Anahtar kelimeler: Yenerek Dokunacağını Özvarlığının Aktifine Karlılık Cirosu Kurtulabileceğini Sürdürebileceğini Ödeyemez Güçlüğünü

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KÜÇÜKÇEKMECE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026
NUMARASI
: ████████ Esas, ███████ Karar
TALEP
: KONKORDATO
KARAR TARİHİ
: █████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Konkordato talep edenler vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkillerinin malvarlıklarının, kârlılık oranı ve cirosu gözetildiğinde oluşturulacak kaynak ve ek kaynaklar ile müvekkili şirketin içine düştüğü ödeme güçlüğünü yenerek faaliyetlerini sürdürebileceğini, konkordato projesinin şirketin özvarlığının ortaya çıkmasına büyük yardımının dokunacağını, gerekli tedbirlerin alınması ve devam eden işlerden beklenen gelirin şirketin aktifine girmesi halinde şirketin borcunu ödeyemez durumdan kurtulabileceğini, müvekkillerine borçlarını yapılandırma mühleti ve fırsatı vermeden iflasa sürüklenmesini beklemenin, çok sayıda alacaklıyı, sektöründe markalaşmış ve tanınmış bir işletmenin kapanmasına şirketin çalışanlarını ve ailelerini mağdur edeceğini, müvekkilleri aleyhine yeni takip yapılmaması, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış, muhafaza işlemleri uygulanmaması, evvelce yapılmış olan bütün takiplerin durdurulmasına, tedbir tarihinden sonra uygulanan haciz, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına, müvekkilleri hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılmış ve yapılacak tüm icra takiplerinde satışlarının durdurulması, müvekkillerinin muhafaza altına alınmış ve alınacak emtia, taşıt, cihaz, leasing kapsamındaki makine ve diğer hak ve alacakların davacı müvekkillere iadesine, müvekkillerine ait olup haczedilen araçların kayıtlarına konulan yakalama şerhlerinin kaldırılmasına, alacaklı bankalarda müvekkillerine ait hesaplara gelecek paralar ile ilgili, ilan tarihinden önce muaccel hale gelmiş kredi ve başkaca alacaklar için yapacakları rehin, takas uygulamalarının tedbiren durdurulmasına, müvekkillerinin bankalardaki hesaplarına yatırılan paralara bankalarca rehin veya takas hükmünde olmak üzere konulan ve uygulanan blokajların kaldırılmasına, 89/1 haciz ihbarnameleri gönderilmesinin tedbiren önlenmesine, müvekkillerine çeklerin arkasının karşılıksızdır olarak yazılmasının önlenmesi, senetlerin protesto edilmesinin önlenmesine, bu konuda ilgili bankalara ve kurumlara müzekkere yazılmasına ve sonuç olarak konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacıların konkordato talebinden evvel muvazaalı biçimde adres değişikliği yapmak ve kesin yetki kuralını bertaraf etmek sureti ile dürüstlük kuralını ihlal etmiş oldukları, şirketin, faaliyetlerini mahkemenin yargı çevresi dışında sürdürmesine rağmen kanundaki karineye sığınarak hakkını kötüye kullandığı, davacı gerçek kişinin ise İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyasında kesin mühlet aşamasında iken diğer davacı şirket ile birlikte davadan feragat etmiş olduğu, yukarıda yer verilen açıklamalar bağlamında davacıların, dürüst borçlu sıfatını haiz olmadıkları ve sonuç olarak TMK 2 ile HMK 29'a aykırı davranıldığının değerlendirildiği, Mahkemece yapılan müzakerede, kesin yetki kuralı gereğince HMK 114/1-ç ve 115/2 maddelerinin tatbik edilip edilmemesi hususunun da görüşüldüğü, davacıların, davayı açmadan önce İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyasında açtıkları davada kesin mühlet süresi içinde davadan feragat ederek konkordato sürecine dürüstlük kuralına aykırı olarak mahkemelerinde devam etmiş olmaları gözetildiğinde, kesin yetki dava şartı yokluğu sebebi ile davanın usulden reddi ile kesin yetkili mahkemeye başvuru yolunun açılması durumunda da konkordato müessesesinin düzenleniş amacına ulaşılmasının hukuken mümkün olamayacağı, böyle bir durumda kötü niyetli borçlular ile alacaklılar arasındaki adil dengenin bozulacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde konkordato talep edenler vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Konkordato talep edenler vekili istinaf nedenleri olarak; İlk derece mahkemesi tarafından kesin yetki dava şartı yokluğu sebebi ile davanın usulden reddi ile ....davanın reddine şeklinde karar verildiğini, 26.01.2026 tarihli konkordato komiseri ara raporunda yer alan komiser heyeti tutanağında komiser heyetinin "Halkalı Merkez Mah. ... Sk. ... Sitesi A Blok No:... Küçükçekmece/İSTANBUL" adresine gittiğinin görüldüğünü, ancak davacı şirket ... Limited Şirketi'nin güncel ve gerçek faaliyet adresi "Söğütlüçeşme Mah. 1. Fevzi Çakmak Cad. ... Apt. No:... Küçükçekmece/İSTANBUL" adresi olduğunu, kabul anlamına gelmemesi kaydı ile bir an bile şirketin ana faaliyet yerinin Eyüp/İstanbul olduğu varsayımında bile ilk derece mahkemesi tarafından yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esasına girerek davanın reddine karar verildiğini, Mahkeme kararında, kesin yetki dava şartının bulunmadığı belirtilmesine rağmen davacıların önceki dosyada feragat etmiş olmalarını “dürüstlük kuralına aykırılık” ve “konkordato kurumunun amacına aykırı davranış” olarak nitelendirerek esasa ilişkin değerlendirmede bulunduğunu, 6100 sayılı HMK m.114 ve m.115 uyarınca yetki (kesin yetki hâlleri dahil) dava şartı olduğunu, HMK m.115/2 gereğince dava şartı yokluğunda mahkemenin davayı usulden reddedeceğini, esasa dair herhangi bir değerlendirme yapamayacağını, yetkisiz olduğu kabul edilen mahkemenin konkordato kurumunun amacına, dürüstlük kuralına ve kötü niyete ilişkin değerlendirme yapmasının açıkca usul hatası olduğunu, dolayısıyla Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından esasa girilmeden, usulden reddine kararı verilerek dosyanın yetkili asliye ticaret mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, ayrıca daha önce İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dosyasında feragat edilmiş olmasının, tek başına kötü niyet göstergesi olmadığını, HMK m.307 vd. uyarınca feragatin, davacının tasarruf yetkisi kapsamında bulunan ve hukuken geçerli bir usul işlemi olduğunu, feragatin, kanunun açıkça tanıdığı bir hak olduğunu ve hakkın kullanılmasının kural olarak dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmeyeceğini, Mahkemece; somut, objektif ve dosya kapsamına dayalı bir kötü niyet tespiti yapılmadığını, varsayımsal ve soyut değerlendirmelerle konkordato amacına ulaşılamayacağı sonucuna varıldığını, oysa kötü niyetin kabulü için açık ve somut delil gerektiğini, yorum yoluyla kötü niyet yaratılmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca mahkemenin bu değerlendirmeyi de dava şartı incelemesi aşamasında gerçekleştirdiğini, bu durumun hem hukuki dinlenilme hakkına hem de usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu, kaldı ki, müvekkillerinin uzun bir borçlanma döneminde geçmiş ekonomik ve mali kayıtlara bakıldığında görüleceği üzere ciddi bir borç kapaması gerçekleştirerek şirket ve şahsın toparlanması ve alacaklıların mağduriyetinin giderilmesi bağlamında ciddi yol katetdiğini, İlk derece mahkemesince, “kesin yetkili mahkemeye başvuru halinde de konkordato amacına ulaşılamaz” şeklinde varsayımsal bir değerlendirme yaparak bir ret gerekçesi oluşturduğunu, bu yaklaşımın, yargılamanın tarafsızlığı ve hukuki güvenlik ilkeleri ile bağdaşmadığını, Mahkeme tarafından şekli şartların incelenmesi ile esasa girilmesinin birbirine karıştırıldığını, yetki incelemesi aşamasında konkordatonun başarı şansına dair değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, bu değerlendirmenin ancak esasa girilmesi hâlinde ve konkordatonun tasdiki aşamasında yapılabileceğini, Mahkemece açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı bir şekilde davanın esasına girmeden, davanın esasını da etkileyecek bir şekilde hüküm tesis ettiğini, davanın esasına ilişkin dosya kapsamından da görüleceği üzere hiçbir rapor alınmadan varsayım ve peşin hüküm çerçevesinde karar verilmesi yoluna gidildiğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Talep, konkordato talep edenler hakkında, İİK'nun 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ile konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.
Öncelikle genel ve özel dava şartlarının incelenmesi gerekecektir. Bu kapsamda, talep eden borçlu şirketin ticaret sicil kayıtları ve dosya kapsamı göz önünde bulundurularak, mutlak yetki şartına dair dava şartının incelenmesi uygun görülmüştür.
2004 sayılı İİK‘nın Onikinci Babında “ Konkordato ile Sermaye Şirketleri ve Kooperatiflerin Uzlaşma Yoluyla Yeniden Yapılandırılması “ düzenlenmiştir. Düzenlemenin ilk sırasında “ Adi Konkordato “ ya yer verilmiş, 285 vd maddelerinde yer bulan düzenlemenin 285. maddesinde “ Konkordato talebi “ açıklanmıştır. 285/3. fıkrasında “ Yetkili ve görevli mahkeme; iflasa tabi olan borçlu için 154’üncü maddenin birinci veya ikinci fıkralarında yazılı yerlerdeki, iflasa tabi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir “ düzenlemesine yer verilmiştir.
Yasa koyucu, konkordato talebinde, yetkili ve görevli mahkeme açısından, iflasa tabi olan borçlu için, iflas yolu ile takipteki yer alan “ yetki “ üst başlıklı 154. maddeye atıf yapmıştır. 154. maddenin alt başlığı, “ İflas takiplerinde yetkili mercii”dir. Atıf yapılan birinci fıkrasında, iflas yoluyla takipte yetkili mercinin, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu mahaldeki icra dairesi olduğu, ikinci fıkrasında, merkezleri yurt dışında bulunan ticari işletmeler hakkında yetkili mercinin, Türkiye’de ki şubenin, birden ziyade şubenin bulunması halinde merkez şubenin bulunduğu yerdeki icra dairesi olduğu belirtilmiştir. Bu yetki kamu düzenine ilişkin ve kesindir. Aksine yetki sözleşmesi yapılamaz. Yetki itirazında bulunulmamış olsa dahi, mahkemece yetkili olup olmadığı kendiliğinden gözetilir. Konkordato talep eden borçlu şirketin muamele merkezinin bulunduğu yer, asliye ticaret mahkemesi, kesin yetkili mahkemedir. Tüzel kişilerin yerleşim yeri de, MK hükümlerine göre belirlenir. TMK nın 51. maddesinde, tüzel kişinin yerleşim yerinin, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yer olduğu belirtilmiştir. Bu durumda muamele merkezinin, işlerin yönetildiği yer yani tüzel kişinin yerleşim yeri olduğunun kabulü yerinde olacaktır. Yasal düzenlemelerde, şirketin ticaret sicil adresinin muamele merkezi olduğuna yer verilmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-643 Esas, ████████ Karar sayılı ilamında, kısaca, iflası istenen kişinin ticaret siciline kayıtlı olduğu yerin muamele merkezi yönünden karine teşkil ederse de, ticaret sicilinde kayıtlı olduğu yerden başka bir yerin muamele merkezi olduğu kanıtlanırsa iflas davasının bu yer ticaret mahkemesinde açılması gerektiği vurgulanmıştır.
Dosya kapsamından, davacı borçlu şirketin, 17.12.2025 tarihli Genel Kurul kararı ile adres değişikliğine gittiği, merkez adresini " Mithatpaşa mahallesi ... Sokak No:... Eyüp/İstanbul" adresinden "Halkalı Merkez Mah. ... Sok. ... Sitesi A Blok No:... Küçükçekmece/İstanbul adresine taşıdığı, söz konusu adres değişikliğinin Ticaret sicil gazetesinde 25.12.2025 tarihinde yayınlandığı, 18.12.2025 tarihli Genel kurul kararı ile şube açılışı yaptığı şube adresi olarak önceki merkez adresi olan "Mithatpaşa Mahallesi ... Sokak No:. Eyüp İstanbul adresini şube olarak gösterdiği, 25.12.2025 tarihli genel kurul kararı ile merkez adresi değişikliğine gittiği, "Halkalı merkez Mah. ... Sok. ... Sitesi A Blok No... Küçükçekmece İstanbul adresinden davacı şahsın dava dilekçesinde ikametgah adresi olarak belirttiği "Söğütlü Çeşme Mah. 1. Fevzi Çakmak Cad. ... Apt. No:... Küçükçekmece/İstanbul adresine naklettiği, adres değişikliğinin TSG'nin 30.12.2025 tarihli sayısında ilan edildiği anlaşılmaktadır.
Talep eden borçlu şirketin idari birim, muhasebe birimi ve çalışanlarının "Mithatpaşa mahallesi ... Sokak No:25 Eyüp/İstanbul" adresinde bulunduğu, faaliyetlerinin de bu adresten yürütüldüğü, yani şirketin idari merkezin anılan bu adres olduğu konkordato komiser raporunda tespit edilmiştir.
İİK 285. maddesinde atıf yapılan İİK 154. maddedeki yetki, kamu düzenine ilişkin ve mutlak yetkidir. Bu şekilde, yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır. Çünkü, kesin yetki kuralı dava şartıdır. ( HMK. 114/1-ç, m.115). Bu nedenle, kesin yetki hallerinde yetki itirazı ilk itiraz değildir. Dava şartları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114. maddesinde düzenlenmiştir. Davanın esası hakkında inceleme yapabilmek için gerekli olan şartlara, dava şartları denmektedir. Mahkemenin, gerek kendiliğinden gerek tarafların itirazı üzerine yapacağı inceleme sonunda, dava şartının noksan olduğu kanısına varırsa davayı dava şartı yokluğundan usülden reddetmekle yetinmesi gerekmektedir. ( m.115). Dava şartı noksanlığından reddedilen dava, noksanlık tamamlandıktan sonra yeniden açılabilir. Çünkü, yukarıda ifade edildiği üzere, yetkinin kesin olduğu hallerde mahkemenin yetkili olması dava şartıdır. Talep sahibi yetkili yer mahkemesinde yeniden talepte bulunabilir.
Yargıtay 6 Hukuk Dairesinin █████████ E- █████████ K sayılı █████/2021 tarihli Bölge adliye mahkemeleri hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararında; konkordato talebi üzerine, HMK'nın 114/1-ç ve 115/2'nci maddeleri gereği, kesin yetki dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi durumunda, mahkemece, HMK’nın 20'nci maddesinde belirtilen sürede talep olması hâlinde, dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi ve İİK'nın 287'inci maddesi gereği konkordatoya yönelik alınan tedbir kararlarının re'sen kaldırılmasına karar verilmesi gerekli olup, bölge adliye mahkemesi hukuk daireleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, borçlu şirketin konkordato talep tarihi, faaliyetinin bulunduğu yer, muamelelerinin gerçekleştirildiği adres ve borçlu şirketin sicil adresinin değişiklik tarihi dikkate alınarak, mutlak yetkiye dair dava şartı konusunda değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
Diğer taraftan somut olayda, davacı gerçek kişi yönünden iflasa tabi olup olmamasına göre yetkili Mahkemenin belirlenmesi ve kesin yetki kuralının da ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Bu durumda Mahkemece gerçek kişi ve şirket yönünden kesin yetki kuralının ayrı ayrı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin nedenler incelenmeksizin HMK'nun 353/1-a.3 bendi gereğince kabulü ile ilk derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ███████ Karar sayılı ve █████/2026 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları Konkordato talep edenler tarafından ayrı ayrı peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
5-Konkordato talep edenler tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.3 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!