Anahtar kelimeler: Heyete Bam Esaskarar Başkan Tevdi Yazim Katip Konya Üye Talebi

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ...KARAR NO
: ...KARAR TARİHİ
: █████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)KATİP
: ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ... Esas ... KararDAVACILAR
: 1-........2-........3-........4- ........5- ........VEKİLİ
: Av.....DAVALI
: 1-........VEKİLİ
: Av.....DAVALI
: 2-........VEKİLİ
: Av.....DAVALI
: 3-........DAVA
: TAZMİNATİSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; █████/2021 tarihinde ........ adına kayıtlı, ........ sevk ve idaresindeki ........ plakalı aracın, kırmızı ışık ihlali yaparak ........ yönetimindeki ........ plakalı motosiklete çarpması sonucu ağır yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, ........'ın birçok tıbbi müdahale sonrası bitkisel hayata girdiğini ve tamamen makineye bağlı yaşamını sürdürdüğünü, yiyecek–içecek dahil tüm temel ihtiyaçlarını başkasının desteğiyle karşılamak zorunda kaldığını, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda ve savcılık mütalaasında davalı sürücünün kırmızı ışık ihlali yaparak kazaya sebebiyet verdiğini, asli ve ağır kusurlu olduğunu, eylemin bilinçli taksir kapsamında değerlendirildiğinin tespit edildiğini, müvekkillerinin kaza sonrası ekonomik olarak tamamen güçsüz duruma düştüklerini, ........’ın berberlik gelirinin ortadan kalktığını, çocukların küçük yaşta olmaları sebebiyle tüm ihtiyaçların davacı eş tarafından tek başına karşılanamadığını, aile bireylerinin yardım kuruluşlarından ve hayırseverlerden sağlanan desteklerle yaşamlarını idame ettirmeye çalıştığını, Davacıların, TBK m.49, KTK m.85/1 ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun E:2016/5, K:2018/6 sayılı kararı gereğince zararın tazmini yükümlülüğünün davalılarda olduğunu, destekten yoksun kalma ilişkisinin mevcut olduğunu, HMK m.107 uyarınca belirlenemeyen maddi zarar kalemlerinin toplanacak deliller, kusur raporu ve hesap bilirkişisi incelemesiyle belirleneceğini, maddi kayıpların tamamından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, ........’ın kalıcı sakatlığının, yaşam kalitesindeki dramatik düşüşün, aile fertlerinin yaşadığı ağır psikolojik yıkımın ve davalının %100 kusurlu davranışının dikkate alınarak manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, KTK uyarınca sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen herhangi bir sonuç alınamadığını, zorunlu arabuluculuk sürecinin “anlaşamama” ile sonuçlandığından bahisle şimdilik 10,00 TL sürekli iş göremezlik, 10,00 TL geçici iş göremezlik, 10,00 TL faturalandırılabilen ve faturalandırılamayan tedavi gideri, 10,00 TL bakıcı gideri olmak üzere TOPLAM 40,00 TL MADDİ TAZMİNATIN kaza tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalılardan (sigorta şirketi konumunda olan davalılar yönünden poliçede belirtilen limitler dâhilinde başvuru tarihinden itibaren) müştereken ve müteselsilen tahsiline, ........ için 2.000.000,00 TL manevi tazminat, ........ için 1.000.000,00TL, küçük çocuk ........ için 1.000.000,00TL, küçük çocuk ........ için 1.000,000,00TL ve küçük çocuk ........ için ise 1.000.000,00TL olmak üzere TOPLAM 6.000.000,00 TL MANEVİ TAZMİNATIN kaza tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalı sigorta şirketi haricindeki davalı ........ ile ........` ten müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiklerini, alacağın tahsil edilememe riskine karşı davalı sürücü ve işletenin taşınır–taşınmaz malvarlığı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız ihtiyati haciz konulmasını, bu talep reddedilirse taşınmaz ve araç kayıtlarına ihtiyati tedbir şerhi verilmesini talep ettiklerini, müvekkillerinin ağır ekonomik koşulları sebebiyle tüm yargılama giderleri bakımından HMK m.334 ve devamı maddeleri uyarınca adli yardım taleplerinin kabulünü talep ettiklerini, ayrıca ceza dosyası mündericatı, kaza görüntüleri, hastane kayıtları, sigorta poliçeleri, bilirkişi incelemesi, keşif ve tanık beyanları dahil tüm delillere dayanıldığını, netice itibariyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ........ Şirketi vekili cevap dilekçesi ile özetle; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, sigorta davalarında yetkili mahkemenin sigorta şirketinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olması nedeniyle davanın Beykoz Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması gerekirken yetkisiz mahkemede açıldığını, bu sebeple davanın usulden reddinin talep ettiklerini, davacıların taleplerini belirsiz alacak davası olarak açmalarında hukuki yarar bulunmadığını, zarar kalemlerinin basit hesaplarla belirlenebilir nitelikte olduğunu, bu nedenle hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın reddinin gerektiğini, vesayet altında bulunan davacı ........ yönünden vesayet makamından dava açma izni alınıp alınmadığının dosyada bulunmadığını, TMK 462/8 gereğince vesayet makamı izni zorunlu olduğu hâlde buna ilişkin belge sunulmadığını, bu eksikliğin giderilmesi gerektiğini, aksi hâlde davanın reddedilmesi gerektiğini, sigortaya başvuru şartının usulüne uygun şekilde yerine getirilmediğini, sigorta şirketinin zararı tespit edebilmesi için gerekli evrakların eksiksiz sunulmadığını, bu nedenle KTK m.97 gereğince dava şartı olan ön başvurunun gerçekleşmediğini, başvurunun salt bildirimle tamamlanmış sayılamayacağını, eksik evrakla yapılan başvurunun tahkime ve dava açmaya elverişli olmadığını, HMK m.121 gereğince davacının tüm delillerinin kendilerine tebliğini talep ettiklerini, müvekkili şirketin poliçe limiti ile sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek üzere kusur tespiti için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesinin gerektiğini, ceza davasındaki kusur tespitinin hukuk hâkimini bağlamadığını, kusur incelemesinin uzman bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, maluliyet oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesi gerektiğini, maluliyet raporlarının kaza tarihine göre ilgili yönetmeliklere uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini, Yargıtay’ın istikrar kazanmış içtihatlarının da bu yönde olduğunu, sürekli bakıcı ihtiyacı bulunduğunun ancak Adli Tıp tarafından tespit edilebileceğini, sürekli bakıcı giderinin genel şartlara göre “sakatlanma teminatı” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, poliçe limitinin tek teminat üzerinden işletileceğini, bakıcı gideri hesaplamasında net asgari ücretin esas alınması ve genel şartlarda belirtilen oranların uygulanması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi’nin KTK m.90’a ilişkin iptal kararlarının somut olay bakımından uygulanamayacağını, genel şartların yürürlükte olduğunu ve tazminat hesabında esas alınması gerektiğini, trafik sigortasında gerçek zarar hesabının aktüeryal kurallara göre TRH-2010 yaşam tablosu ve teknik faiz (%1,8 / %1,65) dikkate alınarak yapılmasının zorunlu olduğunu, bu doğrultuda hesaplamanın genel şartlara uygun şekilde aktüer tarafından yapılması gerektiğini, tedavi giderlerinin, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderlerinin KTK m.98 gereğince SGK sorumluluğunda olduğunu, 6111 sayılı Kanun sonrası sigorta şirketinin tedavi teminatı kapsamındaki giderler yönünden sorumluluğunun sona erdiğini, bu nedenle bu taleplerin reddi gerektiğini, ayrıca davacının kaza nedeniyle başka yerlerden (SGK, 2330 sayılı Kanun kapsamında kuruluşlar vb.) ödeme alıp almadığının araştırılması ve mahsup edilmesi gerektiğini, sosyal güvenlik ödemelerinin tazminat hesabından düşülmesinin zorunlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere faiz talebinin sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren, ıslah edilen kısımlar yönünden ise ıslah tarihinden itibaren uygulanması gerektiğini, temerrüdün dava tarihinden önce oluşmadığını, davacının müterafik kusurunun araştırılması gerektiğini, kask veya koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığının, kusurun zarara etkisinin belirlenmesinin zorunlu olduğunu, bu durumda TBK m.52 uyarınca tazminattan indirim yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, aleyhlerine hüküm kurulacaksa teminat limitinin açıkça belirtilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ........ vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacılar tarafından ileri sürülen tüm iddiaların haksız ve dayanaksız olduğunu, öncelikle tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, kazanın █████/2021 tarihinde meydana gelmiş olması nedeniyle iki yıllık sürede dava açılmadığından davanın reddinin gerektiğini, müvekkili hakkında Konya ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, ceza davasının sonucunun eldeki davayı etkileyeceğini, bu sebeple ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili aleyhine kesinleşmiş bir kusur bulunmadığını, meydana gelen kazanın davacının kırmızı ışık ihlali yapması sonucu gerçekleştiğini, müvekkilinin yeşil ışıkta kavşaktan geçişini tamamladığını ve olayın görgü tanıkları ile müvekkilinin aynı doğrultuda beyanda bulunduğunu, tanık ifadeleri ile davacının aşırı hızla ve kırmızı ışıkta kavşağa girdiğinin ve müvekkilinin ise yeşil ışıkta geçmekte olduğunun sabit olduğunu, ayrıca davacının kaza sırasında koruyucu kask ve ekipman kullanmadığından yaralanmanın ağırlığının arttığını, müvekkilinin kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dosyadaki bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, mahallinde keşif yapılmasını ve dosyanın bilirkişiye tevdiini talep ettiklerini, yaralanma ile kaza arasındaki illiyet bağının netleştirilmesi amacıyla davacının kaza öncesi tüm hastane kayıtlarının celbini istediklerini, davacının mesleğinin dava dilekçesinde berberlik olarak gösterildiğini, ancak kolluk araştırmasında temizlik görevlisi olduğunun tespit edildiğini, davacının gelir durumu ve kazanç kaybına ilişkin somut bir belge sunulmadığını, HMK m.194 gereğince somutlaştırma yükünün yerine getirilmediğini, maddi tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini, davacının SGK’dan herhangi bir ödeme alıp almadığının araştırılması gerektiğini, SGK’nın yaptığı ödemelerin tazminattan mahsubunun zorunlu olduğunu, aksi hâlde müvekkilin mükerrer ödeme tehlikesi altında kalacağını, maddi tazminat taleplerinin ZMMS genel şartları gereğince sigorta şirketinin teminatı kapsamında bulunduğunu, geçici iş göremezlik, tedavi giderleri ve bakıcı giderlerinin öncelikle sigortadan karşılanması gerektiğini, maluliyet oranının belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’na gönderilmesini talep ettiğini; manevi tazminat taleplerinin ise fahiş, hakkaniyete aykırı ve müvekkilinin ödeme gücünü aşar nitelikte olduğunu, müvekkilinin asgari ücretle çalışan bir işçi olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı hâline getirilemeyeceğini, manevi tazminat talebinin reddini talep ettiklerini, faiz başlangıcının kaza tarihi olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, belirsiz alacak davasında faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, avans faiz talep edilmesinin de yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle haksız davanın tamamen reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Somut olayda, davacının kaza esnasında kaskının takılı olup olmadığı konusunda kaza tespit tutanağında bir belirleme bulunmamaktadır. Yine ceza dosyası içeriğinde de bu yönde herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Her ne kadar ceza dosyasında davalı ........'in eşi tarafından davacı ........'ın kaza esnasında kaskının takılı olmadığı ifade edilmiş ise de, kazadan hemen sonra ya da soruşturma aşmasında bu yönde bir beyanın bulunmaması ve bu beyanın başkaca tanık beyanlarıyla desteklenmemesi nedeniyle bu beyana değer verilmemiştir. Bu nedenle de, hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı kabul edilmiştir.Bu kapsamda davacı ........'ın talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının (davalı ........ A.Ş.'nin sorumluluğu sakatlanma klozu teminat limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) 9.125.239,85 TL olduğu, yine (davalı ........ A.Ş.'nin geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı gideri tazminatı toplamından sorumluluğu sağlık gideri klozu teminat limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatı tutarının 18.307,23 TL, bakıcı gideri tazminatı tutarının 10.828.968,14 TL, tedavi gideri tazminatı tutarının ise 50.000,00 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak, davacı ........'ın eldeki davadaki talebinin her bir zarar kalemi yönünden 10,00'ar TL olması nedeniyle taleple bağlılık ilkesi gözetilerek maddi tazminat davasının 40,00 TL üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir.TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK █████/2004, ██████-370 )Somut olayda, kazanın oluşmasında davalı ........'in tam kusurlu olması, davacı ........'ın yaralanmasının % 99 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olması, yine ömür boyu başkasının yardımına muhtaç olması, diğer davacıların ........ ile olan bağları, yaşları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacıların manevi tazminat davalarının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.DAVACI ........'IN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 10,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 10,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10,00 TL bakıcı gideri tazminatı ve 10,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 40,00 TL tazminatın davalı ........ A.Ş. yönünden █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ........ ile davalı ........ yönünden ise █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine,DAVACI ........'IN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 2.000.000,00 TL manevi tazminatın █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........ ile davalı ........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine,DAVACI ........'IN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........ ile davalı ........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine,DAVACI ........'IN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........ ile davalı ........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine,DAVACI ........'IN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........ ile davalı ........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine,DAVACI ........'IN MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ........ ile davalı ........'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ........'a verilmesine" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı sürücünün davaya konu kazada tam kusurlu olup müvekkilinin kalıcı maluliyetine sebebiyet verdiğini, davalıların müvekkillerinde meydana gelen bedensel zararları müteselsil sorumluluk ilkesi uyarınca giderme yükümlülüğünün olduğunu, somut olayda yapılacak olan incelemede hesaplamanın TRH 2010 tablosuna göre yapılması gerektiğini, mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporları eksik inceleme ve eksik hesaplamalar içermekte olup, bu hususta mahkeme tarafından beyan ve itirazlarının dikkate alınmadığını, belirlenen ücret miktarları ve tazminat miktarlarının çok düşük olmakla beraber hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının son derece afaki olup manevi tazminatın ceza olmadığına ilişkin ilkeye aykırılık teşkil ettiğini, gerçekleşen kazada müvekkilinin kusuru bulunmamakta olup ceza dosyası kapsamında alınan tanık beyanlarının müvekkilinin yeşil ışıkta geçtiği yönünde olduğunu, itibar edilen bilirkişi raporunun denetime ve hükme elverişli olmadığını, ceza dosyasında asli kusurlu bulunan müvekkilinin neden tam kusurlu bulunduğunun dahi izah edilmediğini, davacının kaza esnasında kaskının bulunmadığı ceza dosyası ile sabit olup müterafik kusur indirimi yapılmaması gerektiği yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın tümden reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.Dava, trafik kazası nedeniyle davacı ........ yönünden maddi tazminat (sürekli, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi gideri) ile tüm davacılar yönünden manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Mahkemece yazılı şekilde verilen karar, davacılar vekili ve davalı ........ vekili tarafından istinaf edilmiştir.1-Davacıların Adli Yardım Taleplerinin kabul edildiği, harçlardan muaf oldukları, dava değerinin belirlenmesine dair ara kararın ve tebliğinin usulsüz olduğuna yönelik itirazlarında,Davacılarca dava konusu talepleri yönünden Adli Yardım talebinde bulunulduğu, mahkemece █████/2024 tarihli Ara Karar ile adli yardım talebinin reddine karar verildiği, davacıların itirazı üzerine Konya ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih ve ... D.İş Esas, ... D.İş Karar sayılı kararı ile itirazların kısmen kabulü ile davacıların başvuru, peşin, tamamlama, ıslah harcı yatırmaktan geçici olarak muaf tutulmalarına karar verildiği görülmüştür.Aktürya bilirkişinden █████/2025 tarihli Ek rapor alınmış olup, bu rapor █████/2025 tarihinde davacılar vekiline tebliğ edilmiştir.Dava, HMK'nın 107.maddesi uyarınca Belirsiz alacak davası olarak açılmıştır.6100 sayılı HMK2nın 107/2.maddesi
:(Değişik
:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. Hükmü düzenlenmiştir.Mahkemece █████/2025 tarihli Ara Karar ile davacılar vekiline, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi ve belirleyeceği değere göre varsa eksik peşin harcı tamamlaması için bu ara karar evrakının tebliğinden itibaren 2 hafta kesin süre verilmesine, aksi takdirde davanın, dava dilekçesinin talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağının kendilerine ihtarına ( ihtaratın ara karar evrakının tebliği suretiyle yapılmasına), dair karar verildiği, davacılar vekiline çıkarılan tebligat üzerinde, "Bu Zarfta Ara Karar Evrakı - █████/2025 Vardır" şeklinde şerh bulunduğu görülmüştür.Anlatılanlar çerçevesinde, davacıların davaya konu talepleri yönünden Konya ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih ve ... D.İş Esas, ... D.İş Karar sayılı kararıyla harçlardan bağışık tutulmuş olmalarına rağmen, mahkemece █████/2025 tarihli ara karar ile HMK'nın 107/2 maddesi gereği alacağını belirlemesi (değer artırım dilekçesi sunulması) ve belirlenecek dava değerine göre eksik harcın ikmali için kesin süre verilmesi, iş bu ara kararın tebliğine yönelik çıkarılan tebliğ zarfında, ara karar tarihinden başka bir tarih yazılması ve ara karar gereğinin, ve sonuçlarının yazılmamış olması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.Mahkemece davacı taraf vekiline 6100 sayılı HMK'nın 107/2 maddesine uygun şekilde talebini belirlemesi için 2 haftalık kesin süre verilerek ve bunun usulünce tebliği sağlanarak karar verilmesi gerekmektedir. İtiraz yerindedir.2-Davalının Kusura İtirazında;█████/2021 tarihinde, davalı ........'e ait, sürücüsü davalı ........ olan ........ plakalı araç ile davacı ........'ın sürücüsü olduğu ........ plakalı motosikletin çarpışması sonucu davacı ........'ın yaralandığı trafik kazası meydana gelmiştir.Kaza tespit tutanağında, "Bu kazanın oluşumunda kaza mahallinde ışıkların yanma sistemiyle ilgili herhangi bir kamera kaydı ve kaza anında ışıkların kime yeşil kime kırmızı yandığını gören görgü tanığı bulunmadığından herhangi bir kusur dağılımı yapılamadığı", bildirilmiştir.Yaralanmalı trafik kazası nedeniyle, soruşturma makamınca adli trafik bilirkişinden alınan 23.05.2021 tarihli raporda; "........ plakalı Kamyonet sürücüsü ........ bu kazanın oluşumunda asli kusurlardan 2918 sayılı KTK nun Madde 47/1-B( Kırmızı ışıklı trafik işaretinde geçmek) ve Madde 52/1-a (Sürücüler kavşaklara yaklaşırken hızlarını azaltmak zorundadırlar) kurallarını ihlal ettiğini, ........ plakalı otomobil sürücüsü ........ ise bu kazada her hangi bir kural ihlali yapmadığı" görüşünün bildirildiği,Yine, Konya CBS'nca ATK İstanbul Trafik İhtisas Dairesinden alınan 08.07.2021 tarihli raporda; "A-Sürücü ........ sevk ve idaresindeki motorlu bisiklet ile olay mahalli kavşakta kendisine hitaben yanan kırmızı ışıkta bekleyip devamında yeşile dönen sarı ışıkta harekete geçtiği, sağ tarafından gelen diğer sürücü idaresindeki kamyonetin sol yan kısımlarına tedbirsizce çarptığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile tali kusurludur. B-Sürücü ........ sevk ve idaresindeki kamyoneti ile seyir halindeyken olay mahalli ışık kontrollü kavşağa yaklaştığında seyrini kontrollü biçimde sürdürmesi, kendi istikametine hitaplı yanan kırmızıya dönen trafik ışığına istinaden durması gerektiği hususlarına riayet etmediği, kırmızı ışığı dikkate almaksızın tehlike arz eder indeyiz. Kavşağa giren motorlu bisiklet ile çarpıştığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile asli kusurludur." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Ceza Dosyasında bulunan 10.05.2021 günü saat 17.45 sıralarında ........ Mahallesi ........ Caddesi üzerinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak CD Tutanağına Göre;-Motosiklet sürücüsünün ışıklı kavşağa gelerek bir müddet beklediği( Kırmızı ışık yandığı için),-Hemen arkasına gelen bir başka motosikletin de kendisi ile beklediği,-bir müddet sonra (Yeşil ışık yandığı için) harekete geçerek kavşağa girdiği, motosikletin arkasındaki motosikletin de harekete geçtiği,- Bu sırada kendi yönüne göre sağından seyir hızıyla gelen beyaz renkli transporter marka minibüsün sol yan kısmı ile motosikletin ön kısmının çarpıştıkları, motosikletin yere düştüğü, minibüsün ise olay yerinde durduğu,Mahkemece Karayolları Fen Heyetinde görevli uzman bilirkişi heyetinden alınan █████/2025 tarihli raporda;........ Plaka Sayılı araç ( Kamyonet ) sürücüsü ........'in, ışıklı kavşakta seyir halindeki bir aracın ışık ihlali yapma ihtimalinin, kırmızı ışıkta beklerken sarı-yeşil yanmasıyla seyir haline geçen bir araca oranla çok daha yüksek ve makul olduğu, davalı sürücü ........'in 2918 sayılı KTK'nın "trafik işaretlerine uyma" başlıklı Madde 47.maddesini, hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamamak başlıklı 52/a maddesini, trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller" başlıklı Madde 84/a maddesini ihlal ettiği, kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğu, ........ Plaka Sayılı araç ( Motosiklet) sürücüsü ........'ın, Bu kazanın oluşumunda herhangi bir kural ihlalinde bulunmadığı, görüş ve kanaatinin bildirildiği, görülmüştür.Karayolları Fen Heyeti raporunun, önceki raporların da irdelenerek, ceza dosyası kapsamında bulunan görüntü tutanağı incelenmek suretiyle, soruşturma dosyasında adli trafik bilirkişinden alınan adli trafik bilirkişisi raporu ile ATK'dan alınan rapor arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette, açıklayıcı, denetime elverişli şekilde hazırlanmış olduğu, mahkemece hükme esas alınmasında bir yanlışlık bulunmadığı kanaatine varılmış olmakla, itirazın reddi gerekmiştir.3-Davalının Aktüerya itirazında;Her ne kadar dairemizin önceki kararlarında ve uygulamasındaANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN █████/2020 TARİHLİ VE ███████ ESAS, ███████ SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN ███████ ESAS ,████████ KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE AKTÜER HESABININ PMF YAŞAM TABLOSUNA GÖRE YAPILMASINA YÖNELİK VERİLEN DİRENME KARARLARIMIZIN YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN █████/2016 TARİHLİ ████████ ESAS ████████ KARAR VE ████████ ESAS VE ████████ SAYILI DOSYALARIYLA BOZULMAKLA VERİLEN, BU BOZMA KARARLARI ESAS ALINARAK, DAİREMİZİN YERLEŞİK UYGULAMASINDAN DÖNÜLMEK SURETİYLE BU ÇERÇEVEDE;Buna göre somut olayda, Mahkemece aktüer bilirkişinden alınan █████/2025 tarihli kök raporda ve █████/2025 tarihli ek raporda, davacının sürekli iş göremezlik zararına yönelik PMF 1931 ve TRH 2010 yaşam tablolarına göre ihtimalli hesap yapılmış ve davacı tarafça değer artırım dilekçesi sunulmamış ise de; mahkemece yazılı gerekçe ile TRH 2010 yaşam tablosunun hükme esas alındığı bildirilmiş olduğu, TRH 2010 yaşam tablosu ve kaza tarihindeki maluliyet yönetmeliğine ve güncel verilere göre hesaplamanın yapıldığı █████/2025 tarihli ek raporun usul ve yasaya uygun olarak hazırlanmış olması nedeniyle, itiraz yerinde değildir.4-Davalının Müterafik Kusur itirazında;Davalı tarafın müterafik kusur yönünden yaptığı itirazlar bakımından ise; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, kask ve ekipmanların takılı olup olmadığı belirli değildir. Davacının kaskının takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, takılı olmadığının ispatı davalı üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından, aslolan kask ve güvenlik ekipmanı takılması olup, bu hususun aksinin davalı tarafça da ispatlanamadığından indirim uygulanmaması kararı yerinde olup istinaflar yersizdir.5-Davalının Manevi Tazminatın miktarına itirazında;6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.Somut olayda; davacı ........'ın kazada ağır şekilde yaralandığı, davacı ........'nın, kazada ağır yaralanan ........'in eşi, diğer davacıların ise çocukları olduğu, davacının ve davacının ağır yaralanması nedeniyle, diğer davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte, yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, meydana gelen olayın ve davalının fiilin niteliği, olayın oluş yer ve şekli, kusur durumları, oluşan sürekli ve geçici maluliyet durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, davacılar için belirlenen manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete göre BİR MİKTAR FAZLA OLDUĞU görüldüğünden, buna yönelik davalının itirazının kabulüne, karar verilmiştir.Anlatılan sebep ve gerekçelerle, tüm dosya kapsamı ve davanın niteliği nazara alınarak davacılar vekilinin ve davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK m.353/1-a-6 uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar vekilinin ve davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan, başvuru harcı dışında kalan istinaf karar harçlarının talep halinde taraflara iadesine,4-İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi. █████/2026.....Başkan...e-imzalı.....Üye...e-imzalı.....Üye...e-imzalı.....Katip...e-imzalıBu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.