Anahtar kelimeler: Konumda Faturadan İşinin Ferilerine Taşımacılık Borca Kötüniyetle Taşıma Ödenmeyen Durdurulmuş

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında gerçekleşen ticari ilişki “taşımacılık işi” nedeniyle davalı tarafından ödenmeyen borca ilişkin alacağın tahsili amacıyla -------- İcra D. --------- E. Sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından haksız ve kötüniyetle borca ve ferilerine itiraz edilmiş ve İcra müdürlüğünce takibin durdurulmuş olduğunu, taraflar arasında taşıma işinin yapıldığına dair herhangi bir çekişme olmamakla birlikte müvekkilinin, davalı şirketten faturadan kaynaklı alacaklı konumda olduğunu, davalı şirket ile arasındaki ticari ilişkiye istinaden müvekkili şirketçe davalı şirkete nakliye hizmeti verilmiş olup nakliye işi sonrasında düzenlenen 3 faturaya istinaden müvekkili şirkete davalı tarafça ödenmesi gerekli fatura bedelleri ödenmediğini, davalı şirket tarafından, müvekkilince düzenlenen fatura ve içeriğine itiraz edilmemiş olup süresi içerisinde itiraz edilmeyen fatura ve muhteviyatının kabul edilmiş sayılacağının Yasa gereği olduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili arasında gerçekleşen ticari ilişkide müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş borcunu ödemiş, ancak buna karşın davacı yanca haksız bir şekilde müvekkili aleyhine icra takibi başlatılmış olduğunu, davacının düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekip, Faturanın tek başına taraflar arasında ki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, ayrıca faturaların hatalı düzenlenmiş olduğunu, icra takibinde borçlu olarak görünen müvekkilinin, alacaklı görünen tarafa söz konusu icra takibinde gösterilen sebepten kaynaklanan bir borcu bulunmamakta olup, bütün bu hususların müvekkili şirketin ticari defterleri incelendiğinde de anlaşılacağını, hiçbir şekilde müvekkilinin borcu olduğu anlamına gelmemek kaydı ile takip öncesi işletilen Temerrüt faizinin haksız olup, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, icra takibinde talep edilen faiz oranı da fahiş olup, faiz tarihinin hatalı olduğunu savunarak, haksız ve mesnetsiz açılmış huzurdaki davanın reddine, reddedilen miktar üzerinden %40'tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, --------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyası icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, --------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyası takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; davalı borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda özetle; " Davacı firmanın 93.960.- TL Asıl ve 3.820,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 97.780,54 TL, alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle İtirazın iptali istemi ile davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; Mahkemenin davalı şirketçe davacı firma adına düzenlenen ve taraflar arasında mutabakatsızlık konusu olduğu tespit olunan, KDV Dahil 51.040.-TL Toplam Tutarlı 2 adet nakliye hizmet iaoe faturasının davacı firma aleyhine borç külfeti getiremeyeceği yönünde hüküm kurması halinde, davacı firmanın davalı şirketten takip talebinde olduğu gibi 93.960.-TL asıl alacağı olacağı, aksi yönde hüküm kurulması, bir diğer değişle davalı şirket nakliye hizmet iade faturalarının, davacı firma aleyhine borç külfeti getirebileceği yönünde hüküm kurulması halinde, davacı firmanın davalı şirketten talep edebileceği asıl alacağın, 42.920.-TL asıl alacak olabileceği, davacı firmanın takip öncesine ilişkin temerrüt faiz talebinin, yukarıda yer verdiğimiz tespitlerimiz muvacehesinde, Mahkemece değerlendirilmeye muhtaç bulunduğu," şeklinde rapor sunulmuştur.Bilirkişi tarafından verilen ek raporda özetle; " Gerek asıl alacağa gerekse işlemiş faiz hususlarına yönelik olarak 01.10.2025 tarihli kök raporumda yer verdiğim mali tespitlerimin aynen muhafaza edilmekte olduğu" şeklinde rapor sunulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir. Davacının kendi defter kayıtlarına göre davalıdan 93.960 TL alacaklı olduğu, davalının kendi defter kayıtlarına göre de davacıya 42.920 TL borçlu olduğu, mutabakatsızlığın davalının davacı tarafından düzenlenen 3 adet faturayı defterlerine kaydettikten sonra █████/2024 tarihli, 32.480 TL bedelli ve █████/2024 tarihli 18.560 TL bedelli idae faturası kesmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerekir. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. ---------Sayılı ilamı da aynı doğrultudadır. Davacı tarafından davalı adına 3 adet fatura düzenlendiği, davalının bu faturaları ticari defterine kaydettiği, daha sonra faturalar için iki adet düzenlediği görülmüştür. Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Defterlerinin aksini ispata elverişli yazılı delil bulunmadığından, davacının faturaya konu taşıma hizmetini sunduğu ve hizmet bedeline hak kazandığına, davalının fatura bedellerini ödemediğine kanaat getirilerek davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur(TBK m. 90).
Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir(TBK m. 97).Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; ( ...... ) borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır(TBK m. 117/1,2).Aksine sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar(TTK m. 10). Eldeki davada davalı takip borçlusunun icra takibi öncesi temerrüde düşürüldüğüne ilişkin somut delil dosya kapsamında bulunmadığından, davalı borçlunun icra takibi ile temerrüde düştüğü anlaşıldığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
1-Davalının -------- İcra Müdürlüğünün ---------- E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 93.960,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, işlemiş faiz talebinin reddine,
2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Karar harcı 6.418,40 -TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.180,95 -TL harcın mahsubu ile bakiye 5.237,45-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 1.180,95 -TL peşin nispi harc olmak üzere toplam 1.796,35 -TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
5-Davacı tarafından yapılan 122,50 -TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.500,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.622,50 -TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 6.363,74 -TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 -TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davanın reddedilen kısmı için davalı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 3.820,54-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
10-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 3.459,34-TL.sinin davalıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına, 140,66 -TL.sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!