Anahtar kelimeler: Çekimi İletildiğini Sunumunun Medya Sunmuş İçerik Ödemiş Ekim İletişim Bilgisi

T.C.
İSTANBUL14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Davalı ticari işletmeye sosyal medya yönetimi, içerik üretimi, fotoğraf/video çekimi ve iletişim hizmetleri sunmuş bulunduğunu, hizmet sunumunun davalının talebi ve bilgisi dahilinde 15 Ekim 2025 tarihine kadar kesintisiz şekilde devam ettiğini, sunulan hizmetlere karşılık iki adet fatura düzenlendiğini, faturaların usulüne uygun şekilde davalıya iletildiğini, davalının .... İcra Dairesinin 2025/... Esas dosyasındaki takip kapsamında 45.600,00-TL ana para+3.769,75-TL faiz içeren borcun yalnızca bir kısmını ödemiş olduğunu, kalan kısım için gerçek dışı iddialarla borca itiraz etmiş olduğunu, davalı tarafın düzenlediği iade faturasının usulsüz olduğunu, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, itirazın yalnızca borcu ödememek için yapılmış olduğunu, arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; Davalının .... İcra Dairesinin 2025/... esas sayılı icra dosyasındaki borca itirazının iptaline, icra takibinin kaldığı yerden devamına, davalının haksız itirazı nedeniyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; "Davacı taraf, .... İcra Dairesi'nin 2025/... esas sayılı dosyası ile ... ve ... numaralı faturalardan doğan alacağı olduğu iddiası ile asıl alacak ve faizler ile birlikte toplam 49.369,75TL üzerinden müvekkil şirket aleyhine icra takibi başlatmıştır. Ancak; söz konusu icra dosyasına yapmış olduğumuz itirazımızdan da anlaşılacağı üzere, ... no.lu ve 57.000TL bedelli faturanın 28.500TL'lik kısmı müvekkil tarafından davacı tarafa ödenmiş olup, işbu faturadan kalan bakiye 28.500TL'lik kısım ise .... İcra Dairesi'nin 2025/... esas sayılı icra dosyasına yatırılmıştır. ... no.lu fatura ise Ekim ayı faturasıdır. Ancak; davacı ile müvekkil şirket, aralarındaki sözleşmenin Ekim ayında son bulacağı hususunda anlaşmışlardır. Buna rağmen davacı tarafından müvekkil şirkete ... no.lu fatura gönderilmiştir. Bunun akabinde de müvekkil şirket tarafından davacıya iade faturası kesilerek gönderilmiştir. Davacı taraf, dava dilekçesinde her ne kadar iade faturasına TC. Kimlik numarasının eksik yazıldığından dolayı iade faturasının tarafına iletilmediğini iddia etmişse de, müvekkil şirket tarafından usule uygun iade faturası kesilerek davacıya gönderilmiştir. Müvekkil şirket tarafından, sosyal platformlara giriş yapılamayınca bu husus fark edilmiş ve davacı taraftan, tüm sosyal platformların şifrelerinin 14.10.2025 tarihine kadar geri verilmesi istenilmiştir. Ancak davacı taraf, müvekkil şirketten alacaklı olduğunu ileri sürerek şifreleri vermekten kaçınmıştır. Akabinde müvekkil şirket tarafından 07.11.2025 tarihinde .... Noterliği'nin 11017 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şifreler yeniden geri istenilmiştir. İşbu ihtarnameye de olumlu bir dönüş alınamayınca, müvekkil şirket tarafından İstanbul...Cumhuriyet Başsavcılığına, davacı aleyhine şikayette bulunulmuştur. Davacı tarafın, 14 Ekim tarihinde müvekkil şirket yetkilisi ...'e attığı mesajda; "ödenmemiş bakiyeyi onaylayabilirseniz sayfaları ve hesapları tamamen size teslim edip bu ay bırakmak isterim." demiştir. Yine mesajlaşmanın devamında ise " bahsettiğim bakiye geçen aydan kalan bakiye" diyerek Ekim ayında herhangi bir alacağı olmadığını da ikrar etmiştir. (whatsApp mesajları dilekçemiz ekinde sunulmuştur.) Eylül ayına ait bakiye de yukarıda belirttiğimiz üzere ilgili icra dosyasına ödenmiştir. Ayrıca davacı tarafın, 30 Eylül tarihinde şirket yetkilisi ile görüştüğü yazışmada, şirket yetkilisi tarafından açıkça; sosyal medya paylaşımı yapmamasını ve hesapların devir işlemlerini tamamlamasını belirtilmiştir. Söz konusu yazışmalar ile birlikte değerlendirme yapıldığında, davacının yapılan sözleşmeyi Eylül ayında sonlandırdığı ortadadır." şeklinde beyanlarda bulunarak arz ve izah edilen tüm bu nedenlerle; Haksız ve mesnetsiz davanın tümden reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına dair karar tesis edilmesini arz ve talep etmiştir.6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, uyuşmazlığın taraflar arasındaki uyuşmazlığın sosyal medya içerik yönetim ücretinin tahsili isteminden kaynaklandığı, bu davanın 6102 sayılı TTK'nun 4 ve 5. maddelerinde tarif edilen ticari davalardan sayılmadığı dolayısıyla davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, görev hususunun re'sen göz önüne alınması gerektiği, dosya içeriğinin incelenmesinde davalının tacir olduğuna dair bilgi ve belge de bulunmadığı, mahkememizce yazılan müzekkere cevaplarında davalının tacir kaydının bulunmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usûl Kanununun 177. Maddesinde belirtilen limitleri (2026 yılı için; Alım (Satmak maksadıyla): 1.200.000 TL, Satış (Yıllık bedel): 1.900.000 TL, Gayrisafi İş Hasılatı: 600.000 TL, Hizmet İşlerinde (Gayrisafi hasılat): 1.200.000 TL) aşmadığı anlaşılmış olup tacir sıfatının bulunmadığı, bu hali ile TTK 4. maddesinde tarif edilen her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olma şartının bulunmadığından nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün bulunmadığından eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Bu nedenlerle davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,2-6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına,3-6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır