Anahtar kelimeler: İptalikooperatif Affı Çekimi Yaşamlarını Evleri Tapusu Kura Kamuoyunda Süredir Sürdürmekte

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: GENEL KURUL KARARININ İPTALİ(Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)KARAR TARİHİ
: █████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri hakkında tedbir talebi istenen... Kooperatifi (“... Evleri”) üyeleri olup, bu üyelik kapsamında yapılmış ancak henüz tapusu çıkartılmamış dairelerin kura çekimi sonucunda kendilerine teslim edilmiş ve kullanımlarına sunulmuş olduğu müvekkillerinin uzun bir süredir bu dairelerde ikamet etmekte ve yaşamlarını sürdürmekte oldukları, ... Evlerinin kamuoyunda İmar Affı olarak bilinen kanuni düzenlemeden yararlanarak kooperatif tarafından inşa edilmiş ... Evleri Sitesi’ndeki taşınmazların bir kısmının yapı kayıt belgelerini almış ve işlemleri tamamlayarak bir kısmını tapu siciline kaydettirmeyi başarmış olduğu, ancak müvekkillerinin de ikamet ettiği site içerisindeki bir kısım blokların, 919/2 parsel içerisinde kaldığı ve bu parselin ... Evleri ile birlikte ... adlı bir şahsa ait olması ve bu şahıs ile ... Evleri arasında husumet olması sebebiyle bu parselde bulunan taşınmazların tapu siciline kaydının gerçekleşemediği, 2017 tarihli Kooperatif Genel Kurulu’nda da mevcut hukuki düzenlemeye ve mevcut hukuki duruma uygun olarak tüm tapular alınmadan ferdileşmeye gidilmeyeceği ve tapuların dağıtılmayacağı yönünde karar alındığı, 919/2 parselde bulunan ortaklık sorunu çözülmeden Kooperatifin diğer parselleri için ferdileşmeye geçilmemesi konusunun görüşülerek karar alınması konusu oya sunulduğu, 99 red oyuna karşılık 348 kabul ile 919/2 parselde bulunan ortaklık sorunu çözülmeden diğer parsellerde ferdileşmeye geçilmemesi kararı alındığı, bu karara ek olarak, Kooperatifin 2019 yılına ilişkin genel kurulu da yapılamamış bulunduğu, en son 05.05.2019 tarihinde yapılan genel kurul kararı ile 2 yıllığına seçilmiş olan bir yönetim bulunduğu, 05.05.2021 tarihi itibariyle mevcut yönetimin görev süresi de dolduğu, mevcut durumda müstekar Yargıtay içtihatları ve Kooperatifler Kanunu 23. Maddesinde öngörülen eşitlik ilkesi ile aynı kanunun 82. Maddesi ve ana sözleşmenin 64. Maddeleri gereği tüm bağımsız bölümlerde yapı kullanım belgelerinin alınarak tapuların elde edilmesinde sonra ancak ferdileşmeye gidilebileceği, gelinen aşamada mevcut yönetimin, görev süresinin dolmuş olmasına, Kooperatifler Kanunu ve Yargıtay kararları ile açıkça yasaklamasına ve hatta 2017 tarihli genel kurulda açıkça kısmi ferdileşmenin genel kurul üyeleri tarafından yasaklanmış olmasına karşın, 18.08.2021 tarihli ve 33 nolu Yönetim Kurulu kararı ile kısmi ferdileşmeye gitme ve tapuların dağıtılması kararı verildiğini, 23.09.2020 tarihli Genel Kurul çağrı belgesinde 2017 tarihli genel kurulda alınan kısmi ferdileşmeye gidilmemesini öngören 8. Maddenin iptaline karar verilmesinin de gündeme alındığı ancak covid19 önlemleri sebebiyle genel kurul gerçekleştirilemeyince bu maddenin yürürlüğe giremediğini, mevcut yönetimin genel kurulda alınması gereken kararı, hem de genel kurulda almaya çalışmış iken, gelinen aşamada genel kurulu yok sayarak yetki gaspı ile dava konusu yönetim kurulu kararını aldığını, müvekkillerinin bulunduğu parsele ilişkin olarak parselin maliki olan üçüncü kişi ile kooperatif arasında Beykoz 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin █████████ esas numarasıyla görülen izalei şuyu davası bulunduğu, bu dava neticesinde satışa gidilmesi halinde ciddi bir bedelin parselin satın alınması için temini gerekeceğini, bunun kooperatif üyeleri tarafından temininin mümkün olmadığını, bu konuda kooperatif bakımından yapılan bir çalışma veya ayrılan bir bütçe olmadığı gibi tapular dağıtılırken müvekkillerinin bulunduğu parselde kooperatif haricindeki hissedarın hissesinin satın alınması veya devam eden izalei şuyu davası neticesinde yine parselin satın alınması için gerekli masraflara ilişkin herhangi bir ödeme de alınmadığını, kooperatif hukuku gereği ve ayrıca fiilen tapusunu alan bir ortaktan ek bir ücret alınmasının mümkün olmayacağını, müvekkilllerinin parsel olarak bu sorun ile baş başa kalacağı ve diğer üyeler ve kooperatif bakımından ileride ortaya çıkacak borçlar bakımından tahsil kabiliyeti de olmayacağından bahisle 18.08.2021 tarihli ve 33 nolu Yönetim Kurulu kararının iptaline karar verilmesi talep ve dava olunmuştur.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatifin 1989 yılında kurulduğu, kooperatifte yapılaşmanın birbirinden bağımsız toplam 10 Ada/Parsel üzerinde oluşturulmuş ve parseller arasındaki yolların kamuya terk edilmiş olduğunu, Kooperatifte toplam 1324 bağımsız bölüm bulunduğunu, 1989 Yılında kurulan kooperatifin, konutlarının 1995 yılında kaba inşaat olarak ortaklarına fiilen teslim edildiğini, ancak süreç içinde aykırı ve kaçak yapılaşma nedeni ile alınan inşaat ruhsatlarının geçerliliğini yitirmiş, yapılar kaçak hale dönüşmüş olduğunu ve kat mülkiyetine geçmenin mümkün olmadığını, 3194 Sayılı Yasa'ya eklenen geçici 16 madde ve buna bağlı olarak Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Resmi Gazete'nin 30443 sayılı nüshasında yayınlanan Yönetmelik doğrultusunda, kooperatifin “ortaklarını konut sahibi yapmak” “Ana Amacını” gerçekleştirebilmenin yolunun açıldığını, bunun üzerine kooperatif Genel Kurulunun 09.09.2018 tarihinde Olağanüstü toplanarak “Kooperatifin İmar Barışından Faydalanmasına” karar verdiğini, bu doğrultuda, çalışmalara başlandığı, öncelikle Yapı Kayıt Belgeleri alındığını, bunu takiben Proje ve Kadastral çalışmaların tamamlanmış ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kadastro ve Tapu Müdürlüğü'nde yapılan işlemler neticesinde kooperatif yapısı içindeki toplam 9 Ada/Parsel ayrı değerlendirmek ve yine ayrı Yönetim Planı'na bağlanmak, her bir parsel yüz ölçümü ilgili parseldeki bağımsız bölümlere tahsis edilmek koşulu ile arsa payları belirlenerek, kat mülkiyetine geçilmiş olduğunu ve 9 ada/parsel'de toplam 1196 adet Bağımsız Bölüm Tapusunun Kooperatif adına düzenlendiğini, kat mülkiyetine geçilemeyen tek parselin, kooperatifin kuruluşundan bu yana üçüncü kişi ile kooperatifin müştereken malik olduğu 919 Ada 2 parsel olduğunu, Kooperatifin anılan parsel üzerinde 132 bağımsız bölüm inşa etmiş olduğunu ve 1995 yılında diğer ortaklara yapıldığı gibi bu parselin ortaklarına da kaba inşaat olarak teslim ettiğini, bu parselde Kooperatif ile üçüncü kişi arasındaki ihtilafın yaklaşık 30 yıldır çeşitli davalar açılmak suretiyle devam ettiğini, imar barışı sürecinde 919/2 sayılı parselin müşterek maliki olan H. Kalealtı isimli üçüncü kişinin, muvafakat vermemesi ve Kooperatif aleyhine dava açması nedeni ile ilerleme sağlanamadığını ve Kat Mülkiyetine geçilemediğini, Kat Mülkiyetine geçilen Ada/Parsel'de hak sahibi olan 1196 kooperatif ortağının, 30 yıldır bekledikleri tapularına kavuşmak amacı ile müvekkili Kooperatif Yönetim Kurulu'na yaklaşık 300 dilekçe dilekçe ile müracaat ederek, ferdi tapularının Kanun ve Ana Sözleşme doğrultusunda kendilerine verilmesi talebinde bulunduklarını, bu çerçevede Kooperatif Yönetim Kurulunun, kat mülkiyeti kurulan ve birbirinden bağımsız olan ... parsellerde ferdileşme işleminin yapılması için 18.08.2021 tarihli kararı oy çokluğu ile almış olduğunu, kanun ve ana sözleşme hükümleri gereği müvekkili kooperatifin bağımsız parsellerde ferdileşmeye gitmek zorunda olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; davaya konu yönetim kurulu kararının tetkikinde, 1196 adet bağımsız bölümün kat mülkiyeti tapuları alındığı, 919/2 parseldeki bağımsız bölümler bakımından ise parselin müşterek maliki tarafından açılan davalar ve taraflar arasındaki ihtilaf nedeni ile ilerleme sağlanamadığı belirlendikten sonra ve bu parseldeki bağımsız bölümlere ilişkin bir karar alma gereği duymadan sürecin diğer parsellerdeki bağımsız bölümler yönünden sürdürülmesine, bu kapsamda diğer parsellerdeki taşınmazların ferdi mülkiyete geçirilmesine dair karar alındığının belirlendiği, davaya konu bu kararın, eşitlik ilkesine uygun olduğundan söz edilemeyeceği, Kooperatifler Kanununun 98. maddesindeki “Bu kanunda aksine açıklama olmıyan hususlarda Türk Ticaret Kanunundaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır.” atfı dolayısıyla uygulama alanı bulan TTK’nun “ Batıl kararlar” başlığı altındaki 391. maddesinde; “ Yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; a) Eşit işlem ilkesine aykırı olan, (..) kararlar batıldır.” düzenlemesi getirildiği, davaya konu yönetim kurulu kararı, Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...Kooperatifi yönetim kurulunun █████/2021 tarih ve 33 numaralı kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.Mahkemenin 16.02.2022 tarihli celsesinde tedbire itirazın reddine ilişkin17.02.2022 tarihli gerekçeli ara kararı ile; Mahkemenin tedbir kararı verilmesi aşamasında oluşan kanaatte bir değişiklik bulunmadığı gibi tedbirin kaldırılmasını gerektirecek bir gelişme bulunmadığı gerekçesi ile tedbire yönelik itirazın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİAra Karar ve Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili 16.03.2022 tarihli istinaf dilekçesinde; Dilekçesinde bildirdiği nedenlerle, İstanbul Anadolu (6). Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. sayılı "Ara Karar" ile davalının ihtiyati tedbire itirazın reddine usul ve yasaya aykırı karar verilmiş olduğundan; istinaf sebepleri, dosya kapsamındaki savunma, belge ve delillerimizin de istinaf sebebi olarak değerlendirilmesi ile re'sen gözetilmesi gereken sebepler doğrultusunda ihtiyati tedbire itirazlarının kabulü ile ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemenin dava konusunda hatalı değerlendirme yaparak çelişkili karar oluşturduğunu, zire yargılama sürecinde ve nihayetinde verdiği kararın gerekçesinde davanın konusunu genel kurul kararının iptali olarak değerlendirerek yargılamanın yapıldığını açıklamışsa da, çelişkili bir şekilde yine kararında davanın, davalı kooperatifin 18.08.2021 tarihli 33 sayılı yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkin olduğunu açıkladığını, anılan dosyada usulsüz verilen ihtiyati tedbir kararına süresi içerisinde yapılan itiraz rağmen duruşma günü verilmeden 16.02.2022 tarihli celsede bu hususa ilişkin itirazlarının ileri sürülmesi ile Mahkemenin ayrıca tedbir duruşması tayin etmeksizin ihtiyati tedbire itirazları reddettiğini ve aynı gün nihai kararı vermek suretiyle kararından el çektiğini, karardan sonra 17.02.2022 tarihli ara karar oluşturularak taraflara tebliğ edildiğini, Mahkeme kararında nihai kararın 16.02.2022 verildiği 17.02.2022 tarihinde de yazıldığının belirtildiğini, öncelikle kararın bu yönden kaldırılması gerektiğini, ihtiyati tedbir kararı ve ihtiyati tedbirin reddi kararının usulsüz verilmiş olup, ara karar mahiyetinde taraflarına tebliğ edildiğini, iş bu kararın taraflarınca istinaf edildiğini, bu istinaf dilekçesindeki istinaf sebeplerinin aynı zamanda nihai karar yönünden de istinaf sebepleri olarak sunulduğunu, yönetim kurulu kararları aleyhine genel kurula başvurmadan doğrudan dava açılamayacağını, bu itirazlarının dikkate alınmadığını, yönetim kurulunun yetkisi dahilinde işlem yaptığını, 09.09.2018 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında genel kurul; yönetim kurulunu "iskan" işlemleri ile yetkilendirmiş olduğundan, uyuşmazlık konusu edilen 18.08.2021 tarih ve 33 sayılı Yönetim Kurulu kararının alınması yönetim kurulu yetkisi dahilinde işlem mahiyetinde olduğunu, kooperatifin 24.10.2021 tarihinde gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul Toplantısının (8). maddesi ile ferdileşmeye geçilmesi için oy çokluğu ile karar alındığını, Kooperatif genel kurulu nun yönetim kurulu kararına icazet verdiğini ve benimsediğini, bilirkişinin hukuki değerlendirmede yanılgıya düştüğü, eksik ve hatalı rapor düzenlediği belirtilerek itirazlarının sunulmuş ve delilleri ile birlikte ispatlanmışsa da yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, davacıların, konutları kur'a sonucu kendilerine tahsis edilmemiş, kendilerince konutların yerleri ve durumları bilinerek, istenilerek satın alınmış olup 919/2 parselde bulunan taşınmazı satın alan davacı ortakların kooperatife verdikleri taahütnameler ile esas olarak diğer kooperatif üyeleri ile eşit olmadıkları kendileri tarafından kabul edildiğini, bu nedenlerle davacılar tarafından K.K'da yer alan eşitlik hükmünün uygulanması yönünden hak talep edilmesinin hukuken kabulünün mümkün olmadığını, Kooperatifin halihazırda tapularına bekleyen 1196 ortağı yönünden ise konutları kur'a ile belirlendiğini, bu noktada,davacıların eşitlik ilkesine dayanmasının mümkün olmadığı gibi,biran için eşitlik ilkesine dayanmalarının mümkün olduğu kabul edilse bile, eşitlik ilkesi değerlendirilirken menfaatler yarışmasının/üstün menfaatin gözetilmesi gerektiğini, davacıların taahhütname imzaladıktan sonra eşitlik ilkesini gerekçe göstererek itiraz etmek suretiyle dava açmalarında hukuki yararının bulunmadığı gibi haklı ve iyi niyetli olmadıklarını, Kooperatifler Kanununda var olan düzenleme karşısında TTK hükümlerine başvurulamayacağını, davaya konu yönetim kurulu kararının gerek Kooperatifler Kanununa gerekse TTK'ya aykırı olmadığını, Yönetim kurulu kararının dayanağının 09.09.2018 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısının 3. Maddesine dayandığını, 919/2 parseldeki ortakların haklarını koruyacak ve tüm sakıncaları ortadan kaldıracak şekilde yönetim planı ile koruma getirildiğini, müvekkilinin tüm ortakları koruyan önlemleri almasına rağmen eşitlik ilkesine hareket ettiği iddiasında bulunulmasının hiç bir hukuki dayanağının kalmadığını, verilen ihtiyati tedbir kararı sonucunda davalı ile 1196 ortağın aşırı külfet yüklendiği ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, 24.10.2021 tarihinde gerçekleştirilen Genel Kurulun (8). maddesi ile alınan ferdileşme kararı ile artık dava konusu edilen yönetim kurulu kararı hükümsüz kaldığını,ihtiyati tedbire itirazlarının usulsüz bir şekilde ara kararla red edilmiş olduğundan anılan karar istinaf edilmiş olup, öncelikle usulsüz verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, davalı Kooperatifin █████/2021 tarihli ve 33 sayılı yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.İlk derece Mahkemesince, davaya konu yönetim kurulu kararının, Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...Kooperatifi yönetim kurulunun █████/2021 tarih ve 33 numaralı kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.Karara karşı davalı Kooperatif vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davaya konu yönetim kurulu kararı incelendiğinde, toplam 9 Ada/parselde 1196 adet bağımsız bölümün kat mülkiyeti tapularının alındığı, Kooperatife ait 919/2 parseldeki bağımsız bölümler bakımından ise parselin müşterek maliki tarafından açılan davalar ve taraflar arasındaki ihtilaf nedeni ile ilerleme sağlanamamış olduğu belirtildikten sonra, Kooperatifin kat mülkiyetine geçilen .. Ada.. parsel sayılı taşınmazların da ferdi mülkiyete geçirilmesine, ortak listeleri hazırlanarak Beykoz Tapu Müdürlüğüne başvuruda bulunulmasına oy çokluğu ile karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı vekili istinaf dilekçesinde yönetim kurulu kararları aleyhine doğrudan dava açılamayacağını ileri sürmüştür.Yargıtay 6 Hukuk Dairesinin █████████ E-████████ K sayılı 17.02.2025 tarihli kararı ile; "...1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16 ncı maddesi gereğince kooperatif yönetim kurulunun ihraç kararı dışındaki kararları aleyhine iptal davası açılacağına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte aksine yönetim kurulu kararları aleyhine hiçbir şekilde dava açılamayacağına ilişkin kısıtlayıcı bir hükümde bulunmamaktadır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanun'un 98 nci maddesi " bu Kanunda aksine açıklama olmayan hususlardan Türk Ticaret Kanunu'ndaki Anonim şirketlere ait hükümler uygulanır" hükmünü içermektedir. 6102 sayılı TTK'nın 391 nci maddesinde ise yönetim kurulu kararları aleyhine batıl olduğunun tespit davası açılabileceği kabul edilmiştir.TTK'da yönetim kurulu kararlarının hangi hallerde batıl olacağı 391. maddede düzenlenmiştir. Maddeye göre eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlar batıldır. Bu sayımın tahdidi bir sayım olduğu somut durumda pay sahiplerinin, özellikle üyelik hakkı ile ilgili vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren durum mahiyetinde olduğu anlaşılmıştır..." denilmiştir.Yargıtay kararında belirtildiği üzere, Kooperatifler Kanunun 98. Maddesi atfıyla TTK 391. Maddesi gereğince yönetim kurulu kararları aleyhine batıl olduğunun tespiti davası açılabileceği anlaşılmakla davalı vekilinin yönetim kurulu kararları aleyhine doğrudan dava açılamayacağı yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davalı kooperatif istinaf dilekçesinde ferdileşme kararı alınmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, eşitlik ilkesine aykırı olmadığını, Kooperatifler kanunun 81/7 ve Kooperatif Kooperatif ana sözleşmesinin 64/2 maddesi gereği yapı kullanma izninin alınmasını müteakip en çok bir yıl içinde ortakların Kat Mülkiyeti Kanununa göre ferdi münasebet işlemlerinin sonuçlandırılmasının şart olduğunu, Yönetim Kurulunun genel kurulun verdiği yetkiye dayanarak aldığı kararın, Kanun ve Ana Sözleşmenin emrettiği bir işlemin yerine getirilmesinden ve yasal zorunluluktan kaynaklandığını ileri sürmüştür.Yargıtay 23 Hukuk Dairesinin █████████ E-█████████ K sayılı 27.09.2018 tarihli kararında; "...1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. madde hükmünde yazılı eşitlik ilkesi gereğince, kooperatifin iş ve işlemlerinde tüm üyelere eşit davranması gerekir. Dava konusu 21.06.2014 tarihli genel kurulun 19. ve 20. maddeleri bahsi geçen eşitlik ilkesine aykırı hükümler ihtiva etmekte olup, kanun ve anasözleşme hükümlerinde kısmi ferdileşme yapılmasının mümkün olduğuna dair bir düzenleme yer almadığı gibi ferdileşme yapılması için davalı kooperatifin amacının gerçekleşmesi gerektiği aynı kanunun 81. maddesi lafzından tereddüte mahal vermeyecek şekilde anlaşıldığından, mahkemece davanın kabulü ile 21.06.2014 tarihli genel kurulun 19 ve 20. maddelerinin iptaline karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamıştır.." şeklindedir.Yine Yargıtay 23 Hukuk Dairesinin █████████ E-█████████ K sayılı 17.11.2020 tarihli kararı ile; "...Kooperatif tarafından yapılacak inşaatların farklı parsellerde bulunması KK'nın 23. Maddesindeki eşitliğin bozulmasına gerekçe olamaz, nisbi eşitliğin de somut olayda uygulanması mümkün değildir..." denilmiştir.Kanunda ve kooperatif ana sözleşmesinde kısmi ferdileşmeye ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. İlk derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalı kooperatifin 28.05.2017 tarihli kararı ile 919/2 parselde bulunan ortaklar sorunu çözülmeden diğer parsellerde ferdileşmeye geçilmemesi kararı alındığı ve 09.09.2018 tarihli genel kurul kararları ile İmar barışından yararlanılması ve yapı kayıt belgesi başvurularının yapılması, kooperatif adına kayıtlı olan bütün binalar ve yapılarla ilgili E devlet üzerinden müracaat yapılabilmesi için yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesine karar verildiği ve bu kararın 10 parselin tamamını kapsadığı anlaşılmaktadır.Davalı kooperatif yönetim kurulunun davaya konusu kararı önceki genel kurul kararlarına aykırı olduğu gibi, Kooperatifler Kanunun 23. Maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırıdır. Yukarıda yer verilen Yargıtay kararında da değinildiği üzere, taşınmazların farklı parsellerde olması eşitliğin bozulmasına gerekçe olamayacaktır. Belirtilen nedenlerle davalı kooperatifin 18.08.███████ sayılı kararı kapsamında 9(dokuz) parsel üzerindeki konutların ferdileştirilmesi ile ilgili kararının yani kısmi ferdileşmeye yönelik kararının 919/2 parseldeki üyeler yönünden eşitsizlik doğuracağı açık olup ilk derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı Kooperatif vekili istinaf dilekçesinde 24.10.2021 tarihli Olağan Genel Kurulun 8. Maddesi ile dava konusu edilen yönetim kurulu kararında yer aldığı şekilde karar alındığını, genel kurulun yönetim kurulu kararına icazet verdiğini ve benimsediğini ileri sürmüştür. Davalı Kooperatif davaya konu yönetim kurulu kararının, eşitlik ilkesine aykırı olması nedeniyle baştan itibaren hukuk düzeni tarafından korunmayan batıl bir karar olduğu değerlendirildiğinden, sonradan genel kurul kararı ile aynı yönde karar alınmasının yönetim kurulu kararını geçerli ve hukuka uygun hale getirmeyeceği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki savunması da yerinde görülmemiştir.Diğer taraftan davalı vekili ilk derece Mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin 17.02.2022 tarihli ara kararını da istinaf etmiştir.İlk derece Mahkemesinin █████/2021 tarihli ara kararı ile, davacılar vekilinin tedbir isteminin kabulü ile davalı... Kooperatifinin, 18.08.2021 tarihli ve 33 nolu Yönetim Kurulu kararının uygulanmasının tedbiren durdurulmasına karar verilmiş, davalı tarafın 17.11.2021 tarihli tedbir kararına karşı itirazı üzerine █████/2022 tarihli duruşmada da, davalı vekilinin tedbire yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. Mahkemenin tedbire itirazın reddine ilişkin gerekçeli ara kararının taraflara tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Somut olayda, iptali istenilen kararın uygulanması halinde eşitlik ilkesinin bozulabileceğine ve ileride telafisi mümkün olmayan zararların doğabileceğine dair yaklaşık ispat koşulu gerçekleştiğinden ilk derece Mahkemesinin 17.02.2022 tarihli tedbire yönelik itirazın reddine ilişkin ara kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tedbire itirazın reddine ilişkin ara karara yönelik istinaf başvurusu ile esas karara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin esas karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Davalı vekilinin tedbire itirazın reddine ilişkin 17.02.2022 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından esas karara yönelik yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından tedbire itirazın reddine ilişkin ara karara yönelik yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30.04.2026