ceza koşulu, 6098 sayılı Kanun'un 179–182 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasında seçimlik ceza koşulu düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere ceza koşulu vaad edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini talep eder. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de cezai şartın ödenmesini isteyemeyecektir.
Görüldüğü üzere burada seçimlik bir hak söz konusu olup, alacaklı ancak ya asıl borcun ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir; alacaklı aynı anda hem asıl borcun ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini kural olarak isteyemez. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, asıl borcun sonraki imkânsızlık nedeniyle ifa imkânının ortadan kalkması hâlinde, alacaklıya tanınmış olan bu seçim hakkı bir anlam ifade etmez. Asıl borcun ifası imkânsız olduğunda, alacaklı koşulları varsa yalnızca tazminat isteme hakkına sahip olur. Buna göre alacaklı, ya zararının tazmin edilmesini ya da ceza koşulunun ödenmesini ister.
Buradaki “seçimlik” ifadesinden, ceza koşulu ile asıl borç arasındaki ilişkinin, seçimlik borçlarda yer alan birden çok edim arasındaki ilişkiye benzediği sanılmamalıdır. Asıl borç ile ceza koşulu arasında gerçek anlamda bir seçimlik borç (alacak) ilişkisi söz konusu olmayıp, yalnızca alacaklıya tanınmış bir seçim hakkı söz konusudur. Bunun önemi şu noktada ortaya çıkar: Borçlu asıl borcun ifasıyla yükümlü olmakla birlikte, alacaklı asıl borcun ifasından vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini istediğini borçluya bildirebilir. Borçlu ceza koşulu kendisinden istenmedikçe yalnız asıl borcu ifa edebilir. Bu seçim hakkı, teknik anlamdaki seçimlik borçtan (alacaktan) farklıdır (Kocaağa, s. 133-136).
İkinci fıkrada düzenlenen ifaya ekli ceza koşulunda ise alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir.
Dönme (fesih) cezası olarak da adlandırılan ifayı engelleyen ceza koşulu ise maddenin üçüncü fıkrada hükme bağlanmıştır. Burada borçlunun ceza koşulunu ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat yetkisi saklı tutulmuştur. Böylece borçlu alacaklı ile yaptığı anlaşmada dilerse sözleşmeden dönmeyi ve alacaklıya sadece ceza koşulu ödemeyi kararlaştırabilir. Bu tür ceza koşulunda borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği gibi, alacaklı da sadece ceza koşulunun ödenmesini talep edebilir. Bu durumda artık alacaklı borçludan asıl edimin ifasını isteyemeyecektir.
Seçimlik ve ifaya eklenen ceza koşulu, borçlunun borcunu ihlâl etmesine karşı alacaklıya bir talep hakkı sağlarken, dönme cezası borcun ihlâli koşulu aranmaksızın, belirli bir meblağı ödemek suretiyle borçluya sözleşmeyi sona erdirme imkânı verir. Borçlu, borca aykırı davranışı bulunmasa bile, ceza koşulunu ödeyerek sözleşmeyi ortadan kaldırabilir. Burada asıl borcun ifasının yerini dönme (fesih) cezası almaktadır. Bundan dolayı dönme cezasının, asıl borcun alacaklı lehine ifasını teminat altına almak gibi bir işlevinin bulunmadığı, aksine onu zayıflatıcı rol oynadığı söylenebilir. Gerçekten, “borcumu ifa etmekten vazgeçersem 1.000TL ödeyeceğim” ifadesinde yerini bulan dönme cezasında asıl borcun ifasının teminat altına alınması suretiyle alacaklının hukuki durumunun güçlendirilmesi değil, aksine dönme cezasını ödemek ve sözleşmeden dönmek (veya sözleşmeyi feshetmek) suretiyle borçlunun durumunun iyileştirilmesi söz konusudur (Kocaağa, s. 145-154).
Ceza koşuluna ilişkin hükümler emredici nitelikte değildir. Taraflar bunların aksini kararlaştırabilirler. Borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi dışında kalan diğer borca aykırılık hâlleri için ifaya eklenen ceza koşulu kararlaştırabilecekleri gibi; bu iki ihlâl durumu için seçimlik ceza koşulu da kararlaştırabilirler. Ayrıca tarafların, ceza koşulu anlaşmasında, seçimlik ceza koşulu ile ifaya eklenen ceza koşuluna birlikte yer vermeleri de mümkündür (Kocaağa, s.138-139). İstisnası cezanın tenkisiyle (indirilmesiyle) ilgili 6098 sayılı Kanun'un 182 nci maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci bendinde ceza miktarını tarafların serbestçe belirleyebilecekleri belirtildikten sonra, üçüncü bendinde bu ceza miktarının hâkim kararı ile azaltılabileceği öngörülmüştür. Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2022 tarihli ve 2019/(19)11-775 Esas, ████████ Karar; 14.10.2021 tarihli ve 2017/(19)11-3083 Esas, █████████ Karar; 29.06.2021 tarihli ve 2017/(13)3-2245 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Bununla birlikte kanuni anlamda gerekli unsurların varlığı hâline ceza koşulu talebinde de dürüstlük kuralına uygun olarak hareket edilmesi gerekir. Zira dürüstlük kuralı, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralıdır. Genel olarak dürüstlük kuralı, kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlâklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder. Buna göre belirli bir hukuki ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranış; toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir. Dürüstlük kuralına uygun bu davranışın belirlenmesinde, toplumda geçerli olan genel ahlâk kuralları, günün adet ve uygulamaları, davranışın söz konusu olduğu hukuki ilişkilerin içerik ve amaçları da dikkate alınacaktır.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen █████/2011 tarihli satım sözleşmesi █████/2016 tarihinde davalı tarafından feshedilerek buna ilişkin yazıyı davacıya elektronik ortamda göndermiştir. Anılan sözleşmenin imzalanması sırasında sözleşme bir yıllığına düzenlenmiş, sözleşmenin 6. Maddesinde yıllık tonaj asgari 4.000 ton olarak taahhüt edildiği, sözleşme feshedilmeden 2011 haziran ayından 2016 yılına kadar devam etmiştir. Taahhütnamede belirtilen miktarlardaki yıllık asgari alımın gerçekleştirilememesi hâlinde ise ceza koşulu ödeneceğinin ilk yıl düzenlenen sözleşme ile belirlendiği, bu kapsamda davacı tarafından sözleşme süresince taahhüt edilen tonajda mal alımının gerçekleştirilmemesi nedeniyle asıl davada asgari alım taahhüdünün ihlali nedeniyle ceza koşulunun tahsili talep edilmiştir.
Davalı tarafından; satım sözleşmesinin devamı süresince bir yıllık süre içinde satın alacağı taahhüt edilen kedi kumu alımının belirlenen miktarların altında kalması hâlinde satın almadığı miktar kadar bedelin ödeneceği düzenlenmiştir. Ancak bir yıl olarak düzenlenen sözleşmenin 6. Maddesinin ikinci fıkrasında yıllık toplam miktarın her yılın mayıs ayında görüşülerek belirleneceği düzenlenmiştir. Ancak sonraki yıllarda taraflarca bir araya gelinerek asgari alım taahhüdünde bulunmamıştır. Satım sözleşmesinin 7 inci maddesinde ise davacının ceza koşulunu da talep edebileceği düzenlenmiştir. Davacı tarafından ise satım sözleşmesinin feshi sonrasında, ceza koşulunun tahsili talep edilmiştir.
Zira, davacının yıllık ürün alım taahhüdüne uymaması nedeniyle davalıdan cezai şart talep etmesinde kural olarak bir usulsüzlük bulunmamakta ise de, bu cezai şartın talep edebilmesi için cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda ürün verirken ihtiraz-i kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerekir (TBK m. 179/2; BK m. 158/2).
Davacı taraf sözleşmedeki asgari alım taahhüdünü yerine getirmeyen davalı şirkete karşı takip eden yıllar bakımından her yıla ilişkin edimin yerine getirilmesi için ihtar çekildiğini veya müteakip teslimleri ihtiraz-i kayıt koyarak yaptığını ispat etmesi gerekir. Bu konuda davacı tarafça dosyaya herhangi bir belge ibraz edilmemiştir. Taahhütnameye göre ise davalının, sözleşme süresince asgari alım taahhüdünü yerine getirmediği, davacının da bu duruma sessiz kaldığı fesih tarihinden bir yıl buçuk yıl sonra davacı tarafın cezai şart talebi yerinde değildir.
Karşı dava yönünden yapılan değerlendirmede ise: Karşı davacı tarafından karşı davalının █████/2013 -█████/2013 tarihleri arasında üretim yapılmadığı sipariş verilemediği bunun üzerine başka tedarikçiden 670 ton mal temin etmek zorunda kalındığından bahisle ödenen bedelden dolayı oluşan zarar, nakliye bedeli, ambalaj ve bobin bedeli talep edilmiştir. Karşı davacı tarafından mal tesliminin karşı davalıdan kaynaklanan sebeplerle teslim edilememesi nedeniyle fazladan ödediği mal bedeli ile dolaylı zararının tahsilinin kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin █████/2011 tarihinde başladığı, █████/2016 tarihinde sona erdiği gözetildiğinde █████/2013-█████/2013 tarihleri aralığında yani 18 günlük süre içinde davacı karşı davalının fabrikasında hava koşulları nedeniyle üretim yapılamaması nedeniyle dava dışı tedarikçiden mal temini nedeniyle fazladan ödenen bedel ve zarar kalemleri ihtirazi kayıt konulmadan sözleşme fesh edilmiştir.
Kedi kumunu satın alan davalı, davacının mal temin edemediği yıldan sonra da akdi ilişkiyi devam ettirmiş, tedarikçi davacı teslim taahhüdüne uyulmamış ise davalı/karşı davacı şirketin, mal teslim edilememesi nedeniyle uğradığı zarar kalemleri nedeniyle çekince bildirmesi gerekir. Çekince için ise bir şekil şartı bulunmayıp, davalı /karşı davacı şirket sözleşmeye aykırı davranılmış olan yılı takip eden üç yıl daha akdi ilişkiyi devam ettirmiş, davalı /karşı davacı ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir şerh ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince konulduktan sonra davalı şirket, almaya devam etse bile önceki yıllara ilişkin alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebilir ve sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir.
Her yıl sonunda, bir önceki yıla dair eksik mal tesliminden kaynaklanan kaybın istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince bildirilmesine bağlıdır. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait eksik mal tesliminden kaynaklanan zarar istenemez.
Sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre mal alımına devam edilmesi üzerine tedarikçide eksik mal teslimi nedeniyle alacak istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşmuş ise, oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait zararın talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir.
Davalı /karşı davacı tarafından, davacı /karşı davalı şirketin █████/2013 -█████/2013 tarihleri arasındaki dönemde taahhüt ettiği teslimi gerçekleştirmemesi nedeniyle bu dönemler için uğranılan zarara dair alacak talebinde bulunulmuştur. Davacı /karşı davalı tarafından anılan tarihler itibariyle teslim taahhüdüne uyulmamış ise de, davalı /karşı davacı tarafça her yılın sonunda ihtirazı kayıt konulmadan mal almaya devam edildiğinden, davalı/karşı davacının imzaladığı sözleşmedeki mal teslimini yerine getirilmemesi hâlinde zararını davacı/karşı davalıdan istenmeyeceği yönünde karşı davalı tarafta haklı bir güven oluşturmuştur.
Davalı /karşı davalı şirketin davranışları ile davacı /karşı davalı şirkette yarattığı güvenle çelişki oluşturacak şekilde eldeki davaya konu edilen eksik mal teslimi nedeniyle alacak talep etmesi çelişkili davranış yasağını oluşturur ki, böyle bir davranışın hukuken korunması beklenemez. Bu nedenle Karşı davacının alacağına yönelik talebinin reddi gerekirken sözleşmede gereğince sözleşmenin devamı sırasında da eksik mal tedariki nedeniyle uğranılan zararın kabulüne de karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle asıl dava yönünden davacı karşı davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddi ile yargılamada eksiklik bulunmamakla birlikte mahkemenin gerekçesi yönünden hata edildiğinden davacı karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince "gerekçe düzeltilerek ve değiştirilerek yeniden esas hakkında" karar verilmesi gerekmiştir.
Karşı dava yönünden ise yine yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, davacı karşı davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı / Karşı Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile;
2-Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ Esas, ████████ Karar ve █████/2023 tarihli kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
3-A)ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
a)-Davacının davasının REDDİNE,
b)Alınması gereken 179,90-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78-TL'nin mahsubu ile bakiye 9,12-TL harcın davacı/karşı davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
c)Davacı/karşı davalı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
d)Davalı/karşı davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1-2. maddesi uyarınca 34.054,06-TL nispi vekalet ücretinin davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine,
f)HMK'nın 333. maddesi gereğince gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
B)KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;
a)Davacının davasının REDDİNE,
b)Alınması gereken 732,00TL harcın peşin ve ıslah ile alınan 4.653,85TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.921,85-TL harcın talep halinde davalı karşı davacıya iadesine,
c)Davalı karşı davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
d)Davacı/karşı davada davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1-2. maddesi uyarınca 220.112,24TL nispi vekalet ücretinin davalı/karşı davada davacıdan alınarak davacı karşı davada davalıya verilmesine,
e)HMK'nın 333. maddesi gereğince gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı karşı davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
5-Davacı karşı davalı tarafından yapılan 193,00TL yargılama giderinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-HMK'nın 333. maddesi gereğince gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
8-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
NOT
: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!